Elektrik Mühendisliği · Sayı 359-360 · Eylül-Ekim 1988

ELEKTRONİK SANAYİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Engin Tuncer

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma Görüş ve değerlendirme

Yıl
1988
Sayfa
6
Okuma süresi
16 dk
Görüntülenme
0

Konu

Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma

İlgili: Elektronik ve yarı iletkenler, Mühendislik eğitimi

Anahtar kelimeler

  • elektronik sanayii
  • Güney Kore modeli
  • ASELSAN
  • teknoloji transferi
  • üniversite-sanayi işbirliği
  • dışalım-dışsatım

Özet

Yazar, Türkiye'nin elektronik sanayiindeki gelişimini Güney Kore örneğiyle karşılaştırarak tablolarla değerlendirir ve nitelikli insan gücü, bilgi birikimi, sermaye, pazar araştırması ile üniversite-sanayi işbirliğinin sanayi atılımı için gerekliliğini tartışır.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

ELEKTRONİK SANAY İİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

T.Engin TUNCER*

Elektronik sanayii, artık günlük hayatımızın ayrılmaz parçalarını üreten bir sanayi "haline gelmiştir. Bugün kullanmakta olduğumuz elektronik ürünler, gelecekte daha da çeşitlenip, mükemmelleşecek ve bizler için vazgeçilmez bir nitelik kazanacaklardır.

Teknolojide sağlanan hızlı gelişmeyle birlikte üretici frmalar, yeni gelişmeleri yansıtan ürünlerini piyasaya sunmakta, ucuzluk kalite, servis, vb. gibi konularda birbirleriyle kıyasıya rekabet etmektedirler. Bugünkü teknolojik düzeyin hiç değişmeyeceğini düşünsek bile, ulaşılan nokta en az 5 yıl daha pek çok yeni ürünün piyasaya sunulmasına yetecek niteliktedir. Bir de son 10 yıl içinde elektronik teknolojisinde meydana gelen atılımı gözönünde bulundurursak, bu sanayi dalının gelecek için vadetiklerini anlamak zor olmaz. Bu nedenle, elektroniğin üretimde ve kârda sağladığı hızlı artış ve gelişme, bu sanayinin ekonominin motor gücünü oluşturabilecek nitelikler taşıdığının en açık göstergesidir.

Böylesine dinamik bir sanayi yapısının çarpıcı gelişimini Güney Kore ile Naili bazı tabloları inceleyerek aörebiliriz.

Tablo 1

7 2 7 7 '80 '82 '83 '84 Ortalama yıl lık büyüme (%)

Tüketim

79 755 1273 1646 2349 2600

37.8

Endüstriyel

67 307 615 1290 1771 2134

35.2

Elemanlar

242 1543 2424 3048 4121 5653

29.8

378 2605 4312 5985 8241 10287

31.7

b) Kore Elektronik Üretimi (milyon $)

Tüketim Endüstriyel Elemanlar TOPLAM

78 79 '80 '81 '82 '83 '84 Ortalama «İlık

büyüme

936 1374 1148 1574 1549 2189 2426

17.2

217 320 364 494 639 943 1213

1125 1587 1340 1723 1818 2426 3531

21.0

2278 3281 2852 3791 4006 5668 7170

21.1

Bu çizelgeden kolayca anlaşılabileceği gibi Güney Kore'nin elektronik üretim kapasitesi her yıl önemli oranda artış göstererek, ulusal ekonomisinde büyük yer kaplamaya başlamıştır. Burada dikkati çeken nokta, Güney Kore'nin elektronik sanayinin gelişme göstermesinin, teknolojideki önemli gelişmeleri yakından izlemesiyle (1970'li yıllar) ve bu gelişim içinde yer almasıyla bağlantılı olduğudur. G.Kore, çok uluslu şirketler için devre elemanları üreticiliği ve tüketim ürünleri imali konusuna ağırlık vermiş ve bu da elektronik sanayiinin gelişimi konusunda altyapının oluşmasını sağlamıştır. Bugün ulaştığı noktada Batı'da çıkan her yeni elektronik ürünün taklidini yapabilecek durumdadır. Bundan sonraki aşamada ise, kendi teknolojilerinin ürünlerini dünya piyasasına ilk elden pazarlayabilme çabası içine girmiş bulunuyorlar. Sonuçta da bugün bilgi üreten ve bilgi iletişimi içinde bulunan bir toplum aşamasındadırlar.

