Elektrik Mühendisliği · Sayı 219 · Mart 1975

21. GENEL KURULUMUZ TOPLANDI

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik

Yıl
1975
Sayfa
10
Okuma süresi
27 dk
Görüntülenme
0

Konu

Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • 21. Genel Kurul
  • Ahmet Varol
  • Teoman Öztürk
  • TMMOB
  • sendikal haklar
  • Keban Barajı

Özet

EMO'nun 22-23 Şubat 1975'te toplanan 21. Genel Kurulu'na ilişkin haber; Oda Başkanı Ahmet Varol'un açış konuşması ile TMMOB Başkanı Teoman Öztürk ve Enerji Bakanı'nın konuşmalarından bölümler, dönemin siyasi bunalımı, Keban sorunu ve teknik elemanların sendikal hak taleplerini aktarır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

21.

GENEL

KURULUMUZ

TOPLANDI

Odamızın 21. Genel Kurulu 22 23 Şubat günlerinde DSİ konferans salonunda toplandı. Yaklaşık 600 üyemizin katıldığı Genel Kurul, Divan Başkanlığına Rıza Akçan'ı seçti. Başkan yardımcı lıklarına Esen Ergin ve Doruk Karaoğlu, yazmanlıklara ise Hamit Ulusemre, Mustafa Ülkün, Mustafa Civek ve Budak Dilli seçildiler. Oda Başkanı Ahmet Varol, ülke mizin içine sokulduğu faşist saldırılar dönemine dikkati çekerek başladığı açış konuş masında, dünyanın karşı karşıya olduğu bunalımlar içinde Tür kiye'nin durumuna değindikten sonra, halkımızın ve teknik e lemanların başlıca sorunları nı ele aldı. Varol konuşması nı, Genel Kurul'da, teknik e lemanların birliğini güçlendi recek, halkımızın demokrasi ve bağımsızlık mücadelesine kat kıda bulunma çabalarını geliş tirecek kararlar alınması di leğiyle bitirdi.

BUNALIM ve FAŞİST ÖZLEMLER

Bu çalışma döneminde dünyada ki enflasyon hızının artışı ve bunun doğal bir sonucu ülkemiz de fiyat endeksierindeki büyük artışlar, fiyat artışları ile ücretler arasındaki dengesiz lik, halkımızı büyük geçim sıkıntılarına düşürmüştür.

21.6ENE1 KURULU MKRKN

Odamız Başkanı Ahmet Varol 'un 21. Genel Kurul toplantısında yaptığı açış konuşmasının ana noktalarını özetleyerek veri yoruz.

Çeşitli yurt ve meslek sorun larının büyüyerek daha da ö nem kazandığı bir çalışma dö nemini geride bırakıyoruz. Ça lışmalarına başlayan 21.nci Genel Kurul, geçmiş dönemin eleştirilerini yapacak, önü müzdeki dönem çalışmalarına yön verecektir.

Uluslararası tekelci sermaye, yapısı gereği enflasyon ve iş sizlik biçiminde beliren bü yük bir bunalıma düşmüştür. Ülkemizde emperyalizmle bütün leşen yerli işbirlikçi burju vazi de aynı bunalım içinde dir. Bu sınıf, kârlarını yük sek tutabilmek için tüm çalı şanları baskı altına almayı amaçlamaktadır. Demokratik kuralların işlediği bir dü zende bu amacın gerçekleşti rilme olanağı bulunmayacağı için antidemokratik bir ortam dan medet umulmakta^ böylece cinayetlere varan silahlı ko mando saldırıları düzenlemek suretiyle devrimci gençliği kışkırtmak, öğretmenlere kar şı bıçaklı, taşlı, sopalı sal dırılarda bulunmak ve benzeri yıldırma yöntemleri, tüm ça lışanlar üzerinde sürdürül mektedir. Tekelci burjuvazi tarafından beslenen faşist güçlerin kanlı saldırıları ise, bunların sözcüleri ta rafından, halkımıza sağ sol çatışması gibi gösterilmekte dir. Bu olaylarda sorumsuzca davranan, olayları görmezlik ten gelen tüm kişi ve kuruluş lar bu sorumsuzluklarının he sabını vermek durumundadır. Sömürü düzeni karşısında ve rilecek mücadele süreklidir ve bu mücadelede geri dönüş yoktur.

KEBAN SORUNU

Jeolojik durumunun iyi etüd edilmemesinden, Dünya Banka sından alınan yardımın gereği olarak EBASCO firmasına, pro je hizmetlerinin yanısıra mü şavirlik ve kontrollük hizmet lerinin verilişinden, çeşitli firmalardan ithal edilen mal zeme ve teçhizatın uyumsuzlu ğundan, kar amacı ile ülkemi ze geri bir teknoloji sokul masından, yeteneksiz yabancı teknik personel istihdamından, enjeksiyon çalışmalarının çok uzamasından ötürü Keban Bara jı ve Hidroelektrik Santralı ancak 1974 yılında işletmeye alınabilmiş ve kısa bir süre sonra hepimizin bildiği arı zalar nedeni ile devre dışı kalmıştır. Keban'da halen bir ünite çalışmaktadır.

Uygulanagelen yanlış enerji politikası sonucunda, enerji kısıntısı önlenmeye çalışı lırken, yeni arızalar doğmak ta ve bir kısır döngü içine düşülmektedir. Dışa bağımlı ekonomik politikanın uygulan dığı ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de bu yapı içinde kalındıkça, kısa sürede çözü lemeyen elektrik enerjisi so rununa uzun süreli planlarla da bir çözüm getirilemiyecek tir.

ELEKTRİK ENERJÎSÎ SORUNU

Ülkemizde linyit yatakları ve hidrolik potansiyelimizin kul lanılabilir zenginliği yanında petrol geniş ölçüde dışardan ithal edilmektedir. Elektrik enerjisi politikasının doğal kaynaklarımız yerine petrole dayanması dışa bağımlılığımı zın her zaman yinelediğimiz kanıtlarından biridir.

16 ülkenin oluşturduğu Enerji Ajansının kurucuları arasında bulunan Türkiye açısından E nerji Ajansı üyeliği, ekono mik ve politik bağımlılığın artması yönünde olumsuz sonuç lar doğuracaktır. Yeni örgü tün, petrol fiyatlarının in dirilmesi ve uzun erimli pers pektif boyunca bağımsız tutul ması ilkesine dayandırılan stratejisi, barışçı olmaktan çok "Askeri Nato"yu da yedeği ne alabilecek bir saldırganlık anlaşması niteliğindedir.

Ülkemizin bağımlılık ilişkile rini pekiştirecek ve yeni so runlar yaratacak Enerji Ajansı üyeliğine kesinlikle karşı çı kılmalıdır.

