Elektrik Mühendisliği · Sayı 392 · 1993 / 2

ELEKTRİK SEKTÖRÜNDE ÖZELLEŞTİRME:NASIL ve NE ZAMAN

F. Behçet Yücel

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme

Yıl
1993
Sayfa
2
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, İletim ve dağıtım şebekeleri

Anahtar kelimeler

  • özelleştirme
  • TEK
  • elektrik piyasası
  • sistem işletmeciliği
  • dağıtım şirketleri
  • rekabet

Özet

Yazar, elektrik sektöründeki özelleştirme tartışmasını üretim, dağıtım ve iletim/sistem işletmeciliği bölümleri açısından ayrı ayrı değerlendirerek, rekabetin sağlanamadığı durumlarda özelleştirmenin sadece resmi tekeli özel tekele dönüştüreceğini, Türkiye'nin henüz özelleştirmeye hazır olmadığını ve önce modernizasyona odaklanılması gerektiğini savunuyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ELEKTRİK SEKTÖRÜNDE ÖZELLEŞTİRME:

NASIL ve NE ZAMAN?

F. Behçet YÜCEL

Türkiye Elektrik Kurumu Eski Genel Miitlürii

GİRİŞ

T ürkiye'de elektrik enerjisinin çok büyük bir bölümünün üre tilmesi, iletilmesi, dağıtılması ve satılması, 1970 yılında kurulan ve bir Devlet tekeli olan Türkiye Elek trik Kurumu (TEK) tarafından yapıl maktadır.

TEK, mevcut sermayesi, üretimi, elek trik satışı, satış geliri ve 70.000 kişiyi bulan çalışanlarıyla, Avrupa'nın en büyük elektrik kuruluşları arasında yer almaktadır. Ancak teknik, ekonomik açıdan ve yönetim kadrolarının düzeyi yönünden TEK bu kuruluşlarla karşı laştırılırsa, arada üzüntü verici derece de bir fark olduğu görülmektedir. TEK'in, elektriğin daha etkin ve daha büyük bir rol oynayacağı, 2000'li yıllara yakışır bir yapıya bir an önce kavuştu rulması toplumumuzun bir beklentisi dir. Özelleştirme, yapılacak olan bu düzenlemelerde bir yol olarak düşünü lebilir.

Bir elektrik sisteminde faaliyetler, genel olarak, üç değişik bölümde ger çekleşir: üretim, iletim ve dağıtım. Özelleştirme söz konusu olduğunda, birbirinden çok değişik özellikler gös teren bu bölümlerin de ayrı ayrı ele alınması gerekir. Bu ele alışta, ana amacın, tüketiciye kaliteli, kesintisiz, risklerden uzak ve makul fiyatlı elektrik enerjisi sağlamak olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.

Bu bölümler, özelleştirme yönünden, aşağıda ayrı ayrı gözden geçirilmekte dir;

ÜRETİM SİSTEMİ

Teknolojik gelişme sonucunda, üretim birimlerinin kapasitelerinin giderek bü yümesi kilovatsaat maliyetini azalt makta ise de, yatırım giderlerini aşırı ölçüde arttırmaktadır. Bu nedenle, elektrik üretim sektörüne ancak De vlet, veya çok büyük sermaye grupları girebilmektedir. Gerçekten de, bugün elektrik enerjisi üreten şirketler genel olarak Devlet tekelleri, bazen de yoğun bir kamusal denetim altında ve garan tisinde çalışan büyük sermaye grupla rıdır.

Bu kuruluşlar varolan ekonomik ve ti cari kurallar çerçevesinde maliyet ar tışlarını müşterilerine yansıtmaktadır lar. Müşteriler bu artışlara tepki gösterirlerse de sonuçta yapabilece kleri fazla bir şey yoktur.

Gelişmiş bir ülkede özelleştirme ama cının temelinde enerji üretimi alanında bir rekabet ortamı yaratmak, bunun

392 E L E K T R I K I f\Q MÜHENDİSLİĞİ I Uî/

sonucunda da fiyatların ucuzlatılması ve finansman risklerinin tüketiciden yatırımcılara aktarılması fikri yatmakta dır. Halbuki, gelişme durumundaki ül kelerde özelleştirme, hükümetlerin ellerindeki menkul değerleri satmak ve bu şekilde milli bütçeyi finanse edebil mek için bir kaynak yaratılması düşün cesine dayanmaktadır.