• ODTÜ Elektrik Elektronik Müh. Böl. Araştırma Görevlisi

Son yılarda Türkiye'nin elektronik sanayii için de bir "Güney Kore" modeli önerilmiştir. Ancak Türkiye, işe Güney Kore gibi başlayamaz, çünkü bu alanda geniş bir rekabet ortamı vardır ve Güney Kore'nin yakaladığı fırsat, sadece o dönem için (1970'li yıllar) geçerli bir durum olma özelliği taşıyordu. Aynı zamanda, işe Güney Kore gibi başlamak, teknolojik atılım için de yetersiz bir başlangıç anlamına gelecektir. Bugün teknoloji üretenlerin, nasıl parça ü ıtileceğiyle değil, parçaların hangi amaçla ve nasıl birleştirileceğiyle ve sonuçtaki bütünün pazar payı ile ilgilendikleri gerçeği "başlanılacak yer" için de bir ölçüttür.

TÜRKİY E ELEKTRONİK SANAY İİNİN DURUMU:

Gelecek için plânlar yapmadan önce ülkemizdeki elektronik sanayiinin durumunu belirlemek gereklidir. Bunun için bazı veri tablolarını incelemekte yarar vardır.

Tablo 2

Cari Fiyatlarla 1968 Fiyatları Yıllık Artış Milyon Dolar

(Milyon TL)

ile (Milyon TL) Oranı(%)

Olarak

1970 1971 1972

1973 1974 1975 1976 1977 1978 1979 1960 1981 1982 1983 1984 1985

20.0 20.0 25.0

34.3 59.3 60.0 85.2 108.5 474.5 651.7 1337.4 2575.1 2456.3 5020.3 10018.1 15637.0

17.8

16.0

15.7

16.6

10.7

31.5

4.2

23.6

•9.6

29.5

25.0

5.3

31.4

6.4

6.0

82.9

164.0

19.3

60.0

27.6

18.7

4.5

19.1

77.1

34.6

23.8

12.3

14.9

89.8

56.7

21.8

124.0

38.1

24.6

154.0

24.2

29.2

1978 yılında Türkiye'de elektronik devre elemanları üretimi 19.3 milyon dolar iken Güney Kore aynı yıl 1125 milyon dolarlık üretim yapmıştır. 1984'de İs6 bu Türkiye'de 24.6 milyon dolar olarak gerçekleşirken, Güney Kore'de 3531 milyon dolar olmuştur. Altı yılda Türkiye'de %27.4'lük bir gelişme sağlanırken Güney Kore'de %32.1'lik bir artış sağlanmıştır. Dolayısıyla hem yüzde artış oranı, hem de miktar bakımından bu rakamlar Türkiye'nin durumunu açık olarak ortaya koymaktadır. Bunun yanında Türkiye'nin elektronik dışalımına bakacak olursak, 1978'de 102.4 milyon dolar, 1984'de ise 377.9 milyon dolarlık dövizin dışarıya gittiğini görürüz. Altı yılda döviz kaybımız % 27 oranında artmıştır. Bu durum, iç üretimimizin ne kadar yetersiz kaldığını ve dolayısıyla ithalatımızdaki büyük artışı açıkça göstermektedir.

Bu yüzden, bugüne kadar izlenen üretim stratejisinin, fazla karışık ve gelişmiş teknoloji istemeyen ürünlerin

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 3591360

yabancı lisans altında üretilerek iç piyasaya sunulmasından ibaret olduğunu söyleyebiliriz.

Tablo 3

Day.Tük.Cih. Hab.Cih. End.Cih. Devr.Elem.

11.4

68.6

56.4

70.7 (7.9) 207.1 (23.1)

18.2

115.3

58.4 102.2(10.9) 294.1 (31.5)

38.7

107.2

94.1 (11.3) 266.1 (32.0)

85.0

61.9

179.2 130.6(17.8) 456.1 (62.4)

63.0

89.7

154.5 167.4 (28.0) 474.6 (82.3)

35.8

87.0

134.0 309.9 (72.9) 566.7(133.3)

13.1

127.9

167.1 385.3 (106.7) 693.4 (192.0)

6.6

74.1

180.1 363.9(97.1) 624.7(166.7)

3.0

71.5

151.2 328.8 (99.0) 554.5 (166.9)

1.2

32.5

54.9 207.6(71.8) 296.2 (102.4)

40.1

47.5 154.0 (65.2) 242.6 (102.7)

18.8

65.2

84.0 (62.3) 168.4 (125.0)

21.4

73.3 129.6(91.4) 225.3 (158.5)

19.4

88.5 127.0(85.5) 237.2(159.1)

24.3

151.8 247.2(141.4) 424.6 (243.0)

9.7

fiO 6

239.2 511.1 (224.0) 820.6 (377.9)

Tablo 4

Day.Tük Cih. Hab.Cih. End.Cih. Devr.Elem. El .San.Top.

