Elektrik Mühendisliği · Sayı 479 · Ekim 2026
Genel Kurul Örgüte “Birlikte Olun” Mesajını Verdi
- Yıl
- 2026
- Sayfa
- —
- Okuma süresi
- 9 dk
- Görüntülenme
- 8
Konu
Tam metin
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) 50. Olağan Genel Kurulu, 10-11 Nisan 2026 tarihlerinde Ankara’da Kocatepe Kültür Merkezinde toplandı; seçimler ise 12 Nisan 2026 tarihinde Makina Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezinde yapıldı.
Bilim ve tekniği esas alan, mesleği ve meslektaşlarımızın hak ve çıkarlarını savunarak toplumun genel yararını korumak amacıyla çalışmalar yürüten Odamız, 26 Aralık 1954 tarihinde kurulmuştur. EMO’nun 70. yaşı gururla kutlanmış; bu çerçevede Elektrik Mühendisliği Dergisi’nin Ocak 2025’te çıkan 475. sayısı “70. Yıl Özel Sayısı” olarak düzenlenmişti. Bu sayıda, Odamızın 70 yıl içinde yaşadıkları, çalışmaları, ürettikleri ve gelişimi belirlenen bazı ana başlıklar altında panoramik bir özet olarak sunulmuştu. Farklı şubelerden ve illerden 50. Olağan Genel Kurula gelen delegelerimiz, bu 70 yılın birikimine 49. Dönem çalışmalarının kattıklarını da ekleyerek bir araya gelmişti.
EMO yalnızca yaş olarak değil, üye sayısı bakımından da büyümüş; üye sayısı 83.124’e ulaşmıştır (üyelerimizin 10.907’sinin kadın, 72.033’ünün erkek olduğu tespit edilebilmektedir). 14 şubesi ve 104 il-ilçe temsilciliğiyle meslek alanımızı düzenlemeye çalışan EMO, bu Genel Kurulda kendi yapısını gözden geçirmek, sorgulamak ve düzenlemek üzere buluşmuştu. Delegeler, farklı birimlerden gelen delegelerle daha geniş bir ortak düzlemde dostça buluşup kucaklaşarak ülkeleri, meslekleri ve örgütleri için güzel ve yararlı şeyler üretmeye çalışacaklarının heyecanı ve güveni içindeydi. Diğer odaları da bünyesinde toplayan TMMOB’nin kocaman çatısı altında, onun bir parçası olarak bu çalışmaların yapılıyor olması da delegelerin heyecanını ve sorumluluğunu daha da artırıyordu.
İstanbul Şubesi yönetimindeki istifalar ve sonrasında yaşananlara dayalı bazı gerilimlerin yansımasına rağmen Genel Kurul, söylenmesi gerekenlerin konuşulmasının yanı sıra 49. Dönemin değerlendirilmesi ve eleştirilmesi, Ana Yönetmelik değişiklikleri ve önergelerin görüşülmesi gibi pratik görevleri de yerine getirerek gündemindeki bütün maddeleri görüşüp tamamladı. Gelecek çalışma dönemine yönelik öneri ve önergeler görüşülerek mesleğin ve örgütün geleceğine yönelik kararlar alındı. Daha güçlü bir Oda; üreten, sanayileşen, kalkınan ve hakça bölüşen, bağımsız, demokratik bir Türkiye ve barış içinde bir bölge için mücadele kararlılığı vurgulandı.
Genel Kurulda, EMO’nun ülkeye ve dünyaya bakışını yansıtan ve şekillendiren, örgütün çalışma anlayışının çerçevesini oluşturan ve büyük ölçüde Genel Kurul Sonuç Bildirgesinde de yer verilen önemli görüş belirlemeleri ve sunumlar yapıldı:
• Küresel Hegemonya ve Emperyalizm konusunda içinden geçilen süreçte, yerkürenin yeniden çok boyutlu çatışmalara ve yeni nesil soğuk savaşlara sahne olduğu, emperyal rekabetin yalnızca sıcak çatışma bölgelerinde değil; ileri teknoloji, finansal piyasalar, enerji havzaları, kritik tedarik zincirleri, nadir toprak elementleri, nükleer kapasiteli silahlanma yarışı ve bölgesel savaş senaryolarını da kapsayan topyekûn bir küresel paylaşım mücadelesi üzerinden ilerlediği belirtildi.
