Elektrik Mühendisliği · Sayı 317 · Mart 1985
OKUYUCU KÖŞESİ
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1985
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 6 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
Anahtar kelimeler
- ürün niteliği
- sanayileşme
- yerli üretim
- Sümerbank
- otomasyon
- imalat kalitesi
Özet
Yazar, Türkiye'de üretilen malların niteliksiz olarak eleştirilmesine karşı çıkarak, sanayinin genç olduğunu, sermaye, personel ve makine altyapısının gelişimini tarihsel örneklerle anlatıyor ve nitelikli üretim için gerekli koşulları sıralıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
NİTELİK NİTELİKLİ NİTELİKSİZ
Nejat ATSAN / Sanayici
ÖZET
Son zamanlarda gerek sanayi ve gerekse ziraat kolun da ülkede üretilen malların nitelikli veya niteliksiz olduğu yolunda bir çok sözler ortaya atıldı. Tartış malar oldu, herkes birşeyler söyledi ve öz olarak ül kede üretilen mallar genel olarak eleştirildi. Bun larda geçti ve bu sözlerde bir tarafa bırakıldı.
Herhangi bir malın nitelikli veya niteliksiz olduğu hakkında bir karar verebilmek için kesinlikle derin bir araştırmanın yapılması ve bu sözlerin yerinde söy lenip söylenmediğini belirlemek gereklidir.
Biraz daha geriye giderek ülkede üretilen malların ta rihini işletmelerin durumunu ve bunların hangi ko şullarda kurulduklarını gözönünde tutmak ve buna uygun olarak bir sonuca varmak gerekir. Ülkede üre tilen şu veya bu mallar niteliksiz çıkıyor, bunları ya bancı tikelerden hem daha ucuz ve hemde daha nite likli elde etmemiz olanaklıdır diyoruz.
Bu soruyu ortaya atarken, bu malları almak için ye terli dövizimiz varmıdir? Bu dövizleri ülke kazana biliyor mu? diye düşünmüyoruz. Hüküm hükümdür diyoruz. Şimdi izninizle bu konuyu biraz derinleş tirelim.
GİRİŞ
Öncelikle şunu söylemek gerekir ki: Ülkemizde gerek sanayi ve gerekse zirai ve mali kuruluşların hemen hepsi Cumhuriyet zamanında kurulmuşlardı. Bunla rın küçük bir bölümü 1930larda ve büyükçe bir bölü mü ise 1950'lerden sonra ortaya çıkmışlardır, öyle ise bunlar daha çok genç yaşdadır. Hatta genç değil daha çocuklardır. Şimdi bizler hiç insaf etmeden bu çocuklardan fabrikalarını 1830lardan beri kurmuş olanların ürettiği malların eşlerini istiyoruz. Bu çok insafsızca bir istektir. Ulusça bunu böyle bilmemiz gereklidir. Bu bir çocuktan bir büyüğün yaptığı işi istemeye benzer.
Gerek sanayi ve gerekse zirai veya mali bir işletme denilince akla şunlar gelir :
Yönetici ve yürütücü kadro
Sermaye (Türk lirası : e döviz olarak) Deneyimli personel, takım ve tezgahlar Her çeşit teknik, mali ve ticari bilgiler.
Bizde 50 ile 60 sene evvel bunların hemen hiç birisi yoktu denilebilir. O zamanlarda bir iki yabancı ban ka ve bir kaç imtiyazlı şirket ve yabancı ticaret adam ları ve bunların işlettikleri sanayi işletmeleri vardı. Bu durumu anladıktan sonra bizlerin bugünkü duru muna gelecek olursak az veya çok bir sermayenin ve piyasasının halen oluşmuş bulunduğunu, yetişmiş ve yan yetişmiş personelin var olduğunu ve halen pi yasada en azından 1960 'ların teknolojisinin varlığını kolaylıkla görebiliriz.
Şu halde bir hiçden hemen hemen yüksek bir düzeye çıkmış olduğumuzu (doğal olarak kendimize göre) anlarız. Doğrudur... Bu yetişmez. Daha, daha ileri gitmemiz gerekir. Bu da bir tarafdan zamanla ve bir tarafdan da bireylerin çabalarıyla olacaktır. Ancak bunda biraz sabırlı olmak gereklidir. Sabır, sabır ve yinede sabır. Onun için yaptıklarımızı küçümseme mek onları hakir görmemek kusurluda olsa yine kul lanmaya devam etmek ve böylelikle bunları üretenleri özendirmek gerekir. Böyle bir teşvik bu gibi girişim lerde bir tür : Nefse güvenlik duygusu uyandırır. İn san karakteri için bu duygu çok önemlidir.
Bir an için sanayiyi bırakarak ziraate geçelim:
Aldığımız domates, karpuz (çok az çekirdekli), şef tali, üzüm, marul, buğday, yumurta hangisi olursa olsun bundan birkaç yıl önce var mıydı? Hayır yok tu. Öyle ise burada da büyük adımlar atılmıştır.
1943'de Sümerbank'ta enerji şefi olarak görevliydim, o zamanlarda tekstil fabrikaları gündemde idi. Devre toplantıları olurdu. Bunlara hep katıldım .Kurulmuş olan Ereğli, Kayseri, Nazilli, Malatya fabrikaları uhı sun gereksinimlerini sağlıyorlardı. Özünde bu fabrika lar Atatürk tarafından birer öğretmen olsun diye ku rulmuşlardı. Şimdi bu fabrikalar dünyanın herhangi bir ülkesine hiç çekinmeden en iyi mallan ihraç ede bilmektedir. Arkamızda 50 seneyi aşan bir deneyim vardır. Bu sanayi şimdi genç yaşında, kavgacı ve her
bulduğu olanaktan yararlanabilen bir sanayi haline gelmiş bulunmaktadır, tşte eser, hemde büyük eser...
