Elektrik Mühendisliği · Sayı 443 · Ekim 2011
RAKAMLARI POLİTİKALAR KONUŞTURUYOR
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2011
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 10 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, İletim ve dağıtım şebekeleri
Anahtar kelimeler
- EÜAŞ
- TEİAŞ
- arz güvenliği
- Akkuyu Nükleer Santral
- özelleştirme
- Afşin-Elbistan
- EMO Ankara Şubesi
Özet
EMO Ankara Şubesi'nin düzenlediği Elektrik Elektronik Mühendisliği Günleri kapsamındaki enerji özel oturumunda EÜAŞ, TEİAŞ ve EMO temsilcileri Türkiye'nin enerji arz güvenliği, yatırım ihtiyacı, özelleştirme süreci ve dışa bağımlılık konularında farklı bakış açılarını paylaştı.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
EEM Günleri’nde Enerji Özel Oturumu Yapıldı…
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Ankara Şubesi tarafından ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde 29 Eylül-1 Ekim 2011 tarihleri arasında düzenlenen Elektrik Elektronik Mühendisliği Günleri kapsamında “Enerji Üretim, İletim ve Dağıtım” özel oturumu gerçekleştirildi. Oturumda, ülkenin enerji arz güvenliği, talep-arz dengesi masaya yatırılırken, aynı rakamlar üzerinden farklı yaklaşımlar dile getirildi. Oturum konuşmacısı olan EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, enerjide dışa bağımlılığı eleştirirken, talep tahmin çalışmalarının güvenilirliğini sorgulayarak, ülkenin potansiyeline dikkat çekti.
Kongre’nin ikinci gününde gerçekleştirilen özel oturuma, Elektrik Üretim A.Ş Genel Müdürü Halil Alış, Türkiye Elektrik İletim A.Ş Genel Müdürü Kemal Yıldır ve EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş katıldı.
Oturumu yöneten Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cengiz Taplamacıoğlu, başlangıçta elektriğin kullanımının tarihçesi ve Türkiye elektrik hizmetine ilişkin yasal mevzuat hakkında kronolojik bilgi verdi. Taplamacıoğlu, elektrik kurulu gücü, tüketim ile kayıp ve kaçak verilerini de aktardığı konuşmasında, 1 megavat kurulu güçte bir santralın kurulum maliyeti 1 milyon dolar alındığında; Türkiye’nin her yıl 3 milyar doları aşkın yatırıma ihtiyacı olduğunu, bu hesaplamaya iletim ve dağıtım da eklendiğinde yıllık yatırım ihtiyacının 5 milyar dolar olduğunu kaydetti. Taplamacıoğlu, elektrik, elektronik mühendislerine ihtiyacın Türkiye’de artarak devam edeceğini söyledi.
Oturumda ilk sözü alan EÜAŞ Genel Müdürü Halil Alış, elektrik arzına ilişkin yüksek talep senaryosuna göre 2019’da ihtiyacın 389 milyar kilovat saati bulacağını, tüm yerli ve yenilenebilir kaynaklar kullanılsa da bu ihtiyacı karşılayamayacağını ileri sürdü. Alış, 110 milyar kilovat saatlik kömür, 120 milyar kilovat saatlik de hidro kaynak bulunduğunu, rüzgarın kullanımının belirli kriterlere dayalı olduğunu anlatırken, rüzgarda 1 Kasım 2007’de ortaya çıkan 78 bin megavatlık başvurunun herhangi bir ölçüm yapılmadan olduğunu kaydetti. Rüzgar potansiyelinin hepsinin kullanıma sokulmasının mümkün olmadığını, rüzgar santrallarında kapasite kullanımının da yüzde 30 düzeyinde olduğunu, bu santralların yıllık 2500-3000 saat çalıştırılabildiğini vurguladı.
TEİAŞ’ın Klima ve Tarımsal Sulama Sıkıntısı
Halil Alış, Çin tipi klimaların kullanımının engellenmesi için yazı yazdıklarını, ancak 3 yıl muafiyet tanındığını, bu klimaların kullandıkları güç kadar reaktif çekişleri olduğunu, batı bölgelerinde klima, doğu bölgelerinde de tarımsal sulama nedeniyle iletim sisteminin özellikle yaz aylarında çok büyük zorluklar içerisinde olduğunu bildirdi.
