Elektrik Mühendisliği · Sayı 250 · Ekim 1977

OLAYLAR - YORUMLAR

Nükleer enerji Haber ve etkinlik

Yıl
1977
Sayfa
4
Okuma süresi
12 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • Akkuyu nükleer santralı
  • TEK Nükleer Enerji Dairesi
  • EMO açık oturum
  • enerji modeli
  • Bursa paneli
  • elektrik kısıntıları

Özet

EMO İstanbul Şubesi'nin düzenlediği açık oturumda Türkiye'nin nükleer enerji üretimine geçiş süreci, Akkuyu santralı ve enerji politikaları tartışılırken, EMO Bursa Temsilciliği'nin panelinde elektrik kısıntıları ve enerji sorunu ele alındı.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

•>.

yogjn istanbul'daki açık oturumda NÜKLEER ENERJİ ÜRETİMİ TARTIŞILDI

EMO istanbul Şubesi, 10 Eylül 1977 Cumartesi günü Odakule toplantı salonunda "Türkiye'nin Enerji Sorunu ve Nükleer Kay naklı Enerji Üretimi" konulu bir açık oturum düzenledi. Otu ruma TEK Nükleer Enerji Dairesi Başkanı Ahmet Kütükçüoğlu, İETT Genel Müdürü ve TEK eski Plan lama Ve Koordinasyon Dairesi Başkanı Gültekin Türkoglu, ÎTÜ Nükleer Enerji Enstitüsü Müdürü Prof. Nejat Aybers, Boğaziçi Ü niversitesi öğretim üyesi ve "Türkiye'nin Enerji Modeli" pro jesi çalışmalarının yürütücüsü Doç.Dr. İbrahim Kavrak ve EMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu adına Yavuz Çizmeci katıldı. İlk konuşmacı Ahmet Kütükçüoğlu, genel olarak dünyadaki nükleer enerji santralları ve teknolo jisinin durumu ile Türkiye'de kurulacak olan nükleer enerji santralı ile ilgili çalışmalar konusunda bilgi verdi. Öncelik le Akkuyu'da kurulması karar

laştırılan nükleer enerji sant ralının yer seçiminin uygun ol duğunu savunan Kütükçüoğlu, ge rek deprem olasılığı bakımından, gerekse enterkonnekte sistemin içinde yük dağılımı ve stabili te sorunları bakımından Akdeniz bölgesindeki bir santralın ya rarlarından söz etti. Santralla ilgili ihale tekliflerinin bir kısmının verildiğini, örneğin, türbin blokları ile ilgili ola rak 9, nükleer blokla ilgili o larak 4 ihale teklifinin gel diğini söyleyen konuşmacı, he nüz hammadde konusunda bir iliş ki kurulmadığını ve daha önem lisi, projenin finansmanı konu sunda herhangi bir gelişmenin olmadığını söyledi.

Kısa dönemde su kaynaklarının ve linyit kaynaklarının enerji üretimi için gerekliliğine de ğinen Kütükçüoğlu, 1990'larda mevcut rezervlerin en üst düzey de kullanılacağını ve o noktadan itibaren nükleer enerji sant rallarına gereksinmenin kesin leşeceğini ileri sürdü. Kütük çüoğlu, çok gerekli olmadığı sürece petrolün enerji üretimi için kullanılmamasını savunarak petrolün ve hatta kömürün günü müzde "yakılmak için" çok değer li bir madde olduğunu, bunun dünyanın birçok ülkesinde bir slogan haline geldiğini söyledi. Ayrıca uluslararası düzeyde nük leer santral teknolojisinde söz sahibi olan NOVATOM, SWISS ELEK TRA, EURENKO gibi kuruluşlar hakkında bilgi veren konuşmacı, hafif su santrallarının yaygın laştığını ileri sürdü.

Nükleer santralların Türkiye'de yapımında çalışabilecek yeterli yerli teknik kadronun henüz ol madığını ve sadece TEK'te çalı şan 60 kişilik bir kadro bulun duğunu söyleyen Kütükçüoğlu, bu nedenle, işin, büyük ölçüde ya bancı firmaların denetiminde gelişeceğini, ancak yerli kat kının da değişik biçimlerde, örneğin inşaat döneminde ve ilk 5 yıl sonrası hammadde üretimin de mümkün olabileceğini savundu.