1967 1968 1969 1970 1971 1972 1973 1974 1975 1976 1977 1978 1979 1980 1981 1982 1983 1984

0 0 0.1

2.6 0.3 17.9 20.7 24.7 37.5 85.7 350.0 477.0 261.1

0.2

0.9

0.5

6.5

8.4

0.7

6.2

1.1

4.9

49.5

13.2

215.4

6.9

14.0

70.0

13.5

23.9

127.2

388.7

82.8

212.6

3138.0 (yalnızca ASELSAN"m)

0 0 0 0 0.4 0.2 5.5 3.5 30.9 36.0 30.7 87.0 314.3 440.9 641.6 945.2

Yukardaki tablodan da izleneceği gibi, dışsatımımız oldukça düşük olarak gerçekleşmekte, bu da elektronik sanayiinde bir atılım yapabilmek için gerekli kaynağı ve alt yapıyı oluşturmak için yetersiz kalmaktadır. Buna karşın örneğin ASELSAN'ın gösterdiği gelişme ve ulaştığı dışsatım düzeyi, ülkemiz için ümit vericidir.

Sonuçta ortaya çıkan durum şudur: Bugüne kadar elektronik sanayii alanında yapılan çalışmalar, bu alanda ülkemizin yapması gereken atılım için bir altyapı oluşturacak düzeyde olmamıştır. Dolayısıyla da bu alanda geri kaldığımız ya da en hafifinden iyi başlamamış olduğumuz acı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Türkiye'nin bu alanda yapacağı atılım için gelişmiş ülkelerin ya da Güney Kore gibi yeni gelişen ülkelerin izlediği yoldan gitmesinin htçbi akılcı yanı olmadığı gibi bunun için harcayacağı zamanı da yoktur. Öte yandan, böylesine etkin ve dinamik bir sanayi dalına, Türkiye'deki kamu ve özel sektörlerinin ilgisiz kalması ya da plansız ve kısa vadeli bir yaklaşım içinde olması çıkış yolunu olanaksız kılan en önemli etkendir.

TÜRKİY E'DE ELEKTRONİK SANAY İİNİN GELİŞİMİ İÇİN ÖNERİLER:

Elektronik sanayiinin etkin gelişimi, ancak aşağıda önem sırasıyla belirtilen unsurların oluşmasıyla sağlanabilir.

1) iyi yetişmiş teknik elemanlar ve bilgi üretecek teknik elemanlar; bunları yetiştirecek ve sanayi ile işbirlii içinde bulunan öğretim kurumları.

2) Bilgi birikimi.

3) Sermaye.

4) Pazar olanakları araştırması ve plânı.

5) Üretimi destekleyen yan kuruluşlar.

Şimdi bu unsurları daha ayrıntılı olarak ele alalım.

1) NİTELİKLİ ELEMAN Y ETİŞTİRİLMESİ

Teknolojiye dayalı üretim alanlarında iyi yetişmiş insan gücü temel unsurdur. Çünkü pratik yaşam insanının değişen durumlara uygun düşünceler üretmesini ve teknolojiyi yeni duruma ayarlamasını gerekli kılar. Bilgili insan gücünün başarısının somut örneği olarak, 2. Dünya Savaşı'nın yıkık devleti Almanya'nın kısa süredeki kalkınmasını gösterebiliriz. Savaşın bitiminde Türkiye imar ve insan gücü bakımından Almanya'ya göre daha şanslı olduğu halde, iyi yetişmiş teknik elemanlardan ve öğretim kurumlarından yoksun olduğu için, kalkınma çabasında çok geri kalmıştır.

Bilim ve teknolojinin temel kaynağı üniversitelerdir. Üniversiteler, temel bilimlerin (fizik, kimya, matematik) ve mühendislik bilimlerinin bir arada iletişim halinde bulundukları ve birbirlerini etkiledikleri bir ortamdır. Elektronik teknolojisinin gelişmesi için temel bilimlerden gereksinim duyulan bilgilerin elde edilmesi ve bunların kullanımı için araştırmaya yönelik bilim adamlarının büyük ölçüde katkıda bulunmaları gerekir. Bölesine bir çalışma ortamı ise ancak üniversitelerde bulunabilir.

Üniversitelerin böylesine bir araştırma düzeyine erişebilmeleri için maddi bakımdan desteklenmeleri gerekir. Aynı zamanda, üniversitelerin belli amaçlar doğrultusunda araştırma yapmaları için de sanayi ortamından üretim amacıyla teknolojik isteklerin gelmesi beklenir. Böylece alınan projelerin yarattığı mali olanaklar üniversitelerin araştırma konusunda daha etkili ve başarılı olmalarını sağlarken, sanayi de gelişen teknoloji ile daha geniş pazarlara ulaşma ve daha çok kâr etme olanaklarını elde eder. Böylesine bir ortam, hem teknolojinin, hem sanayinin, hem de eğitim düzeyinin yükseltilmesi için çok elverişli bir durum oluşturacağından gereklidir. Sanayi ve üniversitelerin böylesine bir işbirliği içinde bulunabilmeleri için öncelikle sanayinin teknolojik sorunlarını belirlemesi, bunların çözümü için fon yaratması gerekir. Aynı zamanda üniversitelerin de araştırıcı gruplar ve bunların çalışacakları laboratuvarları oluşturması gerekir. Böylece bilimsel gelişme için çaba gösteren bilim adamları, teorik ve pratik çalışmaları birlikte yürüterek, hem bilimsel temelin gelişmesini hem de araştırmaya yönelik genç bilim adamlarının yetişmelerini «sağlarlar. Aynı zamanda sanayinin gereksinimi olan teknik