Kısaca bir elektrik sisteminin üretim parkında rekabet mevcut ise bu kesi min özelleştirilmesi tüketicinin yararına bir sonuç verebilir. Ancak ülkemizde sermaye yoğunluğu yüksek olan bu alanda rekabetin ne oranda tesis edile bileceği, daha doğrusu, büyük sermaye gruplarının hangi kapasitede santrallar kuracağı tartışılabilir. Bu konuda bazı önemli girişimlere tanık olunmakta ise de, bu projelerin gerçekleşmesinde ana güvence TEK'in bunların üreteceği enerjinin tamamını uygun fiyatla satın alacağı hususunda bir garanti vermesi dir ki burada da rekabetle ilgili bir durum söz konusu değildir.

Öte yandan, siyasi otorite elektrik üre tim sistemini özelleştirmek yerine, sa dece dağıtım sistemini özelleştirme yoluna giderse, tüketiciye verilecek elektriğin fiyatında ve kalitesinde yete rince etkili olması mümkün değildir. Bu nedenle, işe üretim sisteminin özelleş tirilmesinden başlamak önemlidir.

Bunun için TEK, mevcut santrallarının özelleştirmeye uygun olanlarını mo dernize etme yönünde girişimlerde bu lunmalıdır. Bu işlem santrala talip olan özel sektör gruplarıyla ortaklaşa olarak da gerçekleştirilebilir. Ayrıca, özel sek törün yeni santrallar kurması teşvik edilmelidir. Diğer yandan, kendi en düstrilerinin ihtiyacı için özel sektörün kurmak isteyeceği bağımsız üretim te sislerine de yeşil ışık yakılmalıdır.

Böylece bir süre sonra elektrik üretim sistemi, TEK'e ait ve özel sektöre ait karma bir tesisler grubu haline gelecek tir. Burada ulusal stratejik planların ön gördüğü çizgilerin dışına taşmamaya özen gösterilmesi gerektiği de açıktır.

DAĞITIM SİSTEMİ

Dağıtım faaliyetlerinde iki önemli ka rekteristik vardır; Tüketiciye elektriğin ulaştırılması, ve tüketilen elektriğin be delinin tüketiciden gecikmeden toplan ması. Burada dağıtılan elektriğin ke sintisiz ve kaliteli olması esastır.

Şehirleşmenin çok hızlı olması, fakat buna karşılık mevcut ve gelecek ihti yaçları karşılamak için yeterli düzeyde yatırım yapılamaması nedeniyle dağı

tım şebekeleri hergün biraz daha ye tersiz hale gelmektedir.

Bu faaliyetler doğrudan halkın yaşamı na etki etmekte ve bu yüzden sistem deki aksaklıklar büyük tepkilere yol açmaktadır. Çağdaş ülkelerde bir elektrik dağıtım sisteminin işletilmesin deki başarı bu tepkilerin azlığı ile öl çülmektedir.Demokratik rejimle yöneti len ülkemizde, siyasal iktidarların bu tepkileri gözardı etmeleri mümkün de ğildir.

Özelleştirmede nasıl bir model seçilir se seçilsin, bir dağıtım sistemine bağlı bir tüketicinin istediği bir şirketi seçmek olanağı bulunmayacağına göre, dağı tımda herhangi bir rekabetten bahset mek mümkün olmayacaktır.

Rekabetin olmamasına rağmen dağı tım sisteminde özelleştirme yoluna devam edilecekse, bugün görülen ak saklıkları ve muhtemel düzensizlikleri giderecek yeni bir yapı getirilmelidir. Bu yapıda TEK'in de etkinliği bulunmalı ve ayrıca burada halkın şikayetlerini karşılayacak muhatap bir merci yara tılmalıdır.