‘EÜAŞ Ulusal Şampiyon’
İletim sisteminde gerekli standardın sağlanarak 5 yıllık çalışma ile Avrupa elektrik sistemine bağlantısının sağlandığını ifade eden Alış, 211.2 milyar kilovat saatlik üretimin 210.4 milyar kilovat saatinin tüketildiğini, bu üretimin yüzde 45.23’ünün EÜAŞ tarafından, kalan yüzde 54.77’sinin ise özel sektör tarafından gerçekleştirildiğini kaydetti. “EÜAŞ aslında ulusal şampiyon. Bu kadar büyük şirket Avrupa’da yok” diyen Alış, EDF’den sonra en büyük enerji şirketinin EÜAŞ olduğunu, EON ve RWE’nin ise büyük olmakla birlikte malvarlıklarının yurtdışında bulunduğunu anlattı. EÜAŞ’ın özelleştirme süreciyle birlikte bazı yatırımların ve iyileştirme çalışmalarının yapılamaması durumuyla karşılaşıldığını ifade eden Halil Alış, kamunun 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile yatırımlardan çekilmesi sürecine ilişkin olarak şu savunmayı yaptı:
“Aslında yatırım yapmama gibi bir kriter yok. Teftiş mekanizmasının yapması gerekeni, bazı kurumlar kendilerine görev çıkarıp, haksız suçlamalar yapıyor-
66 elektrik mühendisliği, 443. sayı, ekim 2011
lar. Şu anda Kangal’da bir rehabilitasyon ihalesinden arkadaşlar cezaevindeler. Böyle olunca bürokratların çalışması çok zor. 2009-2010’da 5 bin megavat kapasite devreye alınmış. Artık kamu yeni üretim yatırımı yapmıyor. Ancak arz güvenliği tehlikede olursa Bakanlar Kurulu görev verirse kamu yapar. Özel sektör fiyatlar beklentilerinin üstünde olursa yatırım yapar. Fiyat düşerse yapmaz. Gün öncesinde fiyatlar düştü. Şimdi özel sektör beklemeye geçer.”
‘Termik Santral Zorunlu’
Ağustos 2011 itibarıyla eldeki fazla kurulu gücün 1400 megavat olduğunu, bunun arz güvenliğinde sıkıntı yaratacağını anlatan EÜAŞ Genel Müdürü Halil Alış, yıllık 3 bin 500 megavatlık termik santral yatırımının zorunlu olduğunu söyledi. “Bu nükleer olur, kömür olur, doğalgaz olur” diyen Alış, bu ihtiyacın yerli ve yenilenebilir kaynaklarla karşılanmaya kalkılması durumunda 6 bin megavata çıkacağını; bir termik santralın yılda 6 bin 500 saat çalıştırılabilirken, yenilenebilir kaynak olarak görmedikleri Keban Barajı’nın bile en fazla 4 bin 500-5 bin saat çalıştırılabildiğini açıkladı.
Özelleştirme ve Yatırıma Para Sorusu
Türkiye’nin her yıl 7-8 milyar dolarlık yeni yatırıma ihtiyacı olduğunu ileri süren Halil Alış, sınır ötesini aşan Fırat, Dicle, Çoruh nehirleri üzerindeki santrallar hariç 16 bin 400 megavatlık santralların özelleştirileceğini kaydetti. Alış, megavat başına 2-2.5 milyar dolarlık bedel üzerinden özelleştirilecek santrallar için 30-32 milyar dolarlık kaynak gerektiği hesabını yaparak, “Hem bu parayı, hem de yeni yatırıma para bulacaksınız. Bütün aktörlerin bu paranın nasıl bulunacağını düşünmesi gerekir” uyarısında bulundu.
Akkuyu Dünyada Olmayan Bir Model
Alış, enerji strateji planından bilgiler verirken, Akkuyu Nükleer Santral kurulumu ile ilgili şu bilgileri verdi:
“Akkuyu, dünyada hiç olmayan bir modelle kuruluyor. Yapıp işletecek. Hem yakıtını kendisi temin edecek, hem de sökümünü kendisi yapacak. Kredi geri ödenene kadar yüzde 80’ini devlet olarak alma garantisi veriliyor, şu andaki elektrik fiyatlarının altında bir rakama.”
Alış’tan Yeni İddia: Su En Pahalı Yakıt
Halil Alış, enerji çevrelerinin “en ucuz” yakıt olarak bildikleri su ile ilgili ise “en pahalı yakıt” iddiasında bulundu. Alış şöyle konuştu:
“Hidroelektrik santralı ancak puant santralı olarak çalıştırılabilir. Temel güç santralı olamaz. 27 Temmuz’da puant 37 bin megavat olarak gerçekleşti. Suyunuz yoksa elinizde, çalıştıracağınız tek santral, fueloil ve motorin santralı kalıyor. O yakıtın fiyatı neyse suyun maliyeti odur diye düşünüyorum.”
