Elektrik Mühendisliği · Sayı 186 · Haziran 1972

GÖRÜŞLER

Ali Gevgilili

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Görüş ve değerlendirme

Yıl
1972
Sayfa
2
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

Anahtar kelimeler

  • mühendislik hizmetleri
  • yatırım projeleri
  • sanayileşme
  • beyin göçü
  • dışa bağımlılık
  • yerli mühendislik

Özet

Milliyet gazetesinden alınan bu yazıda, Türkiye'nin sanayi yatırımlarında mühendislik hizmetlerini büyük ölçüde yabancı şirketlere bırakmasının ulusal ekonomiye zarar verdiği, yerli teknik kadroların yeterince değerlendirilmediği ve bu durumun döviz kaybına yol açtığı savunulmaktadır. Yazar, Japonya örneğini vererek Türkiye'nin kendi mühendislik gücüne dayanmasının zorunlu olduğunu ileri sürer.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Kim Yapacak Bu Projeleri*

ALİ GEVGİLİÜ

Yaşadığımız ânın Türkiyesi, 'büyük bir yatırım sıçraması yapmak istemektedir. Ekonomide belirli ölçüde yoğunlaşmış olan sermaye birikimi ve geniş döviz rezervleri, yakın yıllar tarihinde ilk olarak, topluma yatırım sıçraması için gerekli maddî temelleri vermektedir. Ne var ki, yatırım, çağdaş dünyada gerekli alanların iyi seçimi sorununa ayrılmaz biçimde bağlıdır. İleri teknolojili dev tekellerin kalite ve fiyat yönünden dünya pazarlarını bölüştüğü bir dönemde, Türkiye gibi kalkınma çabasındaki bir ekonomi, yatırım darboğazını yalnız sermaye aracılığıyla aşamaz. Yeni dönem, bir yandan, devletin etkili öncülüğünü, maddî desteklerini bekleyecektir. Öte yandan da, yatırım projelerinin, ulusal ekonominin yararlarına olarak en hassas biçimlerde düzenlenmesi ve plânın öngördüğü gelişme stratejisi ile sanayi yatırımları arasında tutarlılık sağlanması gerekecektir. Günümüz Türkiyesinin yatırımsızlık bunalımında en etkili unsurlardan birisi de, tutarlı yatırım projelerinin son derece yetersiz bulunuşudur.

Türkiye sanayileşme zorunluğu ile sanayileşmeyi gerçekleştirecek mühendislik hizmetleri arasında uzun süredir kapatılamayan bir boşlukla karşı karşıyadır. Kapitalizmin vahşi yasalarına göre yatırımların belirlendiği dönem, uluslararası tekellerin doğması ve dış pazarların paylaşılması sonucunda artık geride kalmış bulunmaktadır. İç ve dış pazarlarda etkili olabilecek bir yatırım, çağın genel durumunu göze alan titiz bir çalışmanın ürünü olmak zorundadır. Mühendislik hizmetleri ,bu aşamada, sanayileşmenin başlangıç noktasıdır. (Mühendislik hizmetleri bir sanayi tesisinin kuruluşuna karar verilmesi ile

• 16 Mayıs tarihli Milliyet Gazetesi'nin «Günlük» sütununda ç'kan bu makaleyi doğrudan eorunlaranuza değindiği İçin okurlarımıza dergimiz vasıtasıyla iletmeyi yararlı bulduk (Yayın Kurulu).