ASKERÎ YARDIM

Bu sözde yardımlaşma, verilen den çok daha fazlasını geri alan ve bu yoldan yoksul ülke lerin gelişmesini engelleyen yeni sömürgecilik politikası nın bir uygulama biçimidir. ABD, dünya egemenliği strate jisini, NATO ve CENTO gibi si yasal ve askeri anlaşmalarla da somutlaştırmıştır.

Bu durumda ülkemizin alacağı tavır bellidir:

• ABD ile yapılan ikili anlaş malar feshedilmeli, ülkemiz deki Amerikan üsleri kaldı rılmalıdır.

• Türkiye'yi emperyalizmin i leri karakolu durumuna sokan NATO'dan ve CENTO'dan çıkıl malıdır.

TEKNİK ELEMANLAR

Teknik elemanlarımız tekelci sermaye ve onun. işbirlikçile rine hizmet etmek yerine eme ğini halkımızın hizmetine su nacağı , kapukulu durumundan çıkarılacağı, yatırım ve tek nolojide söz sahibi olacağı bir statü içinde çalışmanın özlemi içindedir.

Bunun için de sendikal hakla rın alınması, mücadelenin ilk hedefi olacaktır. Teknik ele manlar bu mücadeleyi bundan sonra daha etkin ve daha yay gın olarak sürdürmek, diğer kamu personeli ile birlikte mücadeleyi genişletmek zorun dadır. Toplu sözleşme ve grev haklarıyla donatılmış sendikal örgütlenme gerçekleşinceye ka dar teknik elemanlar, Dernek leri, Odaları ve Odaların üst örgütü olan TMMOB aracılığı ile görüşlerini savunmaya de vam edecek ve mücadelelerini sürdüreceklerdir.

TEOMAN ÖZTÛRK :

TMMOB BAŞKANI

* Bugün ülkemizde saldırılar dü zenleniyor, insanlar öldürülü yor. Çalışanlar baskı altında tutuluyor. İşçilerin en değer li hakları olan toplu sözleşme ler, grevler engelleniyor, üre timin en yakın unsuru olan biz teknik elemanlara sendikal hak larımız yıllardır verilmiyor. Bir yan ödemeler sorunu var. Geçinmemiz için gereken para bize iane kabilinden, türlü oyunlarla, bizi karşı karşıya getirerek veriliyor. Teknoloji transferi ve teknik hizmet it hali bir avuç egemen azınlığın çıkarları yönünde yapılıyor.

Bugün; halkımız için, halkın sorunlarının, ülke sorunları nın ve bizim meslek sorunları mızın çözümü için acil görev, ülkede ve bölgede emperyaliz min saldırılarına karşı bağım sız bir politika istemek ve ül kede demokrasi cephesini güç lendirmektir. Bu yolda askeri, ekonomik ve politik bloklaşma ların dışına çıkılması, tüm bu yoldaki anlaşmaların iptal e dilmesi, acil görevdir. Bağım sız bir politika izlenmesi za manı gelmiştir, geçmektedir. 12 Mart sonrası tüm antidemok ratik yasa ve anayasa değişik likleri hâlâ yürürlüktedir. Bunlar iptal edilmelidir. Çalı şanların ekonomik ve demokratik hakları üstündeki baskılar kal dırılmalıdır. Düşünce ve örgüt lenme özgürlüğü için ciddi bir mücadele verilmeli, bu haklar elde edilmelidir. Ülke çıkarla rına aykırı teknoloji transferi ve teknik hizmet ithali durma lıdır, durdurulmalıdır. Sene lerdir demokratik ve ekonomik haklarımızı vermeyenler, bizi yan ödemelerle birbirimize dü şürmeye çalışanlar, Keban'ı çalıştırmayanlar, bize 1000 li

rayı çok görürken dışardan ge len sözde uzmanlara 100 000 li rayı verenler, bize bugün Alman ya kapılarından sonra Libya ka pılarını göstermektedirler. Bu durum değişmelidir, değiştiril melidir. Biz sendikal hakları mızı istiyoruz. Biz sendikal haklarımızı isterken verilmeye ceğini bilerek istiyoruz. Dün yanın hiçbir yerinde, hiçbir ülkede sendikal haklar istene rek verilmemiştir. Çetin müca deleler, yiğit fedakâr mücade leler gerektirdiği açıktır. 0 nun için biz diyoruz ki "verse niz de vermeseniz de biz bu hak kı alacağız". Ve biz bu hakkı sadece ekonomik sorunumuz için değil, yaşamımızı sürdürmek i çin değil, hizmetimizi halkın hizmetine etkin bir şekilde sunmak için etkin bir araç ola rak görüyoruz.

Tüm sorunlarımızın nedenleri açıkça ortadadır. Bugüne ka dar bu sorunlarla mücadelede ne yapıldı, ne yapacağız, ne yapmalıyız?

Bu mücadelede elbette teknik elemanların da yeri olacaktır. Elbette teknik elemanların, mü hendis vc> mimariarın yeri de halkın yanında olacaktır. Ba ğımsızlık, demokrasi, halktan yana istekler kendiliğinden gelişmez arkadaşlar, kendili ğinden çözülmez, durduğumuz yerde tüm sorunlarımızın çö züldüğünü beklemek hayalcili ğinde değiliz biz. Bunun örgüt lü bir mücadeleyle mümkün ola cağını biliyoruz. Biz kendimi ze düşen mücadeleyi tüm gücü müzle sürdüreceğiz ve halkın içinde yer alacağız.

Teknik elemanların birliğinin güçlendirilmesi, TMMOB'nin güçlendirilmesi için Birlik Yayın Organımızda bazı öneriler getirdik. Bu önerilerin burada tartışılacağı ve karara bağla nacağından eminiz. Eğer güçlü . olmak istiyorsak, eğer bize düşen görevler için hazırlıklı olmak yolunda adımlar atacak sak, kendi yapımıza bakmak, kendi iç düzenimizi değiştir mek, yenilemek zorundayız.

TMMOB, çalışanlar içinde vere ceği mücadeleye hazırlanmalı dır, güçlü olmalıdır. Bu konu da şunları belirtmek istiyorum:

1. Etkin bir birlik, etkin bir dayanışma sağlamak için sa dece tek tek yöneticilerin değil, tüm üyelerin sorunla ra sahip çıkması, tüm üyele rin maddi manevi güçlerini katması gerekir.

2. Odalar ortak bir yerde, or tak bir çabaya girmelidir ler. Bu, bir mekân birliği önerişidir, Odaların bu ko nuya bütçelerinde yer ver melerini istiyoruz.

