Elektrik Mühendisliği · Sayı 236 · Ağustos 1976

OLAYLAR - YORUMLAR

Toplum, demokrasi ve emek Haber ve etkinlik

Yıl
1976
Sayfa
7
Okuma süresi
19 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Mevzuat ve hukuk

Anahtar kelimeler

  • TRT
  • DİSK
  • TMMOB
  • Devlet Güvenlik Mahkemeleri
  • SİSAG
  • OECD
  • toplu iş sözleşmesi

Özet

Yazı, TRT'deki imza kampanyası afişlemesi sırasında gözaltına alınan oda ve dernek yöneticileri, SİSAG işyerindeki toplu sözleşme uyuşmazlığı, İzmir'de işçi sağlığı kampanyası, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'ne karşı yapılan basın açıklamaları ve OECD'nin Türkiye ekonomisine ilişkin verilerini bir araya getiren dönemin toplumsal-siyasal olaylarını özetlemektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

yogjn izinli afiş asan oda ve dernek yöneticileri gözaltına alındı

TRT"de ç a l ı ş a n l a r ı n demokratik ö r g ü t l e r i olan DİSK Yeni Haber tş Sendikası i l e TÜM DER, TMMOB ve TÜTED tarafından a ç ı lan "TRT'deki FAŞtST İŞGALE SON VERİLMELİDİR" imza kampan yasının afişlemesi sırasında aralarında Odamız y ö n e t i c i ve üyelerinin de bulunduğu 30 k i ş i l i k b i r grup S i y a s i Şube po l i s l e r i tarafından 6 saat göz a l t ı n d a tutuldu. TMMOB konuya ilişkin aşağıdaki basın açıkla masını yaptı.

"TRT ç a l ı ş a n l a r ı n ı n üye olduk l a r ı dört demokratik örgüt, TMMOB, TÜTED, TÜMDER ve DİSK Yeni Haber lş, TRT'deki f a ş i s t işgale karşı yürüttükleri ça lışmalarda, son olarak TRT'deki yönetime k a r ş ı imza kampanyası açmışlardı. Bu kampanya kapsa mında, asılması k a r a r l a ş t ı r ı lan, "TRT'deki FAŞİST İŞGALE SON VERİLMELİDİR" b a ş l ı k l ı afişler için gerekli izinler «alınmıştır. 21.8.1976 Cumarte si sabahı, af işlemeye çıkan birçok Oda ve Dernek yönetici ve üyesi, polis tarafından to parlanmış ve olaya müdahale eden bir dernek avukatıyla bir likte önce Çankaya Emniyet Amirliğine, oradan da Emniyet 1. Şubeye götürülmüşlerdir. Gerekli makamlara başvurularak tüm izinler alındığı halde Em niyet i l g i l i l e r i Oda, Dernek yönetici ve üyelerinin gözaltı na alınma nedeninin Belediyece

izin verilen yerlerin haricine afiş yapıştırma olduğunu iddia etmişlerdir. Konunun ilginç yönü, ancak Belediye Zabıtasını ilgilendirebilecek olan bu ola ya, Emniyetin siyasi bölümünce müdahale edilmesidir.

Daha önce, 13 Mart Mitingi afişlemesinde ve birçok demok ratik kitle eyleminde rastla nan bu uygulama, egemen çevre lerin emekçi halkın ve onun demokratik örgütlerinin yasal eylemlerini sistemli olarak engelleme çabalarının bir ör neğidir.

Bu.olay, egemen sınıfların ve siyasi iktidarın emekçi halka yönelttiği yasadışı baskı ve uygulamaların tekrarıdır. TRT çalışanları ve onların demok ratik örgütleri, baskılar kar şısında yılmayacak ve mücade lelerini sürdüreceklerdir.

SISAG'DA BASKILAR SORUYOR

Hacettepe vakfına bağlı Sistem, İşletme ve Proje Servisi Araş tırma ve Geliştirme Limited Şirketi (SİSAG) işyerinde yürü tülmekte olan toplu iş sözleş mesi görüşmelerinde, işveren durumundaki yöneticilerin cid di olmayan tutumları sonucu uyuşmazlık çıktı. Ve uzlaştır ma kurulu oluşturma çalışmala rına başlandı.

Bir süre önce SİSAG'da çalışan 170 işçi Sosyal lş Sendikasında örgütlenmiş ve SİSAG işvereni toplu sözleşmeye çağrılmıştı. SİSAG işvereni bu çağrıya uyma mış, ayrıca da 9 işçinin işine son vererek çalışanların Ana yasa' da güvencesini bulan ör gütlenme haklarına ne denli saygılı olduğunu göstermişti.

SİSAG yöneticilerinin işçile rin örgütlenmesini ve birliği ni kurmaya yönelik bu tutumla rı karşısında, toplu iş sözleş mesi görüşmelerinin sürmesi olanağı kalmadığından, uyuşmaz lık tutanağı düzenlenerek, bir an önce uzlaştırma kurulunun oluşturulması çalışmaları baş latıldı. Uzlaştırma kurulunun vereceği kararın işçilerin is teklerini yansıtmaması durumun

da ise, grev kararı uygulanma sı kararlaştırıldı.

