Elektrik Mühendisliği · Sayı 389 · 1992 / 5
BİR KİTAP
Kadın ve toplumsal cinsiyet Kitap tanıtımı
- Yıl
- 1992
- Sayfa
- 3
- Okuma süresi
- 10 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Bilim, teknoloji ve meslek tarihi
Anahtar kelimeler
- Michel Foucault
- Pierre Rivière
- söylem analizi
- delilik ve uygarlık
- disiplin ve ceza
- Ara Yayıncılık
Özet
Michel Foucault'nun yaşamı ve düşünsel gelişimi tanıtılırken, onun editörlüğünü yaptığı 'Ben, Pierre Rivière...' adlı kitap üzerinden bir aile cinayetine ilişkin tıbbi, hukuki ve iktidar söylemleri arasındaki çatışma incelenmektedir.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
SÖY LEM••İ•N• GUCU
M ICHEL FOUCAULT bir cer rah oğlu olarak 1926 yılında Fransa'nın Poitier kentinde doğdu. Eğitimine Poitier'deki devlet okullarında başladı, daha sonra derece yaparak mezun olacağı katolik bir okula geçti. 1945 yılında Fransa'nın en ünlü okullarından biri olan Ecole Normal Superieur (ENS)un giriş sınavı na hazırlanmak üzere Paris'teki 4. Henry Lisesi'ne gitti. Foucault ENSye girmeyi başararak felsefe ve psikoloji li sansını aldı. 1952 yılında ileri bir derece olan psikopatoloji derecesine layık gö rüldü.
MJCHEL FOUCAULT
As\»:\ıl.Kizk\ımh$i\ıı \t KKKKK kAKI)hJ>l\ll k\II.H>K\BKV
1«. YaıphU Bk Alto C
ANNEMİ, KIZ KARDEŞİMİ VE ERKEK KARDEŞİMİ KATLEDEN BEN, PIERRE RIVIERE, 19. Yüzyılda Bir Aile Cinayeti MICHEL FOUCAULT Ara Yayıncılık Çeviri: Erdoğan YILDIRIM
Esfandiar HAGHVERDİ
Foucault diplomasını aldıktan sonra, Paris'teki St. Anne Akıl Hastanesi'nde psikiyatri pratiği gözlemledi ve Sorbon ne Üniversitesi'nde psikopatoloji dersle ri verdi. 1945 yılında ilk kitabı olan Mala die mentale et personnalite'yi (Zihin sel hastalık ve kişilik) yayınladı. Kitap zi hinsel hastalıklara olan bakışın kısa tari hini içeriyordu. Bu tarih daha sonra Fo ucault'un ilk önemli çalışması olan His toire de la folie a l'lage classique (HF) Madness and Civilization (Delilik ve Uygarlık) kitabıyla genişleyecekti, Bu sırada Foucault İsveç'in Uppsala Üni versitesi'nde fransızca dersleri vermek üzere Fransa'yı terketti. isveç ve daha sonra Varşova ve Hamburg'da Fransız Kültür Evleri'ni yönetti. Foucault, psiki yatri tarihindeki değişim ayrıntıları üze rindeki çalışması sonucu ortaya çıkan HF kitabını 1960 yılında Doktora dere cesi için tez olarak sundu. Aynı yıl Cler mont Ferrand Üniversitesi Felsefe Bölü mü başkanı olmak üzere Fransa'ya döndü.
