Elektrik Mühendisliği · Sayı 207 · Mart 1974
GEÇEN AY
Toplum, demokrasi ve emek Haber ve etkinlik
- Yıl
- 1974
- Sayfa
- 9
- Okuma süresi
- 13 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- genel af
- Bülent Ecevit
- TMMOB
- vergi kaçakçılığı
- teknisyen açığı
- gelir vergisi
Özet
Derginin 'Geçen Ay' bölümünde, çeşitli meslek odaları ve örgütlerin genel af talebiyle Başbakan Ecevit'e çektikleri telgraflar, Türkiye'de mühendis-teknisyen dengesizliği ve gelir vergisi kaçakçılığına ilişkin basından derlenmiş haberler yer almaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
# «FİKİR SUÇU» «EYLEM SUÇU» AYRIMINA KARŞI ÇIKILDI
Mühendis ve Mimar Odaları İstanbul şubeleri Başbakan Bülent Ecevit'e genel affın sınırsız olması konusunda bir telgraf çekmişlerdir.
Başbakan Bülent Ecevit'e çekilen telgrafta af kanununda «eylem suçu» ve «fi kir suçu» şeklinde ayrım yapılmaması ve cezaevlerinin tamamen boşaltılması istenmiştir.
Telgrafın metni şöyledir:
«Son yıllarda kanun nizam tanımamacasına azgınlaşan tekelci sermayenin ülke mizde estirdiği faşizm fırtınasının yarattığı hasarların bir an önce tamir edil mesini arzulayan tüm demokratik güçler gibi teknik elemanların da düşün ce ve duygularını size iletmeyi görev biliyoruz.
Biz teknik elemanlar; halkımızın yoksulluktan, gerilikten kurtulmasını amaçla dığı için zindan düşmüş aydınların ve gençlerin suçsuz olduğunun bilincindeyiz, «tki gurup genç döğüşüyor, ikincd gurup devletin himayesi altmda» dediğini zi unutmadık. Devletten himaye görerek ortalığı devrimci kanma bulayanlar dan, Anayasanın emirlerini yerine getirmeyerek açıkça Anayasayı ihlâl edenler den yurtsever aydınlara aylarca akıl almaz işkenceler uygulayarak yapmadığı bir şeyi «itiraf» zorunda bırakanlardan hesap sorulmasını hiç bir af engelle yemez.
Halkımızın bilinçlenmesini önlemek için devrimcilere en hunharca işkenceleri uygulayan kanun dışı kontr gerilla örgütünde «Ecevit'i de operasyondan ge çireceğiz» dendiğini herhalde biliyorsunuz. Eğer tekelci sermaye o gücü ken dinde bulup sizi de işkence tezgâhına yatırabilseydi; sizi ve yüzlerce CHP yö neticisini idam sehpasına götürecek nice suçların sanığı olarak yargılanıyor olabilirdiniz ve şu anda Başbakanlık koltuğunda değil havasız ve güneşsiz zin danlardan birinde bulunabilirdiniz.CHP'ne kayıtlı binlerce vatandaş da, si
zin ikinci derecede suç (!) ortaklarınız olarak, TCK'nun 146/3 maddesine mu halefetten kaç yıl daha yatacaklarını hesaplıyor olabilirlerdi.
Sayın Başbakan,
Bu anlattıklarımız, faşizmin balyoz indirdiği dönemde her yurtseverin başına gelebilirdi. Ülkemizdeki kanun dışı uygulamaları lanetleyen dünya kamuoyunun direnci ve halkımızın faşizmi reddedişi bu kötü ellerin size kadar uzanmasını engelledi.
Sizi iktidara getiren ve kanayan yaramızın bir an önce tedavi edilmesini arzu layan halkımızın sesine kulak verirseniz, özlediğimiz demokrasinin gerçekleşme si yönünde büyük bir basan sağlamış olursunuz.
Çıkaracağınız af kanununun kapsamını ayarlarken bu gerçekleri göz önüne almanızı, «eylem suçu» «fikir suçu» gibi hukuk mantığına aykırı ayrımlar ya pılmadan cezaevlerinin tamamen boşaltılmasını dileriz.
Saygılarımızla.