ABD emperyalizminin ve Siyonist İsrail’in saldırganlığı en sert biçimde kınandı; örnekleri belirtilerek emperyalist kuşatma altındaki tüm halklarla sarsılmaz bir dayanışma ilan edildi. Ülkemizi emperyalizme mahkûm eden militarist politikaların bütünüyle reddedildiği; bu doğrultuda Türkiye’nin derhal NATO’dan ayrılması ve topraklarımızdaki tüm ABD-NATO askerî üslerinin kapatılması gerektiği; halkların kardeşliği temeline dayanmayan, hem ülkemizde hem de tüm dünyada barışı esas almayan her türlü siyasal anlayışın reddedildiği vurgulandı.
• Demokrasi ve Toplumsal Barışa ilişkin olarak emperyalist güçlerin açıktan desteklediği AKP iktidarının, Cumhuriyetin tarihsel kazanımlarını tasfiye etmeye çalışarak yalnızca ülkemiz için değil, bir bütün olarak Orta Doğu halkları için bir bataklık yaratmayı amaçladığı; laiklik, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, sosyal hukuk devleti, temel hak ve özgürlükleri budayarak kamunun tüm olumlu işlevlerinin yok edilmek istendiği; “parti devleti” modeliyle kuralsız, keyfi bir yönetim inşa edildiği belirtildi.
Yasama organının bütünüyle işlevsizleştirildiği; bağımsız yargının, evrensel hukuk normlarından koparılarak iktidarın siyasi bir cezalandırma aparatına dönüştürüldüğü ifade edildi.
Basın özgürlüğünün, temel insan hakları ve sandıkta tecelli eden seçmen iradesinin fütursuzca ayaklar altına alındığı; adil yargılanma hakkı gasp edilen meslektaşlarımızın ve binlerce yurttaşımızın bitmek bilmeyen yargı kumpaslarıyla oyalandığı, yaratılan mağduriyetlerin giderilmediği belirtildi.
Etkinleştirilen gerici kuşatmanın en büyük hedefinin Cumhuriyetin temel direği ve eşit yurttaşlığın yegâne teminatı olan laiklik ilkesi olduğu, Siyasal İslamcı tahakkümün kadınların kazanılmış haklarını gasp etmeyi ve onları toplumsal yaşamdan silmeyi hedeflediği, ancak kadınların eşitlik mücadelesinin bu karanlığı yırtıp atacak en güçlü dinamik olduğu vurgulandı.
Kürt sorununun demokratik çözümü maksadıyla 2025 yılı itibarıyla yeniden gündeme gelen sürecin, salt siyasal iktidarın tekelinden çıkarılarak şeffaflaştırılmasının hayati önem taşıdığı, kalıcı ve onurlu bir barışın inşasının ancak tüm Türkiye halklarının sürece aktif katılımı ve geniş tabanlı bir toplumsal mutabakatın sağlanmasıyla mümkün olacağı, dışlayıcı politikalardan arındırılarak bütünüyle demokratik, barışçıl ve kapsayıcı yöntemlerle çözüme kavuşturulabileceği belirtildi.
• Genel Kurulda Servet Transferi ve buna karşı Kamulaştırma konularının da üzerinde duruldu.
Sermaye birikimini yalnızca rant, spekülasyon ve dış borçlanma üzerine kuran AKP iktidarı döneminde çeşitli yöntemlerle yandaş sermaye gruplarına sağlanan servet transferlerinin doğrudan ve dolaylı vergilerle, harçlarla ve ardı arkası kesilmeyen zamlarla doğrudan halkın cebinden finanse edildiği; planlı kalkınma hedeflerinden tamamen koparılmış bir ekonomide yurttaşlarımızın tarihte eşine az rastlanır bir hayat pahalılığına, alım gücü krizine, işsizliğe ve derin bir yoksulluğa terk edildiği belirtildi.