elemanlar da bu ortam içinde en iyi şekilde yetişirler. Böylece üretici firmalar daha kaliteli, ucuz ve rekabet gücü yüksek ürünler üretebilme olanağına kavuşurlar. Bütün bunların ışığında, yeni bir eğitim politikasının belirlenmesi ve üniversitelerin belirtilen amaçlar doğrultusunda desteklenmesinin gerekliliği açıktır. Üniversitelerin, teknolojik gelişimde en önemli unsurlardan biri olduğunu görebilmek için, Amerikan üniversiteleriyle ilgili bir araştırmayı incelemek faydalı olur.

Fonların kaynakları Federal Hükümet Üniversiteler ve kolejler Vakıf, bağış ve diğerleri

Tablodan da görüleceği gibi, üniversitelerde yapılan AR GE (Araştırma Geliştirme) yatırımları içinde hükümet tarafından yapılan yatırımlar en önemli kaynağı

oluşturmaktadır. Türkiye'de de devletin elektronik sanayiinin gelişimi için öncü görevi yapmasının gerekliliği ortadadır. ABD gibi, devletten bağımsız her türlü özel girişimin tevsik edildiği gelişmiş bir ülkede bile, devlet hâlâ üniversitelerin en önemli maddi destekleyicisi durumundadır. İkinci önemli destek üniversitelerin kendi fonlarıdır. Bu fonlar, üniversitelerin piyasa için yaptıkları AR GE çalışmalarından kazandıkları paralarla oluşturulmuşlardır.

ABD'de sanayi ve üniversiteler arasındaki ilişkiler birçok şekilde gelişmektedir.Bazılarında üniversiteler ağırlıklı bir rol üstlenirlerken, bazılarında şirketler, bazılarında da her ikisi önemli yer tutmaktadır. Şimdi böylesine ortak çalışmalarla ilgili birtakım örneklere kısaca gözatalım. SRC adındaki bir araştırma şirketler grubu, çeşitli üreticilerden sağladığı paralarla yatırım amacıyla bir fonlar havuzu oluşturmakta ve kâr getirecek çalışmalar yapan üniversitelere dağıtmaktadır.

Üniversite ve sanayi işbirliğinin en küçük örneğini bir üniversiteyle bir şirket arasında yapılan anlaşma oluşturur. Örneğin Washington University ile Mo. and Monsanto Co. şirketi arasında üniversite tarafından yapılacak araştırma çalışmasıyla ilgili bir anlaşma imzalanmıştır.

Bir başka işbirliği çeşidinde bir üniversite, araştırma çalışmalarıyla ilgili anlaşmaların yapılmasında başı çekmektedir. Böylece o üniversite, aynı konuyla ilgilenen çeşitli yerel şirketleri biraraya getirerek bir grup oluşturmaktadır. Örneğin Minnesota Üniversity'nin Bilimsel Bilgiler Merkezi, yakındaki Control Data Corp., Honeyvvell Inc., Sperry Corp., ve 3M Co. şirketleri için yapılan bilgisayar ve mikroelektronik araştırmaları için üniversite profesörlerini desteklemiştir.

Eğer üniversite yakınında uygun bir şirketler grubu yoksa, üniversite bir araştırma parkı oluşturmaya çalışmaktadır. Örneğin, Rensselaer Polytechnic Enstitüsü, New York meclisi, bir müteahhit, ve yerel şirketlerle birlite, Troy'da yeni bir endüstri parkı ve araştırma merkezi kurmak amacıyla bir fon oluşturmuşlardır. Burada amaç, üniversitenin mühendislik araştırma faaliyetleri için katkıda bulunacak şirketleri kendi etrafına çekmektir. Şirketler bölgeye yerleşince, devlet ve yerel hükümet vergi geliri elde ederlerken, bölgedeki iş çevreleri de yeni müşteriler kazanacaklardır.

Bazı üniversiteler ise, en iyi oldukları dalda bir araştırma merkezi ("center of excellence") kurmaya çalışmaktadırlar. Böylece araştırma faaliyetleri için maddi destek bulmaya çalışmaktadırlar. Örneğin, Carnegie Mellon University, bilgisayar güdümlü mühendislik, Stanford University yapay zeka konulu araştırmalarda ağırlıklı bir merkez olmayı amaçlamaktadırlar. Bu durumda, üniversiteler endüstri ve hükümetle araştırma çalışmaları için anlaşma yapma çabaları içindedirler.

