Elektrik Mühendisliği · Sayı 166 · Ekim 1970

TEKNİK PERSONELİN İNTİBAK SORUNU

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Görüş ve değerlendirme

Yıl
1970
Sayfa
2
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Toplum, demokrasi ve emek

Anahtar kelimeler

  • 657 sayılı Devlet Personel Kanunu
  • intibak
  • Teknik Hizmetler Sınıfı
  • askerlik süresi
  • kademe ilerlemesi
  • Danıştay kararı

Özet

Yazı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve buna ilişkin tebliğin teknik personelin kadro intibakı ve askerlik süresinin değerlendirilmesi konusundaki çelişkili ve aleyhte hükümlerini eleştirerek, teknik personelin örgütlenip haklarını savunması gerektiğini savunmaktadır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Miting ve forumlar düzenlediğimiz, uğruna iki kez ıboykota gittiğimiz 657 sayılı Devlet Personel Kanunu aralık 1970 toaşında uygulanacak. Teknik eleman yönünden tam da sömürü düzeninin gerektirdiği yargı ve tasarruflarla dolu olan kanun, özellikle forumlarımızda gerektiği kadar eleştirildi. Biz yazımızda bu eleştirilere yenilerini eklemek çabasında değiliz. Ancak, 657 3ayılı kanunun bazı maddelerinin yürürlükten kaldırılmasını ve bazılarının da değiştirilmesini öngören 1327 sayı ve 31.7.1970 tarihli kanunun, geçici 22. maddesinde belirtilen intibakın Genel Esaslarını saptayan 17.10.1970 tarih ve 13642 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Tebliğin ışığında, Teknik Eleman İntibakını üyelerimize açıklamağa çalışacağız.

Yazımızda bundan böyle okuyacağınız «Tebliğ» sözcüğü ile 31.7.1970 tarih ve 13642 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan tebliğ, «Kanun» sözcüğü ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu belirtilmektedir.

Kanunun Geçici 22 nci maddesi, yapılacak tüm intibakların genel esaslarının; Devlet Memurları Kanunu İntibak Komisyonunca saptanacağını söylemektedir.

Böylece de yayınlanan tebliğin hükümleri kanunun koruyuculuğu altına alınmıştır. Ancak, hiç bir tebliğin ilgili olduğu kanun hükümleri ile çelişik olamıyacağı kesin bir hukuk kuralıdır. Şimdi inceleyeceğimiz teknik eleman intibakında, olamaz dediğimiz çelişik hükümlerle sık sık karşılaşacağız.

İncelememizi üç ana konu çevresinde yapacağız:

1 — TEBLÎG 2 — TEKNİK PERSONELİN İNTİBAK Bİ-

ÇİMİ 3 — ASKERLİK SÜRESİ

Gerçi 3 ncü konunun 2 nci konu içinde olduğu düşünülebilir, ama izle/mfökte kolaylık sağlamak amacı ile böyle bir ayırımı yararlı gördük.

1 — Tebliğin giriş kısmının 2 nci maddesinde sözü edilen değişik 36' nci maddenin 2 nolu Tek. HIz. Sınıfının 7. fıkrasına kanunda rastlanmamaktadır. Bilindiği gibi 36 nci madde tesis edilen sınıflan gösterir. 2 nolu Teknik Hizmetler sınıfında 7 nci fıkra yoktur. Burada sadece 5 fıkra vardır. Dolayısıyle tebliğin neyi anlatmak istediği, daha girişte anlamsız bir durum yaratmaktadır. Bu da bizi böyle bir tebliğe güvenmemeğe zorlamaktadır. Aslında tebliğe ya da onun ne idüğü belirsiz babası iktidara güven, söz konusu değildir bizim için. Konuyu

Elektrik Mühendisliği 166

böylece saptayınca, uygulama sırasında ortaya çıkacağı kesinlikle belli olan her türlü sömürü kokan hükümler için, anayasal haklarımızı aramamız doğal olacaktır.

2 — Tebliğin 2 nolu bölümünün B fıkrasında teknikle ilgili işlerde Jbilfiil yönetimle görevli olan teknik personelin Genel İdare Hizmetleri Sınıfına alınacağı belirtilmiştir. Bu hüküm tebliğe göre kanunun ek geçici 1 nci maddesine göre konmuştur. Oysaki ekgeçici 1 nci madde; 36 nci madde ile tesisi editen sınıfların tarifleri, kapsamları ve fiilen yaptıkları görev gözönüne alınarak, sınıfların tesbitini öngörmektedir. 36 nci maddenin 2 nolu Teknik Hizmetler Sınıfı ise açık olarak tarif ve kapsamı vermektedir.