Afşin Elbistan’a Kamu-Özel Ortaklığı
Alış, 4628 sayılı Yasa’ya göre özel sektörün santral yatırımlarını yapacağını, en önemli linyit rezervlerinin bulunduğu Afşin-Elbistan’da ise özel sektörün bunu yapamadığını, gerçekleştirilen 2 ihalenin de sonuçsuz kaldığını anlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Burası enerji ihtisas bölgesi ilan edilerek, nevi şahsına münhasır yasa çıkarılmalı. Bir kere en önemli problem iskan. İki çayın yatağı değiştirilecek. Sulama suyu için baraj yapacaksınız. Rödevans bedeli ton başına 1 dolar olsa 750 milyon dolar. Bu parayı adam alacak tarifeye koyacak. Öbür türlü de iskanı yap, barajı yap devret. O da zaman alacak. Yatırımları da gerçekleştirmemiz lazım. Kamu tarafı olmayan modelle yapmak çok zor. O zaman kamu-özel ortaklığı ile bunu yapalım. KİT Kanunu da buna cevaz veriyor, en az yüzde 15 ortak olacak diyor. Biz yüzde 15 ortak olalım, kalanına da üretim şirketleri gelsin diyoruz. Elbistan’daki kaynağı harekete geçirelim istiyoruz. Bu tek başına çare olacak mı? Hayır. 12 bin megavat toplam kurulabilecek gücün 7 bin 800 megavatı yeni kurulacak. Bu da 50 milyar kilovat saat enerji demek. 2030’a kadar ortalama yüzde 6.3 talep artışı olacak. 2017’ye kadar yüzde 7.5-8 arası artacağını tahmin ediyoruz. Teorik olarak arz fazlası varsa da pik saatlerde bazı zaman talebi karşılayamıyoruz. Kış puantımızın 38 bin olacağını tahmin ediyorum.”
elektrik mühendisliği, 443. sayı, ekim 2011 67
Zam Mecburiymiş, Ama EÜAŞ Basiretli Tüccarmış
Halil Alış, EÜAŞ’ın yılın ilk 3 döneminde zam yapmadığı ve 4. dönemde de yapmayacağına yönelik açıklama yaptığını, ancak bunun sanki elektriğe zam olmayacak gibi verildiğini, kendisinin buna düzeltme yaptığını anlatırken, “Zam mecburen oldu. BOTAŞ kamu şirketlerine de çok pahalıya satıyor. Doğalgaz çok arttı. Biz niye zam yapmadık? Basiretli olduğumuz için, deneyimimize verin.”
İletimde Kayıp Yüzde 3’ü Geçmeyecek Sözü
TEİAŞ Genel Müdürü Kemal Yıldır ise, iletim sisteminin kaybının yüzde 2.9 olduğunu, buradaki artışın TEİAŞ’ın vermek zorunda olduğu bağlantı görüşlerinden kaynaklandığını anlatarak, “TEİAŞ bağlantı görüşü vermek zorunda. Arkasından lisanslandırma yapılıp, bize yeniden geliyor şirketler. Biz yatırıma aldığımızda yatırımcı yatırımdan vazgeçerse elimizde atıl tesis olur. Biz bu nedenle teminat istiyoruz. Ama kayıpta hiçbir zaman yüzde 3’ü geçmeyeceğiz” diye konuştu.
İletim hatları ile ilgili teknik bilgiler de veren Yıldır, 2010 yılında yüzde 7.9’luk artışla elektrik tüketiminin 209.3 milyar kilovat saat olduğunu belirtti. Kemal Yıldır, puant saatler için aşağı yukarı 1500 megavatlık santralın devreye alınması gerektiğini kaydederken, bu ihtiyacın saat farkı nedeniyle Avrupa ile yapılan bağlantı sayesinde puant saat değişimi ile karşılıklı olarak giderilebildiği bilgisini aktardı. Kuzey Afrika rüzgarları ve güneş enerjisinin, Türkiye üzerinden Avrupa’ya transferinin planlandığını, bu nedeniyle bağlantının önemli olacağını ileri sürdü.