İşverenin bu tutumuna işçile rin karşılığı ise yine yasal çerçevede kaldı ve işçiler sü rekli yapılmakta olan fazla ça lışmaları iş yasasının kendile rine tanıdığı hakkı kullanarak toplu olarak durdurdular. İşve renin tavrı bundan sonra yumu şama safhasına girdi. Ve işve ren, toplu iş sözleşmesi görüş melerine oturmak zorunda kaldı. Ancak toplu iş sözleşmesi gö rüşmelerine devam edilebilmesi için sendikal faaliyetten ötü rü işine son verilen 9 işçinin yeniden işe alınması gerekiyor du. Bir süre sonra bu gerekli lik işveren tarafından da ka bul edilerek bir tutanak düzen lendi. Ve işine son verilen iş çiler konusunun öncelikle görü şülmesi kararına varıldı. Bu karar sonucu düzenlenen tuta nakta, bir gün sonra görüşmele re devam edileceği belirtilme sine rağmen, SİSAG yöneticile ri toplantı saatine bir saat kala, görüşmelere gelemeyecek lerini telefonla bildirdiler. Bunun yanısıra, görüşmelerin başlamasından bir buçuk saat önce SİSAG işvereni çalışanla rın görevlerini değiştirerek bunlardan bazılarını sorumlu luk taşıyan görevlerinden ayır dı.

SİSAG'da çalışanlarla işveren arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uzlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine bu işye rinde çalışanların üye oldukla rı Odaların yöneticileri üyele rinin haklarının korunmasında kararlı davranılacağını SİSAG yöneticilerine ilettiler. •

İZMÎR ODALARARASI KOORDİNASYON KURULU, t$Cİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİSİ İLE İLGİLİ KAMPANYA AÇTI

Kapitalist sistemin kaçınılmaz gereği olarak iş kazalarının birer iş cinayeti niteliğini aldığı ülkemizde, mevcut iş mevzuatına bağlı buyurucu hü kümlerin önemli bir kısmının hiçe sayıldığını ve özellikle yeraltı maden, inşaat, montaj, yükleme boşaltma ve tekstil iş kollarında durumun iyice kötü olduğu kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla İzmir Odalara

ELBKTRÎK MÜHENDİSLİĞİ 236

I İÜ il

rası Koordinasyon Kurulu tara fından "İşçi Sağlığı ve İş Gü venliği Çalışmaları Yürütme Kurulu" adı altında bir çalış ma grubu kuruldu.

Yapılan açıklamaya göre, iş koşullarının sağlığa uygun ve güvenlik içinde iyileştirilme si, yürürlükteki işçi sağlığı

ve iş güvenliği yasasının uy gulanmasının ve ileriye dönük biçimde geliştirilmesinin sağ lanması, işverenin iş yerlerin de teknik eğitim uygulamaya zorlanması yönünde çalışmalar yapılacak ve konuya ilişkin olarak slayt, fotoğraf sergisi, seminer, panel ve anketler dü zenlenecek.

"DEVLET GÜVENLİK MAHKEMELERİ, ANAYASANIN TEMEL İLKELERİNİ HİÇE SAYARAK FAŞİZMİ KURUMLAŞTIRMA ÇABALARININ SOMUT BİR ÖRNEĞİDİR"

TMMOB, TÜTED, TÖB DER, TÜMAS, TÜM DER, TUMÖD, TÜS DER, Ankara Tabip Odası, Tüm İktisat çılar Birliği, AYÖD ve Çağdaş Hukukçular Derneği, 13 Temmuz 1976 günü yaptıkları basın top lantısında DİSK1in DGM Yasa Ta sarısına karşı açtığı mücadele yi desteklediklerini açıkladı lar. Açıklamada,"1961 Anayasa sının sınırlı da olsa getirdiği hak ve özgürlükleri kullanarak, egemen sınıfların sürdüregel dikleri sömürü sistemini zorla yan halkımızın uyanışı karşısın da tedirgin olan egemen sınıf lar, sömürü düzenlerini devam ettirebilmek ve güvence altına alabilmek için 12 Mart faşizmi ni tezgahlamışlardır. 12 Mart faşizmi, emperyalizmin deste ğindeki sömürücü egemen sınıf

ların, emekçi halkımıza ve devrimci aydınlarımıza karşı uyguladıkları vahşiyane bir baskı yöntemidir.

12 Martı hazırlayanlar, faşizmi sürekli hale getirebilmek için onu "kurumlaştırmak" yolunu seçmişlerdir. Bu amaçla Anaya sada, Anayasanın temel ilkele rini alabildiğine zedeleyen de ğişiklikler yapılmış, yasalar değiştirilmiş ve yeni antide mokratik yasalar getirilmiştir. Bu kurumlaştırma çabalarının en önemli odak noktası DGM yasa tasarısıdır" denildi. Buna ek olarak, diğer demokra tik kuruluş ve işçi sendikala rının toplantı ve açıklamaları nın yanısıra, Türkiye Barolar Birliği de, konuya ilişkin bir rapor hazırladı. Raporda şu gö rüşlere yer verildi:

Ö5TÖNE

BflSfi AS (Vatan, 9 Mayıs 1976)

