Elektrik Mühendisliği · Sayı 439 · Temmuz 2010
EMO'DAN
Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2010
- Sayfa
- 1
- Okuma süresi
- 4 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Nükleer enerji, Toplum, demokrasi ve emek
Anahtar kelimeler
- EMO Yönetim Kurulu
- Teknoloji Fakülteleri
- YÖK
- Akkuyu nükleer santrali
- özelleştirme
- TMMOB
Özet
EMO 42. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş, yeni çalışma döneminde mühendislik eğitimindeki Teknoloji Fakülteleri düzenlemesi, enerji özelleştirmeleri ve nükleer santral girişimlerine ilişkin oda tutumunu aktararak dönemin siyasi-toplumsal koşullarını eleştiriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Cengiz Göltaş-EMO 42. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı
Her başlangıç, düşüncelerimizin yaşama geçirilmesinde yeni bir irade kullanma olanağı verir. 42. Çalışma Dönemi’nde ortak bir çalışma anlayışını geliştirmek için odamızın merkez ve TMMOB kurullarına seçilen tüm arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Oda çalışmalarımızı, her zaman olduğu gibi geçtiğimiz dönemlerin tüm birikimlerini dikkate alan ve geliştiren bir düzeyde sürdürmeye özen göstereceğiz.
Kendi içerisinde oluşan yeni uzmanlık alanları ile giderek genişleyen örgütsel yapımızın, meslek alanlarımızın ve üyelerimizin sorunlarına yaklaşımda ortak bir aklı harekete geçirmesi için, sadece seçilen yönetim kurulları ile sınırlı olmayan demokratik bir çalışma anlayışını sürdürmekle sorumluyuz.
Bugün ne yazık ki ülkemizdeki tüm demokratik kurumsal yapıların ortak sorunu, kendi alanlarındaki faaliyetleri öne çıkaracak ve bunu toplumsal yaşamla buluşturacak bir demokrasi ve barış ortamından yoksun bırakılmış olmalarıdır. Hepimizin de tanık olduğu gibi son dönemde toplumsal yaşamın tüm değerleri ayrıştırılıyor ve ülkemiz bir çatışma ortamına hızla sürükleniyor. Meslek odamızın ve barıştan yana tüm demokrasi güçlerinin kayıtsız kalamayacağı bu süreçte, konuyu sadece kendi dünya görüşlerimize ait argümanları tekrar etme kolaycılığının ötesinde ortak akıl ve sorumluluk ile sahiplenmemiz gerekiyor.
Ülkemizde düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü esas alan bir yaklaşımla, şiddete karşı barışın dilini hemen her alanda hakim kılacak bir demokratik ortamın yaratılmasını savunmalıyız. Bu durumun sağlanamadığı koşullarda bırakın bilimi, teknolojiyi ve mühendisliğin gelişimini, söylediğimiz–yaptığımız onca doğru şey oluşacak bir nefret kültürünün girdabında kaybolup gidecektir.
Yeni çalışma döneminde, odamızın genel faaliyet alanları içerisinde yer alan bazı başlıklar olumsuz yeni uygulamalar olarak gündemin önüne çıktı. Bu dönemde, mühendislik eğitiminde mesleğimizi doğrudan etkileyecek bir gelişme olarak YÖK tarafından “Teknoloji Fakülteleri” adı altında yeni bir düzenlemeye gidiliyor olması, tüm mühendislik disiplinleri gibi odamızı da doğrudan etkileyen bir süreç olarak üniversitelerin gündemine sokuldu.
Bu konuda oda olarak zaman kaybetmeden gerek birimlerimizde, gerek yönetim kurullarında, gerekse uzmanlık alanlarımıza ait çalışma grupları ve komisyonlarda yer alan akademisyen arkadaşlarımız ile konuyu tüm yönleri ile masaya yatırdık. Dergimizin bu sayısında yaptığımız çalıştay ve yürüttüğümüz çalışmaları sizlerle paylaşıyoruz. EMO olarak konuya ilişkin Danıştay’a dava açmış olup, önümüzdeki günlerde konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. “Teknoloji Fakülteleri” gerçeğini yansıtan yeni bir yayını da sizlerle ve kamuoyu ile yakın zamanda buluşturacağız.