3. 18 yıl önce 450 000 TL olan (8000 üyeli) TMMOB bütçesi nin bugün (50 000 üye için) 480 000 TL olduğunu hatır latmak istiyorum. Ortak bir yayın organına sahip olmak istiyorsak, haberleşme ola naklarımızı güçlendirmek istiyorsak maddi durumumuzu güçlendirmemiz gerekir. So mut bir öneri olarak Odala rın bütçelerinden TMMOB"ye

% 10 oranında bir pay aktar malarını öneriyoruz.

Dağ gibi sorunları olan bir ül kede, ülkemizde, bugün olduğu gibi, öldürülse de, susturulma ya da çalışılsa halkın mücade lesinin geriletileme,yeceği açık tır. Örgütlü ve yaygın bir müca dele yolunda tek güvencemiz gi derek bilinçlenen halk olacak tır. Emeğini ve hizmetini emper yalizmin değil halkın hizmetine sunmada kararlı olan yurtsever teknik elemanların bir bölümü olan bizler bu mücadelede ken dimize düşen görevleri yerine getireceğiz, kimsenin kuşkusu olmasın. Sözlerimin sonunda yıl lardır verilen bu mücadelede bü tün güçlerini gece gündüz deme den koyan, bütün olanaklarını seferber eden yurtsever elekt rik mühendislerine tekrar te şekkür etmek istiyorum. Mücade lemizde yurtsever elektrik mü hendislerinin şimdiye kadar ol duğu gibi ön saflarda yer tuta cağına, başı çekeceğine olan sonsuz inancımı belirterek söz lerime son veriyorum. ^

ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI

* Sayın Başkanlık Divanı, Sayın delegeler, konuklar, basın tem silcileri, memleketimizin de ğerli teknik elemanları olan sizler, elektrik mühendisleri. Hepinizi saygı ve sevgiyle se lamlarım. Sizlere bazı düşün celerimi söylemek ve yararlan mak için geldim.

Enerji sorununun dünyada bir numaralı sorun olarak nitelen mesi kuşkusuz boşuna değildir. Buna özenle eğilmemiz, çok dikkatli adımlar atmamız gere kecektir. Anlaşıldığı kadarına göre petrol bunalımında 1973 savaşından kaynağını alan bir gelişme gerek az gelişmiş, ge rek sanayileşmiş ülkeleri bü yük ölçüde etkilemiştir. Buna sadece bir savaş neden olmuş tur demek, gerçeği biraz kü çümsemek olur kanısındayım. Aslında daha önce dile geti rildiği gibi az gelişmiş bir çok ülkenin doğal kaynaklarını bir sömürü düzeni içinde yok etmenin bir karşı davranışı i le karşı karşıyayız. Başka bir deyimle, bu, ortadoğuda cere yan eden bir savaşın sonucu değil, belki yüzlerce yıl sür müş olan bir iktisadi savaşın bir patlama noktasına gelmiş olmasıdır. Böyle bir oluşum i çinde bildiğiniz gibi bir Ulus lararası Enerji Ajansı fikri ortaya atılırken ileri sürülen gerekçeler anladığıma göre mem leketimiz için tam anlamıyla geçerli değildir. Bu düşünüş içinde söz konusu Ajansa Türki ye'nin ne biçimde katılması, ya da katılıp katılmaması ve çok ciddi olduğu anlaşılan bir takım sorunları gözden geçir mesi gerekir. Bir oldu bitti yi kabul etmek en azından bi limsel şüpheciliğe uygun düş meyen bir davranış olur. Ener

ji Ajansı tahmin ediyorum ki yakın bir gelecekte ayrıntılı bir şekilde Türk kamuoyunda, aydın kamuoyunda tartışılmak durumundadır. Bizim bu konuda izleyeceğimiz ilke şimdiye ka dar yapageldiğimiz toplantı larda belirlediğimiz ilkeden farklı değildir. Yani kendi insangücümüzle, kendi doğal kaynaklarımızla bu aşamaları gerçekleştirmek zorundayız. Benimle birlikte kabul edeceği nize inandığım bir diğer aşama şudur: Bunu bir ilke olarak kabul etmek, bunu bir slogan olarak benimsemek asla yeterli değildir. Bundan daha öteye, sizlerin başarabileceğiniz ay rıntılı çalışmalar, spesifik projeler ve bunların tutarlı bir biçimde icra edilmeleri bizim asıl yapmamız lazım ge len şeydir. Enerji üretimimizi kısa zamanda artırmak zorunda yız. Üzülerek belirteyim ki e nerji üretimimizi kısa zamanda artırabilme olanaklarına sahip değiliz. Yasama organı önünde ifade etmeyi de bir görev bil dim, sizlerce bilinmeyen bir şey değildir: 1978 1980 yılla rı arasında üç dört saatlik e lektrik kısıntılarına gideceği miz anlaşılıyor. Gene biraz ön ce söylediğim ilke çerçevesin de, kendi insangücümüze dayana rak ve kendi doğal kaynakları mıza dayanarak kısa zamanda e lektrik enerjisi üretimimizi artırmak zorundayız. Bu arada başka enerji kaynakları üzerin de durulması gerek. Petrol üre timimizi artırmak zorundayız. Güneş enerjisinden yararlanmak zorundayız. Jeotermal enerji imkanlarımızı araştırmak ve işletmeye koymak zorundayız.

Bir diğer acil sorun elektrik tarifesinde yapılması gereken bir reformdur. Elektrik tari fesi çok kullanandan az, az kullanandan çok ücret alınma sı gibi bir esasa dayanamaz. Tarife Türkiye'de çok kısa za manda bir reform getirmek zo rundadır. Bunu bir örnekle güçlendirmek isteyeceğim. He pimiz memleketimizde bölgesel

dengesizliklerden şikayetçi olmuşuzdur. Buna karşılık İs tanbul çevresine Türkiye'nin en ucuz elektriğini vermeyi de marifet saymışızdır. Bu gibi mantık tutarsızlıklarından kur tulacak, kalkınmamızı güçleş tirmeyecek, tam tersine buna güç katacak bir tarife refor muna gerçekten ihtiyaç var, acil bir sorundur.

