Elektrik Mühendisliği · Sayı 442 · Mayıs 2011

SERİ İŞ CİNAYETLERİ DEVAM EDİYOR!

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
2011
Sayfa
2
Okuma süresi
5 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • OSTİM patlaması
  • iş cinayeti
  • işçi sağlığı ve iş güvenliği
  • TMMOB
  • taşeronlaştırma
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

Özet

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı ve Ankara Emek ve Meslek Örgütleri Platformu, Ostim ve İvedik'te yaşanan patlamalar sonrası yaptıkları basın açıklamalarıyla artan iş cinayetlerine, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının piyasalaştırılmasına ve hükümetin politikalarına tepki gösterdi.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

SERİ İŞ CİNAYETLERİ

DEVAM EDİYOR!

Ankara Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgelerinde 3 Şubat 2011 tarihinde meydana gelen patlamalar üzerine TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, 8 Şubat 2011 tarihinde bir basın açıklaması yaptı. Ankara Emek ve Meslek Örgütleri Platformu da 9 Şubat 2011 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bir basın açıklaması yaparak tepkisini dile getirdi.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Soğancı, “OSTİM ve İVEDİK’ten sonra; sıra nerede ve kimde?” başlıklı açıklamasında, Ankara Ostim ve İvedik Organize Sanayi Bölgelerinde iki ayrı işyerinde 3 Şubat 2011 tarihinde ardı ardına meydana gelen, 20 kişinin yaşamını yitirmesi ve 50 üzerinde çalışanın yaralanmasına yol açan patlamalardan duyulan üzüntüyü dile getirdi.

“Her yıl ülkemizde yaşanan ve binlerce insanımızın hayatını kaybettiği ve on binlercesinin yaralandığı, iş göremez durumda kaldığı iş cinayetlerinden birini daha bu

kez Başkent’in merkezinde gördük. Bu toplu cinayet ile birlikte sadece 2011 yılında hayatını kaybedenlerin sayısı 50’yi aştı” tepkisini ortaya koyan Soğancı açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi:

“Söz konusu iki işyerinde meydana gelen patlamalar, ülkemizdeki işçi sağlığı ve iş güvenliği uygulamalarının yanlışlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Siyasal iktidarın, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanını piyasalaştırmaya yönelik bakış açısıyla, bu tür cinayetlerin birçok defa daha yaşanması ve insanımızın bu iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetmeleri kaçınılmazdır. Siyasal iktidarın ve ilgili bakanlığın iş cinayetleri yaşandıktan sonra yaptığı açıklamalar artık bizi şaşırtmamaktadır. Siyasi iktidar, iş yaşamındaki olumsuzlukları, ilkel çalışma koşullarını, taşeronlaştırmayı, iş güvencesiz çalıştırmayı, sendikasızlaştırmayı, kayıt dışılığı, denetim eksikliğini ve iş cinayetlerinin önemli temel nedenlerini tartışmak ve çözmek yerine, sorumluluğunu üzerinden atmaya çalışmaktadır.”

156 elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011

Uzun zamandan beri gündemde olan, tüm çalışma alanını kapsayan, demokratik katılımcı bir işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili yasal mevzuatın, tüm ısrarlara rağmen çıkarılmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Mevcut yasal düzenlemelerin yetersizliklerini söylememize ve yanlışlıklarını yargıya taşımamıza, konu ile ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na defalarca görüşlerimizi iletmemize rağmen, görüşlerimiz dikkate alınmamaktadır” denildi.

Açıklamada, TMMOB ve bağlı odaların, “çalışma yaşamındaki sorunları çözecek, çağdaş, demokratik ve katılımcı; tüm çalışanları iş güvencesinden yoksun bırakmayacak, taşeronlaştırmayı, sendikasız ve sigortasız çalışmayı ve kayıt dışılığı ortadan kaldıracak bir çalışma yasasının, buna bağlı olarak bilimin ve tekniğin ışığında insan odaklı işçi sağlığı ve iş güvenliği yasasının oluşturulması mücadelesinden” geri adım atmayacağı vurgulandı.

Ankara Emek ve Meslek Örgütleri Platformu da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde yaptıkları basın açıklamasında, OSTİM’de, Afşin-Elbistan’da, Antalya’da yaşanan iş kazalarına tepki gösterildi. AKP Hükümeti eliyle yürütülen neo-liberal politikalar sonucunda “işçi sağlığı”nın önce yasalardan kaldırılarak, yerine “iş sağlığı” ifadesi getirildiğine dikkat çekildi. “İşçinin değil işin sağlığını düşünen düzenlemeler sonucunda, Tuzla’da, Davutpaşa’da, Zonguldak’ta, Balıkesir’de, Bursa’da, Antalya’da çok sayıda emekçi öldü. Bütün bu ölümlülerin sorumluları ise başta hükümet, bakanlar ve ilgililer ise yaşananları kaza, ölümleri de kader olarak açıklayarak suçlarını örtbas etmeye çalıştılar” denilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Ostim ve İvedik iş cinayetleri bir kez daha göstermiştir ki, siyasi iktidar ve işverenler, işçilerin hayatını değil maliyetleri nasıl düşüreceklerini düşünmektedirler. Torba yasa dedikleri çorba yasa ile çalışma yaşamından iş güvencesine, sosyal güvenlikten sendikaya kadar onlarca hak gasp edildi. Haklarını arayan emekçilere ise biber gazı, tazyikli su ve cop reva görüldü. Aynı günlerde Mısır Devlet Başkanı’na değişim isteklerine kulak ver diye öğütler verilmesi ise ‘Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ deyimini akıllara getirdi.”