1 Aralık’ta Gün Öncesi Piyasası Devreye Giriyor
TEİAŞ’ın elektrik piyasasında ister istemez hakem durumunda olduğunu ifade eden Kemal Yıldır, 1 Aralık 2011’de gün öncesi planlama yerine gün öncesi piyasasının devreye gireceğini, tüketicilerin de taleplerinden sorumlu olacaklarını anlattı. Takasbank uygulamasının da başlatılmış olacağını, alım satımların teminatlar üzerinden Takasbank garantörlüğünde gerçekleştirilmiş olacağını kaydeden Yıldır, bu piyasada Aralık 2009 ile Mayıs 2011 arasında 21 milyar TL’Lik, aylık da 1 milyar 151 milyon liralık nakit akışı olduğunu bildirdi.
EMO’dan Dışa Bağımlılık Eleştirisi
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, Türkiye’nin 6.2 milyar metreküplük doğalgaz rezervi varken, 35.8 milyar metreküp tüketimi olmasının çok çarpıcı olduğunu belirtti. Yerli üretimin tüketimi karşılama oranının doğalgazda yüzde 1.9, petrolde yüzde 8.8, linyitte yüzde 99.7, toplamda ise yüzde 28.57 olduğunu kaydeden Göltaş, birincil enerjide bağımlılığın yüzde 71.43’e kadar yükselmiş olmasını diğer bir çarpıcı veri olarak ortaya koydu. AKP’nin iktidar olurken, 2003 yılında ortaya koyduğu yerli kaynak kullanım oranını artırmak, madenciliğin önemini artırmak ve dışa bağımlılığı azaltmak hedeflerine anımsatan Cengiz Göltaş, ithal kömür kullanımının yüzde 6.4’lük paya ulaşmasının yürütülen liberal politikalarda değişiklik olmadığının göstergesi olarak yorumladı. Üretimde doğalgazın payının yüzde 46.5 olduğuna ve giderek yükselme eğiliminde olduğunu anımsatan Göltaş, sunumundaki kaynakların enerji üretimindeki payına ilişkin grafiğiyle doğalgazın 1986’dan itibaren çok ciddi yer edinmesine ve ithal kömürün de 2002’den itibaren ciddi bir mesafe alışına dikkat çekti.
Hidrolik Gücümüz ve HES Sorunları
Göltaş, teorik olarak 433 milyar kilovat saatlik, ekonomik olarak da 140 milyar kilovat saatlik hidrolik gücün olduğunu, bunun 2010 yılına kadar yüzde 21’inin kullanabildiğimizi kaydetti. Baraj tipi HES’lerin 13 bin 482 megavat olduğunu, küçük HES’ler de dahil edilince enerji ihtiyacının yüzde 33-34’ünün baraj ve nehir tipi HES’lerle karşılandığını ifade eden Göltaş, son dönemde artan rüzgar santrallarının da yüzde 3’lük payı bulunduğunu belirtti. Nehir tipi santralların payının yüzde 6.7 olduğunu, bunun da 2010 yılında elektrik üretiminin yüzde 3.5’ini sağladığını kaydeden Göltaş, EMO’nun HES’lere ilişkin hazırladığı rapora da atıfta bulunarak, gerekli ölçümler
68 elektrik mühendisliği, 443. sayı, ekim 2011
yapılmadan, çok ciddi plansızlıklarla, havza planlaması ve fizibilite çalışmaları yapılmadan HES yatırımları yapılmaya çalışılmasını eleştirdi.
Serbest Piyasanın Gerçek Yüzü
Göltaş, enerji politikalarına yönelik olarak da şu değerlendirmeyi yaptı:
“Tek tek yatırımları tartışmak yerine bütünsel olarak yaklaşımın tartışılması gerektiğini vurguluyoruz. Kamu eliyle yatırımların yapılması gerektiğinin altını çiziyoruz. 1980’lerin ikinci yarısından itibaren başlayan yapısal dönüşüm adı altında başlayan doğalgaz anlaşmaları, 4628 sayılı Yasa, dağıtımın bölündüğü, üretimin özelleştirildiği bütün bu süreçler bir politikanın ayakları olarak uygulanıyor. Bu da faaliyetlerin ticari alana açılması sürecidir. 4628, kamu enerji alanından çekilmelidir demektedir. Arz güvenliğinde devletin rolünü tamamen ortadan kaldırmıştır. 4628’de, TEK’in parçalanma, EPDK uygulamalarında gelinen nokta mızrağın çuvala girmediğidir. Kanun Hükmünde Kararname ile EPDK her türlü faaliyet ve işlemleriyle Enerji Bakanlığı’na bağlanmıştır. Piyasa ile her şeyin çözüleceği iddiası bu KHK ile bize göre çökmüştür. Rekabet, kalite artışı, fiyatların ucuzlayacağı iddialarının hiçbiri gerçekleşmemiştir. Yüzde 75’lere varan zamlarla karşılaşılmıştır. Serbest piyasanın sihirli elinin de bu yatırımları yapmadığı gerçeği ile karşı karşıya kalınmıştır. Türkiye’nin bir enerji krizine doğru sürüklendiği görülüyor.”