•
Elektrik Mühendisleri Odası tstanıbulŞubesi. Gemi Mühendisleri Odası. inşaat Mühendisleri Odası istanbul Şubesi. Makine Mühendisleri Odası istanbul Şubesi. Mimarlar Odası istanbul Şubesi.»
(3 ş |u) 5at> y e n i Ortam)
SEKİZ KURULUŞ AYRIMSIZ AF İSTİYOR
Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı Elektrik Mühendisleri, inşaat Mühendisleri Kimya Mühendisleri, Ziraat Mühendisleri, Mimarlar Odaları izmir Şubeleri ile Tüm Yapı Teknisyenleri Genel Merkezi, Başbakan Bülent Ecevit'e gönderdikleri bir telgrafla ayrımsız ve tam bir genel af çıkarıl masını istemişlerdir.
Adı geçen kuruluşların Ecevit'e gönderdikleri telgraf aynen şöyledir: «Olağanüstü koşullarla geçen son üç yıldan sonra halkımız demokrasiden, top lumsal adaletten ve iç barıştan yana seçimini yapmıştır. Yine halkımız bazı çevrelerin ısrarla yapmak istediklerinin aksine, kendisinden yana bir Anaya sanın eksiksiz, tastamam uygulanmamasının kimleri kurban ettiğinin de bilin cindedir. Bugün de o, kültürel ve toplumsal adaletsizlikler sonucu cezaevlerini dolduran onbinlerce yurttaşımızın ayrım gözetilmeksizin affından yanadır.
Anayasada varlığı kabul ve teslim edilen çalışma alanını sadece mesleki sorun larla sınırlamayan biz aşağıdaki kuruluşlar, içinden geldiğimiz halkımızın bu haklı isteğine katılır, ancak ayrımsız bir affın cumhuriyetimizin ellinci kuru luş yılına yaraşır olacağına inancımızı belirtiriz.
Saygılarımızla..»
Elektrik Mühendisliği 207 126
i İNGİLTERE'DE ALTI ÖRGÜT SINIRSIZ AF İSTEDİ
İngiltere Türkiyeli İlericiler Birliği (İTİB), Türkiyeli İşçiler Komitesi (TİK), Kıbrıs Türk Demokrasi Derneği (KTDD), İngiltere Türk öğrenci Federasyonu (İTÖF), Türk Güzel Sanatlar Derneği(TGSD) ve İngiltere Kıbrıs Türk öğren ci Federasyonu (İKTÖF) tarafından düzenlenen «Büyük Af Toplantısı»nda ka rarlaştırılan bir bildiri ile, sınırsız genel af çıkartılarak geçen dönemin ya ralarının sarılması istendi.
• TÜRKİYE'DE YARDIMCI TEKNİK ELEMAN AÇIĞI VAR
Türkiye'nin sanayileşmesinde en önemli darboğazlardan birinin teknik eleman sorunu olduğu iddialarına karşılık, istatistikler en büyük kıtlığın mühendisler de değil yardımcı teknik elemanlarda ortaya çıktığını göstermektedir. Birleş miş Milletler araştırmalarında bir mühendisin verimli olarak çalışabilme si için mühendis basma, çeşitli mühendislik kollarında, 5 ile 10 teknisyenin bulunması gerekli görülmektedir. Halbuki Türkiye'deki durum, uluslararası standardlara ters düşmekte ve iki mühendise bir teknisyenin düştüğü alanlar da bulunmaktadır. Üstelik, planlı döneme girildiğinden ıberi bu terslik artarak de vam etmektedir.
Yardımcı hizmetler
TEKNİK eleman kümesinin iç yapısıyla ilgili istatistikler, Türkiye'nin çarpık bir eğitim ve ücret politikası sonucunda yetiştirmiş olduğu mühendisleri verim li bir şekilde çalıştıramadığı yargılarını doğrulamaktadır. Bir doktorun verim li olarak çalışabilmesi için bir çok yardımcı sağlık personelinin hizmetine muh taç olması gibi mühendislerin de mühendislik bilgi ve yeteneklerini üretken bir şekilde değerlendirebilmeleri için yardımcı teknik elemanların ve teknis yenlerin iş birliğine ihtiyaçları vardır. Eğer bu yardımcı hizmetler sağlanamaz sa mühendisler, daha kısa dönemli eğitimle sağlanabilecek yardımcı hizmet leri doğrudan doğruya yapmak mecburiyetiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, uzun bir eğitim süresinin sonunda görece olarak yüksek ücretle istih dam edilebilecek mühendis kadrosunu kısa bir eğitimle görece olarak daha düşük ücretlerle yaptırılabilecek yardımcı işlerle meşgul olmaya zorlamakta dır.