"Usûl Hukukunun dayandığı temel fikre bağlı kalınmaksızın, Dev let Güvenlik Mahkemelerinin 'mahkeme' olarak topluma kabu lünü sağlamak mümkün olamıyacak^ tır. Bundan ciddi surette endi şe duymaktayız. Kanunla herşeyin yapılabileceği inancı demokra silerde çoktan terkedilmiştir. Devlet Güvenlik Mahkemeleri hu zuru sağlayamamıştır. Bu mahke meler birer siyasi mücadele ala nı haline gelmişlerdir. Bundan adaletin kaybı büyüktür. Siyasi tarih göstermektedir ki, ada lette kayıp, sınırlanması ve telafisi imkansız sakıncalara yol açar. Bu mahkemelerin "si yasi mahkeme" niteliğini taşı dıkları ve bu maksatla kurul dukları anlaşılmaktadır. Adale tin 'siyasal araç1 olarak kul lanılması, demokratik düzene aykırı düşmektedir."

24 OECD ÜLKESİ İÇİNDE TÜKETİME EN COK TÜRKİYE PARA HARCIYOR

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD'nin hazırladığı ra porlara göre, adam başına yıl lık gelir yönünden, üye 24 ül keye oranla en fakir durumdaki Türkiye, tüketim yönünden baş sıralarda bulunmaktadır. Yapılan değerlendirmelere göre, Türkiye'de adam başına yıllık gelir 1974 75 döneminde 850 do lardır.

Bilindiği gibi Avrupa Kalkınma ve İşbirliği örgütü, Avrupanın sanayi ülkeleriyle İspanya, Portekiz, Yunanistan, Türkiye gibi Akdeniz ülkeleri ve Ame rika, Kanada, Japonya gibi sa nayi devletlerinden oluşmakta dır, örgütün üye sayısı 24'dür.

OECD tarafından yapılan değer lendirmelere göre, Türkiye, bu örgüt içinde adam başına yıl lık gelir bakımından sonuncu durumdadır. Ülkemizde adam ba şına düşen yıllık gelir 850 do lardır. Bu rakam Yunanistan'da 2150 dolar, İspanya'da 2100 dolar, Amerika'da 6600 dolar, İsveç'de 6880 dolar ve en zen gin üye durumundaki İsviçre'de 6970 dolardır.

Dergimizin Nisan 1976 sayısın daki haberi bütünler nitelikte olarak; OECD değerlendirmeleri ne göre, Türkiye, en fakir üye durumunda olmasına rağmen, yaptığı tüketimin toplam geli rine oranı yönünden 24 ülkenin başında gelmektedir. Türkiye toplam gelirinin yüzde 72,2'sini tüketim harcamaları na ayırmaktadır. Bu rakam Yu nanistan için yüzde 72,7; İs panya için yüzde 66,8; Amerika için yüzde 62,9; İsveç için yüzde 53; İsviçre için yüzde 61,7'dir. Türkiye için verilen yüzde 72,2 rakamı 1972 yılı istatis tiklerinden alınmıştır. Tahmin lere göre, içinde bulunduğumuz dönemde Türkiye'nin özel tüke tim harcamaları daha da artmış tır. Bilindiği gibi bir ülkede özel tüketim harcamalarının milli gelire oranla yüksek olması, yatırımların yeterli düzeye çıkmasını ve sağlıklı bir kal kınmayı önlemektedir.

TWT

İMİ

H

TÜRKİY E KAPİ TALİ ZMİ Nİ N

ÜCRET. FİY AT VE KÂR

TABLOSU

Tüm İktisatçılar Birliği (TİB) tarafından "1976 Baharında Türk Ekonomisinin Durumu" adlı bir açık oturum düzenlendi. Oturumda tüm konuşmacılar/ ekonominin bugünkü egemen sınıf lar ve onların organı iktidarlar elinde onarılmaz yaralar almakta olduğu noktasında birleştiler. Açık oturumda Yalçın Küçük, Hüseyin Mertoğlu ve Candan Baysan tarafından hazırla nan bir bildiri de sunuldu. Aşağıda, ilginç bulacağınızı um duğumuz bu bildirinin bir özetini bulacaksınız.

ilkbahardaki verilere dayanarak söylenebilir ki, 1976 yılında Türkiye ekonomisi, büyük bir bunalımın içindedir. Bazı gös tergeleri sıralayalım: Döviz o lanakları daralmaktadır. Buna bağlı olarak ithalatta kısıntı lar yapmak gerekmektedir. Sana yi mallarının fiyatlarında Ekim1 den Nisan'a kadar olan artış, 1974 ve 1975 yıllarındaki aynı devrelerdeki artışları geride bırakıyor. Mevduat ve hisse se netleri ile tahvil satışları gerilemekte. Özel yatırım eğili minde bir yavaşlama var. Bütçeye kamu yatırımları için konan ö deneklerin çok küçük bir bölümü harcanıyor. Kamu iktisadi te şekküllerinin açıkları artıyor, bununla ilgili olarak Merkez Bankasının fonları açıkları ka

pamak için giderek aşırı ölçü lerde zorlanıyor. Bu durum, kamu iktis.adi teşekküllerinin özel kesime ucuz ara malı sağ layıcı işlevleri yüzünden, özel sektöre doğrudan açılan kredile re, dolaylı olarak ekler yarat mış oluyor. Göstergelerin eğ lenceli bir biçimde basına yan sıması önlenemiyor: "Çimento kiloyla satılıyor". Karaborsa ve stokçuluk büyük boyutlara u laşıyor. Liste uzatılabilir, fakat gereksiz. Çünkü bu kadar gösterge sonuçlar çıkartabilmek için yeterlidir. Yapılması ge reken, bu sonuçları kullanarak 1976'nın bundan sonraki dönemine bakmak.