Tebliğin bu hükme ilişkin örnekleri de baştan aşağı komiktir, örnek 3 e göre; PTT Başmüdürü, Merkez Müdürü ve İşletme Müdürü şayet teknik formasyona sahipse Teknik Hizmetler Sınıfına, örnek 1 e göre de teknik bir formasyona sahip Bayındırloık Bakanlığı Merkez Teşkilâtında görevli Müsteşar, Daire Başkanı, Müşavir ve Şube Müdürü Genel İdare Hizmetleri • Sınıfına alınacaktır. Merkez teşkilâtlarında sayılan bu üst kademe görevlilerin çoğunluğu iktidar, daha doğrusu işbirlikçi takımına bağlıdır ve onlar bu hükme sevinecektir. Ama tebliğin bu hükmündeki genel felsefe; böyle görevlere bilgi ve yeteneğiyle gelebilecek, bilimsel gerçeklere bağlı Teknik Personeli enterne etmek anlamındadır. Bunun dışında örnek 4 e göre; makinist, elekt•rfkçi, marangoz, dalgıç, ressamı, deslnatör, ofset operatörü, sürveyan, tesisat ustası gibi yaptıkları işe gör& 931 sayılı İş Kanunu önünde resmen işçi sayılanlar sendikal haklarından yoksun bırakılmakta ve kanun kapsamına alınmaktadır. Buradaki felsefe de aynıdır: İşçi sınıfını sınıfsal haklarından yoksun bırakmak. Çünkü işbirlikçi iktidar, karşısındaki devrimci sendikalar çevresinde örgütlenmiş ve örgütlenebilecek olan işçi sınıfını bölmek, küçültmek ve böylece de emeğini sömürmek istemektedir. Bu amacını da çok çirkin bir şekilde bir kere daha gözler önüne sermiştir. Teknik Personel de bu yüzden kanun kapsamına alınmıştır. Bilinçlenerek örgütlenmiş ve her an eyleme hazır sınıfları parçalamak onun amacıdır.

Teknik Personel İntibakı Tebliğinin öneri lerine devam edelim :

Tebliğin 3 nolu bölümünün C ibendinde ka. nunun ek geçici 4 ncü maddesine atıf yapılarak 4 yıllık tahsilli bir teknik elemanın (Mühendis) 11. derecenin 1 nci, 5 yıllık tahsili teknik elemanın da (Y. Müh.) 10. derecenin 1. kademesinden başlayarak intibak ettirilmesi öngörülüyor ve buna örnek veriliyor. Oysa ek geçici madde 4; kanunun 36 ncı maddesine göre teknik hizmetler sınıfına girecek personelin intibakları için evvelce çalıştığı sürelerin ne şekilde dikkate alınacağını belirtmektedir. Yoksa ilk' giriş derecelerini değil. Giriş derecelerini İse 36 ncı maddenin 2 nolu Teknik Hizmetler Smıflnın (d) bendinde Mühendis ve Mimarların 10 ncu derecenin 3 ncü, Y. Müh. ve Y. Mimarların 9 ncu derecenin 3 ncü kademesinden başlayacağı yazılıdır, (e) Bendinde de bu İlk giriş dereceleri üzerine evvelce çalışma sürelerinin ne şekilde ekleneceği yazılıdır.

Buradan da görüldüğü gibi, kanun tebliğ ile çelişiktir ve uygulama olanağını yitirmiştir. Gene de böyle bir uygulama olursa; tüm teknik personel anayasal hakkını kullanma durumuna kendiliğinden gelecektir.

3 — Askerlik hizmeti için tebliğin Ut no. lu bölümü, C bendinin örnek 3 ten hemen sonra gelen paragrafında aynen; «İntibakta yalnız yedek subay olanların KITA HİZMET süresi değerlendirmeye dahil edilecek» cümlesi kullanılmıştır. Gelin görünki; kanunun 83 ncü maddesi ile aynı maddenin «A» bendi şöyle demektedir:

«Devlet memuru iken muvazzaf askerlik hizmetini yapmak üzere silah altına alınanlardan terhislerini müteakip tekrar Devlet memurluğuna girmek İsteyenler:

A) Muvazzaf askerliğe ayrıldıkları sırada iktisab etmiş oldukları derecedeki kadroya atanabilirler ve bunların muvazzaf askerlikte geçen süreleri atandıkları kadroda kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir. Bu gibilerin muvazzaf askerliğe ayrılmadan önce iggal ettikleri kadroda kazandıkları kademe ilerlemeleri ayrıca gözönünde bulundurulur.»

