Elektrik Mühendisliği · Sayı 457 · Temmuz 2016
EMO’dan
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2016
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 7 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- EMO Genel Kurulu
- A Tipi Muayene Kuruluşu
- Personel Belgelendirme Kuruluşu
- MİSEM
- SMM
- Damat Yasası
Özet
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Yeşil, dönemin siyasi gündemini değerlendirdikten sonra Genel Kurul'da alınan Oda'nın A Tipi Muayene Kuruluşu ve Personel Belgelendirme Kuruluşu olması kararlarını savunuyor ve bu kararlara yönelik eleştirileri yanıtlıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Hüseyin Yeşil EMO 45. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı
MESLEĞİMİZE VE ODAMIZA SAHİP ÇIKALIM!
Dergimizin geçen sayısından bu yana Dünya’da, Türkiye’de ve Odamızda hızlı değişimler yaşandı. IŞID dünyanın çeşitli şehirlerinde ve Türkiye’de de çok sayıda katliam yaptı. Dergimiz baskıya girmek üzereyken IŞID’ın Atatürk Havalimanı’na yaptığı saldırı ile bir kez daha sarsıldık...
Mülteci sorunu olduğu yerde duruyor. Devletler bu sorun üzerinden başka başka sorunlarını çözmeye çalışıyorlar.
Ülkemizin bir bölgesindeki çatışmalar devam ediyor. Çok sayıda insanımız öldü, ölüyor... Şehirler çatışmalar nedeniyle yerle bir olmuş ve oralarda yasayanlar göç etmek zorunda kalmış durumdalar. Diğer tarafta otoriter bir rejimin inşası için Meclis’te ve dışarıda hızlı adımlar atılmakta. Bunların başında milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması ve fezlekelerin savcılıklara gönderilmesi geliyor.
Eğitim sistemi yaz-boz tahtasına çevrildi. Karşı çıktığımız 4+4+4’den de vazgeçilip daha da kötü olabilecek 3+3+3+4 sisteminin getirilmesi tartışılmakta.
Özgür basın üzerindeki baskılar her geçen gün artmakta; Özgür Gündem Gazetesi’ne destek için nöbetçi yayın yönetmenliği yapan üç akademisyen ve gazeteci tutuklandı. Daha önce de akademisyenler tutuklanmıştı. Ülkemizde muhalif kim varsa baskı altına alınmakta. Cumhurbaşkanı’na hakaretten yargılananların sayısı 2 bin kişiyi geçti. Bunlara her gün yenileri eklenmekte…
Yeni Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, AKP iktidarları dönemindeki kadrolaşmayı yetersiz bulmuş olacak ki Enerji Bakanlığı’nda son hız kadrolaşma harekatı gerçekleştiriyor. En son TPAO ve MTA’da önemli görev değişiklikleri yaptı. Bakanlık bünyesinde daha önce de değişiklikler yapmıştı.
Yine “Damat Yasası” diye adlandırılan bir yasa çıkarıldı ki evlere şenlik. Yasa ile dağıtım şirketlerini kayıp ve kaçak adı altında ihya etme yöntemine yasal kılıf hazırladılar, bu konuda yargıya yapılan başvurular, yargıyla hak arama yolu kapatıldı. Nükleer tesislere, kömür santrallarına ve de ne kadar kirletici tesis varsa tümüne çeşitli muafiyet ve olanaklar tanındı. Böylece çevremizi ve doğamızı, hiçbir kural tanımaksızın diledikleri gibi kirletip, tamamen tüketebilecekler.
Bu arada hem EMO’nun hem TMMOB’nin genel kurulları yapıldı. Kurullara seçilen tüm arkadaşlarımızı zorlu günler beklemektedir. Çok uzun zamandır zor geçmeyen günlerimiz hiç olamadı. Her gelen gün, gideni aratmaktadır. Bu şartlar içerisinde umudu yitirmeden çaba göstermek temel sorumluluğumuzdur.
Değerli Meslektaşlarım,
Odamız Genel Kurulu’nda 2 önemli karar alındı: Oda’nın A tipi Muayene Kuruluşu ve Personel Belgelendirme Kuruluşu olması. Mesleğimiz ve meslektaşlarımızı ilgilendiren bu kararlar yaklaşık 2004 yılından bu yana yaptığımız tartışmalardan sonra olgunlaştı ve Genel Kurulca benimsendi.
Bu kararların gelişim sürecini iyi tahlil etmek gerekmektedir. İktidar tüm olanaklarıyla mesleğimizin her alanında yetkilerimizi ortadan kaldırmak için üzerimize gelmektedir. Mesleğimizi ilgilendiren konularda denetimler özelleştirilmiş olup; denetimler özel A Tipi Muayene Kuruluşlarına verilmiş ve kamu bu alanda tasfiye edilmiş durumdadır.