Teknisyen katsayıları
1960 yılında Türkiyede varolan mühendis başına teknisyen katsayıları, uluslararası standardlann çok altında bir düzeyde idi. 1960 yılında, ortalama olarak bir mimar ve inşaat mühendisine 1,5 inşaat teknisyeni, bir makiaa mü hendisine 2,5 makina teknisyeni; bir elektrik mühendisine 3,5; bir maden mü hendisine 0,4; bir kimya mühendisine 5,3 kimya teknisyen ve laborantı ve bir
orman ve tarım mühendisine 0,6 orman ve tarım teknisyeni düşmekteydi. 1960 yılında, belli başlı mühendislik kollarında uluslararası standardların alt sını rına yaklaşan tek alan kimya mühendisliği olmuştur.
Aradan geçen 10 yıl sonunda, mühendislik kollarında teknisyen . mühendis katsayıları daha da bozulmuştur. Uygulanan ücret sistemi ve yardımcı teknik eleman yetiştirilmesinin ihmal edilmesi, katsayının daha da bozulmasına yol açmıştır. Mimar ve inşaat mühendisi basma inşaat teknisyeni katsayısı 1,5'dan 0,7'ye; elektrik mühendisi başına elektrik teknisyeni katsayısı da 3,5'dan 2,5'a düşmüştür. Aynı şekilde 1970 yılında makina alanında bu katsayı 1,9; kimya kolunda 4,7 ve orman ve tanın mühendisliği alanında 0,5 olmuştur.
Değişik görevler
Teknik eleman kesimindeki istatistiklerin ortaya koyduğu bu çarpıklığın yanında bazı araştırmalar, mevcut üst düzey teknik elemanların üretken çalış maların dışında kaldığını göstermektedir. Devlet Personel Dairesinin yaptığı araştırmaya göre Veteriner îşleri Genel Müdürlüğü merkez örgütünde çalışan veterinerlerin yüzde 43'ü müşavirlik, sivil savunma uzmanlığı, zat işleri gibi mesleklerini pek az ilgilendiren görevlerde çalışmaktadır. Yine Bakanlığın mer kez örgütünde çalışan ziraat mühendislerinin yüzde 20'si, müşavirlik, müze müdürlüğü, organizasyon ve metod dairesi gibi işlerle meşguldür.
(15 Şubat, Cumhuriyet)
# 375 BİN ÎŞ ADAMI AYLIK KAZANCINI 833 LİRANIN ALTINDA GÖSTERİYOR
Bu gerçeği ortaya koyan rakamlar, Vergi Dairelerindeki gelir vergisi tahsi lat cetvellerinden ve beyannamelerden anlaşılmaktadır.
Vergi Dairelerinden Maliye (Bakanlığına bildirilen cetvellere göre Türkiye'de Gelir Vergisinin yüzde 56'sı memur ve ücretlilerle işçiler tarafından öden mekte, yüzde 33'ü ise tüccar ve sanayicilerle büyük çiftlik sahiplerinden tah sil edilmektedir.
Başka bir deyişle, işçi ve memurların vergileri, aldıkları maaş ve ücretlerden otomatik olarak her ay kesilirken ibuna karşılık beyannameye tabi tüccar, sanayici, zirai kazanç sahibi ve serbest meslek sahipleri, kazançlarını düşük göstererek yanlış beyanda bulundukları için istedikleri vergiyi ödemekte, ge lir vergisi yükü de bir kısım dürüst işadamı ve sanayicinin dışmda ücretliler le memurlara binmektedir .