Yılın geri kalan döneminde bu

nalım artacaktır. Yaptığımız kestirimler, toptan eşya fiyat larının 1976'da % 22 oranında artacağını gösteriyor, önceki yıllarda fiyat artışlarının kestirimiyle ilgili kullandığı mız ve güvenilir sonuçlar aldı ğımız bir yöntem izlendiğinde, Z 25 oranına varan fiyat artış ları görmekteyiz. Belirtmek ge rekir ki fiyatlarla ilgili kulla nılan veriler resmi kaynaklar dandır; bu da gerçeklerden düşük sonuçlar elde etmek demek olu yor. % 25'i aşan fiyat artışla rına şaşmamak gerekir.

ithalatın 5,5 milyar dolarda gerçekleşeceği varsayımı kulla nılarak yapılan bir hesaplama 1976 yılında dış ticaret açığı nın 2 milyar, cari işlemler den gesinin 2,4 milyar dolar açık vereceğini göstermiştir. Brüt döviz rezervleri şu anda 800 milyon dolardır. Net rezervler ise bir süredir eski düzeydedir. Bu iki bulgu bir araya getiril diğinde ithalatın 5,5 milyar dolar dolayında gerçekleşeceği varsayımının olanak dışı olduğu görülür. Diğer bir deyişle, bu seviyede bir ithalat gerçekleş tirilemez.

tlH

Bu ise ithalatın kısılması ile ilgili olarak ortaya çıkan sı kıntıların artması demektir.

EMİSYON HACMİ GENİŞLİYOR

Yaptığımız diğer bir kestirim emisyon hacminin 1976 yılı so nunda 53 milyar lira çevresinde olacağıdır. Bunun yanında DÇM gelişlerindeki yavaşlama devam ederse bu rakamın daha da yük selmesi beklenmelidir. Çünkü böyle bir durumda şu anda Mer kez Bankası ile ilişkilerini ge çen yılın altına düşürmüş olan özel kesim, elindeki stokları finanse edebilmek için reeskont yoluyla Banka'dan finansman sağlamak isteyecektir.

Kredi politikası 1976 yılında gösterdiği yalnızca günlük ge reksinimlerin karşılanmasına dönük niteliğini korumak eğili mindedir. Bu politika kalkınma nın gereklerine ters düşmenin ötesinde büyük oranda spekülatif mal piyasasının devamı sonucunu da doğurmaktadır.

Mevduatlardaki gerilemelere de ğinmiştik. Bankalardaki tasarruf mevduatının X 80'inin, mudilerin % 10'unun elinde bulunduğu göz önünde tutulmalıdır. Fara değe rinin düştüğü dönemlerde küçük sayıda tasarruf sahibinin bu bü yük mevduat toplamını kolayca çekip daha kârlı ve spekülatif alanlara kaymaları bu özelliğin sonucu. Eldeki bilgiler bu duru mu belgeliyecek niteliktedir.

FİYATLAR

Fiyatlarla ilgili söylenecekler de şöyle. 1975 yılında ithalat miktar olarak değil değer olarak daha hızlı büyümüştür. İthalatta görülen fiyat artışlarını iç fiyatlara yansıtmamak için ha I zine olanakları sonuna dek tüke tilmiştir, öte yandan mal piya sasını sürekli olarak beslemek için ithalat ile aşırı stokla maya olanak sağlanmıştır, tçinde bulunduğumuz koşullarda ithalat j taki kısıtlamalar, söz konusu j stokların yüksek fiyatlardan

çözülmesine neden olacaktır. Bu Süreç başlamıştır. Karaborsacı lığın yaygınlaşması, bu süreci göstermektedir. Diğer yandan ithalatın devamlılığı için baş vurulan yüksek maliyetli döviz temini yöntemi nedeniyle, ithal edilen mallardaki fiyat artış larının iç piyasaya yansıtılması kaçınılmazdır.

