EMO Kadın Bülteni · Sayı 3 · Nisan 2015
Kadın Olmak
Kadın ve toplumsal cinsiyet Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2015
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 2 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- ataerkil toplum
- toplumsal cinsiyet eşitsizliği
- kadın hakları
- eğitim sistemi
- kadına yönelik şiddet
Özet
Yazar, kadınların doğumdan itibaren toplumsal baskı ve ataerkil yapı içinde nasıl konumlandırıldığını aile, eğitim sistemi ve toplumsal kalıplar başlıkları altında değerlendiriyor ve bu ayrımcılığı aşmanın yolunun eğitim olduğunu savunuyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
KADIN OLMAK
F. Derya Sevinçli
Doğduğumuz andan itiba- yapıyor. Peki, neden bu kadar •Toplumsal Baskılar
ren 5-0 geriden başladığımız bir hayat, serüvenimiz. Kimimiz cinsiyetimiz yüzünden istenmeyen bebek ilan edilerek hayata gözlerimizi açıyoruz… “Bir erkek doğuramadın, soyumuzu devam ettiremedin” baskısına maruz kalan anneler… “Kadın olmak zor zanaat azizim” ile başlayan türlü türlü edebiyat eserlerinin yazılıp çizildiği, toplumsal baskılar yüzünden sürekli engellenen kadın olmak!
kadınlardan korkuluyor?
Bu korkunun temelinde erkek egemen toplum yapısı inancı var. Erkek egemen toplumda erkeğin sözü geçer, erkek daima üstündür ve bu yapı çoğunlukla da birçok kadın tarafından irdelenmeden, nedenleri araştırılmadan kabul edilir. Bu yüzden erkek ne yaparsa yapsın sebebi biz kadınlarız(!). Erkek karısını aldatır, bahanesi çok basit: “Karım beni mutlu etmiyor.’ Aldatılan
Kadın, annelik görevinin verdiği sorumluluk itibari ile çocuk gelişiminde önemli bir konuma sahiptir. Anne özellikle erkek çocuğuna, kadına ve kadın haklarına saygıyı ve kadın-erkek hak eşitliğini benimsetmelidir. Erkek egemenliğinin doğal olduğu bilinçaltı mesajıyla büyütülen erkek çocuklar gelecekte bunu hayatının her alanında uygulayacaktır. Baba ise erkek çocuğun gözünde bir rol mo-
Düzgün otur, kahkaha atma, edepli davran, küfürlü konuşma, hamile halinle sokaklarda gezme(!) gibi birbirinden mantıklı(!) kurallarla kısıtlanan hayat bize gerçekten
kadınların da hesap sorduğu adres kocası değil, kocasını ayartan kötü kadın… Erkek karısını öldürür, bahanesi bu sefer daha da basit: “Karımın gözü dışarıdaydı”…
deldir. Babanın eşine ve diğer kadınlara karşı davranışları erkek çocuk için örnek teşkil eder. Ebeveynler genellikle kız çocuklarını erkek çocuklarına göre daha pasif, özgüvensiz
çok zor… Toplumun bize biçtiği Erkek egemen toplum ba- ve hayatta hep geri planda
hayat sahnesindeki rolümüzün kış açısının nedenleri 3 baş- kalması gerektiği mesajı ile
dışına çıkıp özgün karakterle- lıkta incelenmiştir:
yetiştirilirler. Hem annenin
re dönüştüğümüz anda, sıfat tamlamalarımız cici kız, tatlı
• Aile Faktörü
hem babanın bilinçaltındaki ataerkil toplum yapısı inancı
kızdan farklı yönlere dönüş • Eğitim Sistemi
ve “Soyun devamını erkek sağ-
Nisan 2015 | Sayı:3
lar” düşüncesi aile faktörünün oluşmasına temel oluşturur.
Eğitim sisteminde ise cinsiyete göre koşullandırılmış
belli başlı meslekler vardır.
Kız çocuklara çocukluk döneminden itibaren okuyup büyük adam(!) olmaktan ziyade
ev hanımı olup çocuklarını
büyütme fikri aşılanmaktadır. “Kadınların çalışmasına
karşıyım”, “Kadının saçı uzun
aklı kısadır” gibi eril söylemler
kadını toplumsal hayattan dışlayarak ikinci plana atmakta,
değersizleştirmektedir. Kadınların özgürlük kazanmasının
ekonomik özgürlük kazanmaktan geçtiğinin farkında olan
ataerkil bakış açısına sahip
toplumsal yapı, kadının düşüncelerini çerçeveleyerek baskı
altına almaya çalışmaktadır.
Toplumsal kalıplar ise erkek egemen bakış açısının
oluşmasının temel taşıdır.
Oluşturulmuş basmakalıpların
dışına çıkmaya çalışan veya
hayattaki yerini sorgulamaya
başlayan kadınlar, türlü işkencelerle susturulmaya çalışılmış, baskı altına alınmıştır.
Yüzyıllardan beri süregelen kadın-erkek cinsiyet ayrımcılığı, uzay çağına erişmiş olsak da şiddetini artırarak devam etmektedir. Bunu aşmanın en etkili yolu eğitimdir ki bu da tüm kesimi içeren bir kapsamda olmalıdır.
Kadınların baskı ve zulüm görmediği, cinsiyetçi tutumlara maruz bırakılmadığı, toplumun her kesiminde dışlanmadan, özgürce yaşadığımız günler görmek dileğiyle…
EMO Kadın Bülteni