Bunu vergi dairelerinden gelen yıllık tahsilat cetvellerinden saptamak müm kündür. Gelir vergisi cetvellerine göre Türkiye'de 575 bin beyannameye tabi vergi mü kellefinden 436 bin küçüklü, büyüklü tüccar ve işadamı bulunmaktadır. Bu 436
bin mükelleften 375 bini yıllık net gelirlerini 10 bin liranın altında göstermiş lerdir. Yani ıbu hesaba göre, caddelerde, sokaklarda, han duvarlarında tabe lalarını gördüğümüz tüccarlarımızdan, işadamlanmızdan 374 bininin orta lama aylık net gelirleri 833 Türk lirasının altındadır. Bir başka deyişle ülke mizde 374 bin iş adamı, en düşük memur maaşından, hatta odacı maaşından ve asgari işçi ücretinden daha az kazanç sağlamaktadır.
Vergi dairelerine verilen bu beyannamelerin doğru olduğu kabul edildiği tak dirde, Türkiye'de 374 bin işadamının aç dolaşması gerekmektedir. Vergi siste mimiz bu beyannameleri doğru verilmiş kabul etmekte ve kontrol yetersizliği nedeniyle vergiler bu hesaba göre tahakkuk etmektedir.
Yıllık gelirlerini 10 ibin lira ile 115 bin Ura arasında gösteren gelir vergisi mükellefi tüccar ve sanayici sayısı 155 ibin 354'tür.
Yıllık gelirlerini 115 bin lira ile yarım milyon lira arasında gösteren gelir ver gisi mükellefi tüccar ve sanayici sayısı 9.1% dır.
Yıllık gelirlerini yarım milyon lira ile 1 milyon lira arasında gösteren işadam lanmızm sayısı ise 1700'dür.
Maliye Bakanlığı elinde bütün Türkiye için sadece 450 gelirler kontrolörü ve 350 hesap uzmanı mevcutur. Bunlar da sadece gelir vergisinde 570 bin beyan namenin ancak yüzde bir ilâ bir buçuğunu denetlemektedirler. Yani bir baş ka deyişle 570 bin beyannamenin ancak 8.550 si kontrol edilmekte ve bir ak saklık görülürse bunlar için vergi cezası tahakkuk ettirilmektedir.
Yılhk gelirlerini 1 milyon liranın üstünde beyan eden tüccar ve işadamı sa yısı ise sadece 436'dır ve her yıl ödedikleri vergi miktarları gazetelerde ve sa nayi ticaret odaları bültenlerinde yayınlanan, vergi dairelerine de örnek olarak asılan listelerdeki vergi mükelleflerimizin büyük bir kısmı bu kategoriye da hildir.
Gelir vergisi yükünü sırtında taşıyan ve verginin yüzde 56 sini ödeyen memur ve işçi, vergilerin maaş ve ücretlerinden kesilmesi nedeniyle gelir vergisi kaçı ramamaktadır.
(22 Şuibat, Günaydın)
# YILDA 7 MİLYAR LİRA VERGÎ KAÇIRILIYOR
Türkiyede beyannameye tabi 436 bin küçüldü büyüklü tüccar ve işadamlarının 375 binin yıllık gelirlerini 10 bin liranın altında göstermeleri, bir başka de yişle ,ayda 833 lira gibi asgari ücretin altında bir para ile geçindiklerini ver gi beyannamelerinde iddia etmeleri, en iyimser bir hesapla yılda 7 milyarlık bir gelir vergisi kaçakçılığını ortaya koymaktadır.
Bu iyimser hesap, beyannamelerde gösterilen kazanç miktarının, ortalama işçi ve memur ücreti seviyesinde gösterilmesi esasına göre yapılmıştır.
179 Elektrik Mühendisliği 207
Vergi yükünün gelir dağılımı ve yurt içi hâsılaya oranı esasına göre yapılan araştırmalar kaçakçılıktan doğan vergi kaybının bunun iki misline çıktığını göstermektedir.
Gelir vergisinden doğan kaçakçılığa rağmen sadece 1973 yılında 474 sayılı Teş vik Tedbirleri Kanununa dayanılarak çeşitli kararnamelerle ihracatta vergi ia desi, ithalât vergileri, gümrük resmi muafiyeti ve yatırım indirimleri gibi «muafiyet ve istisnalarla» sanayici ve tüccarlara tanınan kolaylıklardan ayrı ca 11 milyar 700 milyon lira vergi kaybı tespit edilmiştir.