Foucault'nın bir başka kitabı olan The Order of Things (Şeylerin Düzeni) 1966 yılında yayınlandı ve büyük başarı elde etti. Bu çalışma 1977'de College de France'a, Düşünce Sistemleri Tarihi profesörü olarak seçilmesine yol açtı. Bu yıllar Foucault'un yeni bir yönelime geçtiği yıllardır. Bu yeni yaklaşım, eski çalışmalardaki gibi söylemin ortaya çıkı şına egemen olan kurallar ile ilgilen mekle beraber, bunları artık tümceler kümesi üreten dilbilimsel kodlar gibi görmemektedir. Bunun yerine kurallar söylem pratiğine hükmeden, kimin ko nuşacağını söyleyen, bazı söylemleri yasaklarken diğerlerini marjinalleştıren nesneler olarak incelenmektedirler. Bu
A J A 389 E L E K T R İ K
O l U MÜHENDİSLİĞİ
:İ!Ü İ
kurallar söylemin derinliklerinde gizemli bir biçimde gömülü olmaktan çok, söyle min konuşulduğu bağlam ve kurumlara, örneğin hastane, sığınak (asylum) veya disiplinlere bakmakla bulunur. Bu yeni yönelimin ilk önemli çalışması 19751e ortaya çıkan Discipline and Punish (Disiplin ve Ceza) idi. Bu kitapda yeni olan, odak noktasının cezaevi değil, Fo ucault'un disiplin dediği organizasyon ve denetim "teknolojileri" üzerinde olma sıdır. Bunlar sadece cezaevinin değil okul, fabrika ve birçok modem kurumun belirtevleridir. Bu kitapta Foucault disip lini, 18. yüzyılda gelişen ve 19. yüzyılda galip olan yeni bir fenomen olarak inceli yor. Foucault'un cezaevleri ile ilgisi so nucu ortaya çıkanlardan biri Ben, Pier re, Riviere... idi. Bu çalışma Collegede France'daki bir seminer sırasında oluş turulan bir ekibin birlikte yürüttüğü bir araştırma projesinin ürünüdür.
Foucault Discipline and Punish'den bir yıl sonra son önemli projesinin ilk cildini The History of Sexuality (Cinselliğin Tarihi)'ni yayınladı. Bu proje 1984'deki ölümüyle yarım kaldı.
Pierre Riviere Fransa'da (Normandy'de Calvados eyaletinde) yaşayan bir köylü oğludur. 3 Haziran 1835'de bir budama satırını almış ve annesinin, kız kardeşi nin ve erkek kardeşinin yaşamlarına son vermiştir. Pierre bu üçlü cinayeti daha önceden planlamış, ancak çeşitli sebep lerden dolayı istediği zaman ve aksesu ar ile cinayeti gerçekleştirememiştir. So nunda işini bitirdikten sonra adalete tes lim olmaktansa bitki kökleri ile yaşamayı becerebilmiştir. Daha önce, yani cinaye ti işledikten hemen sonra Riviere'nin görgü şahitlerinin önünden elinde buda ma satırı ile soğukkanlılıkla geçip gittiği halde ormanlarda geçirdiği süre içerisin de pişmanlık duygularına kapıldığını gö rüyoruz: "Ah, ama hepsi de öylesine gerçek ki! Yer ayrılsa da dibine batsam, ağlıyordum..." (Hatırat). Riviere, bu süre içerisinde görüşlerinin defalarca değişti ğini anlatmaktadır.
İlk sorgusu sırasında deli rolü oynamayı sorgu sonuna kadar sürdürmüş fakat sonunda bu maskeyi bırakmış ve ger çekleri anlatmaya karar vermiştir: "Şim diye kadar kurduğum savunma sistemi ni ve oynadığım rolü sürdürmek niyetin de değilim. Gerçeği söyleyeceğim, bu
Şimdiye kadar kurduğum savunma sistemini ve oynadığım rolü sürdürmek niyetinde değilim. Gerçeği söyleyeceğim, bu işi, içinde bulunduğu zor durumdan kurtulmasında babama yardım etmek için yaptım. Onu... üzen kötü bir kadından kurtarmak istedim.
işi, içinde bulunduğu zor durumdan kur tulmasında babama yardım etmek için yaptım. Onu... üzen kötü bir kadından kurtarmak istedim. Kızkardeşim Victoi re'i öldürdüm, çünkü annemin tarafını tu tuyordu. Erkek kardeşimi anneme ve kızkardeşime olan sevgisi nedeni ile öl dürdüm.'
