Elektrik Mühendisliği · Sayı 244 · Nisan 1977

PANEL: ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ VE EĞİTİMİ

Mühendislik eğitimi Görüş ve değerlendirme

Yıl
1977
Sayfa
15
Okuma süresi
46 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik eğitimi

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı

Anahtar kelimeler

  • ODTÜ
  • Elektrik Mühendisliği Bölümü
  • EMO Komitesi
  • panel
  • mesleki eğitim
  • emperyalizm

Özet

ODTÜ EMO Komitesi ve EMO işbirliğiyle düzenlenen 'Elektrik Mühendisliği ve Eğitimi' panelinde yapılan konuşmalar aktarılmakta; Gürcan Banger'in sunumunda elektrik mühendisliği eğitimi ve ODTÜ modeli, eğitimin sınıfsal ve emperyalist bağımlılık ilişkileri çerçevesinde eleştirel biçimde değerlendirilmektedir.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

elektrik mühendisliği ve eğitimi

ODTÜ EMO Komitesi ile Odamızın ortak çalışmalarıyla düzenlenen "Elektrik Mühendisliği ve Eği timi" konulu panelin kısa habe rini Ocak sayımızda vermiştik. Aşağıda panele ilişkin ayrıntı lı bilgileri ve konuşmaların tam metnini bulacaksınız.

"Elektrik Mühendisliği ve Eği timi" Paneli, 12 Ocak 1977 gü nü ODTÜ Mimarlık Bölümü anfi sinde yapıldı. Elektrik Mühen disliği Bölümü öğrencilerinin yanı sıra öğretim üyeleri ve diğer bölüm öğrencilerinin de izlediği paneli Bekir Özgirgin yönetti. Özgirgin, paneli açar ken yaptığı konuşmada, Odamızın elektrik mühendisliği eğitimi ve öğrencilerle ilişkiler konu suna verdiği önemi belirterek, bu ilişkiler sonunda oluşan ODTÜ EMO Komitesi ile Elektrik Mühendisleri Odasının ortak ça lışmaları hakkında bilgi verdi ve ilk kez böyle geniş bir bo yutta düzenlenen bu panelin ilerdeki çalışmalar için olum lu bir adım niteliği taşıdığı nı söyledi. ODTÜ EMO Komitesin ce hazırlanan ve değerlendiri len anketin sağladığı somut ve rilerin, bugüne değin yeterince vurgulanmamış konulara ışık tut tuğuna ve birçok tartışmalı nok taya açıklık kazandırdığına de ğinen Özgirgin, çalışmalarda katkısı bulunan tüm arkadaşlara teşekkür etti ve sözü konuşma cılara bıraktı.

yönlendirici olduğu kapitalist bir ülkede, eğitimin burjuva toplumsal gelişim paralelinde olması doğaldır.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ VE ODTÜ MODELİ gürcan banger

SUNUŞ

Bu çalışma, genel olarak eği tim ve teknik mesleki eğitim, özel olarak elektrik mühendis liği eğitimine, yalnız öncelik le ekonomik ve giderek geniş planda bilimsel bir bakış ge tirmeye çalışması dolayısıyla değil, aynı zamanda, hemen he men bu konuda ilk çalışmalardan biri olması nedeniyle önemli dir. Konular, tüm bağlantıla rıyla ele alındığında, bu ça lışmanın kapsam olarak "yüzey sel" görünmesine karşın hergün karşılaşılan bazı sorulara ya nıtlar getirebileceği ve daha da önemlisi bazı soruları açı . ğa çıkaracağı inancındayız.

GENEL BAKIŞ

Karşıt toplumsal sistemlerin yaşamın her alanında verdikle ri mücadele, eğitim alanında da olanca hızıyla sürmektedir. Bu mücadele, tarihin de akışı na uyumlu olarak yeni bir top lumsal düzenin lehine ve artık çürüyen bir sistemin, emperya lizmin iflasına doğru ilerle mektedir.

Açıktır ki, farklı toplumsal sistemlerde eğitim düzeninin yapısı, diğer kurumlarda da ol duğu gibi, egemen sınıfın yada sınıfların maddi çıkarlarına bağımlıdır. Bu yüzden, kâr bi çiminde somutlanan karşılığı ödenmemiş artı değerin temel

Emperyalist kapitalist sisteme bağımlı azgelişmiş ülkelerin eğitim düzeni, emperyalizmin dolaylı ve dolaysız olarak yo ğun bir biçimde sömürüsüne he def olmaktadır. Çıkarlarının birbirine yaklaşması ve gide rek çakışması dolayısıyla ge rikalmış ülkelerin egemen güç leri emperyalizm ile işbirli ği içindedirler. Bu açıdan ba kıldığında, bu ülkelerde eği tim düzeninin yapısını tekelci kapitalizmden ve onun sömürü sünden ayrı düşünmek olanaksız dır. Yerini son olarak sözünü ettiğimiz ülkeler arasında dü şünebileceğimiz Türkiye özeli için bu olgu, eğitimin her ala nında gözlenebilmektedir.