1973 yılı içinde vergi indirimlerinden sanayici ve ticaret erbabının yararla nış hesapları Devlet Planlama Teşkilatı ve Maliye (Bakanlığı raporlarından alınan çeşitli rakamlara göre şöyledir:
ihracatta vergi iadesi Yatırım indirimi îthal vergileri indirimi Talu Hükümetinin gider ayak verdi ği teşvik belgelerinden sağlanan güm rük muafiyeti ve yatırım indirimleri
1.200.000.000 1.800.000.000 5.000.000.000
3.700.000.000
p l T o
am
11.700.000.000 T.L.
Ülkemizde 1964 yılından itibaren uygulanan ve kararnamelerle gümrük ver gilerinde muafiyet ve indirim yapan bu sistem her yıl giderek artan potansi yelde bir vergi kaybı doğurmaktadır.
Sadece, yatırım malzemesi ve hammadde ithalâtmdan özel teşebbüs 1972 yılın da 3 milyar 15 milyon 64 bin lira gümrük muafiyeti sağlarken bu rakam Dev let Planlamanın 1973 hesaplarına göre 5 milyarı bulmuş, 1973 yılının son ayla rında 12 milyar 400 milyon liralık 325 projeye gelişigüzel verilen teşvik bel gesiyle 3 milyar 700 milyon liralık bir vergi kaybı doğmuştur.
İthalatın yansı indirimli
1970 yılında muaf ve indirimli ithalât toplamının asıl ithalât içindeki payı yüzde 19,9 iken bu oran 1971'de yüzde 18,6'ya düşmüş, 1972 yılında ise yüzde 24'e yükselmiştir. Talu Hükümetinin giderayak verdiği teşvik belgeleriyle 1973 yılı rakamları nın aşın bir artış göstereceği ve genel ithalâtın yansını bulacağı beklenmek tedir. Sadece ithalâttan işadamlarına sağlanan gümrük muafiyeti vergi kaybı açı sından; 1970 yılında 1 milyar 376 milyon TL. 1971 yılında 1 milyar 988 milyon TL. 1972 yılında 3 milyar 15 milyon TL.
Elektrik Mühendisliği 207 130
1973 yılında 5 milyar TL'sını bulmaktadır.
1973'ün son ayında Talu Hükümetinin 3 milyar 600 milyonluk vergi muafiyeti bu hesaba dahil edilmemiş, 1974 raporlarına, yeni hükümetin icraat listeleri ne aktarılmıştır.
1970 yılında 5.437 milyon TL., 1971 yılında 7,463 milyon TL., 1972 yılında da 9.815 TL. ithal vergileri tahsilatı yapılması gerekirken, teşvik tedbirleri ve ka mu kesimi yatırımları dolayısıyle tahsil edilmesi gereken toplam ithal vergile rinin 1970 yılında yüzde 74,7'si, 1971 yılında yüzde 73,3'ü ve 1972 yılında da yüzde 69.3'ü tahsil, edilebilmiştir.
Diğer bir ifade ile, alınması gereken ithal vergi ve resimlerinin, 1970 yılında yüzde 25,3'ünden, 1971 yılında yüzde 26,7 sinden ve 1972 yılında da yüzde 30,7 sinden vazgeçilmiştir.
Maliye Bakanlığında Talu Hükümeti zamanında hazırlanan ve hasır altı edilen bir raporun sonuç bölümünde, özel teşebbüse tanınan kolaylıkların devlet ge lirlerini olumsuz bir şekilde etkilediği belirtilmektedir. Bu raporun sonuç bö lümünde şöyle denilmektedir:
«474 sayılı kanuna dayanılarak çıkartılan kararnameler, özel ve petrol kanun larınca tanınmış bulunan muafiyet ve indirimlerin son üç yılda devlet gelirle rini ciddi şekilde olumsuz yönde etkilediğini ve bu etkilerin devam etmek te olduğunu göstermektedir. Gerçekten 1972 yılında esas ithalâtın yüzde 24,4' ü ithal vergi ve resimlerinden muaf olarak yurda girmiş ve ithalât üzerinden alınması gereken vergilerden, muafiyet ve indirimler dolayısıyle ancak yüzde 69,3'ü tahsil edilmiş bulunmaktadır. Ayrıca 1973 yılındaki uygulamaların bu oranlan devlet gelirleri aleyhine daha da artıracağı kesinlikle söylenebilir.