Birçok üniversite ise değişik sanayii alanlarındaki şirketlere teknik danışmanlık yapmak amacıyla çeşitli programlar uygulamaktadırlar.

2) BİLGİ BİRİKİMİ:

Birinci şıkta belirtilen bir ortamın oluşturulması için en önemli etkenlerden biri de bilgi birikimidir. Somut birşeylerin ortaya konulabilmesi için her zaman geçmiş deneyimlerden ve daha önce kazanılmış bilgilerden yararlanmak gerekir. Kısaca, bir başlangıç noktası mutlaka olmalıdır. Bu durum elektronik teknolojisi için de geçerlidir. Başlangıç düzeyi uluslararası düzeyden ne kadar uzaksa, teknolojik yenilik yapmak da o kadar çok çaba, zaman ve harcama gerektirir. Bu yüzden başlangıç için mümkün olan en üst bilimsel düzeyin elde edilmesi gerekir. Gerçekte de daha önceden bilinen şeylerin "tekrar bulunmasına" gerek yoktur. Bunu sağlamanın tek yolu başarılı bir bilimsel ve teknoloji aktarım sağlamaktır. Yani günümüz dünyasının bilimsel ve toknolojik birikiminin ülkemize getirilip, sahiplenilmesi gereklidir. Bu da, üniversitelerin, Tübitak'ın ve araştırma/geliştirmeye yönelik kurum ve kuruluşların yardımıyla gerçekleştirilebilir. Genel anlamda bu, elektronik sanayiinin gelişimine yönelik devlet politikasının bir parçası olmalıdır.

3) SERMAY E:

Üretim için gerekli temel öğelerden biri de sermayedir. Elektronik üretimin en sorunlu kısımlarından biri başlangıç için gereken, bilimsel ve teknolojik ortamın sağlanmasından sonra gerekli olan parasal yatırımın hayli yüklü olmasıdır. Böylesine ağır bir mali yükü yerine getirebilecek şirket sayısı ülkemizde oldukça azdır. Bunun yanında daha az yatırımla kâr sağlama olanakları bulan ve bunun ilk anda getirdiği kolaylıkların albenisiyle pek çok yatırımcı, elektronik sanayi gibi yüksek teknoloji isteyen, her an yeniliklere adapte olmayı gerektiren zor bir alana getirmekten kaçınmaktadırlar.

Fakat gözönünde bulundurulması gereken nokta elektronik üretiminin gerekli şartlar oluşturduğunda çok kârlı ve çok hızlı büyüme sağlayan bir dal olmasıdır. Öte yandan elektroniğin günlük yaşantının birçok alanına girdiğini ve bunun daha büyük oranlarda artacağını düşünürsek, elektronik teknolojisinin her alanda kullanılacak olmasının kaçınılmaz olacağını daha 'olay tarkedebiliriz. Bu yüzden tüm sanayicilerin er geç bu konuda yatırım yapmak zorunda kalacakları bir gerçektir. Bu sürecin maliyeti ve zorluğu erken davranıldığı ölçüde azalacaktır.

4) PAZAR OLANAKLARI ARAŞTIRMASI VE PLANI

Dünya pazarı içinde elektronik ürünler önemli bir yer tutmaktadır. Bu ürünlere olan talep, kalite, hız,ucuzluk, vb. gibi nitelikleri arttıkça fazlalaşmaktadır. Bugün elektronik piyasasında bulunan birçok şirket, yeni bir ürünün araştırma çalışmalarına başlamadan önce bu ürünün pazar payı ve getireceği kâr oranı, rekabet gücü gibi unsurları hesabeder Araştırma sonunda oluşturulan yeni teknolojinin getireceği büyük avantaj ve ürün piyasasına ilk giriş avantajı gözönüne alınarak yatırım yapılır. Gelcek için yapılan pazar plânı ise araştırma çalışmalarının niteliklerini ve yönünü belirler.

Elektronik sanayii gibi önemli ölçüde yatırımın yapıldığı bir alanda, bunun karşılığını alabilmek ancak akılcı bir pazar plânı yapmak ve pazar olanaklarını değerlendirmekle olasıdır. Bunun için her şirketin dünya piyasasında süregelen kıyasıya pazar kavgasından haberdar olarak, dinamik, nitelikli ve deneyimli elemanlardan kurulu birimler oluşturmasının büyük önemi vardır.

5) ÜRETİMİ DESTEKLEY EN Y AN KURULUŞLAR:

Elektronik sanayii, birtakım yan sanayi dallarının yardımına gereksinim duyar. Örneğin cihaz kutularının yapımı, elektronik aletlerin mekanik parçalarının yapımı, vb. için mekanik ve plastik sanayii dalları gibi. Bunlar ürün kalitesi için önemli unsurlardır. Çünkü alıcı sonuçta elektronik aksamın yanında, dış görünüşe de önem verir.