Daha sonra söz alan Gültekin Türkoglu, özetle şöyle dedi: "Nükleer enerji konusu, ülkenin genel enerji politikası içinde ele alınmalıdır. Türkiye'nin birincil enerji kaynaklarından olan taşkömürü ve petrolden e lektrik enerjisi üretmek ekono mik değildir. Ayrıca, bunların demir çelik ve petrokimya sana yilerinin vazgeçilmez hammadde

leri olmaları ve rezervlerin küçüklüğü bu tür bir çözümü za ten engeller. Elektrik enerjisi üretiminde kullanılan linyit ve hidrolik kaynakların 1995 yılı na kadar yeteceği kestirilmek tedir. Bir nükleer santralın planlanması, ihalesi, projelen dirilmesi ve yapımı 10 yıl ala cağına göre, 1985 yılından önce nükleer enerjiye yönelme zorun luluğu yoktur. Kurulma izni ve işletmesi dışarıya bağlı nükle er santrallar, büyük iç ve dış finansman gereksinimi, dışa ba ğımlı yakıt temini ve teknik eleman yetiştirilmesi, çevre kirlenmesi, nükleer» artıkların saklanması gibi sorunlar da ya ratacaktır. Türkiye gibi azge lişmiş bir ülke bu sorunları kısa sürede çözemez. Önümüzde yeterli zaman olduğundan, önce likle ülkenin genel enerji en vanteri saptanmalı ve daha son ra ülke koşullarına uygun reak tör türü, yakıt türü ve sağlama yolları kararlaştırılmalıdır."

Türkoğlu'ndan sonra Prof. Nejat Aybers söz alarak, özetle şöyle konuştu: "Türkiye'nin enerji gereksinimi bir süreden beri % 12 13 artmaktadır. Artış hızı bu düzeyde kalsa bile, Türkiye1 nin 2000 yılına kadar 30 000 MW'lık enerji tesisi kurması gerekmektedir. Kurulmamış hidro elektrik potansiyelin 7000 8000 MW olduğu kestirilmektedir. E lektrik enerjisi üretimine ayrı labilecek kötü kaliteli linyit ten 8000 MW'lık kurulu güç temin edileceği düşünülürse, Türkiye' de 2000 yılında 14 000 MW dola yında güç açığı olacağı söylene bilir. Artık fuel oil santralla rı kurulması istenmediğinden, 2000 yılına kadar en azından 10 000 MW gücünde nükleer sant ral kurulması gereği anlaşılır. Öncelikle hidrolik ve termik santralları kurma ve bunlar bittikten sonra nükleer sant rallara yönelme görüşü yanlış tır. Hidrolik ve termik sant ralların 1993 yılına kadar ta mamlanacağı ve bir nükleer sant ralın 10 yılda kurulabileceği düşünülürse, 2000 yılına kadar 10 15 nükleer santralın kurula mayacağı anlaşılır. Nükleer enerji santrallarının kurulma sında erken hareket eden ülkeler kârlı çıkmışlardır. Şu anda fi yatlar çok yükseldiği gibi, "Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması" gibi siyasal güçlükler de ortaya çıkmıştır. Üstelik zengin uranyum teinin

4 72

edilebilecek ülkelerin başında gelen ABD, bazı koşullar ileri sürmektedir. Bütün bunlara rağ men Avrupa ülkelerinde ve ge lişmekte olan bazı ülkelerde nükleer santrallar kurulmakta dır. Türkiye de, nükleer sant ralları hidrolik ve termik sant rallarla birlikte kurmak duru mundadır."