Hatırata bakıldığında ise bunun tam ger çeği yansıtmadığı ortaya çıkmaktadır. Burada önemli olan, bu şekilde ifade ve ren birisinin aklı başında olmamasıdır. Bu edim yerleşik düzene karşı geldiğin den ancak sevgiden yoksun bir vahşi ta rafından yapılabilir. Ne varki hatırat ol dukça düzenli bir şekilde yazılmıştı ve olayların tamı tamına aktarılışı yazarın çok güçlü bir hafızaya sahip olduğunu göstermekteydi. Bir delinin böyle bir şey yazabileceği oldukça şaşırtıcı idi. İşte bu sebepten dolayı tıbbi otoritelerin arasın daki anlaşmazlık ve tıbbi söylem içinde ki çarpışma ortaya çıktı.
Savcı raporları Pierre'i çocukluğundan itibaren ailesi için bir baş belası olduğu, inatçı, suskun, anne ve babası ile birlik te olmaktan hoşlanmayan bir kişi olarak tanıtmakta ve onun yalnız, vahşi, zalim ve sıradan sevgi ve toplumsallık yasala rına bağlı olmayan bir vahşi olduğu so nucuna varmaktadır.
Kitap bu korkunç cinayet hakkındaki bel geleri sunmaktadır ve iki bölümden oluş maktadır. Birinci bölüm cinayet hakkın daki çeşitli belgeleri içermektedir. Bun lar doktorların raporu, tutuklama emri ve diğer yasal belgelerden oluşmaktadır. İkinci bölüm ise M. Foucault ve arkadaş larının cinayet hakkındaki açıklamalarını kapsamaktadır.
Birinci bölümde yer alan en önemli bel ge katilin yazmış olduğu hatırattır. Bu hatırat yargıcın isteği üzerine yazılmıştır. Ayrıca bu hatırat, söylem çatışmasında kutuplardan biri olacak vediğer söylem
lerin (tıp ve hukuk söylemlerinin) için deki çelişkili durumlara yol açacaktır. Foucault kendi ve arkadaşlarını bu belgeler üzerinde bir yıldan fazla bir süre harcamaya götürenin sadece bu hatıratın güzelliği olduğunu itiraf edi yor (s.9). Daha önce de söylediğimiz gibi bu kitaptaki en önemli mesele, aynı konu hakkında konuştukları ve aynı yükü taşıyan çeşitli söylemlerin bir metin oluşturmak yerine, söylem ler arası çarpışmayı ve güç ilişkisini meydana getirdikleridir. Foucault ön sözde bu belgeleri basmaya karar vermelerinin sebebini bu karşılaşma ları, çarpışmaları yeniden kurmak, güç ve bilgi ilişkilerinde saldırı ve sa vunma silahları olarak bu söylemlerin karşılıklı etkileşimlerini yeniden orta ya çıkarmak olduğunu söylemektedir, (s. 10).
Öte yandan, aynı dönemde "kral katili davası'nın paralel olarak yürütülmesi Riviere davası üzerinde siyasi etkiler yaratmakta ve ona yeni bir boyut da ha kazandırmaktadır. Unutmamalıyız ki sözü geçen dönemde ana baba katili ve kral katili aynı cezaya çarptı rılıyor ve bu suçlar eşitleniyordu.
Kitabın ikinci bölümü Foucault ve ar kadaşlarının açıklayıcı notlarından oluşmaktadır. Bu notlara sırayla göz atalım: Birinci not olayı tarihsel pers pektifden değerlendirmekte ve 1789 Fransız Devrimi öncesi ve sonrasın daki köylü kimliğini tartışmaktadır. Yazar, köylülüğün devrim öncesi sertlik veya daha sonrası ortaya çı kan ortakçı olgularına rağmen bir hiç olduğunu ifade etmektedir (s. 178). Devrim, beraberinde eşitlik ve köylü nün toprak hırsını arttıran ve yabancı laşmasına yol açan sözleşmeyi getir miştir. Ne varki gerçek, hiç bir şeyin değişmediğidir (s. 181). iktidarın söy lemi ve köylünün hayvan oluşu değiş
389 E L E K T R İ K O 4 4 MÜHENDİSLİĞİ Ol I
Suçluya konuşma ve yazma yoluyla edimi hakkındaki gerçeği söyleme olanağı sağlayan yardımsever bir
"tuzak"kurulmaktaydı. Bu sayede suçlunun ya da "delinin" konuşması, bütün diğer kanıtların yetersiz kaldığı yerde kesin kanıt olarak işe yaramaktaydı.