ÜCRETLER VE FİYATLAR

Çalışmada bundan sonra ücret lerle ilgili çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bugün iş çevrele rinin, güncel bir konu olan as gari ücretlerin saptanması sı rasında özellikle yoğunlaştırdık ları propaganda, iki yönde ge lişmektedir. Bunlardan biri, yüksek ücret taleplerinin enf lasyona neden olduğudur. Diğeri ise, ücretlerin işgücü verimli liği artışından daha hızlı arttı ğıdır. Bir yandan haksız ücret talep edildiği, diğer yandan da bunun enflasyona neden olduğu bıkmadan yinelenmektedir. Biz bu her iki iddianın da asılsız olduğunu kanıtlayacak bulgular elde ettik. Bunu yaparken geniş şekilde Devlet istatistik Ens titüsü 'nün 1963'ten beri yapmak ta olduğu imalat sanayi sayım larını kullandık. Sayımlar anket yoluyla derleniyor, tçindeki bilgiler doğrudan iş sahipleri nin ve işletme müdürlüklerinin kendi verileri. Dolayısıyla üc retleri abartma ve kâr toplamla rını küçültme eğilimleri çok yüksek. Böyle olduğu halde gene de ileri sürdükleri iddiaları çürüten sonuçlar elde etmek olanağı var. Bunun ötesinde Enstitü bazı durumlarda özel kesimdeki bilgileri (örneğin, bir iş dalındaki tek girişimle ilgili verileri) gizli tutabilmek için toplamlarda da saptırmalar yapmış. Biz, olanaklar çerçeve sinde, yinelenmiş çizelgeleri, değişik sınıflandırmalara göre düzenlenmiş çizelgeleri kulla narak ve bazı toplama çıkarma yanlışlarını düzelterek bu saptır maları ayıklayabildik. Ayrıca çalışma, sektörler ve iş dal ları yerine büyük çapta toplam

imalat sanayii ile ilgili olduğu için bazı yanlışların başka yerlerde ters yanlışlarla gi derildiği varsayımından yarar lanıldı. Saptırmalar devlet ke simi için söz konusu olmadığın dan bu kesimle ilgili sonuçlar daha güvenilir. Bulguların top lam ekonomi için geçerliliği kuvvetli: Sayımın kapsamı hem geniş, hem de sayımdaki sektör ler arası dağılım ekonomideki sektörler arası gerçek dağılımla uyumlu.

Kullanılan verilerin bu kısa ta nıtmasından sonra, önce "haksız yüksek ücret talepleri"nin enf lasyona neden olmadığını göre lim. Çizelge l'e bakarsak, üçün cü sütundaki dizi bize toplam ücretlerin toplam maliyet için deki payının yüzde on ile onbir arasında oynadığını gösterir. Bu demektir ki, eğer ücretler bir anda tam iki misli artsa, bu artışın maliyet ve dolayısıyla fiyatlarda yol açacağı artış yüz de' 10 11 dolayında kalacaktır. Bunun yanında kârların payını gösteren ikinci sütunda' genel bir artış vardır. Fiyat artışla rının nereye gitmekte olduğuna ilişkin bir gözlem. Çizelge ö zel ve kamu kesimlerini bir ara ya toplamıştır. Aynı çizelgeyi yalnız özel kesim için düzenler sek, sonuç daha da belirginleş mektedir. Ücretlerin payı onda

Yıllar Girdiler

Kâr Ücrette

1963 1964 196)6 1966 1967 1968 1969 W 1970 1971W 1972 1973

% 66 65 60 61 67 66

60 61

% 23 24 30 28 33 33

29 28

% 11 11 10 11 10 11

11 11

(*) Bu Un yıhn uyanları henüi hMİmımıttır.

ÜCRETLER MALİYETLERİN YALNIZ ONDA BİRİNİ OLUŞTURURKEN, KÂRIN PAYI SÜREKLİ OLARAK ARTMAKTA.

Çizelge 1. Toplam imalat sana

yiinde

girdilerin,

kârın ve ücretlerin

payları.

biri geçmemektedir. Bu genelle menin dışında kalan tek yıl 1970'dir. Aynı durum özel kesim çizelgesinde de ortaya çıkmakta dır. 12 Mart1in gerekçelerinden biri. İlerde değineceğimiz şe kilden de benzer bir yorum yapı labilir.

özel Kesim Kamu Kesimi

İşgücü

Reel işgücü Reel

Yıllar verimliliği ücretler verimliliği ücretler

1963 1964 1965 1966 1967 1968 1970 1972 19T3

100.0 106.3 106.3 116.6 123.0 131.8 141.2 174.0 192.0

100.0 114.5 113.9 123.0 122.9 128.0 150.0 153.6 159.6

100.0 106.6 121.3 131.1 149.5 153.8 182.3 173.1 200.9

100.0

112J6

112.4 118.8 118.3 122.6 150.3 139.8 142.1

VERİMLİLİK ÜCRETLERDEN HIZLI ARTIYOR

REEL ÜCRETLER VERIMLILIK ARTı ŞıNı İZLEYEMİYOR. 1964 YILINDAN BERİ VERİMLİLİK ARTIŞI ÜCRET AR TIŞI MAKASI GİDEREK AÇILMAKTA.

