Elektrik Mühendisliği · Sayı 193 · Ocak 1973
ARAMIZDA
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 1973
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 2 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
Anahtar kelimeler
- TEK
- DSİ
- linyit
- petrol ithalatı
- hidrolik potansiyel
- enterkonnekte sistem
Özet
EMO Yönetim Kurulu, elektrik enerjisi üretiminde kullanılan birincil kaynakların (linyit, petrol, hidrolik potansiyel) kullanım oranlarını değerlendirerek, kaynakların devlet eliyle işletilmesi ve TEK'in yetkilerinin genişletilmesi gerektiğini savunmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
aramız da
Sayın üyemiz,
Son günlerde basında ve kamu oyunda elektrik enerjisi sorunu bir tartışma konusu haline getirilmiştir. Bilimsel olmaktan uzak yöntemlerle incelenen bu konuda kamu oyuna yanıltıcı bilgiler verilmiştir.
Genel enerji sorunundan bağımsız olarak ele alınamıyacak olan elektrik enerjisi üretiminde birincil enerji diye adlandırılan taş kömürü, linyit, petrol ürünleri, hidroelektrik potansiyel ve nükleer enerji kaynaklarından yararlanıllır. Bu nedenle, elektrik enerjisinden önce bu kaynaklar üzerinde uygulanan politika ele alınmalı ve kaynakların kullanımındaki secim doğru olarak saptanmalıdır.
Ülkemizde geniş stokları bulunan linyit kömürünün elektrik üretimindeki payı, 1962 yılında % 16,8 iken bu değer 1967 de % 16,6'ya, 1972 de ise % 13,7 ye düşmüş; buna karşılık petrol ürünlerinin I962'de % 7,6 olan payı !96Tde % 25,1'e, I972'de ise % 39,8'e çıkmıştır.
Yerli ham petrol üretimi, tüketimin % 40'ını karşılamakta ve ihtiyacın % 60'ı ithal edilme zorunluğundadır. Petrol üretimine enerji sorunu açısından bakıldığında, enerji açığını petrolle kapatma politikası, 1980'lerde yaklaşık olarak 8 milyon ton petrol ithalini gerektirecek ve 100-150 milyon dolar döviz kaybına yol açacaktır, Bu miktar ise o yılların Ihracaat gelirinin yarısına eşittir.
Avrupa'da hidrolik potansiyel bakımından 5. sırayı alan Türkiye, bu potansiyelden yararlanmada son sıralarda bulunmaktadır. 22 yıl sonra bugünkü düzeyine ulaşacağımız iddia edilen İtalya, yılda 76 milyar kVVh'lik hidrolik potansiyelinin % 57,6 sından fiilen yararlanmaktadır. Yılda 70 milyar kVVh'lik hidrolik potansiyele sahip ülkemizde ise, bu potansiyelden yararlanma oranı I962'de % 2,1, I967'de % 3,6, ve 1972'de % 3,7 gibi çok düşük değerlerde kalmaktadır.
Kalkınma zorunluğunda olan ülkemizde alt yapı niteliğinde olan sanayi ve tarım gelişmelerinin temel sektörü olan elektrik enerjisinin ucuz, sürekli, kaliteli ve güvenilir biçimde üretilmesi gereklidir. Bu nedenle de;
— Birincil enerji kaynaklarımızdan (doğal kaynaklar) olan: Petrolde araştırma, iletme, arıtma, dağıtma ve tüm linyit yataklarının işletilmesi devlet eliyle yapılmalıdır.
— Yurdumuzda enterkonnekte sistem geliştirilmiş olduğundan ve zorunlu olarak gelecekte daha da genişletilmesi planlandığından verimli bir işletme sağlayabilmek için, her nevi üretim santradan ile, iletim ve dağıtım tesislerinin yapım ve işletmesi Türkiye Elektrik Kurumu tarafından yapılmalı dır.
— DSİ'nin hizmetlerindeki temel amaç sulama ve taşkın önleme olduğundan, enerji üretimi için ele alınacak hidrolik tesislerin etüd ve yapımı, esas amacı elektrik enerjisi üretmek olan TEK'e dev redilmeli ve bu nedenle TEK kanununda gerekil değişiklik derhal yapılmalıdır.
— Araştırma, projelendirme, tesis yapım hizmetleri öz kaynaklarımıza dayandırılmalıdır. Bunun sağlanması için öncelikle, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmada gücü inkar edilmeyen teknik elemanla rın, sosyal ve ekonomik sıkıntıları zaman geçirilmeden en olumlu biçimde çözüme ulaştırılmalıdır.
Saygılarımızla, YÖNETİM KURULU
Elektrik Mühendisliği 193