AKP iktidarları döneminde Dünya Bankası ve IMF’nin direktifleriyle uygulanan serbestleştirme ve özelleştirme politikalarının yoğunlaştırılarak en vahşi hâlini aldığı, stratejik kurumlarımızın (fabrikaların, enerji üretim tesislerinin ve iletişim altyapılarının) yerli ve yabancı tekellere teslim edildiği, kamusal üretim, hizmet ve denetim anlayışının bilinçli bir şekilde tasfiye edilmesiyle ülke sanayisinin fason üretime, montaja ve ithalata bağımlı kırılgan bir yapıya hapsedildiği; inşaat ve betonlaşma rantına dayalı bu çarpık modelin yalnızca sanayisizleşmeyi hızlandırmakla kalmadığı, verimli tarım arazilerini ve meraları ranta kurban ederek tarımsal üretimi ve hayvancılığı bitme noktasına getirdiği, gıda egemenliğimizi yok ettiği belirtilerek bütün bu sıkıntılardan ülke ve halkın yararını gözeten kamulaştırmalarla kurtulmanın mümkün olabileceği vurgulandı.
• Enerjide Kamulaştırma Çağrısı yapıldı:
Özelleştirme politikalarının yarattığı ağır yıkımın en çıplak ve acı hâliyle enerji ve iletişim sektörlerinde yaşanmakta olduğu, yıllardır süregelen neoliberal tahribat sonucunda elektrik dağıtım bölgeleri ve telekomünikasyon altyapısı başta olmak üzere ülkenin en stratejik varlıklarının yerli ve yabancı sermayenin doymak bilmez kâr hırsına terk edildiği, şirketlerin yatırım yapmamaktaki ısrarı, altyapı eksiklikleri ve denetimsizlik yüzünden halkımızın karanlığa ve iletişimsizliğe mahkûm edildiği; fahiş faturalar aracılığıyla yoksul halktan sermayeye devasa bir kaynak transferi gerçekleştirildiği; halkımızın ucuz, kesintisiz ve nitelikli hizmet alma hakkının fütursuzca gasp edildiği; enerji ve iletişimin, temel bir insan hakkı olmaktan çıkarılarak tümüyle ticari bir metaya dönüştürüldüğü ifade edildi.
Genel Kurul, piyasacı ve rantçı politikaların bütünüyle iflas ettiğini belirterek ülkemizin bağımsızlığı, ulusal güvenliğimiz, halkımızın refahı ve kamu kaynaklarının verimli kullanımı için elektrik enerjisinin üretimi, iletimi ve dağıtımı ile telekomünikasyon ağları da dâhil olmak üzere tüm temel altyapı alanlarının derhal kamulaştırılması gerektiği konusunda siyasi iktidarı ve kamuoyunu bir kez daha uyardı. Toplumsal ihtiyaçları gözetmeyen bu zam düzenine son verilmesi; enerji ve iletişimde kamu yararını, şeffaflığı ve toplumsal denetimi merkezine alan, bütüncül ve merkezi bir planlama anlayışının acilen hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
• Genel Kurulda en çok üzerinde durulan ve tartışılan konulardan biri de Bilim, Eğitim ve Mühendislik konuları oldu:
Bilimin, teknolojinin ve nitelikli üretimin dışlandığı bu sistemin, en temelde mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı mesleklerini de değersizleştirdiği, üretimin ve imalat sanayisinin gerilemesi ve ucuz emeğin bir rekabet aracı olarak görülmesinin, on binlerce mühendisi asgari ücret seviyelerinde, esnek ve güvencesiz koşullarda çalışmaya mahkûm ettiğine dikkat çekildi.