Nükleer Santrala İhtiyaç Yok
EMO Yönetim Kurulu Başkanı, 2015’te 295 milyar kilovat saat, 2020’de 405 milyar kilovat saat, 2030’da 735 milyar kilovat saat ihtiyaçtan söz edildiğini, buradan yola çıkarak da mevcut kaynakların yeterli olmadığının ifade edildiğini anımsatarak, “Bu hangi ortamda hesaplanıyor. Kayıp ve kaçağın giderilmesine dönük yatırımların yapılmadığı, santral iyileştirme ve rehabilitasyon yatırımlarının yapılmadığı, enerji verimliliği önlemlerinin alınmadığı ve krizlerin olmadığı çok düzenli bir talep artışının süreceği şekilde ifade ediliyor” dedi. Türkiye’nin potansiyeline ilişkin verileri ortaya koyan ve bu verilerin hepsinin ortak veriler olduğunu, ancak bu rakamların nasıl yorumlandığının önemli olduğunu ifade eden Göltaş, alternatif yerli üretimin devreye alınması durumunda 2030’a kadar nükleer santral serüvenine ihtiyaç olmadan enerji talebinin karşılanabileceğini savundu. Göltaş, “Dünyada serbest piyasanın yarattığı açmazlar tartışılıyorken, Türkiye’nin hala bu kuralsızlığa teslim olmaması gerektiğini düşünüyorum” uyarısını yaptı.
Göltaş’ın sunumunun ardından yeniden söz alan TEİAŞ Genel Müdürü Kemal Yıldır, TEK’in bölünmesine ilişkin eleştirilere, “Ne kadar bölerseniz bölün ortak çalışmak zorunda. Ama performansın artırılması açısından bölünmesi doğrudur” savunması yaptı.
Alış’tan Özel Sektör Savunması
EÜAŞ Genel Müdürü Halil Alış ise, üretim yatırımlarının yasaklanması ifadesini “çok iddialı” olarak nitelendirerek, TEİAŞ’ın arz sıkıntısı olduğunda bunu görerek rapor hazırlayacağını, Bakanlar Kurulu’nun da görevlendirmesi durumunda yatırım yapılabileceğini yeniden anlattı. Özel sektörü de “Aslında üzerine düşeni yaptı” sözleriyle savunan Alış, projelerin yanlışlığının tartışılabileceğini, ancak 70 milyonluk nüfusun 2030’da 80 milyona çıkması durumunda, kişi başına 2 bin 800 kilovat saatlik elektrik tüketiminin de OECD seviyesi olan 6 bin 800’lere ekilmesi durumunda 2023’de 420, 2030’da 480-500 milyar kilovat saatlik ihtiyaç olacağını kaydetti.
Rakam Çelişkisi
Sunumunda 120 milyar kilovat saatlik hidrolik kaynaktan söz eden Halil Alış, Enerji Bakanlığı’nın web sitesinde yer verilen veriyi aktaran Göltaş’ın sunumunun ardından söz alarak ifade edilen 140 milyar kilovat saatlik su potansiyeline de itiraz etti. “Nerede bu su? Herkes sudan bahsediyor da… ‘Şu su var. Şu kadar santral yapacağız’ desin. Bir tane Ilısu var. Tamam kabul edeyim 140. Rüzgarı da getirdim. Sonuçta bir kaynağa ihtiyacımız var” diyen Alış, enerjide kendi kendine yeten ülke bulunmadığını söyledi. TEK’in bölünmesini de ihtisaslaşma ihtiyacı ile açıklamaya çalışan Alış, “O zaman TMMOB yeterliydi. EMO niye kuruldu?” diye sordu. Alış, ithal kömürlü yap-işletlerden yakıt hariç elektriğin 0.73 kuruşa, yakıt dahil de İskenderun’dan 4.2 kuruşa satın aldıklarını açıkladı. <
elektrik mühendisliği, 443. sayı, ekim 2011 69