Elektrik Mühendisliği · Sayı 447 · Mayıs 2013

TÜRKİYE AKP FAŞİZMİNE DİRENİYOR

EMO Basın Açıklaması

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
2013
Sayfa
2
Okuma süresi
6 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • Gezi Parkı direnişi
  • AKP
  • TMMOB
  • polis şiddeti
  • EMO basın açıklaması
  • demokrasi

Özet

EMO ve TMMOB'a bağlı meslek odaları, Gezi Parkı direnişine yönelik polis şiddetini ve AKP hükümetinin politikalarını sert bir dille kınayan ortak basın açıklamaları yayımladı.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

AKP Hükümeti’nin insanların yaşam tarzına müdahale eden düzenlemeleri, her türlü muhalefete karşı sert polis şiddeti uygulamaları, savaş çığırtkanlığı, kentlerin ranta teslim edilmesi, kırsal bölgelerde insanların yaşam alanlarının kar hırsıyla yok edilmesi gibi pek çok rahatsız edici uygulamalara karşı 31 Mayıs 2013 tarihinden itibaren Taksim’den tüm yurt geneline yayılan toplumsal bir patlama yaşandı.

Yaratılmak istenen “korku toplumunun” Taksim Gezi Parkı’nda polis eliyle uygulanan şiddet olaylarının protestosuyla birlikte bir anda “Direniş Toplumu”na dönüştüğü mücadelelere Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) da ilk günden desteğini ortaya koydu. Bugüne kadar başta mesleki alanlarıyla ilgili yapılan düzenlemeler olmak üzere kamu yararını gözeterek açtığı davalar, kamuoyunu bilgilendirmeye dönük açıklamalar ve sempozyumlarla ve miting alanları da dahil olmak üzere her platformda demokrasi, emek ve özgürlük mücadelesinin içinde yer alan EMO, 1 Haziran 2013 tarihinde yaptığı açıklama ile polis şiddetine karşı yükselen mücadeleyi selamladı. EMO 43. Dönem Yönetim Kurulu’nun açıklamasında, mücadelenin yükselişi şöyle anlatıldı:

“Taksim Gezi Parkı’nın Alışveriş Merkezi’ne dönüştürülme girişimini protesto edenlere yönelik AKP’nin insanlık dışı müdahale ve saldırısı, tüm Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Protestolar kentlere yayıldı. Ancak halkı yok sayan iktidar, polis saldırısını protesto eden başta Ankara, İzmir, Antalya olmak üzere çok sayıda kentte yurttaşlara da aynı şiddetle karşılık verdi.

Ağır polis şiddeti nedeniyle yurttaşlarımız yaralanırken; gösteri, toplanma ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleler, askeri darbe dönemlerini aratırcasına iletişim ve ulaşım özgürlüğünün kesilmesine kadar uzandı. Kentlerde adeta adı konulmamış sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlandı.”

AKP, Halkı İsyan Ettirdi

“AKP’nin ileri demokrasi ve açılım görüntüsü altında giderek yaygınlaştırdığı faşizan uygulamalar; din referanslı toplumsal yaşama ve özel yaşama müdahale eden icraat ve

düzenlemeleri ile kol kola giren yandaş sermayesine rant aktarma süreci halkı isyan ettirdi” saptaması yapılan açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi:

“İktidara geldiği günden bu yana bir kesimin mağduriyetinden ve yaşam özgürlüğünden dem vuran AKP, insanların havasına, suyuna, ülkesine sahip çıkma arayışını yok saymakla kalmayıp, ağır bir şiddet ve korku ortamı yaratarak her türlü muhalefetin sesini kesmeye çalışıyor. Bu hedefini gerçekleştirmek üzere iktidarın ilk yıllarında ‘muhafazakar demokrat’ söylemiyle pazarlanan AKP iktidarının askeri vesayeti kaldırma, derin devleti çökertme gibi ‘ileri demokrasi’ olarak gösterilen adımların ardında kendi derin devletini kurma sürecine girdiği, bugün yaşanan cemaat ve AKP kavgasından, Uludere ve Reyhanlı katliamlarından gün yüzüne sızıyor. 