Elimizdeki bilgiler Türkiye'de enerji ihtiyacını karşılamak için meydana getirmemiz lazım gelen elektrik teçhizatı raka mının 1985 yılına kadar 287 milyar liraya ulaşacağını gös teriyor. Bu eğer gene ithal yoluyla karşılanacak olursa, ki bundan çok endişe ederim, Türkiye'de kalkınma için daha ne kadar kaynak artırabilece ğimiz meraka değer bir sorun olarak yaşayacak. Demek ki e lektroteknik cihazlar imalatı ve bunların çok büyük ölçüde Türkiye'de yapımı başka bir a cil sorun olarak karşımızda du ruyor

Bir husus burada kaydedilmeli dir. Benden evvelki konuşmacı lar da üzerinde durdular. Ben de kendi teknik gücümüze yö nelmeliyiz diyorum. Ancak uy gulama, esefle söyleyeyim bu yönde gelişmiyor. Arkadaşları mız, şu veya bu nedenle, gide rek daha fazla" yabancı müteah hit, daha fazla yabancı müşa vir, mühendis vs. akımından kendilerini kurtarabilmiş de ğiller. Bu üzücü bir olaydır. Tahmin ediyorum ki Kongre bu hususta bazı düşünceleri ge liştirmek ve bazı değerlendir meleri yapmak durumundadır. Kendi teknik gücümüzle kalkı nacağız demek yetmez, uygula mayı bir şekilde etkilemeye muktedir olmalıyız.

Sizlerin şahsınızda bugün ara mızda bulunmayan elektrik mü hendislerine de saygılarımı sunarım. Sizlere, herbirinize, sağlık, mutluluk ve başarı di leklerimi burada tekrarlamak bana zevk veriyor. Kongrenize başarılar dilerim.

M

115 Elektrik Mühendisliği 219

Ahmet Varol'un açış konuşma sından sonra söz alan E M O İstanbul Şube Başkanı Yüksel Birdal, Genel Kurul'un dünya da ve yurdumuzda önemli geliş melerin olduğu bir dönemde toplandığını belirterek, sö mürücülerin örgütlü saldırıla rının arttığı bir dönemde tek nik elemanların beraberlikle rini korumak ve güçlendirmek zorunda olduklarını hatırlat tı.

EMO İzmir Şubesi Başkanı Ergun Elgin, sömürülerinin devamı i çin şiddet ve zorbalığa başvu ranların planlı ve bilinçli cinayetlerini kınayarak başla dığı konuşmasında, Türkiye E lektrik Kurumu'nun sorunlarına değindi ve dış sömürü planla rına karşı kurumun yeni bir örgütlenme ve kadrolaşma ge reksinimi içinde olduğunu sa vundu.

GÖROSMELER

21. Genel Kurul'da, Çalışma Raporu ve Odamızın genel po litikası üzerindeki görüşme lerin özellikle şu ana sorun lar üzerinde yoğunlaştığı gö rüldü.

BÖLÜCÜLÜKTEN KAÇINMAK GEREKLİDİR

Bir partinin demokratik sol adı altında gelişen çizgisi nin sloganlarıyla gelen ve kendilerine "Demokratik Sol Grubu" adını veren bir kısım mühendis arkadaşlarımızın Ge nel Kurulda Oda yönetimini bu partinin kuyruğuna takmak a macını taşıyan girişimlerde bulundukları dikkati çekmişti. Bu konuyla ilgili olarak konu şan Yavuz Çizmeci herhangibir partinin sloganlarıyla Genel Kurula çıkmanın hatalı oldu ğunu, siyasi partilerin arka sına takılmanın olumsuz sonuç lar doğurabileceğini belirtti. Çizmeci, Odaların yasalar çer çevesi içinde verdiği ekono mik demokratik mücadelenin sağlıklı yürütülebilmesinin yalnızca odaların bağımsız kalmaları ile mümkün olabile

Genel Kurulumuz dünyada ve yurdumuzda önemli gelişmelerin ol duğu bir dönemde toplanmış bulunuyor. Yurdumuzda emperyalizmin işbirlikçisi zümreler ihanet cepheleri oluşturmakta, yeni yeni cinayetler işlemekte, işçilerin sendika seçme özgürlükleri kı sıtlanmakta, iş güvenliği sağlanmamakta, memurlara sendikal hakları tanınmamakta, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü ayaklar altında çiğnenmektedir. Sömürücülerin örgütlenip saldırılarını artırdığı böyle bir dönemde, bizler de gaspedilen haklarımızı alabilmek için ileri birliğimizi korumak zorundayız. En güç ko şullar altında bile ülkenin ve teknik elemanların çıkarlarını titizlikle savunan Oda yönetimleri, her zaman güçlerini sizle rin birlik ve beraberliğinizden almıştır. Hangi görünümlerde ortaya çıkarsa çıksın bölücülerin aramızda hüsrana uğrayaca ğından emin olarak kongremize başarılar diler, hepinize saygı lar sunarım.

(Yüksel Birdal)

BÖLÜNMEK DEĞİL, BİRLEŞMEK

"Bugün Türkiye için geçerli tek devrimci hareke tin Türk toplumunun gerçeklerine dayanan, halkla birlikte oluşturulan demokratik sol hareket oldu ğu en zor ve en çetin koşullar altında ispatlan mıştır."

"Devrimcilik ayağın yere ne kadar sağlam bastığı na göre ölçülür. Ayağını bastığı yerde tutunama yan, kayan, kafasını taşa çarpan insanların kafa larında ne kadar devrimci düşünce olursa olsun pratik bir değer taşımaz."

(Nazım Kalkancı)

Ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu koşullar, ve bu koşul lar içinde halktan yana oıan tüm devrimcilerin tüm demokratik solcuların bu arada n? yapması gerektiğine de dikkat etmek zo rundayız. Bu günlerde kapitalist dünya büyük bir bunalımın e şiğindedir. Bu durum hızlı bir enflasyonist gidiş, pahalılık ve işsizlik şeklinde ülkemize de yansıman.Ladır. Bunun bedeli ni geniş halk kitleleri ödemektedir. Bu arada ülkemizde geli şen devrimci ve demokratik hareket karşısında sermaye kendi varlığını sürdürebilmek için antidemokratikleşme sürecini hız landırmaktadır. Bunu hepimiz biliyoruz. Son saldırıları" Demok ratik Solcu*olduğunu söyleyen arkadaşlar da dile getirdiler. Son saldırılar gerçekten bir faşizm örneğidir. Böylesine önem li bir dönemde, Türkiye'deki tüm ilericilerin,tüm yurtsever demokratların yapacağı birtek şey vardır, o da birleşmek. Ge nel olarak Türkiye'deki demokrasinin geleceği açısından olduğu kadar özel olarak elektrik mühendislerinin ve tüm teknik ele manların somut koşulları açısından da bu gereklidir. Böylesi ne kritik bir dönemde bildiriler yayınlanmaz arkadaşlar. Bu bildirileri yayınlamak bölücülüktür. Eğer bildirilerin özüne bakacak olursak birçok konuya katılmamak mümkün değil. Şimdi ye kadar Yönetim Kurulundaki arkadaşların görüşleriyle çakı şan birçok yanları vardır bunların. Öyleyse bu arkadaşlar şimdiye kadar neden Odalara gidip çalışma isteğinde bulunma

' m 1 a

PARTİ KUYRUKCULUĞU MU, BAĞIMSIZLIK MI ?