Bu alanda Odamız A Tipi Muayene Kuruluşu olmadığı sürece asansör denetimlerini, bina tesisat kontrollerini, topraklama ölçümlerini, elektromanyetik alan ölçümlerini vs. yapamaz duruma gelecektir. Zaten uzun yıllardır A Tipi Muayene Kuruluşu olmadığımız için asansör alanında daha önce Makina Mühendisleri Odası (MMO) ile birlikte yaptığımız asansör kontrollerini A Tipi Muayene Kuruluşu olan MMO tek başına yapmaktadır.
Bırakın Oda’nın denetim yetkisinin kaldırılmış olmasını; yaşanan süreç mesleğimiz ve uzmanlığımız için de kabul edilebilir değildir. Elektrik mühendisleri bu alandan dışlanmaktadır. Asansörlerdeki denetimleri iki uzmanlık alanında yetişmiş mühendislerin (makina mühendisi ve elektrik mühendisi) birlikte yapması gerekmektedir. A Tipi Muayene Kuruluşu süreciyle birlikte asansörlerin hem mekanik hem de elektrik aksamı ile ilgili denetimler sadece bir makina mühendisi tarafından yapılır hale gelmiştir. Bu durum, asansör kullananların da can ve mal güvenliğini tehlikeye atmaktadır.
Gelelim Personel Belgelendirme Kuruluşu kararına;
Yine iktidar meslek alanımızda üyelerimizin iş yapabilmeleri için çeşitli özel kuruluşları yetkilendirmeye başlayarak, buralarda eğitim alınmadan ve sonunda ilgili konuda belge almadan iş yapamaz duruma getirmiş ve hızla da bu uygulamanın alanlarını genişletmektedir.
Bu konuda da uzun yıllardır (2003’den bu yana) yapılan tartışmalar sonucunda EMO ve TMMOB bünyesinde çeşitli kararlar alınmıştır. 2003’de yapılan Mühendislik ve Mimarlık Kurultayı’nda çok sayıda kararlar alınmış ve akabinde TMMOB Genel Kurulu’nda TMMOB Meslek İçi Eğitim ve Belgelendirme Yönetmeliği çıkarılarak Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Odalar da kendi yönetmeliklerini bu yönetmeliğe dayanarak düzenlemişlerdir.
EMO; 2004’den bu yana çok sayıda konuda MİSEM aracılığı ile meslek içi eğitim vermekte olup; 4 alanda üyelerimizi “yetkili” kılan belgelendirme yapmaktadır. Yani Odamızın Genel Kurulu’nda alınan her iki karar da zaten yapmakta olduğumuz uygulamaları akredite bir kuruluş olarak yapmaktan ibarettir. Şu ana kadar akredite olmadan hem eğitim verip belge veriyorduk hem de topraklama ölçümlerini, bina tesisat kontrollerini, elektromanyetik alan ölçümlerini vs. yapıyorduk. Genel Kurul’da alınan kararlar; yaptığımız uygulamaları ve verdiğimiz eğitimler ve belgelere karşı iktidarın “Akredite kuruluş değilsiniz yapamazsınız” engellemesini önlemekten başka bir şey değildir.
Bazı arkadaşlarımızın “mühendislik diplomalarının geçersiz olacağı”, daha da ileri giderek “Diplomalar elimizden alınıyor” türündeki eleştirilerine gelince; MİSEM’de verilen eğitimler kesinlikle akademik eğitim yerine geçmez. MİSEM’den eğitim almak ve sonrasında da ilgili konuda “yetkili” belgesi almak için (kısaca belgelendirilmiş olmak için) mühendislik diplomasına sahip olmak gerekmektedir. Dolayısıyla “Personel Belgelendirme Kuruluşu sürecinde diplomalar geçersiz hale getiriliyor” savı geçersizdir. Odamız; mühendislik eğitimi alanların, mühendis diploması aldıktan sonra hem kendi can güvenliği ve mesleğin gereklerini yerine getirebilmesi, hem de halkın can ve mal güvenliğini ilgilendiren konularda MİSEM’den ilgili eğitim sonunda alacağı “yetkili” belgesi ile çalışmasını istemektedir. Personel Belgelendirme Kuruluşu süreci de belgelerimizin verilişinin (sınav şeklinin, sınav mekanlarının, sınavlarda tarafsızlığın vb) akredite edilmesinden ibaret bir süreçtir.
Bu kararlar EMO Genel Kurulu’nda salonda bulunan 400’ün üzerindeki delegenin katılımı ile alındı. Bu kararlara karşı olan üyelerimizin; “Bu kararlar gecenin geç saatlerinde ve delegenin çoğunluğunun olmadığı bir ortamda alındı” söylemlerini anlamakta güçlük çekiyoruz. EMO’nun hiçbir genel kurulunda bu sayıda delege ile karar alınmadığını herkes bilir.