AKP’nin eğitimi piyasalaştıran ve bilimden uzaklaştıran politikalarının YÖK tarafından sürdürülerek akademik niteliğin bütünüyle tahrip edildiği; bütçesi sürekli tırpanlanan, akademik ve fiziki altyapıdan yoksun “her ile bir üniversite” projesinin yükseköğrenimi sıradanlaştırdığı; özellikle mühendislik eğitiminin gerici müfredatın yanı sıra lisans süresinin üç yıla indirilmesi gibi akıl dışı hamlelerle ağır bir yıkıma sürüklenmek istendiği; bu çarpık sistemin yarattığı en acı tablonun ise çığ gibi büyüyen diplomalı, genç ve kadın işsizliği ile toplumun üzerine çöken geleceksizlik krizi olduğu; ülkenin en değerli ve nitelikli beyinlerinin göçe zorlandığı; liyakatin ve emeğin yerini kayırmacılığın ve kayıtsız şartsız itaatin aldığı bu çürümüş düzenin kurumsallaştırılmakta olduğuna dikkat çekildi.
Ekonomik ve yapısal alandaki bu çöküşün, toplumsal dokuda da telafisi zor bir tahribat, kuralsızlaşma ve çürüme yarattığı; emek düşmanı politikalar yoluyla sendikal örgütlenme hakkının fiilen engellendiği; işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin sermaye için maliyet kalemi sayılarak iş cinayetlerinin sıradanlaştırıldığı; “esneklik” maskesi altında sunulan güvencesiz ve taşeron çalışma biçimlerinin kural hâline geldiği, gelir dağılımındaki uçurumun bilinen tarihin en adaletsiz seviyesine ulaştığı; en üst gelir grubundaki azınlık servetine servet katarken, milyonlarca emekçinin açlık sınırının altındaki ücretlerle hayatta kalma mücadelesi vermekte olduğu; “çalışan yoksullar” ordusunun her geçen gün büyüdüğü; doğayı, kenti ve emeği metalaştıran bu sömürü çarkının yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını da gasp etmekte olduğu ayrıntılarıyla konuşuldu.
• 50. Genel Kurul, Kadınların Temsiliyetini Artırma yönünde olumlu bir adım attı: kadın temsiliyetinin artırılması amacıyla eşitleyici bir önlem olarak, delegelerin desteğiyle, “organlarda yeterli aday olduğu sürece %35 kadın kotası” uygulanmak üzere Oda Ana Yönetmeliğinde değişiklik yapılması kararı alındı.
Kadın mühendisler, mesleki sorunların yanı sıra cinsiyet temelli ayrımcılıktan kaynaklanan eşitsizlikler ve güvencesizliklerle de mücadele etmektedir. Kadınların eşitlikçi, paylaşımcı ve yaşamı önceleyen bakış açısı ve mücadele azmi; daha barışçıl, dayanışmacı ve adil bir dünyanın gerçekleştirilmesi mücadelesine önemli katkılar sunmaktadır. Bu gerçeği tanık oldukları EMO deneyimlerinden bilen Genel Kurul delegeleri, kadınların yalnızca toplumsal yaşamda değil, yönetim ve karar süreçlerinde de etkin ve belirleyici olması gerektiğini benimsedikleri için bu kararı seve seve aldılar.
Bu vesileyle, Genel Kurulun başlangıcındaki Divan Başkanı seçiminde yaşanan bir güzelliğe de değinmek anlamlı olacaktır: Divan Başkanlığı için iki kadın aday gösterildi. Bunlar, biri Ankara Şubesinde, diğeri İstanbul Şubesinde başkanlık yaparak EMO’daki kadın başkanlar döneminin öncüsü olan, başarılarıyla “EMO’ya kadın eli değdi” övgüsünü hak eden ve EMO organlarında kadın temsiliyetinin ve duyulan güvenin artmasında etkili olan isimlerdi.