Arkadaşlar, burada halktan yana mühendisler vardır. Burada farklı siyasi eğilimde olan mühendis ler vardır. Burası bir siyasi parti kongresi değildir. 0 yüzden herhangi bir partinin sloganla rıyla buraya gelmeV hem o partiler hem de buradaki arkadaşlar açısından son.derece hatalıdır, A. Biz, arkadaşlarımız bunu istemeden yapmış olabilirler diye düşünüyoruz. Eğer gerçekten bölücülü ğü isteyenler varsa, bunları halkımız ve elektrik mühendisleri tecrit edecektir. Biz halktan ya na olan bütün arkadaşları antiemperyalist, antifaşist, bağımsızlık ve demokrasiden yana bir ilke etrafında birleşmeye çağırıyoruz. Arkadaşlar, Demokratik Sol adı altında gruplaşan bazı arkadaş larımızın Odayı belli bir partinin kuyruğuna takmaya çalıştıkları görülmektedir. Burası belli bir yasayla kurulmuş olan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı bir Odadır. Yasasında son derece açık bir biçimde sıralanmış görevleri vardır. Elektrik Mühendisleri Odasının yapacağı işleri belirleyen etmenlerden bir tanesi budur ve önemli bir etmendir. Biz yasal bir kuruluş o larak yasalar içinde mücadele veririz. Bunun dışında EMO'nun verdiği demokratik ekonomik mücade leyi belirleyici iki önemli etmen daha vardır. Biri tabanın ekonomik ve demokratik talepleri ve tabanının içinde bulunduğu somut koşullar,diğeri ise ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu so mut koşullardır. Bu üç etmeni göz önüne almak zorundayız. Ve bunları göz önüne aldığımız zaman "Odalar politika yapmaz" "Odalar politikanın üstündedir" gibi bir görüşü hiçbir zaman savunama yız. Odalar tarafsız değildir; ancak Odalar bağımsızdır. Tarafsızlığa inanmıyoruz. îki taraf var dır; sermaye ve emek. Biz emekten yanayız. Ve bizim taraflılığımız da emekten yana olmaktır. E lektrik mühendisleri de çalışanların bir parçasıdır. Elektrik mühendislerinin en acil sorunu üc ret sorunlarına, hayat pahalılığına karşı sendikalaşmaktır. Ülke sorunlarına mesleki açıdan bel li ölçüde katkıda bulunmaktır. Elbette politika yapacağız, ama yapacağımız politikada şu ya da bu partinin kuyruğuna hiçbir şekilde takılmayacağız. Bu, Odaların ekonomik ve demokratik talepleri, işlevleri ve de yasaları açısından son derece zararlıdır. Ve böylesine bir eğilim Odalar içerisin de çelişkiler doğurur.

Belli somut sorunlar etrafında Odalar belli bir siyasi partiyi destekliyebilirler. Bu bağımsız lık ilkesini hiçbir zaman zedelemez. Örneğin sendikalaşma konusunda herhangi bir parti bizi des tekliyor mu? Şu anda somut olarak yok. Ama var ise biz o partiyi destekleriz. Enerji Ajansı ne zaman çıkmıştır? CHP MSP koalisyonu döneminde Enerji Ajansına Türkiye'nin üye olması ile yanlış bir karar alınmıştır. Bu konuda ülke çıkarlarını gözeten görüşleri ortaya koyan bir parti varsa biz o partinin yanındayız .

ceğini, ancak, belli somut so runlar etrafında belli bir siyasi partinin desteklenebi leceği görüşünü savundu. Bu konuda çeşitli örnekler veren Çizmeci, mühendislerin sendi kalaşma, yan ödeme gibi eko nomik sorunlarının çözümlen mesinde hiç bir siyasi parti nin girişimde bulunmadığını, ha tırlattı. (Nitekim, adı geçen partinin içinde gelişen demokra tik sol harekete öncülük eden milletvekillerinden Süleyman Genç de, konuk olarak yaptığı konuşmada meslek Odalarının, siyasi partiler karşısında takınacakları tavır konusun da dikkatli olmaları gerekti ğini savunmuş, odaları parti lerin yandaşı olarak görmemek 'gerektiği, odaların bağımsız lıklarını korudukları sürece demokratik mücadelede etkin olabilecekleri görüşü üzerin de durmuştu.)

ODALAR BAĞIMSIZ DEMOKRATİK ÖRGÜTLERDİR

"Demokratik örgütleri, demokratik kuruluşları, kendi demokra tik olgunluğu içinde görmek zorundayız. Onların ne kendileri bir parti gibi çalışmalıdır, ne onlara bir parti görevi yap tırılmalıdır, ne de partilerin yandaşı olarak düşünülmelidir. Onlar bağımsız kaldıkça, başlarında devrimci, ilerici yöneti cileri oldukça kendi üye tabanlarıyla daha geniş, daha yatay ilişkiler kurabilir ve kendi güçlerini artırabilirler. Odala rı, partilerin bir yandaşı, olarak düşündüğünüz zaman, onları birtakım kendi iç çelişkileriyle karşı karşıya bırakırsınız ve mücadelelerini etkisiz hale getirirsiniz".

"Odaların bağımsız demokratik mücadelelerinin son derece ya rarlı, yol açıcı, kavga verici niteliği vardır. Onun için bunların bağımsız ve demokratik mücadeleye açık olmaları ge rekir. Onlar kendi mücadelelerini halka karşı olan sorumlu luktan esinlenerek, kaynaklanarak yürütmek mecburiyetindedir ler"

(•Süleyman Genç)

Gruplaşmanın dinamizm açısın dan yararlı olabileceğine de ğinen Çizmeci, ancak bugünkü nazik koşullar altında tüm i lericilerin bölücülükten ka çınmaları gerektiğini öne sür dü. Çizmeci, Türkiye'nin dün ya kapitalist sisteminin bir parçası olarak bunalıma düştü ğünü belirterek, sermaye kesi minin antidemokratik baskı yöntemlerini uygulamaya çalış tıkları böylesine olağanüstü bir dönemde tüm ilericilerin ve yurtseverlerin birleşmesi gerektiğini savundu. Yavuz Çizmeci, Elektrik Mühendisle ri Odası ile TMMOB'yi ayrı şeyler olarak görmek gibi ya nılgılara da düşüldüğünü be lirterek bu konuda özetle şunları söyledi: "TMMOB, EMO ve diğer Odalar bir bütündür ve bu bütün ne denli güçlenir se sesimiz o denli fazla çı kacaktır, özellikle son yıl larda, TMMOB ile verilen mü cadele Türk toplumunda yankı sını duyurmaktadır."