Önce yaptığı kanuni düzenlemeler ve kadrolaşmalar yoluyla devletin kurumlarında tek seslilik yaratan AKP, üniversitelerden yargıya varıncaya kadar özerk olması gereken kurumları daha da iktidara bağımlı hale getirirken; medya ve iş dünyası üzerinde de görünüşte hukuki, gerçekte gayri meşru yollarla hakimiyet kurarken; sendika, meslek örgütleri ve demokratik kitle örgütlerini de hareket edemez noktaya getirmeye çalıştı. Ancak bu kadar baskı ve korku ortamına karşın Taksim Gezi Parkı’na sahip çıkanlara yönelik yapılan müdahale bir kıvılcımın yanmasını sağladı.” 

Açıklamasında “iktidarın polis eliyle uyguladığı şiddeti” protesto ederek; insanların toplanma, gösteri ve ifade özgürlüklerine, iletişim ve ulaşım özgürlüklerine yapılan tüm müdahaleleri kınayan EMO, “Demokratik haklarına sahip çıkan, suyunu, havasını ve yaşam hakkını savunan insanları” selamladı. Açıklama, direniş mücadelesinin simgesi olan “Her Yer Taksim, Her Yer Direniş!” sloganıyla son buldu.

Devlet Terörünü Durdurun

TMMOB’a bağlı 22 meslek odasının Yönetim Kurulu başkanları da 5 Haziran 2013 tarihinde ortak bir basın açıklaması yaparak, ülke geneline yayılan polis şiddetini kınadı. “Gücünüz Halkı Sindirmeye Yetmeyecek” başlıklı

“Devlet terörünü durdurun, zorbalığa son verin” çağrısıyla yapılan açıklamada, “Ülkesini Ortadoğu’da savaşın eşiğine getiren ve kendi halkını acımasızca gaz bombasına boğan AKP sözcülerinin tahripkâr üslubuna karşı tüm halkımızı sağduyulu davranmaya ve yaşam alanlarımızı korumak için direnmeye çağırıyoruz” denildi. Bilgisayar, Çevre, Elektrik, Fizik, Gemi Makinaları İşletme, Gıda, Harita ve Kadastro, İnşaat, Jeofizik, Jeoloji, Kimya, Maden, Makina, Metalurji, Meteoroloji, Petrol, Tekstil ve Ziraat mühendisleri odaları ile İç Mimarlar, Mimarlar, Peyzaj Mimarları ve Şehir Plancıları odalarının yönetim kurulu başkanlarının imzalarıyla yapılan açıklamada, devlet eliyle yaratılan şiddet ortamına tepki gösterildi. Açıklamada yaşanan süreç anlatılırken, ölümlere ve onlarca insanın yaralanmasına yol açan polis şiddeti şöyle tarihe geçirildi: “Taksim’de Gezi Parkı’nı korumak için yapılan gösterilerin şiddet ile bastırılması nedeni ile ülke genelinde düzenlenen protestolarda polisin sergilediği acımasız tutum tüm yurttaşları kaygılandıracak boyutlara ulaştı. Polisin uyguladığı vahşet ve zorbalık, kent meydanlarına, revir hizmeti sunan meslek odalarımıza, kahvelere, işyerlerine, evlerin içine dek uzanmış durumda. TMMOB genel merkezinin bulunduğu binanın önüne de onlarca gaz bombası atıldı ve bir TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi ayağına isabet eden gaz bombası ile yaralandı. Durum öylesi bir noktaya ulaştı ki, halkın insani yardım ve dayanışma duygularının karşılığı gaz bombaları oluyor. Restoran ve kafeler basılarak, içeride oturanlar dövülüyor, coplanıyor. En demokratik hakkı olan gösteri yapma hakkını kullanan insanlara suçlu muamelesi yapılıyor. Ülkemiz adeta bir gaz cumhuriyetine dönüştürüldü. Yaşlılar, küçük çocuklar, hamileler dâhil herkes gaz bombalarını soluyor. Görülüyor ki ‘orantılı güç kullanımı’ sözü bir saçmalığı ifade ediyor, iktidarın gözü dönmüş zorba zihniyetini perdelemek için kullanılıyor. Devlet terörünün şimdilik görünen sonucu, İstanbul ve Hatay’da iki yurttaşımızın ölümü, Ankara’da bir yurttaşımızın beyin ölümü, binlerce gözaltı ve binlerce yaralı olmuştur.”

