Elektrik Mühendisliği · Sayı 273 274 · Eylül Ekim 1979

ARAMIZDA

Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme

Yıl
1979
Sayfa
1
Okuma süresi
2 dk
Görüntülenme
0

Konu

Toplum, demokrasi ve emek

İlgili: Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • MESS
  • IMF
  • Dünya Bankası
  • devalüasyon
  • TÖB-DER
  • 24 Ocak kararları

Özet

EMO Yönetim Kurulu, dönemin ekonomik krizini ve alınan istikrar tedbirlerini, sermaye çevrelerini ve hükümeti eleştirerek değerlendiriyor; işçi ve emekçi kesimlere yönelik baskı ve örgüt kapatmalarına dikkat çekiyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Sayın Üyemiz,

Artık kendileri de itiraf ediyorlar, iflas ettiklerini... Gizleyemiyorlar, gizlemeye pek gerek de duymuyorlar...

MESS'iyle, tekelci sermayedarıyla, renkli basınıyla, politikacısıyla ağıtlar ya kıyorlar. "Yangın var, batıyoruz" diye bağırıyorlar ve bu gürültü ile toz du man arasından emeğiyle geçinen bizim gibilere dönüp, "kemerleri iyice sıka caksınız, başka çaremiz yok" diyorlar.

Ülkenin bugünkü durumunun baş mimarları büyük bir pişkinlikle televizyon ekranlarına çıkıp, ülke ekonomisinin iflasını uzun uzun anlatıyorlar ve sonra da emekçi kitlelere, yaptıkları devalüasyon ve zamların "nimetlerini" alay edercesine sunuyorlar! Sanki bu iflasın sorumlusu kendileri değil de emekçi kitlelermiş gibi tavırlar takınarak nüfus artışından, savurganlıktan sözediyor lar. Ülkemizi 1950'lerden başlayarak ekonomisinden politikasına, kültüründen sanatına kadar dışa bağlayan, yeraltı ve yerüstü kynaklarımızı yabancıların hizmetine sunan, zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapma politikasını geliştiren, ulaşımı karayoluna dayandıran, enerjiyi petrole bağlayan, her alan da IMF, Dünya Bankası, Enerji Ajansı gibi uluslararası kuruluşların ve tekelle rin emirlerini uygulayan, daha dün ABD ile ikili anlaşmaları, Sevr anlaşmasına benzer koşullarla, parafe eden onlar değilmiş gibi, öylesine bir tablo çiziyor lar ki, sanki herşey yolunda giderken bir sabah uyandığımızda bir de bakmışız k i ; iflas etmişiz! Sonra da, şiddetli kışın soğuğunda donan, yağ, tuz ve şeker gibi en temel gereksinmelerini bulamayan, kuyruklarda ömür tüketen halkımı zın cebindeki parasının yarısından çoğuna el koydukları yetmiyormuş gibi, en asgari hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran yeni baskı yasalarını çıkarıp, teh ditler yağdırıyorlar. İşçi ve emekçi kitlelerin ekonomik demokratik istemleri ni duyurup, haklarını arayabildikleri araçları TÖB DER, TÜTED gibi demok ratik kitle örgütleri kapatılıyor, devrimci demokrat, ilerici işçi sendikası yöne ticileri tutuklanıyor. Arkasından, yıllardır binlerce devrimci, demokrat ve yurtseverin kanına giren faşist katiller ortada dururken "anarşi", "Terör" çığ lıkları arasında emekçi kitlelere evde, yolda, okulda, fabrikada, işyerinde kısa cası her yerde bir baskı ve sindirme kampanyası açılıyor. İşyerlerinde, kitleler halinde kıyım ve sürgünler benzerine rastlanmamış bir hızla sürdürülüyor. Ve, tüm bu yaptıklarına "enflasyon ve anarşiyi önleme tedbirleri veya önlemler paketi" adını takıyorlar, ülkeyi ve halkı kendi sürükledikleri bataklıktan böy lece kurtaracaklarını, yıllardır alıştığımız "vatan, millet, Sakarya" nutuklarıy la ilan ediyorlar.

Bırakalım bizleri, söylediklerine kendileri inanıyorlar mı dersiniz? Bizce inan mıyorlar. Her alanda içine girilen bataklıkta çırpındıkça daha fazla batılaca ğını da pekala biliyorlar, gün kazanmaya çalışıyorlar.

Bizler de şunu çok iyi biliyoruz ki, ülkemizde Kurtuluş Savaşı öncesi de böy le bir dönem yaşanmıştır ve birçok ülkede yaşanıyor. Sonuçta, ülkelerini ba taklığa sürükleyenler o bataklıkta boğluyor, halk ise dimdik ayakta kalıyor.

Bugünlerin karanlığının içinden yarınların aydınlığını müjdeleyen ışıklar yanı yor...

Saygılarımızla YÖNETİM KURULU

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 273 274