Son konuşmacı İbrahim Kavrak ise, genel olarak enerji modeli konusunda bilgi verdi ve özetle şunları söyledi: "Genel enerji modelinin varsayımlarmdaki te mel unsurlar 2000 y ı l m a göre ve 2000 yıl ma kadarki nüfus ve GSMH'dır. Ayrıca, her 20 30 yıl da bir enerji teknolojisi değiş tiği ve yeni teknolojiler gir diği için bu varsayım daha öte ye uzanmamıştır. Enerji modeli nin verdiği sonuçlara göre 2000 yılında 45 MW'lık bir güce ih tiyaç vardır. Bu gücü ise opti mum biçimde karşılama konusunda maliyet bakımından ve enerji kullanma verimi bakımından elde edilen sonuçlar şöyledir: Ma liyet bakımından optimum sonuç, su ve linyit kaynaklarına daya lı santrallar ve 1990'larda devreye girebilecek nükleer e— nerji santralının yapımının ge rekliliği doğrultusundadır. Bu na karşılık enerji kullanma ve rimi bakımından elde edilen so nuçta ise nükleer enerji sant rallarının kurulmadığı, su ve linyite dayalı santralların sa yısının hızla artırıldığı gö rülmektedir.

Santralların yapımında seçile bilecek teknolojilerde yerli katkının nükleer santrallarda yüzde sıfır'a yakın olduğu ve bunun önümüzdeki yıllarda da de ğişmeyeceği bir gerçektir. Buna karşılık, diğer santral türle rinde yerli katkı bugün için % 20 ila 30. oranındadır ve önü müzdeki yıllarda % 70 ila 80'e çıkabilir. Ne var ki, en azın dan nükleer enerji santralları teknolojisinin yurdumuza erken girmesi belli bir birikim sağ lanması bakımından yararlı ola bilir.

Sonuç olarak, nükleer enerji santrallarının Türkiye'de kurul masına ilişkin karar, ciddi bir karardır. Bu yüzden bu karar, kamunun vereceği bir karar olma lıdır. Bu nedenle konu yeterin ce incelenmeli, hatta daha ay rıntılı ve doğru bir planlama yapabilmek için 3 5 yıl daha beklenmelidir. 3 5 yıllık gecik

me, daha sonraki yararları bakı mından göze alınabilir."

Konuşmaların tamamlanmasından sonra, izleyiciler tarafından konuşmacılara pek çok soru yö neltildi. Bunlara verilen ce vaplar arasında özellikle iki nokta önemle ortaya çıktı. Bi rincisi, enerji sorununun tasar ruf açısından değerlendirilmesi idi. Doç.Dr. Kavrak, tasarruf yapıldığı takdirde bugün tüke tilen enerjinin % 38'inin kaza nılabileceğini ileri sürdü. 1 kinci önemli konu da, Türkiye' de enerji sektöründe 1975'e ka dar yapılan yatırımlar üzerine hazırlanan bir model çalışması sonuçlarının, Doç.Dr. Kavrak'a göre enerji maliyeti ve enerji verimliliği bakımından optimal olmadığıydı.

Açık oturumun sonunda, ileri sürülen görüşleri özetleyen Ya vuz Çizmeci, açık oturumu, EMO İstanbul Şubesinin bu konuya i lişkin görüşlerini dile getire rek kapattı. Çizmeci, özetle şöyle dedi: "Kalkınmanın en te mel unsurlarından birisi olan elektrik enerjisinin yokluğu herşeyi etkiliyor. İktidarlar ve iş adamları, "olmayan enerji en pahalı enerjidir" yorumuna dayanarak, "ne pahasına olursa olsun, enerji olsun" gibi bir çözüm önerisine gidebiliyor. Bundan önceki "petrole dayalı enerji politikası" uygulamasın da olduğu gibi, yeterli ve cid di bir araştırma yapılmadan nükleer santrallar dayatılmak isteniyor. 2.MC iktidarı bu ko nuda geri alınamayacak adımlar atmış, ihale işlemlerini tamam lamak üzeredir. Nükleer sant ralların hem maliyeti yüksektir, hem de finansman, teknoloji ve hammadde özelliklerinden dolayı dışa bağımlı bir yatırımdır. Üstelik, yurdumuzdaki enerji ü retebilecek tüm doğal kaynakla rın ciddi bir değerlendirilmesi yapılmadan, nükleer enerjiyi tek çözüm yolu olarak göstermek hiç de bilimsel olmayan bir yaklaşımdır. Nükleer enerji santralları teknolojisinin hız la yenilendiği bir ortamda, ulusal kaynaklarımızın ayrıntı lı tesbiti ve buna dayalı bir enerji politikası saptanmadan, bütün enerji potansiyelimiz planlı olarak ve yeterli bir düzeyde değerlendirilmeden, nükleer enerji santralı yapımı nı Türkiye için temel bir çözüm olarak görmek, yanlıştır."