memiştir. Akla şu soru gelmektedir: sosyoloji, genetik ve diğerlerinin) adli
"Eğer hâlâ canavarsak ve bundan sonra mekanizmaya sokulmasının yolunu aç
da eşitleriniz olmuşsak, ya siz nesiniz?" mıştır" (s. 213). Yazar ayrıca Riviere du
Bu türden şikayetler artık güçlü bir tepki rumunda üç katlı bir çatışkıdan bahsedi
ile gelecekti. Köylü yeni dönemde kendi yor: iktidar ve kamuoyu arasında bir ça
ne bir isim bile verememişti (s. 186) ve tışkı, cezalandırıcı güç makamında orta
bu durumda ona kalan tek seçenek de ya çıkan bir çatışkı ve bilimsel bilgi ve
ğerlerin tersine çevrilmesiydi. Riviere, adli güç arasındaki çatışkı (s. 211). Bu
cinayeti işlerken bir tiranı öldürerek yeni konular dışında jürinin kararı, daha doğ
bir çağı müjdelediğini zanneden bir köy rusu kararsızlığı, bir karmaşık çatışkılar
lüdür. Ne var ki sözleşmeleri gülünç kı çerçevesinde incelenmektedir.
lan, öldürdüğü kişinin kral değil, kendi annesi olduğu gerçeği, tıbba cinayeti semptomatik boyutlara ve katili de klinik bir yakanın soyutlamasına indirgeme olanağını vermiştir (s. 190). Annesini kadın tiranı öldürerek tanrının adaletini yerine getirecek, kanunu kurtaracak ve
Ana baba ve kral katilliğinin eşleştirilme si konusu dördüncü notta incelenmekte dir. Bilindiği gibi Riviere davası ile para lel bir kral katli davası yürütülmüş ve idam cezası ile sonuçlandırılmış, ceza da yerine getirilmişti. Bir gün sonrasında
sözleşmeyi eski onuruna kavuşturacak Riviere'nin idam cezası kaldırılmıştı. Ya
tı.
zara göre iki davanın, ana baba katli ve
kral katlinin, eşleştirilmiş olması 19. yüz
ikinci notta, Foucault metin (hatırat) ve yılın kriminel tarihine damgasını daha
yarattığı rahatsızlığı tartışıyor. Köylülerin derinden vurmuştur (s. 218). Bu eşitlen
bir tür "budala", gazetecilerin "çılgın bir deli" olarak tarif ettikleri kişi, açık ve ol dukça düzenli bir biçimde yazı yazıp fikir yürütebilmiştir. Metin tıbbi uzmanlar ara sında mücadeleye, jürinin fikrini değiştir mesine neden olmuş ve "monomania"
me olgusu ailenin, toplum modeli olarak öne çıkarılması ile bağlanmadan anlaşı lamayacak bir olgudur diyor yazar (s. 219). Bu iki olayın olası ilişki ve bağlantı ları ayrıntılı biçimde tartışılıyor kitapta.
üzerinde bir tartışmaya bile yol açmıştı. Beşinci notun amacı doktorlar tarafın
Metin yargıç tarafından "bir dava delili" dan savunulan ve yargıçlar ve savcılık
olarak algılanmış ve Foucault'un belirtti tarafından öne sürülen çatışan görüşle
ği gibi sadece Riviere'nin rasyonelliğinin rin aynı bilgi kaynağından çıkarılabildik
ya da tersinin bir öğesi olarak alınmıştır lerını göstermektedir. Öncelikle ilgili me
(s. 199). Hatıratın cinayet işlendikten tinlerle birlikte (Riviere'nin hatıratı ve ta
uzun bir süre sonra yazılmış olmasına nıkların ifadeleri) birbiriyle çatışan bu iki
rağmen kurbanlar için kullandığı dilin görüş karşılaştırılmış, sonra da belirli ol
sertliğine bakarak daha önce düşünül gular, yani Riviere'in "garip davranışları
müş olduğu anlaşılmıştır. Foucault katil/ nın" örnekleri kullanılarak, esas metin
öykü, silah/söylem denklemlerini incele lerde yer alan belirli öğelerin tutulmasını
mekte ve bağlantıları çözmektedir.