Verimlilik artışlarının ücret ar tışlarını geçtiğini şu şekilde görebiliriz. Sayımda verilen toplam üretim değerlerinden fi ziki üretim miktarlarını bulabil mek için fiyat artışlarının et kisinin ayıklanması gerekir. Bunun için her yılın üretim de ğeri o yılın imalat sanayi malla rı fiyat endeksine bölünmüş tür. Aynı biçimde, sayımda ve rilen toplam ücretleri de fiyat artışlarının etkisinden ayıklamak gerekir. Bunu da geçinme endek sini kullanarak yaptık. Bu şe kilde elde edilen diziler toplam iş gücüne bölünürlerse bir yan dan işgücünün verimliliği, diğer yandan reel ücretler elde edil miş olur. Bu sonuçlar Çizelge 2'de verilmektedir. Çizelge, a çıklama yapmayı gerektirmeyecek kadar açık. Gerek özel, gerek kamu kesimi olsun işgücü verim liliğindeki artışlar ücretler deki artışların çok önünde git mektedir. Çizelgeden çok açık olarak görülmeyen, özellikle 1964'ten sonra, ücretlerin ve rimlilik artışının gerisinde kalmasının ötesinde, aradaki farkın giderek açılmakta olduğu dur. Gerçekten de ücret artış ları verimlilik artışlarından, 1964 yılından 1973 yılına kadar geçen arada özel kesimde % 23, kamu kesiminde ise % 33 oranında geride kalmıştır.

Verilen bu son rakamlar aynı zamanda değişik bir görüşü ya lanlamakta da kullanılabilir. Genel olarak kamu kesiminde or talama ücretlerin özel kesim dek inden daha cömert olarak saptandığı ileri sürülür. Bu böyle olabilir. Yalnız aradaki açık kapanmaktadır. Bu da özel

Çizelge 2. Verimlilik ve ücretler (1963 : 100)

kesimin giderek daha yüksek ücret ödemesi yoluyla değil, devlet kesiminin giderek sömürü oranını artırmasıyla gerçekleş mektedir. Bunun böyle olduğu açık, çünkü her ikisi de verim lilik artışlarını bile karşıla yacak ücret cdememekteler. Toplam kârların toplam ücretlere oranı (sömürü oranı) devlet ke siminde % 2,2'den 1973'te 3,5'e yükselmiştir. Aynı oran özel kesimde 2'den 2,2'ye yükseliyor.

VERİMLİLİK ARTISI NEREYE GİDİYOR ?

Verimlilik artışının nereye gittiğini görebilmek için Sekile bakmak gerekiyor. Şekildeki en alt düz çizgi (1 nolu) eğer ve rimlilik ve hayat pahalılığı artışları olmasaydı 1963'deki or talama ücretlerin 1973'de de ay nı düzeyde olacağını gösteriyor. Halbuki şimdiye kadar dedikleri mizden biliyoruz ki hem verimli lik artmıştır, hem de geçinme koşulları pahalanmıştır. Eğer yal nız işgücü verimliliğindeki ar tışları ücret artışlarıyla kar şılamak gerekse, ücretlerin 2 nolu çizgiyle gösterilen düzey de gerçekleşmesi gerekir. Diğer bir deyişle, A taralı alan yıl lar boyu verimlilik artışından

dolayı işçi başına yaratılan değeri gösteriyor. Bunun ötesin de fiyat artışlarından dolayı geçinme koşullarını en azından aynı tutabilmek için B taralı alanını eklemek gerekir. Böyle ce elde edilen eğri 4 nolu çiz giyle gösterilmiştir. Sonuç ola rak, 1963'teki düzeyde tutabil mek için bile en azından yıllık ortalama ücretlerin 6488 lira dan 30 721 liraya yükseltilmesi gerekir.

Halbuki, cari ücretler ancak 3 nolu çizgi ile gösterilen düzey de kalmıştır. 1973'te 23 389 li ra. Biz 3 ve 4 nolu çizgiler ara sında kalan alanı (B) ince çiz gilerle taradık. Bu alan, on yıl da,bir işçinin verimliliğini artırarak ve karşılığında gerek li ücreti ödemiyerek elde edi len toplamı verir. Biz aynı iş lemi çalışmanın kapsamına giren bütün işgücü için de yaptık.

Bin TL 30

20 •

Fiyat ve verimlilik artışlarının gerektirdiği ücretler

1963 4 5 6 7 8

Yıllar

CARİ ÜCRETLERİN ARTIŞI, FİYAT VE VERİMLİLİK ARTIŞLARININ GE REKTİRDİĞİ ÜCRETLERDEN TUTARLI BİR ŞEKİLDE DÜŞÜK KALIYOR. İŞÇİ BAŞINA OLAN DURUMU BELİRTEN ÜST TEKİ ŞEKİLDE B ALANI HER İŞ ÇİDEN BU YOLLA 10 YILLIK DEVREDE ÇALINANI GÖSTERİYOR.

Özetleyelim: Sendika ve grev yasasının ilk on yılında, üc retlerin verimlilik artışları nın gerisinde kalması nedeniyle ortalama beşyüz bin işçiye, üc retlerin verimlilik artışı ora nında artması halinde alabile ceğinden 10 milyar lira daha az ücret ödenmiştir. Bu işçiler en örgütlü işçilerdir. Tarım dışın da örgütlü ve örgütsüz bütün işçiler hesaba katıldığında ve hesaplama bugüne kadar uzatıl !dığında bu miktar 100 milyar lirayı geçer.

Verimlilik ve ücret ilişkisiy le ilgili bulgular, bugünkü e konomik bunalımın ve fiyat ar tışlarının kesinlikle işçilerin omuzlarına yüklenemiyeceğini göstermektedir. Bugün işçiler, ücretlerin verimlilik artışına bağlanmasıyla ilgili işveren önerisinin kabul edilmesi halin de bile, sermaye kesiminden 100 milyarca lira alacaklı du rumdadır.

