Elektrik Mühendisliği · Sayı 442 · Mayıs 2011
ANTALYA KENT SEMPOZYUMU YAPILDI
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2011
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 5 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
Anahtar kelimeler
- Antalya Kent Sempozyumu
- TMMOB İKK
- Cengiz Göltaş
- güneş kenti
- nükleer enerji karşıtlığı
- kentsel dönüşüm
Özet
TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu'nun düzenlediği Antalya Kent Sempozyumu'nda EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş'ın yönettiği enerji oturumu ve sempozyum sonuç bildirisindeki enerji politikaları, yenilenebilir kaynaklar ve nükleer enerji karşıtlığına ilişkin değerlendirmeler aktarılıyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Göltaş, Enerji Oturumunu Yönetti…
ANTALYA KENT
SEMPOZYUMU YAPILDI
TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu (İKK) tarafından 24-25-26 Mart 2011 tarihlerinde Antalya Kent Sempozyumu düzenlendi. Sempozyum kapsamında gerçekleştirilen 6 oturum ve 1 panelde, meslek odaları uzmanlık alanlarına göre kentin sorunlarını irdeleyerek, çözüm önerilerini yetkililere ve kamuoyuna aktardılar. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş’ın yönettiği 4. oturumda da enerji konusu ele alındı.
Antalya Kent Sempozyumu’nun açılışında TMMOB Antalya İKK Sekreteri Vahap Tuncer, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Abit Demircan ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Erdem Armen birer konuşma yaptılar. Sempozyum açılışında konuşan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, TMMOB’nin yıllardır üzerine düşeni yaparak; düzenlediği sempozyum, kongre etkinlikleri ile meslek alanları ile ilgili olarak sürekli yerel ve
merkezi iktidarları uyardığını anlattı. Son 20 yıldır “yerel yönetimler, kamu kaynaklarının dağılımı, afetler, çevre, altyapı, ulaşım, konut, turizm, kentsel koruma ve kentsel dönüşüm” temalarında TMMOB’nin sorun tespitleri ve çözüm önerilerinin kamuoyuna sunulduğunu kaydeden Soğancı, son 2 dönemdir bu çalışmalara kentlerde düzenledikleri sempozyumları da eklediklerini belirtti. “Bu etkinliklerimizde kentlerin mevcut durum tespitleri yapılırken aynı zamanda bu tespitten yola çıkarak ‘Nasıl bir kent istiyorum’ sorusuna da kentte yaşayanlarla birlikte yanıt arıyoruz” diyen Mehmet Soğancı, bu sempozyumlarda saptanan sorunlar hakkında şu değerlendirmeleri yaptı:
“TMMOB’nin uzunca bir süredir değişik kentlerimizde düzenlendiği ‘kent sempozyumları’ göstermiştir ki; ülkemiz kentleri çağdaş toplumlara yakışır biçimde yönetilmemektedir. Kentlerde; sağlık, çevre, altyapı, ulaşım, barınma, ısınma, eğitim, kültür ve benzeri birçok konuda sorunlar yaşanmaktadır. Diğer yandan kentlerimiz; deprem, sel, heyelan ve yangın gibi afetlere hazırlıklı değildir. Ülkemizde yerel yönetimler alanında, özellikle 12 Eylül 1980 askeri darbesi ve takip eden yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle yerel idarelerce yürütülen hizmetlerde kamu yararı önceliği sürekli ihmal edilmiştir. Yıllar içinde, kentlerin imar, planlama, altyapı, ulaşım, çöp, su gibi konulardaki sorunları çeşitlenmiş ve derinleşmiştir.
90 elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011
Kentlerde yaşayanlar, eğitim, sağlık, barınma ve beslenme gibi temel haklardan yoksun bırakılırken, sosyal donatı ve teknik altyapı hizmetlerinin sağlanmasında kullanılması gereken hazine arazileri gibi kamusal varlıklarımız özelleştirmelerle birilerinin hizmetine sunulmaktadır. Bununla birlikte kentsel altyapı, ulaşım, eğitim, kültür, sağlık, çevre vb. alanlarda temel kamu hizmetleri ticarileştirilmekte, kamusal kaynaklarımız bir avuç azınlığa aktarılmaktadır. Emekçilerin, yoksulların ve tüm ezilenlerin sosyal, ekonomik ve siyasal yaşamdan tümüyle dışlandığı yıkıcı bir ortamda yoksulluk ve açlık derinleşerek sürmektedir.”
Soğancı, TMMOB’nin kentlerdeki sorunları aşılması için, toplumu dışlayan değil, kent halkının ve meslek örgütlerinin demokratik katılım ve denetimini sağlayacak bir anlayışın geliştirilmesini öncelikli gördüğünü vurguladı. Nazım Hikmet’in “Evler” şiirini okuyan Mehmet Soğancı, TMMOB’nin anlayışını “Bir kente sahip çıkacak o kentte yaşayan bireylerdir. Kentin sakini değil, sahibi olalım, bunun için mücadele edelim” sözleriyle ortaya koydu.
Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Abit Demircan da sivil toplum kuruluşlarının kent çalışmalarına ve her projeye dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Erdem Armen, Antalya’nın turizm, tarım ve ticaret sektörlerinin birleştiği bir kent olduğunu vurgulayarak, “Özellikle enerjimizi yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamalıyız. Belediye olarak güneş ev projesi ile bunun ilk adımını atıyoruz” dedi.