Yine bu kararlar ile ilgili bir diğer iddia da “Odamızın ticari bir kuruma dönüştürüldüğü ve yaptıklarımızın da ticari uygulamalar olduğu; A Tipi Muayene Kuruluşu olarak SMM üyelerimizle rekabet edileceği”dir. Öncelikle SMM’lerimiz şu anda ne yapıyorlarsa, işlerine aynı şekilde devam edeceklerdir. Örneğin SMM’lerimiz topraklama ölçümlerini yapıyorlar ve yapmaya devam edecekler. Oda sadece Oda’dan istenen ölçüm ve testleri yapıyor; yapmaya devam edecek.
Ticari uygulama noktasında ise asıl tehlike gözden kaçırılmaktadır. A Tipi Muayene Kuruluşu’nun mühendislere dayatılması bu alanda dengeleri tümüyle mühendisler aleyhine değiştiren bir uygulama olarak yürürlüğe girmiştir. Mühendislerin meslek örgütünün A Tipi Muayene Kuruluşu olması ticari bir rekabet değil, tam tersine üyelerine sahip çıkma zorunluluğunun bir gereğidir. Meslek örgütü denilen yapımızın; mühendislerin dışında değil, bizzat mühendislerin var olduğu ve tüm mühendis meslektaşlarımızı kapsayan düzenlemeleri gerçekleştiren bir kurum olduğu göz ardı edilmemelidir. Yani üyeyle rekabet iddiası bizzat meslek örgütü yapısını anlamamak demektir.
“A Tipi Muayene Kuruluşları” zorunluluğu uygulamasıyla birlikte hiçbir SMM üyemiz test ve ölçümleri yapamayacaktır. Ya tek başına altından kalkması zor olan külfetleri üstlenerek A Tipi Muayene Kuruluşu olarak işini yapabilecek ya da mühendis mesleğinin özerkliğini sağlayan SMM Bürosu’nu kapatıp gidip bir A Tipi Muayene Kuruluşu’nda ücretli olarak çalışarak mesleğini yapabilecektir. Halbuki Odamız A Tipi Muayene Kuruluşu olduğunda; SMM üyemiz, işsiz ve emekli üyelerimiz Oda bünyesinde bu faaliyetlerine devam edecektir. Kısaca SMM üyemizin A Tipi Muayene Kuruluşu olmasına gerek kalmayacaktır. Ticarileşmeye karşı; kooperatifçilik anlayışının birliktelik ve dayanışmanın bir uzantısı olacaktır. Oda bu üyelerimize şemsiye olacaktır.
Mühendislerin piyasada ucuz işgücü konumuna düşürülmesi, iş yapamaz hale getirilmesi ve alandaki yetkilerini kaybetmesine karşı alınan bu kararlar, Odamızın üyelerine karşı hukuki ve etik sorumluluğunun gereğidir.
Mesleki alanımızla ilgili uğraştığımız bu sorunlar, Türkiye’de uygulanan neoliberal, yandaş kapitalizmi uygulamasından ayrı görülemez. Her zaman ikili bir mücadele yürütmekle yükümlüyüz. Bir taraftan hem siyasi, toplumsal konularda muhalefetimizi en sert ve tavizsiz bir şekilde sürdürürken diğer tarafta da iktidarların mesleğimiz ve meslektaşlarımızın aleyhine aldığı ve alacağı kararlara karşı durmak ve önlem almakla sorumluyuz.
Genel Kurul’da aldığımız kararlar da buna hizmet etmektedir. Bu konularda Yönetim Kurulumuzda da uygulama kararlarını alarak yolumuza devam ediyoruz.
Yine dergimizin bu sayısında Elektrik Mühendisleri Odası olarak özelleştirme ve piyasalaştırma ile iktidar ile tekel konumundaki şirketlerin at koşturduğu kamu yararının yok sayıldığı bir alanımızı incelemeye aldık. 4-4.5-5. Nesil diye kamuoyu gündemine giren iletişim sektöründeki yeni teknolojik gelişmeleri ele aldığımız dosya çalışmasında gördük ki, ülkemizin bu alanda üretici olma iddiası öylesine kaybettirilmiş ki, artık Türkçe sözcükler bile kullanılmaz duruma gelmiş. Dergimizde mümkün olduğunca generation yerine nesil, mobil yerine gezgin, upload yerine yükleme, download yerine indirme gibi halkımızın da anlayabileceği Türkçe sözcükleri tercih etmeye çalıştık. Hem elektrik-elektronik mühendislerinin itici gücünü oluşturdukları iletişim alanındaki gelişmelerin özümsenerek kullanılabilmesi, hem de Bilişim Toplumu oluşurken teknolojik açıdan insanlarımız arasındaki uçurumun azaltılması hem de teknolojik gelişmelerde söz sahibi olabilmemiz için son günlerde sıkça sözü edilen ekosistemin oluşmasında da bir etken olacağını düşünüyoruz.
İletişim sektöründeki gelişmelerin incelenmesinde bir eksikliği dolduracağına inandığımız dergimizin bu sayısında emeği geçen tüm yazarlara teşekkür ediyoruz.
Saygılarımla,