Yavuz Çizmeci konuşmasının bir yerinde de Genel Kurulda dağıtılan bildirilere değin di, bunların bir kısmına ka tıldıklarını ancak bazı konu larda açıklık getirilmediğini belirtti. Bildirilerden, Oda ların ve Şubelerin yaptığı ça lışmaların iyi izlenmediğinin anlaşıldığını söyleyen Çizme ci, "Demokratik Sol Grup" adıy la dağıtılan bir bildirinin bir yerinde soyut anlamda bir yerli sanayi kavramının yer aldığını, bu konuda bir açık lık getirilmediğini belirtti ve konuşmasının sonunda "mon taj sanayiine ülke çıkarına uygun yön vermek" şeklindeki görüşlere katılmadıklarını, tüm yabancı sermayeye olduğu gibi montaj sanayiine de kar şı olduklarını belirtti.

Aynı konuda, Yönetim Kurulu adına söz alan Bekir özgirgin "Demokratik Sol" adlı grubun yayınladığı bildirilerden 0 daları bir partinin organı gibi görmek istediklerinin ortaya çıktığını belirtti ve Odaların gerçek işlevinin ne olduğunu anlattı. Demokratik

ODALARIN NİTELİĞİ NEDİR ?

Karşımıza "Demokratik Sol Grup" adı altında çıkan arkadaşların yayınlamış oldukları bildirilerden bir tanesinde şöyle bir cüm le geçmektedir: "Anayasal bir kamu kuruluşu olan Elektrik Mü hendisleri Odası, toplum kalkınmasında büyük katkısı olması ge reken devlet yönetimine ağırlığını koyabilecek önemli bir ör güttür, ilk kısmına katıldığımız bu cümle, tümü incelendiğinde yanlıştır ve konunun arkadaşların kafasında yeterince berrak 1aşmamış olduğunu göstermektedir. Odalar nedir.ve yetkileri ne lerdir? Odalar Anayasanın 122'nci maddesi gereğince kurulmuş demokratik meslek kuruluşlarıdır. Odalar, ne tabanın somut e konomik mücadelesini veren sendikalardır, ne de politik mücade le veren partilerdir. Devlet yönetimine ağırlık koyma sorunu, sınıfsal politik mücadele veren örgütlerin, yani partilerin işidir.

MONTAJ SANAYİİNE KARSIYIZ

"Demokratik Sol" adını taşıyan gruba mensup arkadaşların bil

dirilerinde belirttikleri "montaj sanayiini değiştirmek, ge

liştirmek" görüşüne karşıyız. Çünkü biz, tüm yabancı sermayeye

olduğu gibi montaj sanayiine de karşıyız. Arkadaşlar, montaj

sanayiine "yön" verilmez, montaj sanayiine son verilir, mon

taj sanayii kaldırılır.!

(yavuz gizmeci)

meslek örgütleri olan Odala rın politik mücadele veren partilerden farkını hatırla tan özgirgin, devlet yöneti mine ağırlık koymak sorununun siyasal partilere ait olduğu nu belirtti. Konuşmasının so nunda Bekir özgirgin parti sloganlarıyla gelenlerin Oda ları politik birer sıçrama tahtası olarak kullanmak is tediklerine de değindi.

YAYIN

"Demokratik Sol" adını taşı yan grubun görüşlerini dile getiren Yusuf Ata Arıak "Üye ler dergiye yeterince ilgi göstermezler, çünkü Elektrik Mühendisleri Odasının Yayın Organı yöneticileri tarafın dan sadece kendi malları gibi kullanılmaktadır. Üyelerin

sesini orda duymak mümkün de ğildir. Açamazlar o derginin sayfalarını, giremezler o say faların arasına" dedi. Bu e leştiriler üzerine Güney Gö nenç aşağıdaki açıklamayı yap tı:

"Bazı arkadaşlar dergiyi yö netim kurulunun kendi malı gibi kullandığını, üyelerin sesinin duyulmadığını ileri sürdüler. Bir kere eğer "ken di malı gibi kullanıyor" de yiminden Yönetim Kurulunun ve Yönetim Kurulu kişiliğinde tüm üyelerimizin görüşlerinin dergide yansıtıldığı anlamı çıkıyorsa, elbette bunun böy le olması gerekir. Gerek Ge nel Kurulumuz, bütün elektrik mühendisleri, gerekse onun temsilcisi olan Yönetim Kuru lu tüm çalışanların yanında bir çalışma izlemekte olduk larına göre elbette bu çalış ma yayınlarında da aksettiril

miş olacaktır. Demek ki bu ko nuda dergiyi veya Yönetim Ku rulunu eleştirmek söz konusu olamaz. 'Üyelerin sesi duyul muyor' eleştirisine gelince, arkadaşlar, biz dergide defa larca 'lütfen dergimize gö rüşlerinizi yazınız, dergimi ze yazı gönderiniz' diye yaz dığımız halde bir yıl içeri sinde üyelerimizden sadece iki tane mektup aldık. Uve lerimiz dergimize yazı, görüş göndermezlerse, 'dergimizde üyelerin sesi duyulmuyor' şek linde bir eleştiri nasıl yö neltilebilir? Üyelerin sesi dergide elbette duyuluyor. Dergi zaten bütün üyelerimi zin sesini yansıtmaktadır. Bu eleştiriyi yapan arkadaş lara ben şunu soruyorum, aca ba bir ses duyurmak üzere dergimize herhangi bir görüş ilettiler mi? Dergimizle her hangi bir ilişki kurdular mı? Herhangi bir yazı gönderdi ler mi? Ve bu basılmadı mı? Acaba böyle birşey söyliye bilecekler mi? Kesinlikle böyle birşey yok. Bir yıl i çinde bu arkadaşlar dergimi ze en ufak bir ilgi göstermi yorlar, ondan sonra çıkılıyor buradan 'üyelerin sesini yan sıtmıyor1 şeklinde eleştiri yapılmaya kalkışılıyor*!