İş cinayetlerinin kader olmadığı vurgulanan açıklamada, kamunun sosyal güvenlik alanından da tasfiyesinin neredeyse tamamlandığı, denetimlerin de aynı bakış açısıyla ticarileştirildiğine dikkat çekildi. Yaşanan son patlamalarda sadece emekçilerin değil sosyal devletin de öldüğü belirtilen açıklamada, yöneticilerin tavır ve açıklamaları da şöyle eleştirildi:

“Mülki İdare ağız birliği etmişçesine işverenleri korumaya çalışmış, SGK kayıtları belirlenene kadar ölü ve yaralı sayıları ile isimleri kamuoyuna açıklanmayarak olası kaçak çalıştırmalar riske edilmemiştir. Patlamalardan birinin olduğu işyerinin, ruhsat konusu ile iştigal konusunun farklı olduğu iddiaları da aynı yetkililer tarafından göz ardı edilmiştir. Patlamalar sonrasında yapılan arama ve kurtarma çalışmaları da doğru şekilde yapılmamış, aydınlatma amaçlı jeneratör gürültüsü altında kurtarma çalışması yürütülmüştür.”

Patlamalardan bir kaç hafta önce TMMOB ve TTB’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde bir açıklama yaparak iş güvenliği mühendisliği ve işyeri hekimliği konusundaki yanlışlıklara dikkat çektikleri anımsatılan açıklamada, uzun bir süredir bir çok meslek odası ve sendikanın, çalışma yaşamındaki iş güvenliğinin ve denetiminin piyasalaştırılmasının nelere yol açabileceğini ısrarla dile getirdiklerine dikkat çekildi.

Siyasi iktidarın ise her demokratik tepkiye olduğu gibi bu uyarıları da provoke etmeye çalıştığı, yandaş medya aracılığı ile sendikaları ve meslek odalarını marjinal göstermeye çalıştığı kaydedilen açıklamada, “AB, ABD ve IMF güdümlü AKP’nin demokratik uyarıları göz ardı etmesi, meslek odalarını ve sendikaları marjinal ilan etmesi ölümleri engellememektedir” denildi.

AKP Hükümeti’nin seri iş cinayetlerindeki ölümleri maç protestoları kadar önemsemediği belirtilen açıklamada, “Spor salonu ya da futbol sahasında başbakan protesto edilince, protestocuları bulmak için seferber olan yetkililer, 20 işçinin ölmesinde bu kadar telaşlanmamışlar ve seferber olmamışladır. Emekçiler ölmesin, insanca yaşayabilsin diye yaptığımız bu açıklamanın da kovuşturulmasını, bizlerin suçlu ilan edilmesini dört gözle bekliyoruz. AKP ve yandaş medyası bu fırsatı kaçırmasın” tepkisi dile getirildi.

Son yıllarda çalışma yaşamının denetiminin piyasalaştırılması ve taşeronlaşmanın yaygınlaşması sonucunda seri iş cinayetlerinin gittikçe artmakta olduğu kaydedilen açıklamada, “Emek” mahallesinde oturan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın emeğe ihanet sermayeye hizmet etmekte olduğu ifade edildi. Açıklama, şöyle tamamlandı:

“Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı çalışanların değil patronların sesini duymakta, asgari ücreti, çalışma saatlerini ve biçimini, iş güvencesizliğini, işsizliği hep işverenlerin isteklerine göre düzenlemektedir. Emek ve meslek örgütleri, sendikalar, kitle örgütleri, emekten, halktan, demokrasiden barıştan yana olan tüm güçler olarak bir kez daha belirtiyoruz. Çalışma yaşamını katılımcı ve demokratik bir yaklaşımla, çalışanların sigortasız ve güvencesiz bırakılmasını önleyerek, sendikasızlaştırmayı değil sendikalı olmayı özendirerek, kayıtdışı çalıştırmayı önleyerek, insanca bir yaşamı sürdürecek ücretle çalışılmasını sağlayarak düzenleyin. Bizler, piyasalaştırılmış değil insan odaklı bir işçi sağlığı ve iş güvenliği yasasının takipçisi olacağız. Daha düşük maliyet ve daha fazla kâr uğruna daha fazla insan ölmesin.” <

elektrik mühendisliği, 442. sayı, mayıs 2011 157