Ayrıca elektronik sanayiinin ihtiyaç duyduğu temel elemanların üretimi de, yüksek teknoloji taşıyan ürünlerin üretimi için gereklidirler (direnç, kapasitör, bobin, tümleşik devre elemanları, vb.) Fakat günümüzde, bu tür elemanların üretimi oldukça geniş ve paylaşılmış bir rekabet alanını oluşturur. Bu nedenle bu elemanların üretimi için kârlılık ve gereksinim derecesi dikkate alınmalıdır.

Elektronik Sanayii Gelişimi için Önemli Bir Unsur Araştırma Geliştlrme Adaptasyon:

Türkiye'de bu beş yapı taşı henüz yeterince oluşmamıştır. Bu durum, Türkiye'de elektronik sanayiinin gelişimi için devletin yönlendirici, eğitici ve atılımcı bir rol oynamasını ve bu doğrultuda politika geliştirmesini gerekli kılmaktadır.

Devlet öncülüğünde yapılacak böyle bir planlı atılım için en önemli birim Araştırma Geliştirme Adaptasyon (AR GEA) olmalıdır. AR GEA'nun iki önemli görevi yerine getirmesi gerekir. Bunlardan birincisi, bilim ve teknoloji alanında uluslararası düzeyde oluşturulmuş bilgi birikimini ülkemize getirmek, ülkemiz koşullarına uygun biçime sokmak ve kullanmaktır. Böylesi bir çalışma yeni teknolojiler geliştirmek için gerekli temeli oluşturacaktır. Fakat bunu başarmak için, dış dünyadaki gelişmeleri, üniversite ve ilgili kurumların firmaların yaptıkları yayınları yakından izlemeyi gerektirir. Bu arada önemli bir unsuru gözardı etmemek gerekir. Yukarıda belirtilen çalışma kendi teknolojimizi üretmek için sadece bir basamağı teşkil eder. Yani bilimsel ve teknolojik atılım hedefinin sonu değil başlangıcıdır. AR GEA'nın ikinci ve asıl görevi, birinci kısımdaki çalışmalarından ve daha önceki bilgi birikiminden faydalanarak yeni teknolojiler geliştirmektir. Bugüne kadar ülkemizde hedef daima yapılanı, bulunanı taklit etmek olmuştur. Bununsa teknolojik bağımlılıktan, ekonomik kayıplardan ve geri kalmışıktan başka getirdiği hiçbirşey yoktur. Bugün nüfusu 50 milyonu aşan Türkiye'ye yakışan ve gereken, kendi kurumlarının da bilime ve teknolojiye öncülük etmesidir.

Böylesine bir çalışma, teknolojiyi ilk uygulama, pazara ilk girme fırsatı verir ki bu da çok büyük kâr olanağı

demektir. Elde edilecek kazanç, araştırma ve geliştirme çalışmaları için harcanan parayı karşılayacağı gibi yeni gelişim çabalarının desteklenmesini ve ekonomik büyümeyi de sağlayacaktır. Yeni teknolojinin getirdiği olanaklar daha gelişmiş teknoloji çalışmalarını destekleyecektir. Bunun yanında böylesine bir çalışma içerisinde bulunmak uluslararası düzeyde saygınlığımıza da büyük katkılarda bulunacaktır.

Yukarıda belirtilen düşünceler ışığında, elektronik sanayii içinde yeralan her kuruluşun bir AR GEA bölümü içermesinin gerekliliği açıktır. Bunu desteklemek ve gelişmeleri bu alandakilere iletmek için bir iletişim ortamı oluşturmanın da yararı büyük olacaktır.

Bilimsel ve Teknolojik Gelişme için Kolaycı Y aklaşımlar Çözüm Olamaz:

Türkiye nin gelişmiş ülkeler düzeyine çıkabilmesi için bazı düşünceler ileri sürülüyor. Bunlardan biri, "yakalanması gereken trenin, teknoloji kullanım treni" olduğu, "gelişmişliğin ihtiyacımız olan teknolojiyi kendi gereksinimlerimize adepte edip kullanmak" olduğudur*. Bu düşünce temelde önemli bir yanlışa düşmektedir.

Bugün teknoloji üretmekle, teknolojiyi kullanmak arasında çok önemli bir fark vardır Teknolojiyi kullanmak isteyen ülkeler, bu teknolojiyi üreten ülkelerin pazarlarıdırlar ve etkileri altındadırlar. Teknolojiyi üretmek, temeli bilime, bilim adamlarına ve araştırmaya dayanan zo ve pahalı bir iştir. Bu işi başaran hiç bir ülke masraflarını çıkarıp kâr etmeden, ürettiği teknolojiyi bir başka ülkeye vermez.