Artık Yeter! Açıklamada, bu noktaya nasıl gelindiğine ilişkin olarak da iktidarın politikalarını eleştiren şu değerlendirmeye yer verildi: “AKP’nin son dönemde 4+4+4 formülü ile eğitim sistemini bir gecede gericileştirme girişimleri, insanların

yaşam biçimlerine ve tercihlerine ait düzenlemeler yapılmaya çalışılması, kaç çocuk yapılacağından 1 Mayıs’ın nasıl kutlanacağına varana kadar hayatın her alanını tek başına şekillendirme isteği halkımızın kaygılarını ve tepkilerini artırmıştır. AKP iktidarının Cumhuriyet değerleri ve laikliğe yönelik sürekli saldırıları ve hakaretler halkın ‘artık durun’ demesine yol açmıştır. AKP iktidarının eğitim, sağlık, ulaşım, enerji, gıda, kent, imar/yapı politikaları bir bütün olarak halka ‘artık yeter’ dedirtmiştir. Halkın itirazının artık sadece ‘Gezi Parkı’ kapsamında olmadığı, yaşamın her alanında var olan dayatmalara karşı olduğu görülmelidir.

Emekten yana bağımsız ve demokratik bir Türkiye mücadelesi, 12 Eylül’den sonra en büyük liberal ve gerici saldırıyı bu dönemde yaşamıştır. Bu dönemde yasama organı adeta AKP’nin bir komisyonuna dönüştürülmüş, başkanlık sistemi tartışmaları ve yeni anayasa girişimleri, bir diktatörlük inşaa etme noktasına kadar vardırılmıştır. AKP ve lideri yaşadığımız çağın benzer diktatörlüklerinin tüm özelliklerini politikalarında bire bir barındırmaktadır. Meclis’te gece yarıları toplumsal denetim ve tartışma mekanizmalarından kaçırılarak yasal düzenleme yapmayı alışkanlık haline getiren AKP, mevcut sayısal gücünü toplumu kuralsızca yeniden şekillendirmek için kullanmaktadır. AKP iktidarı meslek alanlarımızı ilgilendiren birçok düzenlemeyi mühendis, mimar ve şehir plancılarını yok sayarak hayata geçirmiştir. Bugün kendisine biat etmeyen tüm demokratik kitle örgütleri gibi TMMOB örgütlülüğü de ağır saldırı altındadır.”

“En ufak itiraza karşı siyasal güç kullanmayı alışkanlık haline getiren” AKP’nin, kendisinin yandaşı haline getirdiği kolluk gücü ile günlerdir yaşam alanlarımıza gaz bombaları yağdırdığına dikkat çekilen açıklamada, “Yaşamına yitiren ve yaralananların tam sayısının bile belirlenemediği bu vahşeti toplum vicdanı ve tarihin belleği unutmayacaktır” denildi. Yurttaşların can güvenliğinin, bizzat kendilerini korumakla görevlendirilenler tarafından tehdit edildiğinin altı çizilen açıklamada, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Şu anda evlerinde bizim zorla tuttuğumuz bu ülkenin en az yüzde 50’si var” sözlerine de tepki gösterildi. “AKP lideri kendisine oy verenleri sokağa dökme tehdidi ile gelişen toplumsal muhalefeti bastırmak istemektedir” denilen açıklamada, şu saptamalara da yer verildi:

“Ne yazık ki sergilenen bu açık hukuksuzluğa karşı ne savcılar harekete geçmiş, ne de ‘milyonlarca yandaşını’ sokağa dökmekle tehdit eden AKP liderinin üslubunda en ufak bir değişiklik olmamıştır. AKP’nin, toplumun birçok kesimi tarafından geliştirilen eylemlerde sağduyusunu yitirdiği ve polise verdiği talimatlarla ülkemizi kaosa sürüklediği ortadadır.”

“Ülkesini Ortadoğu’da savaşın eşiğine getiren ve kendi halkını acımasızca gaz bombasına boğan AKP sözcülerinin tahripkâr üslubuna karşı tüm halkımızı sağduyulu davranmaya ve yaşam alanlarımızı korumak için direnme” çağrısı yapılan açıklama, şu uyarılarla son buldu:

“ İktidar olanaklarına tutunan AKP’nin gücü, halkı biber gazı ile sindirmeye yetmeyecektir. Biz TMMOB’ye bağlı bütün Odalar olarak iktidarın bu terör ve zorbalığını kınıyor, protesto ediyor ve halkımızla birlikte artık durun, bu zorbalığı durdurun diyoruz. İktidarı ve emniyet yetkilerini, halkımıza karşı geliştirilen acımasızca saldırılara son vermeye çağırıyoruz.

Unutulmamalıdır ki; Hiçbir iktidar halkına düşman olamaz. İktidar halka düşman olursa, halk iktidara direnir.”