Elektrik Mühendisliği · Sayı 433 · Mart 2008
Aktaş Gitti, Maduriyeti Kaldı
Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2008
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 3 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- AYEDAŞ
- TEDAŞ
- Aktaş Elektrik
- kadrolaşma
- sürgün
- EMO basın açıklaması
Özet
EMO 40. Dönem Yönetim Kurulu, İstanbul AYEDAŞ'ta eski TEK personeline yönelik zorunlu emeklilik, sürgün ve tenzili rütbe gibi hukuk dışı kadrolaşma uygulamalarını kınayan bir basın açıklaması yaptı.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
TEDAŞ’a bağlı AYEDAŞ’ta hukuk dışı uygulamalar devam ediyor…
AKTAŞ GİTTİ,
MAĞDURİYETİ KALDI
AKP Hükümeti döneminde pek çok kamu kurum ve kuruluşunda yaşanan kadrolaşma ve sürgün uygulamaları Enerji Bakanlığı bünyesinde de devam ediyor. İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş’de “emekliliğe zorlama, işten atma tehditleri, işten atmalar, üst üste yapılan sürgünler, tenzili rütbe” uygulamaları gibi kadrolaşmanın her türlü hukuksuz uygulamalarına başvuruluyor. Çalışanların açmak zorunda kaldıkları davaların tam sayısının bilinmediği İstanbul AYEDAŞ’ta hukuk mücadelesi sürüyor.
EMO 40. Dönem Yönetim Kurulu, 7 Mart 2008 tarihinde yaptığı yazılı basın açıklamasıyla İstanbul AYEDAŞ’ta yaşanan, çalışanlara yönelik hukuk dışı uygulamalara ve kadrolaşma hareketlerine tepki gösterdi. Açıklamada, çalışanların yaşadığı mağduriyet şöyle ortaya konuldu:
“Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) bünyesinde memur olarak çalışan mühendisler, Aktaş Elektrik Ticaret A.Ş ile imzalanan görev verilmesine ilişkin imtiyaz sözleşmesinin ardından dağıtım ağlarıyla birlikte 1990 yılında sözleşmeli personel olarak şirkete devredildiler. İmtiyaz sözleşmesinin feshedilmesinin ardından 133 eski TEK personeli bu kez 2002 yılında TEDAŞ’a devredildiler. İmtiyaz sözleşmesi gereği fesih durumunda kazanılmış haklarıyla kamu tarafından devralınması gereken personele haklarının verileceğine yönelik kararlara karşın geçici hizmet akdi imzalatıldı. Bu çalışanlardan emeklilik hakkını dolduranlara IMF talimatları doğrultusunda emeklilik dayatıldı. Sözleşmelerinin
geçici olması da çalışanların aleyhine kullanılarak, işten atma tehdidinde bulundu. Bir mühendisin bu zorunlu emekliliğe karşı açtığı davada “emekli olmaması durumunda iş akdinin feshedileceği bildirimi” yapılmış olduğu saptanarak, Emekli Sandığı’na tabi iştirakçilerin emekli edilebilmesi için emeklilik talebinde bulunması gerektiği yasa kuralı çerçevesinde zorunlu emeklilik işlemine iptal kararı verildi. Ancak işe geri dönüş kararı 2 yıl uygulanmadığı için çalışan maaşını alamadı. Bunun için de dava açtı. Çalışanların bir kısmı, Şırnak, Van, Batman, Şanlıurfa, Diyarbakır gibi çeşitli illere geçici görevlendirmelerle sürgün edilirken, örneğin müfettiş olan bir kişi hizmete başladığı 30 yıl önceki konuma döndürülerek yeniden düz mühendis kadrosuna indirilebildi. Maaşları düşürülüp, sürgün uygulamasına tabi olan çalışanların yargı sürecini kazanmaları da sonuç vermiyor. AKP Hükümeti’nin bu tür uygulamalarıyla sürekli meşgul ettiği yargı artık davalara yetişemiyor. Bir geçici görevlendirmeye karşı açılan davada, daha
karar alınmadan ikinci sürgün uygulaması başlatılabiliyor.”
Açıklamada, hukuksuz sürgün uygulamalarının iptalini isteyen, tenzili rütbe, maaş düşürülmesi gibi uygulamalara karşı hakkını yargıda arayan insanların, “hukuk devleti ilkesini zedeleyen işlemlerle mağdur edildiğine” dikkat çekildi. “Hatta çalışma hakları ellerinden alınıp, işten atılıyorlar. Örneğin ikinci kez 3 aylık görevlendirme ile sürülen personelden; davasından vazgeçen kişiler yeniden görevlerine iade edilirken, bir kısım personel bu cendereden emekli olarak kurtulma yolunu seçmek zorunda bırakılıyor” denilen açıklamada, görev tenzilini kabul etmeyen çok sayıda personelin de işine son verildiği belirtildi. Açıklamada, “AKP Hükümeti’nin kadrolaşma uygulamaları nedeniyle çalışanların haklarını aramak için dava açmaları bile suç sayılır hale gelmiştir” saptamasına yer verildi.
EMO 40. Dönem Yönetim Kurulu, tüm bu uygulamaların, bireysel özgürlüklere ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gibi kamu kurumlarının içinin boşlatılması anlamıyla da ülke geneli açısından ciddi sakıncalar içerdiği uyarısında bulundu. Açıklamada, bu tür kadrolaşma ve sürgün uygulamasına tabi tutulan personelin, kalifiye elemanlar olduğu dikkate alındığında TEDAŞ’ta ciddi bir zafiyet yaratıldığı kaydedildi. “Kamu kurumlarının bu tür uygulamalarla önce içi boşaltılmakta, sonra da bu durum özelleştirme gerekçesi olarak kullanılmaktadır” saptamasına yer verilen açıklamada, EMO, Enerji Bakanlığı’nı “bir an evvel bu hukuk dışı uygulamalardan vazgeçmeye, çalışanların haklarını gaspetme anlayışından vazgeçmeye” çağırdı. <
72 elektrik mühendisliği, 433. sayı, mart 2008