BURSA DA

PANEL

EMO Bursa Temsilciliğinin düzen lediği "Elektrik Kısıntıları ve Enerji Sorunu" konulu panel, 4 Kasım 1977 günü Bursa1da yapıldı. EMO Genel Sekreteri Abdülkadir Kahraman'in yönettiği panele konuşmacı olarak ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümünden Y.Prof. Dr. Kemal İnan, İTÜ ve İDMMA öğ retim üyesi Nusret Alperöz, Bur sa Organize Sanayi Bölge Müdürü Nezihi Ertunga ve EMO Merkez Yönetim Kurulu üyesi Teoman Alp türk katıldılar. Ülkemizdeki e nerji sorunlarının ve özellikle elektrik enerjisi sorununun iş lendiği panel, tartışmalar bölü müyle birlikte üç saat sürdü ve ilgiyle izlendi.

Bursa temsilcimiz Mümin Ceyhan1 in sunuş konuşmasıyla açılan panel, Teoman Alptürk'ün ülke mizdeki elektrik enerjisi sek törünün tarihçesi ve yapısal durumuna ilişkin konuşmasıyla başladı. Sistemin yetersizliği ni rakamlarla açıklayan Alptürk, yatırımlardaki gecikmelerin bu günkü durumun başlıca nedenle rinden biri olduğunu belirtti ve Keban örneğini verdi.

Türkiye'deki bunalımın bir ener ji bunalımı olduğunu belirterek söze başlayan Kemal İnan, enerji ve güç bunalımları arasındaki yapısal farklara değindi. Ener ji bunalımının önüne geçebilmek için ucuz enerji üretebilecek linyit ve su santrallarının bir an önce gerçekleşmesi gereğini belirten înan, gaz türbinlerinin ancak güç bunalımında yararlı olabileceğini açıkladı. Kısa dönemde enerji bunalımının önüne ancak sanayide ciddi bir tasar ruf programı uygulanmasıyla ge çilebileceğini açıklayan İnan, gaz türbinlerine yapılacak yatı rımların ilerisi için daha bü yük sorunlar doğuracağını belirt ti.

Nusret Alperöz, nükleer santral lar ve nükleer santral teknolo jisine ilişkin ayrıntılı ve ör nekli açıklamalar yaparak bu konuda çalışmaların başlamasın da yarar olduğunu ve ülkemizde 1990'lara doğru nükleer enerji santrallarına gerek duyulacağı nı söyledi.

Ertunga, Alperöz, Kahraman, Alptürk ve İnan, Bursa'daki panelde.

Son konuşmacı Nezihi Ertunga, özellikle Bursa'nm elektrik enerjisi sorunlarına ilişkin bilgiler vererek kente özgü prob lemleri ve bunların çözümüne yö nelik çalışmaları anlattı. Er tunga, çalışma saatlerinin kay dırılmasıyla, sanayide hissedi len güç bunalımının yerel olarak hafifletilmesinin mümkün olabile ceğini ileri sürdü ve Bursa'da bu yönde başlatılmış çalışma lardan söz etti.

Konuşmalar tamamlandıktan sonra izleyiciler hem genel, hem de Bursa'nın yerel sorunlarına i lişkin sorular yönelttiler ve bu arada kendi görüşlerini de belirttiler. Bursa'lı basın mensuplarının da dikkatle izle diği ve çeşitli sorular yönelt tiği panel, Kahraman'm özetle yici konuşmasıyla sona erdi.

