EMO Kadın Bülteni · Sayı 2 · Aralık 2014
Ah’lar Ağacında Asılı Kalanlar
Kadın ve toplumsal cinsiyet Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2014
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 2 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- Dicle Koğacıoğlu
- töre cinayeti
- kadın intiharı
- Didem Madak
- ataerkillik
Özet
Yazar, töre mağduru kadınlar ve ensest üzerine araştırma yapan akademisyen Dicle Koğacıoğlu'nun intiharı üzerinden kadınların yaşadığı şiddet, yalnızlık ve dayanışma ihtiyacını duygusal bir dille ele alıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
AH’LAR AĞACINDA ASILI KALANLAR
Cansel ASLAN
“Çok acı var dayanamıyorum.” Yaşanan acılara dayanamayıp yıldızlar diyarında dinlenmeye giden Dicle Koğacıoğlu’nun ardında bıraktığı not! Gazetede haberi görünce Dicle Hoca’nın ismini dahi bilmiyordum. Dört sözcük, bir kere okudum; defalarca beynimde yankılandı. Sonra Dicle Hoca’yı, gülen gözlü o kadını hangi acıların yıldızlar diyarına gitmeye ittiğini araştırmaya koyuldum. Şiddetin sadece şiddete maruz kalanları değil şiddeti araştıranları da nasıl mahvettiğini öğrendim. Dicle Koğacıoğlu, Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde öğretim üyesiydi. Töre mağduru kadınlar ve ensest hakkında
araştırma yapıyordu. Babası gazeteye verdiği bir demeçte “Son iki yılda, 30 şehri dolaşıp töre mağduru kadınlar ve ensest ilişkileri araştırdı. Mağdurlarla yüz yüze görüşüyordu. Etkilenmemesi mümkün değil. Çok duygusal biriydi”diyor. Dicle Hoca görüştüğü kadınların yaşadığı acıya dayanamamış. Nasıl bir yürektir ki gördüklerinden, duyduklarından bu kadar yorulmuş ve 37 yaşında bu acıların yaşandığı dünyadan göç etmeye karar vermiş. Nasıl bir duyarlılıktır ki vasiyetinde ‘Ne varlığım varsa hayvan barınaklara bağışlayın’ demiş.
Birçok uzmana göre insan kendini çıkmazda ve “en güçsüz” hissettiği anda intihar ediyor. Dicle Hoca’ nın acısını paylaşamadığını bu acılar içinde kendini güçsüz hissettiğini düşündükçe tarifsiz bir acı yüreğimi yakıyor. Ağlayacak bir omuz bulamadı mı, yoksa ağlasa da anlatsa da anlaşılamayacağını mı düşündü?
Kadınların dünyevi acılar karşısında yalnızlık hissi sadece fiziki bir yalnızlığı, mekansal bir tek başınalığı mı tarifler? 2011 yazında kaybettiğimiz şair Didem Madak, hem kendinin hem de Dicle Hoca gibilerin “bay”lar dünyasındaki acılarının kafiyesizliğine izler düşürür;
Kasım 2014
Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demek-
Tüm bu sorular cevapsız.
tir bilmezsiniz siz bayım
Ama gerçek olan bir şey var ki
Öldüğü gece terliklerindeki iz- kadınların uğradığı sistematik
leri okşadım.
şiddet hem maruz kalan kadını
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
hem de şahit olanı kanatıyor. Yalnız kalmamız birbirimize sarılmamız Dicle hocanınki gibi duyarlı yürekleri yoruyor. Dicle hocaları aramızda tutmanın yolu birarada da-
Kendimin ucunu kenar mahal- yanışma içinde kalarak acılelere taşıdım.
ları ortadan kaldırmak için
Aşk diyorsunuz ya, İşte orda durun bayım
mücadele etmek; “bay”lar dünyasında yalnızlıklarımıza ortak olmak; bizleri her gün
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
biraz daha acıtan ataerkil düzenin çarkının her dişlisini pa-
Kendimin ucunda
ramparça ederken birbirimizi
Öyle ıslak, Öyle kötü kokan,
unutmamak. Çünkü ağlayacak bir omuz hepimiz için elzem; çünkü gerçekten dayanılma-
Yırtık ve perişan.
yacak kadar “çok acı var!”
EMO Kadın Bülteni