tesisin işletmeye açılışı arasındaki süreyi dolduran bütün hizmetleri kapsamına alır). Türkiye ile ilgili yeni bazı araştırmalara göre, komple sanayi yatırımlarında mühendislik hizmetleri bugün yatırım toplamının dörtte biri gibi küçümsenemeyecek bir orana erişmektedir (1). Teknik hizmetlerin temelindeki bozukluk, söz konusu işlerin yurt içi teknik kadrolarca karşılanması mümkün olduğu halde yurt dışında yaptırılması sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Kendi mühendislik hizmetlerini kendisi karşılayamayan bir toplumda, ulusal yarar sorunu ciddî olarak tartışılmalıdır. Sanayileşme, en sonunda, bir yaratış sürecidir. Teknisyeninden işçisine kadar ulusal insan potansiyeli, bilgileri ve emekleri ile ulusal sanayii oluştururlar. Öyle ki, aslında sanayileşme pratiği ile sanayiin yükselişi arasında kesin bir ilişki olduğu söylenebilir. Kullanılan bilgi, maddî koşullara giderek daha çok uyma ya başlar ve geleceğin ihtiyaçlarına göre yen; atılımları sağlayan birikimi doğurur. İleri ekonomiler, bilgi ile uygulamayı yan yana geliştiren bu süreç ile birlikte kalkınmışlardır. Teknolojik devrime geç katılan Japonya'nın çağımızdaki başarısının sırlarından birisi de, ulusal bir temel üstünde geliştirilen mühendislik hizmetlerinde sağlanan olağanüstü başarılardır. Önce ilkel teknoloji kopyaları ile yola çıkar. Japonya'nın teknik adamlarının 1970'lerde adeta birer sanayi casusu sayılarak, Batı Avrupa ya da Birleşik Amerika' nın modern tesislerine sokulmak bile istenmemeleri, mühendislerin etkili kullanımının da bir sembolüdür. Japon teknik adamı her yeniliği artık kendi sanayiinin yerel ihtiyaçlarına uygulayabilecek düzeye erişmiştir.

1963/1970 döneminde Türkiye'de yabancı proje şirketlerince görülen mühendislik hizmetleri değerinin, toplam mühendislik hizmeti harcamalarının onda dokuzunu aşması, Türk sanayileşmesi açısından bir tehlike belirtisidir. Yerli kadrolara yetişmiş olduğu halde mühendislik hizmetlerini yabancılara bırakmak, bu kadrolara ulusal ekonomi ile bütünleşme fırsatını vermemekle birdir. Sözgelişi, 1970 yılında mühendislik hizmetlerinin 1,3 milyar lirayı aşkın bir bölümü yurt dışındaki kuruluşlara gördürülürken yurt içindeki mühendislik harcamaları 237 milyon liradan ibaret kalmıştır. Bu ters ilişki, yerli kadroların, kendi uygulama ve deneyleriyle gelişme ve ulusal ekonominin ihtiyaçlarını karşılama olanağından yoksun bırakılma derecesini de ifade eder. İkinci derecedeki teknik ayrıntılarla uğraşmaya mahkûm kılınan ulusal teknisyen kadrolarına buaün beyin göcü'n den başka yapacak iş kalmamaktadır. Kaldı ki, mühendislik hizmetlerinin yabancı ellere bırakılması hem sanayileşmede bazan yanlış yöntemlerin seçilmesine, hem de dışa döviz kanamasına yol açmaktadır. Mühendisler, yurt dışı pafta maliyetinin yurt içi maliyetin dört, beş katına erişmiş olduğunu ileri sürmektedirler.

Teknoloiisi ve hizmetler! ile dışa bağlı bir sanayi olmaktan kurtulmak, ulusal ekonominin mühendislik hizmetlerini en qeniş ölçüde yurt içinden karşılamakla mümkündür. Şimdiki olanaklarla bile eldeki teknik arşivler titiz değerlendirilebilirse, mühendislik hizmetleri ihtiyacının onda dördünün yurt içinden karşılanabileceği belirtilmektedir. Yatırım projelerini yurt içi kadrolardan yararlanarak ortaya koymak oercekte, ulusal sanayiin yaratıcı teknisyenlerini geliştirmek demektir. Türkiye'nin bundan böyle öncelikle kendi teknik gücüne dayanması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

(1) Yük. Müh. Ayçan Çakıroğlu, «Endüstrileşme Zorunluluğu ve Mühendislik HizmetlerU, Elektrik Mühendisliği, Aralık 1971, Sayı 180, S. 19 - 30.