"MİKROİŞLEMCİLER

Odamız Ankara Şubesinin çalış ma programında yapılması öngö rülen meslek içi eğitim semi nerlerinden ilki 8 Kasım 1977 Salı günü gerçekleşti. Konu "mikro işlemciler"di. 100'ün

üzerinde izleyicinin katıldığı seminer gördüğü ilgi nedeniyle aynı içerikte, 14 Kasım günü 60 izleyiciyle bir kez daha ya pıldı. İlk konuşmacı Davras Ya vuz, mikro işlemcilere olanak

sağlayan metal oksit yarıilet ken ve tümler metal oksit ya rıiletken teknolojisini ve bu nun çift taşıyıcılı normal tranzistor teknolojisinden farkını anlattı. Halil Özcan Gülçür, mikro işlemcilerin uy gulama alanlarına ilişkin ör nekler verdi. Üçüncü konuşmacı Erdal Musoğlu'nun incelediği konu, mikro işlemciyle dizge tasarımlama, mantık işlevleri ni gerçekleştirme ve mikro iş lemcilerin programlanmalarını kapsıyordu. Son konuşmacı Şev ki Can, mikro işlemcilerin se çiminde gözönüne alınacak nok talar ve özellikle ODTÜ Elek trik Mühendisliği Bölümünde ge liştirilmiş olan 6100 mikro iş lemcisinin tanıtılması ve uygu laması üzerinde durdu. Üç buçuk saati bulan seminer süresi içinde izleyicilerin dikkat ve ilgilerinin dağılmamış olması konunun ne ölçüde güncel oldu ğunu gösteriyordu. Seminer, gittikçe önem kazanan bir ko nuda bir ön bilgilenmenin sağ lanması bakımından oldukça ba şarılıydı.

Ankara şubemizde

SMM ORTAK TOPLANTISI Y APILDI

EMO Ankara Şubesi Ankara'da çalışan SMM (Serbest Müşavir Mühendis) üyelerle ortak bir toplantı yapmıştır. 1 Aralık 1977 Perşembe günü yapılan top lantının gündemi OMDU Yönetme liğinde yanılan derişiklikler, EGO ile Odamız arasında yürütü len protokol çalışmaları, TUS uygulaması ve SMM sorunların?, kapsıyordu. TMMOB 22.Genel Ku rulunda OMDU Yönetmeliğinde ya pılan değişiklikler ve EGO Ge

nel Müdürlüğü ile EMO Ankara Şubesi arasında yürütülen pro tokol çalışması konusunda An kara Şubesi yetkililerince bil gi verildikten sonra, hazırla nan protokolün getirmiş olduğu TUS uygulaması konusu görüşül dü. Toplantıya katılan üyeler TUS uygulamasının (özellikle kamu kuruluşlarında ve özel teşebbüslerde) yöntemlerinin Ankara Şubesince yapılacak bir çalışma sonunda belirlenmesi konusunda görüş birliğine var dılar.

Gündemin ağırlıklı maddesi olan SMM sorunlarında beliren ilk görüş personel ücretleri, büro kiraları, kağıt ücretleri, ya pı maliyetlerinde meydana gelen artışlardan soı.ra Odaca daha

Yeni eğitim yılı başlarken...

Bu yıl da, 1977 1978 döneminde olduğu gibi, öğrenim özgürlüğü, can güvenliği ve eğitim sürek liliği konuları güncel ve önem li. Ülkenin içine'itildiği eko nomik bunalıma bağlı olarak ar tan baskı ve terörün, eğitim kurumlarında da giderek yoğun laşacağı anlaşılmakta. Kitlele rin dikkatini ekonomik sorun lardan kaydırmada "anarşi" kav r a m eskisi gibi kullanılırken, bir yandan da eğitim kurumla rında faşist taban geliştirme çabaları sürdürülüyor. Tırman ma ve devleti ele geçirme çaba sındaki faşizm, kadrolaşma açı sından eğitim kurumlarını de netim altına almaya büyük önem veriyor.