Sonuç olarak kazanan ve yeni teknolojiler üretmek için güç toplayanlar, teknolojiyi üretenlerdir. Teknolojiyi kulananların ise onu üretenlere satacağı önemli bir şey yoktur, çünkü onlar ikinci eldir ve her zaman bir adım geriden gelirler. Teknolojiyi elde etmek için, bunun pahalı bedelini ödemek zorundadırlar.

Dolayısıyla gelişmişlik, teknoloji kullanımıyla değil teknoloji üretimiyle doğrudan ilgilidir. Teknolojiyi üreten zaten onu ilk kullanır. Bu yüzden bizim yakalamamız gereken "tren" bilimsel temele dayalı teknoloji üreten ülkelerin trenidir.

Burada şunu belirtmekte büyük yarar var. Gelişmişlik hedefini belirlerken alçakgönüllü davranmak, kendini küçümsemek ve bu hedefin gelişmiş ya da gelişmemiş tüm ülkeler için aynı olması gerektiği düşüncesinden hareket etmemek, hep geride kalma ve azgelişmişliğe mahkum olma sonucunu doğuracaktır. Türkiye Cumhuriyeti bugün 65 yaşındadır. Atatürk ilkelerine bağlı nesilin cumhuriyeti kurarken taşıdığı atılımcı ruha, azgelişmişlik zincirlerini kırıp bilim ve teknolojinin "tren kervanlarfna katılmak için biz de sahip olmalıyız Bu arada zaman faktörü aleyhimize işleyen bir unsurdur. Uyuşuk zihniyetli, uluslararası düzeyde meydana gelen gelişmelerden habersiz kimseler bunun farkında olmayabilirler. Fakat, bir çeyrek yüzyıl sonra bilimsel düzeyleri belli bir sınırı aşmış ülkeler bir anda kapatılması olanak dışı bir sıçrama yapabilirler. Bu

yüzden yapılması gerekenlerin zaman kaybetmeksizin uygulanması gereklidir.

Türkiye sadece elektronik sanayiinin gelişimi için değil, diğer akla gelen bütün alanlarda (sanatta, kültürde, sporda, eğitimde, ekonomide, ...) aynı atılımı yapmak zorundadır. Bunun için tek çıkış yolu insanların düşünce yapısını değiştirmek, mantıksal ve bilimsel bir düşünce açısını kazanmalarını sağlamak, yani modern ve laik bir ulusal eğitim politikası belirlemektir.

Sonuç:

Elektronik sanayii ülke gelişimi için çok önemli bir motor sanayi dalıdır. Bu sanayinin geliştirilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu işi başarmak için diğer sanayi dallarının gejişimi için de örnek olacak bir devlet politikası yürütülmesi gereklidir. Bu politika uzun vadeli yararları gözeten kalıcı ve bilimsel bir yaklaşımla belirlenmelidir. Hedef belli, olanaklar yeterince açık olarak görülebildiğine göre, bu politikanın nasıl ve ne nitelikte olacağına karar vermek zor değildir. Zaman en önemli aleyhte unsur olduğundan, bu politikanın en kısa zamanda oluşturulması gereklidir. Şu andaki durum gelecek için umut verici gözükmemektedir. Belirgin bir devlet politikasının olmaması, zaten sayıları kasıtlı olan beyin gücünün, gelecek kaygısıyla yabancı ülkelere göç etmesine ve o ülkelerin gelişimi için çaba harcamalarına neden olmaktadır. Böylece Türkiye'nin gelecekteki gelişmişlik düzeyini belirleyecek insanlar tek tek, diğer ülkelerin iştahını kabartırcasına feda edilmektedirler. Endüstri devriminin tarihsel gelişimi günümüze kadar incelenirse, özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra, bilgisayarların topluma yayılması, iletişim olanaklarının büyük boyutlarda artması ile birlikte, şimdiye kadar görülenlerden çok farklı bir durum ortaya çıkar. O da çok sayıda bilgili ve iyi yetişmiş insanın belli konularda eşgüdüm içinde çalışarak bilime ve teknolojiye yaptıkları katkıdır. Bu durum dünya tarihinde eşi görülmemiş bir biçimde ortaya çıkmıştır. Üstelik, yapılan çalışmaların ekonomik katkısıyla bu yöndeki yatırımlar giderek artmaktadır. Bu yüzden, dünya yeni bir çağa ilk adımını atmış bulunuyor. Bu çağ bilgi ve iletişim çağıdır. Herkesin istediği, gereksinim duyduğu bilgiyi anında edinebileceği ve bu bilgiye yenilerini ekleyebileceği bir çağ. Hız bu çağın en önemli özelliklerinden biri olacak ve durağan düşünceler değerlerini yitireceklerdir.

işte hedeflenmesi gereken gelişmişlik düzeyi, bu çağın niteliklerini taşıyan bir düzey olmalıdır. Yoksa birgün mutlaka eskiyecek bugünkü Avrupa ya da ABD'nin gelişmişlik düzeyi değil.