İLETİM SİSTEMİ VE SİSTEM İŞLETMESİ

Yurt düzeyine yayılan elektrik iletim sisteminin bir bütünlüğü, ve bütünlü ğün kendine ait birtakım özellikleri bu lunmaktadır.

Elektrik herhangi bir şekilde stoklana maz. Düğmeye basıldığı anda kullanıl maya hazır durumda olmalıdır. Arz ve talep bütün gün boyunca dengelen melidir.

Elektrik işletmeciliğinin elektriğin fizik sel yapısından ileri gelen bir takım komplikosyonları vardır. Üretilen aktif gücün yanı sıra reaktif güç de bulunur. Gerilim ve frekansın sürekli olarak kontrol edilmesi, ve belirli sınırlar için de tutulması önemlidir.

Eğer bu dengeler bozulursa, sistem işlemez hale gelir. Sistemin bu özelli kleri dolayısıyla elektriği üretiminin muhtelif safhaları arasındaki faaliyetle rin bir koordinasyon içinde yürütülmesi gerekir. Bu koordinasyonun kamu ağırlıklı bir kuruluş tarafından yerine getirilmesi en uygun yoldur. Bu faali yet, kısa bir ifadeyle "sistem işletmeci liği"dir.

Bu faaliyet alanına iletim tesisleri de dahildir. İletim tesisleri üretilen enerjiyi üretim tesislerinden itibaren dağıtım alanına taşıyan, yüksek gerilim hatla rından ve trafolardan oluşan tesisler dir. Bu hatlar Devlet Kara Yolları, De

vlet Demir Yollan veya boru hatları gibi ana iletim damarlarıdır.

"Sistem işletmeciliği" üretim tesisleri nin ve dağıtım tesislerinin özelleştiril miş olduğunu varsaydığımız bir elektrik sisteminde, aşağıdaki faaliyetleri kap sar;

• Sistemin günlük yük talebini bir gün önceden tesbit etmek ve bu talebi kar şılayabilmek için üretim şirketlerinden belirli süreler için (örneğin, saatlik) fiyat teklifleri alarak bu fiyatlara göre belli bir sıra içinde santralları üretime geçir mek,

• Uygulamaya konulan üretim pro gramlarına göre iletim hatlarından akan güçleri kontrol etmek,

• Sistemin herhangi bir noktasında meydana gelen arızalara müdahale etmek ve normal işletme şartlarını te krar tesis etmek,

• Elektriği üretici şirketler tarafından teklif edilen "sisteme verme" fiyatların dan almak ve müşterilerine "sistemden satın alma" fiyatlarından vermek,

Böyle bir ortamda, "sistem işletmeci si"nin müşterileri "dağıtım şirketleri" ve iletim hatlarına bağlı "büyük endüstri" tesisleridir.

• Uzun vadeli ve orta vadeli planlara esas olacak tüketim ve üretim tahmin leri yapmak.

Özetle, "sistem işletmecisi", dinleyici lerine kaliteli müzik sunmaya çalışan bir orkestra şefi gibi, elektrik sistiminin tüm bölümlerindeki faaliyetlerin birbiri ne bağlı olarak ahenkle yürümesini koordine eder.

SONUÇLAR

Rekabet, özelleştirmenin desteği ve en önemli koşuludur.

Özelleştirme ile halka ve sanayiye daha ucuz ve kaliteli elektrik sağlana mayacaksa özelleştirmenin bir yararı ve anlamı olmayacaktır. Rekabet ol mayan yerde de bu koşulların sağla nabileceği düşünülemez.

Bütün bunlara rağmen özelleştirme yoluna gidilecekse sonuçta sadece, resmi tekel yerini özel tekellere bırak mış olacaktır.

Kanımızca elektrik sistemimiz henüz özelleştirmeye hazır durumda değildir. Bu nedenle, şimdiki durumu muhafaza ederek önce sistemin modernleştiril mesi çalışmalarına girişilmesi ve ileri deki yıllarda koşulların daha elverişli olduğu bir ortamda özelleştirmeye giri şilmesi daha uygun bir yol olacaktır.

110 392 E L E K T R I K MÜHENDİSLİĞİ