SANAYİ DALLARI ARASINDAKİ FARKLILIKLAR

Sanayi sayımlarını kullanarak söylenebilecekler bu kadar de ğil. Buraya kadar yalnız toplam sanayi rakamlarını inceledik. Bunun yanında çeşitli dallarda aynı özellikte araştırmalar ya ipılabileceği gibi dallar arası karşılaştırmaların sağlayacağı ek yararlar da var. Biz bazı dallarda ortalama ücretleri he sapladık. Bunu yaparken düşün düğümüz ihracata dönük sanayi dallarıyla, iç tüketim için ü reten sanayi dallarında ücret leri karşılaştırmaktı. Umulan İhracat yapmak durumunda olan idallarda dış fiyatlarla çekişme jnedeniyle maliyetleri kısma gü jdüsünün 'doğuracağı ortalamadan idüşük ücret hadleriydi. Aynı jzamanda tekelci bir niteliği o Lan ve dış çekişmeden gümrük iuvarları yoluyla korunan iç tü cetime dönük mallar üreten dal Larda da, fiyatları kolaylıkla (yükseltebilme nedeniyle, görece li olarak yüksek (sanayi orta lamasından yüksek) ücretlerle karşılaşılacağı umuluyordu.

İhracat yapan sektörler

Yurt içi tüketim mallan üreten sektörler

Tütün

Sanayi Oto

Elektrik Taşıt

Yıllar Gıda j ş [ e m e Dokuma Mobilya ortalaması lastiği Kimya Makina makinaları araçları

1963 4,3 3,2 4,9

5,2

5.7 7,8 9,2 8,2 7,4

7,8

1964 5,6 3,9 5,7

5,6

6,5 9,7 9,6 9,4 9,2

8,6

1965 6,2 3,5 6,4

6,5

6.8 17,0 10,1 9,4 10,3

9,5

1966 6,6 4,8 6,9

7,0

7.7 19,0 11,3 10,0 10,1

11,8

1967 7,6 5,3 7,8

7,3

8.8 20,1 13,1 10,6 11,8

11,7

1968 8,0 5,0 8,4

7,9

9,7 23,0 14,2 11,7 12,6

12,8

1970 10,1 6,9 10,8 1972 13,3 9,2 17,1 1973 18,4 10,9 19,5

8,2 11,2

9,9

13,0 18,4 21,9

26,1 19,1 16,9 40,0 26,7 21,0 2 5 , 9 ( x ) 33,1 24,6

16,1 24,5 26,3

14,6 23,3 26,9

( x ) Mobilya ve Oto lastiğindeki düşüşler gerçeği yansıtabileceği gibi sayımlardaki hatalardan da kaynaklanabilir. İhracat yapan sektörlerde ortalama ücretler hem ortalamanın altında hem de geri kalan sektörlerdeklnin çok altında.

çizelge 3. Seçilmiş sektörlerde ortalama ücretler (1000 TL / yıl)

Gerçekten de ihracata dönük olduğu bilinen birkaç sanayi dalında (ki biz bunları dış is tatistikleri inceleyip, yüksek oranda ihracat yapanlardan seç tik) ortalamanın altında kalan ücretler elde ettik. Gıda, doku ma vb., Çizelge 3'te de görüle bileceği gibi ihracat yapan dallarda ortalamanın altında ve dayanıklı tüketim malları ü reten elektrikli makinalar ve taşıt araçları gibi dalların da çok altında ücretler öden mektedir. Daha ilginç olan, bu her iki tip sanayide de sa nayi ortalamasıyla aradaki far kın açılmakta olduğudur.

Geçen yıl MC hükümetinin kuru luşu çalışmalarının DİSK1in Çu kurova'ya girme çabaları sıra sında nasıl hızlandırıldıgı anımsanmalı. DİSK yüksek üc retli sözleşmeler elde etmekte daha başarılı. Çukur sermayesi ihracat yapan dallarda yoğunla şıyor. Geçen sene de referandum hakkı "ilerici" yargı organları tarafından geri çevrildi. Faşiz min tırmanışında ağırlık verilen dallar ve kullanılan yöntemlere ilişkin birkaç gözlem.

FAŞİST TIRMANMA SÜRECEK

1976 yılının ilkbaharında orta ya çıkan bunalım, yılın bundan sonraki döneminde artan ölçüde

varlığını sürdürecektir. Ancak bu durum, bunalımın hafifletil mesinin olanaksız olduğu anlamı na gelmemektedir. İthalatın kı sıtlanmasıyla birlikte stokları çözücü bir para kredi politika sı ve piyasanın sıkı bir biçim de denetlenmesi, yatırımları a zaltıcı bir etki yapsa bile, fiyat artışlarını frenleyebilir. Mevcut üretimi de, büyük bir ak saklığa yol açmadan, devam etti rebilir. Çünkü, piyasadaki mev cut stoklar bu yılın üretimine yetebilir. Ancak bunu yapmak, bugünkü hükümetin, tek dayanağı olan iş çevrelerini karşısına alması demek. Bugünkü hükümetin böyle bir gücü yoktur. Böyle bir niyeti de yoktur. Olamaz da. Bu yüzden 1976 yılının bundan sonraki döneminde ekonomik bu nalım artarak devam edecektir.