MC'nin doğrudan denetleme ola nağı bulunan ilk ve orta öğre timde çıkarılan yönetmelikle rin, hazırlanan ders kitapla rının, öğretmen ve öğrenciler üzerindeki baskıların amacı açık; çağdaş eğitim yöntemle ri tümüyle yadsınarak gerici liğin ve zorbalığın ideolojisi benimsetilmeye çalışılıyor. Bu rada kökünden kazınmak istenen temel kavramlar, felsefe ve ondan kaynaklanan bilimin tar tışmalı içeriği.

Üniversite ve yüksek okullar yine faşizme karşı mücadelenin belirginleştiği yerler olacak. Bu kurumlardaki kısıtlı özerk

lik, bir ölçüde doğrudan dene timi engelliyor. Özerkliğin söz konusu'olmadığı ODTÜ'de mücadelenin ulaştığı boyutları izledik, izliyoruz.

Geçen yıl, öğretim ya doğrudan

faşist işgalle yada düzenlenen

saldırılarla kesintiye uğratıl

mıştı. Bu yıl bir yandan kamu

oyunda eğitim kurumlarının

açık tutulmak istendiği imajı

yaratılırken, diğer yandan öğ

retim üyelerine ve öğrencilere

yapılan saldırılar sürüyor.

Bunun son örnekleri, A.Ü. Fen

Fakültesinde Doç.Dr.Cahit Ünal

ve Prof.Rauf Nasuhoğlu'na, KTÜ

Rektörü Erdem Aksoy'a, Elazığ'

da Veteriner Fakültesinden

Prof.Hüseyin Kerim Urma'ya,

ODTÜ Mütevelli Heyeti Üyesi

Prof.Hicri Fişek ve bazı ODTÜ

öğretim üyelerine yöneltilen

saldırılardır. Ayrıca, polis

ve jandarmanın okullara sistem

li olarak yerleştirilmesi olgu

su ve eğitimin kalitesindeki

düşüklük gözlerden kaçırılmak

isteniyor. Planın bir parçası

da, faşistlerin dışında kalan

lara yurtların kapatılması ve

büyük öğrenci kitlesinin eko

nomik yönden.köşeye sıkıştırıl

mak istenmesidir. Belirtiler

mücadelenin giderek yoğunlaşa

cağı doğrultusunda. Demokratik

güçlere bu yıl daha büyük gö

revler düşecek. '

^A

önce konut aydınlatması için saptanan asgari proje ücretle rinin yetersiz kaldığı idi. Bu konuda istanbul ili için hazır lanan ücretler ve Ankara ile İstanbul illerinin kendine özgü koşullarındaki farklılıklar da gözönüne alınarak konutlar için yeni asgari proje ücretleri saptandı.

Konut aydınlatması dışında ka lan mühendislik hizmetlerinin değerlendirmesinin gerçekçi ve daha detaylı bir şekilde yapıl ması gerekliliği önemle vurgu landı. Bu değerlendirmedeki kıs tasların, oluşturulacak bir ko misyonca saptanıp hizmetler için yeni birim ücretlerinin hazırlanmasına karar verildi. Özellikle mühendislik hizmeti nin niteliğinin gözönünde tutul ması gereğinin vurgulandığı bu çalışmayla ilgili olarak toplan tıya katılan iki Sîfii üyeye gö rev verildi.

Toplantıya katılamayan SMM üye lere toplantı kararlarının ile tilmesi, SMM sorunlarıyla ilgi li önerilerinin alınması ve en kısa süre içinde yeniden bir araya gelinmesi kararlaştırıla rak toplantıya son verildi.

ANKARA ŞUBESİ 2.GENEL KURULU

28 Ocak 1978 Saat: 10.00

Yer: Makina MUh. Odası Toplantı Salonu

İSTANBUL ŞUBESİ 19.GENEL KURULU

29 Ocak 1 978 Saat: 10.00

İZMİR ŞUBESİ 11.GENEL KURULU

28 Ocak 1978 Saat: 14.00

Y er: B.Efes Ot e l i Petek Salonu

ELEKTRİK MÜHENDİSUİĞ1 250

4 75