Diğer taraftan söz konusu muafiyet ve indirimin uygulama sonuçları, bunla rın milli ekonomiye ne derece yararlı olduğu sorununu ortaya koymaktadır.
özellikle, madde 1 babında yapılan muafiyetlerin, tüketim malları fiyatların da istikrar sağladığı kesinlikle söylenemez. Ayrıca dünya fiyatlarındaki artış ların iç piyasaya intikalinin önlenmesi gerekçesiyle tanınmış bulunan muafiyet ve indirimlerin, milli ekonomi açısından değerlendirilmesi ve bir sonuca va rılması zorunlu olmaktadır.
Bu durumda:
— îlk olarak 474 sayılı Kanuna dayanılarak çıkartılan madde babındaki mua fiyet kararnamelerinin yeniden gözden geçirilmesi,
Muafiyetlerin genellikle yüzde 1 gümrük vergisi nisbetine çıkarılması sure ti ile ithal vergileri kaybının azaltılması,
Özel kanunlar ve Bakanlar Kurulu kararıyla tanınmış olan kamu ve özel kuruluşlara ait muafiyetlerin gözden geçirilmesi gerekli görülmektedir.
{23 Şubat, Günaydın)
KİŞİ BAŞINA GELİR 4143 LİRAYA ÇIKTI
1973 yılı sonunda, Türkiye'de kişi başına düşen gayri miJli hasılanın, cari fi yatlarla 7 bin 616 lira, sabit fiyatlarla da 4 bin 143 lira olduğu tesbit edil miştir.
Devlet Planlama Teşkilatının yaptığı hesaplara göre «1973 yılı sonunda, nüfu sumuz 38.287,000'e ulaşmıştır.» Yıl sonunda gayri safi millî hâsıla, câri fiyat larla 291 milyar 610 milyon 300 bin liraya, sabit fiyatlarla da 158 milyar 627 milyon liraya yükselmiştir.
Böylece kişi başına düşen gayri safi millî hâsıla, câri fiyatlarla 7.616 liraya, sabit fiyatlarla da 4.143 liraya çıkmıştır. 1972 sonunda kişi başına, câri fiyat larla 6.334 lira, sabit fiyatlarla 3.973 lira gayri safi millî hasıla düşüyordu.
Fert başına gelir
Alınan bilgiye göre, sabit fiyatlarla bazı yıllardaki GSMH ve fert başına dü
şen GSMH şöyledir :
— 1950 yılında GSMH 38.505.9 milyar lira, nüfus 20.947.000 kişi ve kişi ba
şına düşen GSMH 1.838 lira.
— 1960 yılında GSMH 70.868.6 milyar lira, nüfus 25.516.000 kişi ve kişi ba
şına düşen GSMH 2.777 lira.
— 1965 yılında GSMH 90.367,9 milyar lira, nüfus 31.156.000 kişi ve kişi ba
şına düşen GSMH 2.900 lira,
— 1970 yılında GSMH 125.242.6 milyar Mra, nüfus 35.408.000 kişi ve kişi ba
şına GSMH 3.537 lira,
— 1972 yılında GSMH 149.119,2 milyar lira, nüfus 37.536.000 kişi ve kişi ba
şına düşen GSMH 3.973 lira,
_ 1973 yıhnda GSMH 158.627 milyar lira, nüfus 38.287.000 kişi ve kişi ba
şına düşen GSMH 4.143 liradır.