Mevcut hükümet, geniş yığınla rın desteğini kaybettiği için, ve gelecek yılın bir seçim yılı olma olasılığı yüksek olduğu için, kısa bir süre sonra mev cut ekonomik bunalımı artırıcı ekonomik politikaları uygulama ya koyacaktır. Petrol, kömür, elektrik ve yine bir olasılıkla demiryolları zamları, kapıda bekleyen zamlardır.

Bu durumda cephe ortaklığına a çık bir almaşık kalmaktadır: E konomik bunalım derinleşerek devam edecektir. Cephe ortaklı ğı, siyasal bunalımı da derin leştirerek bürdürecektir. Daha açık bir deyişle, cephe ortak lığı faşist tırmanmaya mahkum dur.

•i

Elektrik Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu

Aybars Ungan Başkan Abdül kadir Kahraman Başkan Yrd. B e k i r O z g i r g i n Yazman Üye Mahmut Kurtulmaz Sayman Üye Teoman Alptürk üye Doğan Anakök üye Oğuz Kırımkan üye

İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu

Yüksel Birdal Başkan Alaattin Anahtarcı Başkan YaVUZ Çizmeci Yazman Üye Berkay Günay sayman üye Gönül Tay!an üye Hüseyin Yeşil üye Hanna Can üye

Elektrik Mühendisleri Odası

Ihlamur Sokak 10/1 Yenişehir Ankara Tel. 25 32 72 25 32 73

İstanbul Şubesi

Cumhuriyet Caddesi 283 Engin Han Kat.2 Harbiye İstanbul Tel. 48 50 52 48 50 53

İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Ergun Elgin Başkan Yüksel LevendOğlu Başkan Yrd. İrfan Arabacı Yazman üye Muammer Göksel Sayman Vye Ömer Güner üye Muammer Arglin üye Ajlan Kural üye

İzmir Şubesi Talat Paşa Bulvarı 17/1 Al sancak İzmir Tel. 14 89 73

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI TEMSİLCİLİKLERİ

Adana

Yaşar Okşaşoğlu

7.Bölge Müdürlüğü

Antalya

Durmuş Arı

Hv.Meyd.înş.Bölge Müdürlüğü

Aydın

Can İnalöz

TEK Batı Anadolu Şube Md.

3.Bölge Başmühendisliği

Balıkesir

şahin şen

SEKA Müessese Müdürlüğü PK.201

Bitlis Can Kitabevi

Hasan Dalkıran

Burdur

İrfan Bilgin

Uzun Çarşı No.46

Bursa

Ahmet Akküçük

Veziri Cad. Kent Işhanı Kat. 5

Tahtakale

Çorlu

Yasin Zirek

Cumhuriyet Meydanı

Bilgin Pasajı 13

Çorum

Y. İzzettin Hürer

çimento t ab., Santral Şefi

Denizli

Abdullah Şavklı

tiler Bankası Başmühendisliği

Diyarbakır

Buriıan Elçioğlu

Kunt İsnailpaşa, 3.Sokak

Yenişehir

£\azi§

Kenan Elmasula

Yapı İşleri 10.Bölge Müdürlüğü

Eskişehir

İsmet Brorta

Yunus Emre Cad., No.67

Gaziantep

Ali Ercan

Hürriyet Cad.,

Kamil Afat tşhanı Kat. 3

İsparta

Ahmet Emir

TEK S.Bölge Müdürlüğü

İçel

Ali Oztürk

Kuvayi Milliye Cad. No: 94

Karabük

Ömer Çolakoğlu

Hürriyet Cad.

özmen tşhanı No.247

Kastamonu

Fehmi Tuncel

Belediye Cad. No.46/A

Kayseri N

Yetkin önem

TEK İşi. ve Bkm. Başmüh. PK.9

Kocaeli

Sait Bülbül

Belediye Elektrik İşletmesi

Konya

Birol Adalığ

15.Bölge Müdürlüğü

Kütahya

Rüştü Kaytancı

Yapı İşleri 4.Bölge Müdürlüğü

Ma1atya

Hasan Baran

Kazıcı tşhanı Kat.2 No.204

Muğla

fakir ülkü

İller Bankası Başmühendisi

Nevşehir

Şahin Yurtbeğendi

Şehir Palas Oteli

Niğde

Mustafa Karadal

Aşağı Kayabaşı Mah.,

SCuyulu çıkmazı No. 5

Rize

Halil Sağol

Sakarya

Faruk Aloğlu

TEK 4.Bölge Başmühendisliği

Samsun

A.Sefa Utkür

Sinop

Muzaffer Sarılar

Boeinç Serv. Inc. Radar

Sivas

İsmail Nalçacıoğlu

TEK 9. Bölge Baş Mühendisi

Tekirdağ

Aydır Gönültjş

12. Bölge Hd. Millet Cad.32</2

Trabzon

Kemal Kazmaz

İller Bankası 9.Bölge Md. lüöü

Urfa

Kahmut Tellaltaşı

Belediye ESO İşletnesi

Zonguldak

İbrahim Tatbul

EKİ Yüksek Gerilim

Başmühendisliği