Şimdi ortaya şu sorun çıkıyor: 4/10195 e göre çalışan teknik personel memur sayılmadığına ve kanun da teknik personelin askerlik durumunu ayrıca belirtmediğine göre; muvazzaf askerlikleri için tebliğin önerisi keyfi olmaktadır. Fakat Teknik Personel ise; 29.4.1967 tarih, D. 12 DE 1967/457 K. 1967/764 sayılı Danıştay kararıyla muvazzaf askerlik süresini 4/10195 e tam olarak dahil ettirmiştir. Dolayısiyle teknik personelin muvazzaf askerlik konusunda kazanılmış bir hakkı vardır. Zaten kanunun 83 ncü maddesi devlet memurları İçin bunun tamamını saymıştır. O halde tebliğ, teknik personelden bunun en az altı ayını kısma yetkisini nereden ve nasıl almaktadır? En az diyoruz çünkü; tebliğin ilgili bölümünde yedek subay olanların «kıta hizmeti» deyimi kullanılmaktadır. Bildiğimiz gibi biz teknik personel askerlik görevinde meslek kur"ası çekeriz ve pek çoğumuz ya 6 ay

veya hiç kıta hizmeti yapmayız. Mesleğimizde Milli Savunmaya hizmet ederiz. Bu durumda böyle ciddiyetsiz bir tebliğ; belki de bizim, ya 6 aylık kıta hizmetimizi intibaka sayacak, ya da hiç kıta hizmeti yapmayanlarımızın iki yıllık teknik hizmetini (askerlikte geçen) saymayabilecektlr. Buna ek olarak tebliğ; «Muvazzaf askerlik hizmetlerini er olarak yapmış olanların bu süreleri intibakta dikkate alınmayacaktır» demektedir. Kanun ise yukarda görüldüğü gibi muvazzaf askerlik Görevlerini er veya yedek subay olarak bitirenler için herhangi bir ayırım yapmamaktadır. Tebliğ burada da çelişik ve keyfi bir tutum içindedir. Teknik personel kitlesinin ayrılmaz bir parçası olan Tekniker ve Sanat Okulu mezunu elemanların kanunun getirdiği haklarını, tebliğ hiçe saymaktadır.

Bizi bu biçimde düşünmeye yönelten, yukardan beri sözünü ettiğimiz kesin nedenlerdir.

SONUÇ

Bu duruma göre, çıkarılan tebliğ ve onun kaynağı kanun hükümleri; Teknik Personeli bağlamak, denetimden uzak tutmak Ve örgütlenmesini engellemek amaçlarına yönelmiştir. Aslında bu gerçek, forumlarımızda kesin biçimde tekrar tekrar açıklanmıştı. Bir kez daha «Başbakanımız da mühendistir, haklarımızın verilmesinde yardımcı olacaktır» görüsü (!) iflas etmiştir. Buna görüş demek aslında saçmadır. Çocukça ve vasiye muhtaç olanların dalkavukluğu ya da açıkçası soytarılığıdır.

işbirlikçi sömürücü iktidarın yasaları da kendi yöntemleri doğrultusunda olacaktır. Bu tarihsel ve bilimsel bir gerçektir. Tersine bir sonuç çıkarmak olanağı yoktur.

Tüm teknik personelin bilinçle örgütlenip, sağlam bir kitle yaratma zorunluluğu gelip geçmektedir. Dünyanın en az ihracat yapan ülkesi -yılda kişi başına 17 dolar- olan Türkiye'mizde, bu ihracatın artım olanaklarını elinde ve kafasında taşıyan teknik personel halkımızdan yana olacak mıdır, olmayacak mıdır? Artık açıkça belirtmek gerekir bunu. Kaçınılamaz gerçek; Teknik Personelin fukara halkımızın, sömürülen halkımızın çıkarları yanında devrimci-savaşa gözünü kırpmadan katılacağıdır. Bu uğurda gösterilecek her türlü çabayı, ortak amaca daha tez ulaşmayı sağlayan kutsal görevler olarak görmeliyiz.

Unutmamalıdır ki, işbirlikçi iktidar ve örgütleri yeni oyunlar İçindedir. O da; meslek odalarını bakanlık denetimine bağlamak ve meslek İcrası için bu odalara üye olma zorunluluğunu kaldırmaktır. Gerçeklere devrimci açıdan yürüme yiğitliğini önde "ötüren Elektrik Mühendisleri bu oyunu boşa çıkaracaktır.

Elektrik Mühendisliği 186