) ( 2 7 Ş u b a t > ı M i U i y e t
ŞİLİ'DE 1700 ŞİRKETİN YARISI ESKİ SAHİPLERİNE İADE EDİLDİ
Geçen yıl Eylül ayı başında Şili'de Ailende yönetimini devirerek demokratik rejime son veren askerî cunta, Amerikan şirketlerine ülkeyi yeniden cazip kı labilme yolunda çaba sarfetmektedir. Ailende zamanında millileştirilen irili ufaklı 1700 kadar yerli yabancı şirke tin en az yarısının eski sahiplerine iade edildiği bildirilmektedir, öte yandan faşist cunta, evvelce millileştirilen bazı Amerikan şirketlerini eski sahiplerine devrederken kuruluşlardaki solcu işçilerle, militan sendikacıları işten çıkarmaktadırlar. Nitekim, ünlü Amerikan tröstlerinden Dow Chemical'm millileştirilen 32 milyon dolar değerindeki plastik fabrikalarında çalışan 100 kadar işçi cunta tarafından işlerini terketmek zorunda bırakılmışlardır. Dow Ghemical'a plas tik fabrikaları geçtiğimiz Ocak ayının başında iade edilmişti.
Öte yandan, sayılan onikiyi bulan Amerikan şirketi de Siliye geri dönmeye hazırlanmaktadır. Ancak daha önce bu geri dönüşün koşullarını belirleyen an laşmaları cunta ile imzalamak istemektedirler. International Herald Tribune'ün haberine göre, Ailende yönetiminin 1970 yı lında Silide iş başına gelmesinden önce bu ülkedeki 1 milyar 200 milyon do larlık yabancı sermayenin üçte ikisi Amerikan tekellerine aitti.
(2 Mart, Cumhuriyet)
• ALLENDE'YE VERİLMEYEN YARDIM, ŞİLİ CUNTASINA VERİLİYOR
Batılılar arası Paris kulübü diye anılan Siliye Yardım Konsorsiyomu, geçenler
de Fransız başkenti Paris'de toplanmıştır. Geçen yıl için Siliye verilmesi ge
rekli 700 milyon doları verip vermemeyi münakaşa konusu yapmışlardır.
Halen Şilinin dış borçlan 4 milyar 500 milyon dolara varıyor. Ve Ailende ikti
darda iken Paris Kulübü, Siliye taahhüt ettiği yardım miktarını Ailende hükü
metine vermeyi reddetmişti.
Şili ekonomi bakanı Fernando Leniz'e göre Uluslararası Para Fonu Siliye 95 milyon dolarlık bir kredi açmayı kabul etmiştir. Dünya Bankası ise, Siliye 13 milyon dolarlık imkân sağlayacaktır. Ayrıca tnter American Development Bank, mesken inşaatında kullanılmak üzere Siliye kısa ve orta vadeli kredi aç ma olasılığını da etüd etmektedir.
Silideki Katolik kilisesi çevreleri askeri cunta ile Santiago başpiskoposu Kar
dinal Silva arasında çok gergin bir havanın estiğini, bildiriyorlar.
Nitekim Roma'da yayınlanan gazeteler Papa'yı ziyarete gelen Şili temsilcisi
nin Kardinal Silva'dan şikâyet ettiğini, bu kardinalin vazifesinden alınmasını
istediğini ileri sürmüştür.
( 5 M a r t E k o n o m i Politika)
• CIA, AMERİKA DIŞINDA İŞ ADAMI OLARAK TANINAN 200 AJAN KULLANIYOR
Adının açıklanmasını istemeyen yüksek kademede görevli bir Amerikan dev
let memuru, 200 kadar CIA ajanının yurt dışında «İşadamı» maskesiyle çalış
makta olduklanm açıklamıştır.
•*
• ** "'*'< ^JfS*ZT%r&**'u
ABD dışında işadamı pozunda çalışan CIA ajanlanndan bir kısmının çeşitli ül
kelerde açtıklan ofislerin giderlerinin Amerikan hükümetince karşılandığım
söyleyen yetkili, ajanlardan diğer bir bölümünün de istihbarat hizmetlerinde
yanm gün hizmet yaptıklannı belirtmiştir.
öte yandan, ilginç açıklamalar da bulunan yetkili, ajanlardan bir kısmının da zamanla işadamlığını iyice benimseyerek iş hayatına atılmalanndan yalanmış tır. «Böylece elimizdeki çok değerli ajanlardan bir kısmını yitirdik» diyen Amerikalı yetkili, istihbarat faaliyetlerinde gerçek işadamlanndan, üniversite öğretim üyelerinden ve gazetecilerden de yararlandıklarını açıklamıştır.
(3 Mart, Cumhuriyet)