50. Genel Kurulda EMO bünyesinde Personel Belgelendirme Kuruluşu (PBK) oluşturulması kararı alındı. Bilindiği gibi bu konu, daha önce EMO bünyesinde pek sıcak karşılanmayan ve bu nedenle önceki dönemlerde yoğun tartışmalara yol açan konulardan biriydi. Bu Genel Kurulda ise mesleğin genel menfaatlere uygun gelişimini sağlamak, meslek alanını korumak, üyelerin hak ve menfaatlerini korumak ve yetkilerini güçlendirmek, üyelerin mesleklerini icra ederken ihtiyaç duyacakları belgeleri temin etmek amacıyla Personel Belgelendirme Kuruluşu oluşturulmasının zorunlu hâle geldiği benimsenerek bu karar alındı. Örgütün 50. Dönemde bu kararı içselleştirmek için tartışacağı ve hayata geçirmek için çaba göstereceği anlaşılmaktadır.
Genel Kurulda alınan önemli kararlardan biri de Konya merkezli yeni bir şubenin kurulması oldu. Her ne kadar “yeni örgütlenme modellerinin geliştirilmesi… yeni temsilciliklerin kurulması ve mevcut temsilciliklerden yeterliliği olanların şube olması amacıyla 1 yıl içinde seçimsiz olağanüstü genel kurul gerçekleştirilmesine” ilişkin önerge kabul edilmiş ve bu konuda 50. Dönem Yönetim Kuruluna görev verilmiş olsa da ardından sağlanan uzlaşıyla Konya merkezli yeni bir şube kurulması görüşülerek oy çokluğuyla kabul edildi. Ankara Şubesinin 28. Şube Genel Kurulunda Konya Temsilciliğinin şubeye dönüştürülmesi kararı alınmış ve bu karar EMO 50. Genel Kuruluna önerge olarak gelmişti. Görüşmelerin ardından yapılan oylamada 2/3 çoğunluk sağlanarak EMO Konya İl Temsilciliği merkezli; Aksaray, Afyonkarahisar, Nevşehir, Akşehir ve Ereğli temsilciliklerini kapsayan yeni bir şube oluşturulması karara bağlandı. Bu şubenin kuruluşunu sağlamanın, 50. Dönem Yönetim Kurulunun gerçekleştireceği önemli işlerden biri olacağı anlaşılmaktadır.
Delegelerin Genel Kurulda netleştirdiği ve teyit ettiği görüşler ve bakış açısı ile örgütün gelecek dönemini belirlemek üzere aldığı kararlar ışığında 12 Nisan 2026 günü seçimlere gidildi. Seçime iki ayrı Demokrat Mavi Liste katıldı. Kayıtlı 921 delegenin 860’ı oy kullandı. Sayım sonucunda Oda organlarına her iki listeden de adaylar seçildi ve karma bir yapı oluştu. Yani Genel Kurul iradesi, iki ayrı liste hâlinde ayrışan örgüte “BİRLİKTE OLUN!” diyordu.
Genel Kurulda dile getirilen görüşler emperyalizme, vahşi kapitalizme, faşizme, militarizme karşı Cumhuriyetçi, demokratik ve kamucu bir direniş ve dayanışma platformunun oluşturulmasının gerekliliğini ortaya koyuyor; kurtuluşun ancak emek ve demokrasi güçlerinin omuz omuza vermesiyle, toplumsal ihtiyaçları merkeze alan “başka bir Türkiye” idealiyle mümkün olacağını açıklıkla belirtiyordu.
Siyasi iktidarın meslek odalarını vesayet altına alma hayallerine ve TMMOB Yasasını değiştirme tehditlerine karşı, örgütümüzün özerk ve demokratik yapısını savunmanın sorumluluğunu yerine getirmek zaten birlikte olunmasını gerektiriyor.
EMO, Genel Kurulda açığa çıkan iradenin gösterdiği gibi, mesleğimizin saygınlığını, meslektaşlarımızın ekonomik ve sosyal haklarını, kamu ve toplum yararıyla ayrılmaz bir bütün olarak sonuna kadar savunmaya devam edecektir!