"Biliyorsunuz aynı grup tara fından bazı bildiriler yayın landı, bu bildirilerde sanki böyle birşey hiç olmuyormuş casına 'dergide uygulamalara yer vereceğiz1, 'uygulamalı bir dergi çıkaracağız'i'iki ayda bir bilimsel içerikli bir dergi çıkaracağız' gibi iddialar yer almakta. 0 bakım dan size bu yıl çıkmış olan 12 sayının çok kısa bir özeti ni vermek isterim. Bu yılki 12 sayının % 4 0 ' m ı teknik konu lar, % 60'ını ülke sorunları, çalışanların sorunları, üyele rimizi ilgilendiren konular ve genellikle sosyal ve top lumsal konular oluşturmakta dır. Bunlar arasında, geçen sene teknik uygulamalara der gide teknik sayfaların içinde ancak % 12 yer verilmişken,

SESİMİZ BAĞIMSIZLIK VE DEMOKRASİDEN YANADIR

"Diyalog en az iki taraflı yayınla mümkündür, tek taraflı yayınla diyalog olmaz. Ne olmuştur tek ses çıkmakla? Üyeler bu tek ses doğrultu sunda mı düşünmektedirler yalnızca? Değildir elbette. Yıllardır EMO'nun yayın organında tek yönlü bir yayın yapılmaktadır. Sonucu nedir? Yönü bellidir, yöneticilerin yönü bellidir, ü yelerin yönü onların kararlaştıracağı birşeydir. Tek yönlü yayın yapılınca sanılmıştır ki birçok kişinin sandığı gibi üyeler tek yönlü düşünecek lerdir, üyeler Odanın etrafında kenetlenecekler dir",

"Geçmiş yönetim özelde ve genelde tüm sorunlara tek elden ve tek merkezden bakma eğilimi içer sinde ve tek bir ağız kullanmak suretiyle so runlara eğilmek istiyor. Genellikle tek boyutlu eğilimler gösteriyorlar".

(Ersin Bıyıklı)

Oda Yönetim Kurulumuz ve yayın organı sürekli olarak tek yönlülükle ve tek ses çıkarmakla suç lanmaktadır. Arkadaşlar, şunu sormak istiyorum. Dünyada kaç ses vardır? Hepimiz biliyoruz ki dünyada iki ses vardır. Bir sermayenin sesi, bir de emeğin sesi. Bir emperyalizmin sesi, bir de halkın sesi. Biz bunlardan hangisini tercih edeceğiz. Dayandığımız temel, arkamızdaki ide oloji ne olursa olsun, bu demokratik sol olabi lir, demokrasi olabilir, biz hangi sesten yana olacağız, hangi sesi haykıracağız?" Biz'antifa şist, antiemperyalist, bağımsızlık ve demokra siden yana ses çıkarıyoruz ve çıkaracağız. Ar kadaşlar bu sese karşı mıdırlar? Ben inanmıyo rum karşı olduklarına. Yalnız bu konuda açık lık getirmek zorundadırlar .

bu yıl bu oran % 32'ye çıkar tılmıştır. Makaleler de buna uygun olarak % 75'den % 69'a düşürülmüştür. Toplumsal ko nulu yazılar içinde kısa ha berler % 18'den % 7'ye düşü rülmüştür. Toplumsal yurt ve Oda sorunlarını derinlemesi ne inceliyen yazıların oranı % 30'dan % 44'e yükseltilmiş tir.

Dergimiz yalnız elektrik mü hendisleri ile değil, elekt rik mühendisliği öğrencile riyle de yakın ilişkiler ku rabilmek için yıllık 35 TL' sına dergiye abone olunabil mesi usulünü getirmiştir. Belki bütçede de görmüşsünüz dür, dergimiz satış amacıyla çıkmadığı halde, satıştan bir kâr elde edilmesi düşünülme

diği halde, bir yılda 9780 TL' İlk satış geliri elde edilmiş tir. Bu, dergimize para vere rek abone olmak istiyenlerin arttığını göstermektedir. Der gimizi okunan, aranan, başka larınca da okunması istenen, 'bu konularda acaba Elektrik Mühendisliği ne demiş?1 de nen bir dergi haline getir mek uğrunda epeyce emek çek tik ve bunda bir miktar da olsa başarı gösterdiğimiz kanısındayım."

ELEKTRONİK SANAYÎt

Bazı konuşmacıların "elekt ronik sektörü, ile ilgili Oda çalışmalarının yetersiz kal dığı" yolundaki eleştirileri ni cevaplayan Kaya Yazgan ö zetle şunları söyledi:

"Odamız elektronik sanayii konusunda bugüne dek birçok çalışma yapmıştır. Aralık 1973'de Milli Prodüktivite Merkezinin hazırladığı Elekt ronik Sanayii Semineri'ne ka tilindi ve bu konu dergimize yansıtıldı. 1974 Nisan ayında Odamız istanbul Şubesi "Elekt ronik Sanayii" konusunda bir açık oturum düzenledi. Ankara1 da açılan Elektronik Sanayii Sergisi dergimizde incelendi.

Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planında elektronik sektörü ne ayrılan yer dergimizde tartışıldı. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'nin tüm sanayiimizin Ortak Pazar içindeki yerini inceliyen ça lışması için Odamızda kuru lan Elektronik Sanayii Komis yonu, elinizdeki Çalışma Ra porunda da yer alan "Ortak Pazar İçinde Elektronik Sa nayii" raporunu sundu. Renkli televizyonun yurdumuza geti rilmesi için yürütülen çaba

GÖREVİMİZ PROPAGANDA DEĞİLDİR

"Türkiye'de devletin, özel sektörün yapmadığını halk yapmaya başlıyor. Halk sektörü doğmaya baş lıyor Türkiye'de. Bir Emek diye bir i ş ç i ş i r k e t i kuruldu arkadaşlar. Bu şirket Elektrik Mühendis l e r i Odasının Genel Merkezine 400 m. mesafededir. Hollanda'da emeklerini satarak Türkiye'ye getir d i k l e r i dövizlerle t e l s i z , televizyon, komüni kasyon a l e t l e r i yapmak istiyor Türk i ş ç i s i . Yok mu bunların teknolojik problemleri, yok mu bun l a r ı n idari sorunları, yok mu bunların Elektrik Mühendisleri Odasına danışacakları birşey? Ama ne orada çalışan, Odamızın üyesi olan birtakım k i ş i l e r Odaya danışma gereğini duyuyor, ne de Odamız 400 m. ötesinde bulunan bu elektronik şirketiyle ilgilenmek gereğini duyuyor".

Elektrik Mühendisleri Odası çok c ı l ı z kalmış e lektronik sektörü ile i l g i l i genel kapsamlı gö rüşlerini birçok kez açık oturumlarda olsun ya yın organımızda olsun dile getirmiştir. Ama bu arada yapılmayan şey halk sektörü adı altında henüz kuruluşunu tamamlamamış, somut ürünlerini vermemiş, hangi teknolojiyi seçeceğine, NATO standartlarını sağlayabilmek için hangi ülkeler den nasıl patent alacağına bile karar vermemiş b i r şirketin propagandasıdır. Bunun da görevimiz olmadığını sanıyoruz.