TMMOB Antalya İKK tarafından düzenlenen sempozyum kapsamında, “Kentsel Yerleşim ve Planlama, Kentsel Dönüşüm ve Dışlanma, Kent Kültür ve Demokrasi, Kent Ekonomisi ve Kalkınma Sorunu, Antalya Kenti ve Peyzaj Mimarlığı, Kentlilik ve Çevre Sorunları, Kent Bilgi Sistemi, Ormanlar ve Tahsisler, Tarım Arazilerinin Amaç Dışı Kullanımı, Madencilik ve Çevre, Küresel Isınmanın Etkileri, Kentin Enerji Durumu ve Yenilenebilir Kaynaklar, Hava Kirliliği ve Doğalgaz Dağıtımı, Karstik Boşluklar ve Kentsel Etkileri, Denizcilik Sektörü ve Antalya, Kentsel Yapılaşma, Kentleşme Sürecinde Yer Seçimini Etkileyen Faktörler ve Zemin, Turizm Sektöründe Kullanılan Kimyasallar ve Sorunları, Kent İçme Suyu ve Planlaması, Antalya’da Gıda Güvenliği ve Sorunları” başlıklı bildiriler sunuldu. Sempozyumun son günü düzenlenen panelde de “Kentsel Ulaşım” konusu ele alındı.
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş’ın başkanlığını yaptığı “Enerji” konulu 4. oturumda ise Maden Mühendisleri Odası Genel Başkanı Mehmet Torun, Akdeniz Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şükrü Özen ve Makina Mühendisleri Odası Antalya Şube Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Barut konuşmacı olarak yer aldı.
6 oturumda 20 bildirinin sunulduğu Antalya Kent Sempozyumu’nun ardından yayımlanan sonuç bildirisinde, enerji alanına ilişkin olarak saptamalara da yer verildi. Tüm dünyada gelişen küreselleşme süreci ile birlikte Antalya kentinin de küresel sermayenin dikkatini çektiği belirtilen bildiride, marka kent olma yarışının yeni yatırımları gündeme getirdiği, bunun da artan enerji ihtiyacı ile yeni enerji yatırımlarını beraberinde getirdiği kaydedildi. Dünyamızın karşı karşıya olduğu en önemli çevre olayının “küresel ısınma” olduğu belirtilerek, küresel ısınmanın etkilerini en aza indirmek için temiz enerji kaynakları kullanımına ağırlık verilmesi gerektiği kaydedilen bildiride, şöyle denildi:
“Bu enerji kaynaklarından biri olan doğalgazdan üretilen elektrik enerjisi Antalya’da ilk sırayı almaktadır. Dışa bağımlı ve sonlu bir kaynak niteliği taşıyan doğalgazın yanı sıra elektrik üretiminin yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Yapılmış ve yapılması planlanan HES projeleri için ekolojik ağırlıklı bir değerlendirme yapılması gerektiği, projeler hazırlanırken yerel halk bilgilendirilerek görüşleri alınması, yöre halkı ve ilgili STK’lar projelerin her aşamasında sürece dahil edilmesi, akarsu yatağına bırakılacak suyun belirlenmesinde ulusal bir yöntem geliştirilmiş olması gerektiği bildirilmiştir.”
Bildiride, yeni santralların kurulum aşamasında, elektrik iletim ve dağıtımında da verimlilik kriterlerine uyulması gerektiği vurgulanırken, Antalya’nın bir “güneş kenti” olması için çaba harcanması gerektiği, Güneş Kent Kentsel Dönüşüm Projesi yapılması ve yerel kuruluşların katılımı, merkezi idarenin desteği ile “Antalya Güneş Kenti Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hazırlanması gerektiği kaydedildi. Antalya’nın yalnızca güneş uygulamaları ile değil güneş enerjisi ekipmanları üretimi ile de güneş kenti olması hedeflenerek, imalatçı kuruluşların yer alacağı bir merkez olması için planlama yapılması, yönlendirme ve teşviklerle desteklenmesi gerektiği de belirtildi.
Ülkemizde kurulması hedeflenen nükleer santralların ilk kuruluş ve işletme masraflarının yüksekliğine; hammadde olarak da dışa bağımlı olduğuna dikkat çekilen bildiride, enerji politikalarına ilişkin olarak da şu vurgulamaya yer verildi:
“Ülkemizde yeterince temiz enerji kaynaklarının mevcut olduğu ve bunların verimli şekilde kullanılması ile nükleer enerjiye gerek duyulmayacağı bildirilmiştir. Enerji alanındaki piyasacı yasaların yarattığı tahribatın değerlendirilmesi gerektiği, bu tahribatın giderilmesini sağlamak için derhal planlı, merkezi ve ulusal bir enerji sektörünün oluşturulması, bunun için de özelleştirilen yerlerin kamulaştırılması, planlama süreçlerine sektördeki örgütlü emek ve meslek örgütlerinin ve bilimsel kurumların katılımının sağlanması ve halka kesintisiz, kaliteli, ucuz enerji sağlamanın temel yaklaşım haline getirilmesinin önemi vurgulanmıştır.” <
elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011 91