Elektronik sanayiinde de gözetilmesi gereken hedef, bir an önce bilimsel ve teknolojik açıdan eksiklerimizi gidermek ve aynı zamanda da gelecek için belirlenen hedefler ve gereksinimler doğrultusunda dünya piyasasına seslenmek üzere araştırma ve geliştirme çalışmalarını arttırmaktır. Bunun başarılması ancak devlet politikası ve desteğiyle olacağı için, devlet böylesine önemli bir konuda öncülük görevini üstlenmek durumundadır.

Bugün F 16 ve zırhlı araç üretimi gibi savunmaya yönelik konularda harcanan paraların savunmaya katkısı 10 12 yıllık kısa bir vadeyi kapsar. Çünkü bu konularda ülkemizin kendi insanları bir teknoloji geliştirme çalışması yapmıyorlar. Dolayısıyla bu savaş araçları bir süre sonra demode olmaya mahkumdurlar. Halbuki bu projelere yapılan yatırım Türkiye'nin yüksek teknoloji üretmesi (araştırma geliştirme çalışmaları) için harcansa, 10 12 yıl sonra Türkiye'nin ulaşacağı teknolojik ve bilimsel düzey bu iki projenin sağlayacağı savunma gücünden daha fazla etkilisini harekete geçirebilir.

Nüfusunun yüzde yetmişi "genç" olan Türkiye, çağdaş düşünceli kafalar ve uygun plânlama politikalarıyla 20. Yüzyılın bitiminde atılımın eşiğine gelme şansına sahip olacaktır. Bu atılımın kısa süre içinde yapılması da çok önemlidir. Çünkü Türkiye'nin yukarıda belirtilen avantajı yanında, sanayisini de yeni çağa adapte edebilme olanağı vardır. Üstelik henüz köklü ve kemikleşmiş bir sanayi ve üretim olmadığı için ülkemiz bu adaptasyon işlemini daha kolay ve ucuza mal edebilir.

Bütün bunların ışığında Türkiye'nin 2000'li yıllara doğru belli bir aşama içine girmesi gerekliliği ortadadır. Aksi

takdirde ülkemizin yetişen yeni çağdaki durumunun pek parlak olmayacağı, bu yeni çağa ayak uydurmasının rastlantılara kalacağı açıktır.

KAY NAKLAR

Tablo 1: G. Kore Elektronik sanayii, s.223 (Ercan, Hokkacı, Oral; Türkiye Elektronik Sanayii) Tablo 2: Türkiye elektronik devre elemanları üretimi ve yıllık artış oranı, s.90 (Ercan, Hokkacı, Oral; Türkiye Elektronik Sanayii) Tablo 3: Sabit fiyatlarla Türkiye'nin dışalımı, s.93 (Ercan, Hokkacı, Oral; Türkiye Elektronik Sanayii) Tablo 4: Cari fiyatlarla Türkiye Elektronik Sanayii'nin dışsatımı, s.97 (Ercan, Hokkacı, Oral; Türkiye Elektronik Sanayii) Tablo 5: 1980 ve 1984 yıllarında ABD üniversitelerindeki araştırma fonları (milyon dolar) (IEEE Spectrum, Kasım 1984, s.105)

* Cumhuriyet, 23 Şubat 1987, M.Tınaz Titizle Söyleşi

YÜKSEK ORTA ALÇAK GERİLİMDE TRAFO MOTOR Üretim ve tamirinde, çeşitli bobinaj işlerinde. Her türlü izolasyon probleminizin halli için dünyaca ünlü VVEIDMANN kalitesiyle

izolasyon malzemeleri

• PRESBANTLAR TRANSFORMERBOARD'lar »MİKALI (folyolu) PRESBANTLAR •POLYESTER FOLYOLAR >NOMEXÜ PRESBANTLAR 'YÜKSEK ISIYA DAYANIKLI MİKALI BANTLAR »CAM İPEK VE CAM BANTLAR '.ELEKTRİK KREP KRAFT KÂĞITLARI

Ayrıca elektrik elektronik cihazları, üretim için her türlü test ekipmanı, ölçü aletleri, komple laboratuvarlar, üretim makineleri Mühendislik hizmetleri ve teknik yardımla birlikte derhal stoktan teslim. En uygun fiyat ve ödeme kolaylığı.

EN PAY

Endüstriyel Pazarlama ve yatırım A Ş

Bağdat Cad. 468/1 Bostancı/İSTANBUL (Bostancı Polis Karakolu Karşısı) Tlf: (1)362 02 42 43 Telex: 29030 seyu tr.

Telefax 37313 11