(Kaya Yazgan)

lara bir önceki Yönetim Kuru lu döneminde dikkat çekilmiş ti. Geçen dönemde de bu ko nudaki gelişmeler dergiye yansıtılmış ve görüşümüz be lirtilmiştir. Makina Mühen disleri Odasının düzenlediği Ulusal Sanayi Kongresinde Elektronik Sanayiini konu a lan oturuma Odamız görüş sun muştur. "Elektronik Sanayiini Geliştirme Politikası Esasla rı" konulu kararname dergi mizde yayınlanmış ve bu ko nuda çalışmalara başlanmış tır."

ENERJİ

Odamızın enerji ve Keban ko nusundaki tepkisinin dergide

yayınlanmış iki sayfalık ya zıdan ibaret olduğu, oysa bu konunun sorun haline gelme den deşilmesi gerektiği, EMO'nun ise enerji kısıtla masından sonra "yaygaraya" başladığı eleştirilerine ce vap veren Bekir Özgirgin, e nerji konusundaki Oda görü şünün tüm siyasal partiler ce —bu konuda halkın karşı sına çıkarken öne sürdükle ri görüşler olarak—benim sendiğine, bunun da Odamı zın etkinliğini kanıtladığı na dikkati çekti, Keban ko nusunda Odamız görüşünün yıl larca önce etkili biçimde ve defalarca ortaya konduğunu hatırlattı. Geçtiğimiz dönem içinde ülkemizin enerji so

runlarına dergimizde geniş olarak yer verilmiş olduğunu belirten Güney Gönenç ise, bu konuda bir yıl içinde en az 15 inceleme yayınlanmış oldu ğunu, bir de özel sayı çıkar tıldığını hatırlatarak, bu durumda çıkıp da "bu konu iki sayfayla geçiştirildi" biçi minde eleştiride bulunmanın hakbilirlikle bağdaşmayacağı nı belirtti.

"Demokratik Sol" adını kulla nan grubun sözcüleri tarafın dan Odaya yöneltilen eleşti rilerde bazı "ilginç" görüş ler de, zaman zaman, ortaya atıldı. Örneğin bir görüş şöyle: "Yönetim Kurulu üyele rimiz tüm üyelerimizi tek tek tanıyabilmeli, üyelerimizi tek tek bilmeli ve büyük bir proje söz konusu olduğu za man gerekli kuruluşlara bu konuda isimler verebilmeli dir." Bir başka konuşmacı ise Odamızın ısrarlı olarak savunduğu "kendi teknolojimi zi kendimiz yaratmalıyız" gö rüşüne şöyle karşı çıkıyordu: "Teknoloji konusunda bulun muşu yeniden bulmanın anlamı yok. Uygulanabilir yeni tek noloji getirmek, çalmak, müm künse para ile almak. Bunlar konusunda öneriler getirmek mümkün." Yine böyle ilginç bir görüş şöyle dile getiri liyordu: "Dergimizin sayfala rında, Çalışma Raporunun say falarinda sık sık Türkiye'nin ekonomik siyasal ve askeri denetim altında, emperyalizmin denetimi altında olduğu söy lenmektedir. Arkadaşlarım bu bir görüştür. Ben Türkiye ü zerinde emperyalizmin baskı ları olduğuna inanıyorum. Ama Türkiye'de emperyalist baskı ların olduğunu söylemek ayrı birşeydir. Türkiye'nin emper yalizmin denetiminde olduğunu söylemek Türkiye'de demokrasi yaşamaz demektir. Hem Türkiye emperyalizmin denetimindedir, hem de ben demokrasinin yaşa ması için mücadele ediyorum, birbiriyle çelişen görüşler dir."

KEBAN YANLIŞ BİR ADIMDIR

"Herkes bu konuda birşey söylüyorken, Elektrik Mühendisleri Odasının, fceban olayına tepkisi, sadece dergide yayınlanmış iki sayfalık trir ya zıdır. Keban olayı 1 2 sayfa yazıyla geçiştiri lebilecek bir olay değildir. Bu olay, üzerinde kitaplar yazılabilecek bir konudur. Elektrik Mühendisleri Odası, sorunu sorun haline gelme den, halkımız elektrikçilere atfedebilecek bir suç nedeniyle sıkıntıya düşmeden konuyu dese bilmeli, ilgilileri uyarmalı, rahatsız etmeliy di. Neden vaktinde yapılmadı bu? Eğer Keban'da oynanan oyunların evimizdeki elektriğin günde 1 1,5 şimdi 2 saat kesilmesiyle herkesle bir likte farkına varacaksak, ancak o zaman yaygara ya başlıyacaksak ve o kadarını yapmakla da gö revimizi yapmış olmanın rahatlığını duyacaksak rasgele bir vatandaşla elektrik mühendisleri o lan bizlerin farkı nedir?"

(Suat Yeşilyurt)

Odamız önemli bir sorun olan enerji konusuna ve Keban olayına yeterince yer vermiş, bu ko nuda görüş ve önerilerini üyelerine, kamuoyuna, yetkililere aktarmıştır. Bu konuda sürdürdüğü bilinçli ve tutarlı bir mücadele sonucunda şu görülmektedir arkadaşlar: Bütün siyasi parti ler, inansalar da inanmasalar da enerji soru nunda halkın karşısına çıkarlarken Odamız gö rüşlerinin dışında başka birşey söyliyememekte dirler. Etkinliği biz böyle anlamaktayız.

Keban'ın açıldığı günleri hatırlamanızı istiyo rum. Gazetelerde boy boy fotoğraflar .yayınlanı yor, radyoda, televizyonda nutuklar atılıyordu. Ama daha o dönemde Odamız bir gerçeği hatırlat tı: "Keban yabancı ellerde yapılmıştır'V'Keban gecikmiştir","belli tedbirler alınmazsa Keban, yarar değil zarar getirecektir". Bu uyarıların haklılığı bugün ortaya çıkmıştır.

KAPANIŞ

Çalışma Raporu üzerindeki gö rüşmelerin tamamlanarak Yöne tim ve Denetim Kurulları Ge nel Kurul'ca aklandı. Daha sonra, verilen bir önerge ka bul edilerek gündeirin Seçim ler maddesine geçildi. Elekt rik Mühendislerinin, yeni dö

nem yöneticileri için kullan dıkları oyların sayımı sürer ken, Komisyon Raporları görü şüldü, bazı yönetmeliklerde yapılması önerilen değişik likler onaylandı ve Elektrik Mühendisleri Odası 21. Genel Kurulu, kamuoyuna açıklanmak üzere hazırlanan, ülke ve mes lek sorunlarına ilişkin Ortak Bildiri'yi oybirliğiyle onay layarak çalışmalarını bitirdi.