Enerji alanında AKP eliyle sürdürülen özelleştirmeler, üretim santralları ve dağıtım şebekeleri bazında tüm hızı ile devam ediyor. Neo-liberal politikalar ekseninde “yapısal düzenlemeler” adı altında, bu kural tanımaz, “ben yaptım oldu” siyaset anlayışı ile kaos ortamı daha da derinleşmekte, yatırımsızlık ve pahalı elektrik olarak enerji alanında krizin süreceğini göstermektedir.
Bu yetmezmiş gibi AKP’nin son üç yılda tam bir hukuksuzluk örneği olarak skandallar zincirini oluşturan “ihale süreci”nde yaşadığı başarısızlıktan geri adım atmayarak, devletlerarası anlaşma yoluyla ülkemizde nükleer santral kurulması konusundaki ısrarı, başta odamız olmak üzere tüm duyarlı kesimlerin haklı itirazlarına rağmen Meclis’te oldu-bittiye getirilerek geçirilecek. EMO sekretaryalığında Nükleer Karşıtı Platform olarak, başta Mersin Akkuyu ve Sinop halkının tüm itirazların rağmen kurulması hedeflenen nükleer santrallara karşı sesimizi daha gür örgütlü olarak çıkarmaya devam edeceğiz.
Bizler ne kadar ortak duyarlılıklarımızı bir araya getirmeye çaba göstersek de ülkemiz zor bir dönemden geçiyor. Çalışanların giderek yoksullaştığı, işsizliğin büyüdüğü, toplumsal gerilimlerin arttığı koşullarda ülkeyi yönetenlerin yürüttüğü siyasetin dili ve tarzı da kendisi gibi düşünmeyenlere karşı haksız ve adaletsiz bir uygulamaya dönüşüyor. Yaşadığımız günler TMMOB ve odaların seslerinin kısılması için yeni uygulamaların da her düzeyde gündeme getirileceği baskı ve yasaklar sürecine işaret ediyor. AKP İktidarı kendisine uyumlu bir Türkiye yaratmak üzere; her türlü demokrasi dışı yöntemi, iktidarını sürdürmek adına mübah sayıyor.
Maden ocaklarında yaşadığımız kazalara ve göçük altında kalan işçilere mesleğin kaderi olarak bakan; Tuzla tersanelerinde neredeyse sistematik hale gelen iş cinayetlerine kayıtsız kalan; telefon dinlemeleri ile toplumun bir korku imparatorluğuna dönüştürüldüğü koşullarda Meclis kürsülerinden “yanlış işiniz, yasal olmayan işiniz yoksa dinlenmekten korkmayın, istediğiniz kadar konuşun. Teknolojinin önüne geçme imkanı yoktur” yorumunu getiren; kene ısırmalarına önlem olarak pantolon paçalarını çorabın içerisine koymayı öneren; İnternet’e erişim konusunda getirilen yasakları Google ve Yotube’un ülkemize açtığı savaşa karşı yurt savunması olarak tarifleyen; ülkemizin tüm doğal ve kültürel mirasının sistematik tahribine karşı yöre insanlarının platformlar oluşturup sokaklara döküldüğü koşullarda Çevre Bakanı’na ödüller veren; kentsel dönüşüm projeleri ile şehirleri yağmalanan; altyapı hizmetlerinin kamusal bir sorumluluktan uzaklaşarak kendi kaderine terk edildiği koşullarda Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü laboratuvarlarının sular altında kalmasını seyreden, Kürt sorununa açılım adı altında traji komik bir yaklaşım sergileyerek, seçilmiş belediye başkanlarını ve TMMOB üyesi meslektaşlarımızı tutuklayan; ülkemiz topraklarında sahibinin yüzde 100 Rus şirketi olduğu 15 yıllık elektrik alım garantisiyle sonuçları belirsiz sözleşmeler yoluyla Türkiye’nin nükleer santral teknolojisi ile buluştuğunu iddia eden bir siyaset yapma anlayışı ile uzun yıllardır karşı karşıyayız.
Bugün küresel sermayenin talepleri ile hareket eden; ülkeyi pazar, insanımızı en temel haklarını kullanmada müşteri olarak gören AKP zihniyetine karşı şimdi TMMOB ve EMO’ya her zamankinden daha fazla sahip çıkma, toplumsal yaşamın cemaat kültürü ile gericileştirilmesine karşı “Eşit, Özgür ve Demokratik Bir Türkiye’de Birlikte Yaşamı Savunma Zamanı.”
Sevgiyle ve dostlukla...
4 elektrik mühendisliği, 439. sayı, temmuz 2010