Gelelim şimdi elektrik ve makina sanayiine. Burada da elde edilen ilerlemeler çok büyüktür. TEK Genel Müdürlüğü ve orada çalışan gayretli arkadaşlar Sarı yer'de geliştirdikleri bir atölyede Hirfanlı Baraj sant ralı için büyük bir alternatörü yerli olarak yapmayı başarmışlardır. Dün yoktu... Bugün var. Nitelikli mal yapabilmek için koşullar şunlar olabilir:
1. Yönetim iyi ve verimli olacak, yürütü (Exce cutif) mali, iktisadi pazarlamacı personel birinci sınıf olacak,
2. Gerek yatırım sermayesi ve gerekse işletme ser mayesi yeterli ve yapılmakta olan işlerle orantılı ola rak artacak, aksaklık olmayacak,
3. Amortismanlar (Eskime payı) ayrılacak ve bunlar başka bir hesaba geçirilmiyerek, bu yenileştirmelere, çağdaşlaşmalara fabrikanın çağdaş bir halde tutul masına harcanacak,
4. Tezgah ve takımlar sürekli yeni ve düzgün olacak lar, evrensel makinelere yer verilmeyecek, günün ko şulları uygulanacak, yani otomatikleşme, bilgisayariaş ma robotlaşma, tam olarak uygulanacak,
5. Otomatikleşme, bilgisayarlaşma veya robotlaş ma demek.çok üretme seri halinde üretme demektir. Çok üretme demek çok satış demektir. Çok satış de mek pazarlamanın çek önemli olması demektir, öyle ise ya memleket içinde çok satmak veya dünya pazar larına açılmak demektir.
6. Personelin çok iyi yetişmiş olması, iş disiplininin tam olması,
7. Araştırmaya önem verilmesi gereklidir. Sosyal yardımdan özveride bulunarak rakip ülkelerin düzey lerine inmek ve nitelik denetiminin yapılması gerekli dir.
8. Kullanılan malzemenin nitelikli olması, çelik, bronz, pirinç vb. daima iyisini kullanmak.
Bu temeller nitelikli mal üretmenin yollarıdır. Şimdi gelelim bizim Ukemizdeki uygulamaya:
Fabrikalarımız, atölyelerimiz kendi iç gereksinmele rimiz için yapılmıştır. İç gereksinim ise büyük değil dir. Yani seri biçLnde bir üretime gereksinim göster mez. Durum böyle olunca bu defa makineler otoma
tik tür yerine evrensel makine türlerine doğru kayar lar. Evrensel makinelerle duyarlı iş yapma olanağı yoktur. Bireyin sermayesi küçüktür. Büyütme olanağı azdır. İç gereksinmenin büyümesi için bireyin stan dardının yükselmesi gereklidir. Ulusça yaşam düzeyi miz yükselirse o zaman gereksinmeler artar ve böyle ce biraz daha otomatik makineler doğru yol alınabi lir.
Şu halde niteliksizlik üke koşullarının doğurduğu bir neden oluyor demektir. Sermayenin azlığı da bü yük bir nedendir. Malzeme bilgisinin az olması ve is tenilen nitelikte malzemenin ülkede bulunamaması da ayrı bir nedendir.
Bu arada benim de karşılaştığım bir iki nedeni de bu rada anlatmaya çalışacağım:
Emaye bakır tellerin dört cinsi vardır ve bunlar norm laştırılmışlardır. A, B, C, H. türleri.
A tür teller 120 dereceye kadar olan haratlerde kul lanıhrlar.
Buna karşılık H türü teller 180 derece santigrada ka dar dayanabilirler. Fakat bu cins teli bulmak hemen hemen olanaksızdır. Bunun için zorunlu olarak 120 derecelik teller kullandır ve böyle bir telden yapılan bobin veya trafo kolaylıkla yanar.
Yine benim üretimimden bir örnek daha vereyim:
Bir solenoid vananın 15 ila 18 adet parçası vardır. Yu karıda da söylediğim gibi bu parçalar evrensel tezgah larla yapılır. Doğal olarak el ile ayarlanır ve imal edi lirler Her bir parçanın üretiminde 0,01 oranında bir hata yapılma 15 veya 18 parçada bu 15x0,01 = 0 . 1 5 ' lik bir hatayı ortaya çıkanrki bu da salenoid vananın iyi çalışmamasına neden olur. Ayni solenoid vana otomatik maldnalarla üretilecek olursa bu durumda her bir hata 0,001 olur ve böylece toplam hata 0,015 düzeyine düşer bu da hoşgörü sınırlan içinde kalirki o zaman mal nitelikli olur demektir.
Ülke içerisindeki gereksinim fazlalaşır ve otomatik makinalar içinde yeteri kadar sermaye olursa girişim cilerin bu yola gideceklerinden hiç kuşkum yoktur. Nitelikli mal eşittir nitelikli iktisadi ve mali durum eşittir kaliteli personel eşittir kaliteli makine ve işlet meler eşittir büyük sermaye ve sürekleyici bir sermaye.
Bunların gerçekleşmesinden sonra nitelikli mal bulmak bizim için kolay olacaktır.