ya da atılmasını belirleyen kodlama sis
temi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır (s.
Üçüncü not ise temelde, yasanın hafifle tici sebeplerinin kabul edilmesini ve bu
228).
kararın jüriye bırakılmasını tartışıyor. Sonuç olarak iki önemli nokta ortaya
"Gerçekte" diyor yazar, "hafifletici se çıkmaktadır (s. 245) Bunlardan birincisi,
beplerin varlığı, sadece psikiyatrinin bü adli ve tıbbi metinlerin okunmasıyla ilgili tün sosyal ve beşeri bilimlerin (psikoloji, dir. Bu nokta, yapılan yorum ve seçimle
rin bir grup metinden diğerine çakıştı ğını göstermektedir. Sorun bunlardan hangisinin, tıbbi kurumun mu yoksa adli kurumun mu Riviere'i yetki alanı na alacağı sorunuydu (s. 245). İkinci nokta bu iki metin grubuyla Riviere'nin hatıratı arasındaki ilişki ile ilgilidir. Ha tırat bir öykü anlatmaktadır. Hatıratın dikkate alınmaması gerekiyordu, çün kü doktor ve hukukçular hatıratın yeri ne yaşamının, çelişik olmalarına rağ men iki "kabul edilebilir" versiyonunu koyarak Riviere'nin edimlerinin bir an lamı olması gerektiğini sağlamayı ba şarmışlardı (s. 245). Oysa hatırat ne bir deli ne de bir sadistin öyküsüdür ve bilinen sınıflamalara uymamaktadır (s. 245).
Altıncı not tıbbi söylemi ayrıntılı biçim de incelemekte ve pisikiyatrik gücün adli cezaya karşı manevrasını anlat maktadır. Bu notta tüm tıbbi belge ve raporlar incelenmiştir.
Son olarak yedinci not, konuşan ve yazan suçluyu ele almakta ve "Peki ama sorgularda konuşmaya, hatıratın yazılmasına verilen bu yeni önem ne den?" ve "Ona ne söyletmeye çalışı yorlardı, neyi bilmek istiyorlardı?" so rularına cevap aramaktadır (S. 264). Bu soruların çözümüne giden yolun "monomania" kavramı üzerinde ve de lilik kuşkusu duyulan durumlarda adli tıp kitaplarında önerilen ve hatta bir teori durumuna yükseltilen adli soruş turma pratiğine, soruşturma, gözlem leme ve sorgulama usullerinde ortaya çıkan güçlükler konusunda yoğunlaş mak olduğuna inanmaktadır yazar (S. 264). Varılan sonuç ise şudur: Suçlu ya konuşma ve yazma yoluyla edimi hakkındaki gerçeği söyleme olanağı sağlayan yardımsever bir "tuzak" ku rulmaktaydı. Bu sayede suçlunun ya da "delinin" konuşması, bütün diğer kanıtların yetersiz kaldığı yerde kesin kanıt olarak işe yaramaktaydı. Deli ve konuşması, deli ve yazması, son tah lilde, yargıç ve savcı için suç motifinin, doktor içinse gerçek ve taklit arasın daki farkın kanıtını oluşturacaktı (S. 277).
Kitap, bir cinayet romanı olarak oku nabileceği gibi, daha geniş bir bakışla Foucault'un çalışmaları bağlamında da incelenebilir. Her durumda oldukça ilginç ve okumaya değer bir yapıt.
312 389 E L E K T R İ K MÜHENDİSLİĞİ
'Tiiir