Bu noktada soruna daha geniş bir planda ve emperyalist kapi talist sistemin dinamiği açı sından derinlemesine bakmak ge rekecektir. Bilindiği gibi, in sanlığın toplum8al bilim8el gündeminde ancak çözebileceği sorunlar vardır. Başka bir de yişle, herhangi bir toplumsal sorun, ancak onu çözümleyecek olan maddi koşulların varoldu ğu (geliştiği) yerde ortaya çı kar. Bu ilkeden kaynaklanarak tarihi bakımdan en basit iliş ki (ekonomik ilişki) açısından bakıldığında, 20.yüzyılın bur juva eğitim yapısı ile ilgili olarak bazı maddi süreçleri içerdiği görülecektir. Yüzyılın özellikle ikinci yarısında, tekelci kapitalizm döneminde, tekelcinin kârının kaynağı yal nız emekçi sınıfların yarattı ğı ve sermaye sahiplerinin el koyduğu artı değer değildir. Tekelci sermaye bir yandan te kel niteliğinden kaynaklanan 'tekel kârı' aracılığıyla ül kedeki diğer sınıf ve kesimleri ve daha da önemlisi azgelişmiş ülkelerin emekçilerini sömttrür. Bu olgu, söz konusu dönemde, yeni tip tekelleri yani çok uluslu şirketleri gündeme ge tirdi. 1958'den bu yana hızla büyüyen söz konusu tekellerin en önemli sorunlarından bir tanesi, artan üretimin gerekli kıldığı üretici güçleri ucuz

olarak sağlamaktı. Ve bu baş lık altında basit ve kaliteli işgücü en önemli yeri tutuyor du. Yakın bir örnek vermek ge rekirse: ODTÜ'nün kurulmasında ki amaç, bu bölgede emperya listlerin yapacağı yatırımlar da, askeri ve sivil işletmeler de çalıştıracakları

• yabancı dil bilen,

• burjuva kültürü almış,

• gelişmiş bir emperyalist eko nominin gerekli kıldığı her dalda en ileri araçları kul lanmayı kolayca öğrenebile cek eğitim görmüş,

• emperyalist ülke elamanının çalışmayı kabullenmeyeceği bir ücretle işgörmeyi kabul • edecek, teknik elemanlar yetiştirmek ve bunlar arasında emperyalist ülkelerdeki bilimsel araştır malarda görev alabilecek yete nekte olanları "beyin göçü" kanizmasıyla bu ülkelere çek mekti.

EÖÎTİM ve TEKNÎK MESLEKÎ EĞÎTÎM

Eğitimin çeşitli yaklaşımlarla ele alınması olanaklıdır. Eği tim üretim ilişkileri başta Ol mak üzere, eğitim meslek iliş kisi, meslek işbulma ilişkisi, ayrıca teknik ve mesleki eğitim ilişkilerinin ele alınması ge reklidir.

Teknik ve mesleki eğitim konu su, çeşitli uluslararası top lantılarda önemle ele alınmış bir konudur. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen öğretmen ör gütlerinin delegasyonları 1975 Mayısında Varşova'da toplanmış lar ve eğitinle ilgili sorunla rı, antidemokratik uygulamala rın sürdüğü toplumlardaki eği tim güçlüklerini dile getirmiş lerdir. Tartışmalar ve görüş alışverişi sonunda genel temel eğitim, mesleki teknik eğitim ve üniversiteler üzerine, top lumun ve eğitim sisteminin de mokratikleştirilmesi yandaşı olan ortak bir son belge oluş turulmuştur.

Bu belgede sözü edilen önemli bir noktaya değinmek yararlı

161 *<;

olacaktır, tik ve sürekli eği tim konusu. Eğitim sistemi her genç ve yetişkine, temel, genel ve mesleki eğitim görme olanaklarını vermelidir. İlk eğitim, sürekli eğitimin teme lini oluşturur. Ayrıca kişiye okuma beğenisini ve kendini ge liştirme yöntemlerini kazandı rır. Bu amaç, ancak yüksek bir düzeyde yapılan bilimsel, kül türel uygulama, yaşam ve üre timle ilişkide bulunan bir eği timle sağlanır. Herkesin içinde yaşadığı toplunun işleyişini ve değişimini anlayabilmesi için gerekli araçlar sağlanma lıdır.

Bilimsel ve teknolojik disip linler ve bunların pratik uygu lamaları, temel eğitimin özünü oluşturur, tik temel eğitimin kişiye verecekleri şunlar olma lıdır:

• genel kültür,

• mesleki nitelikler kazanmak için bilimsel bir temel,

• yaratıcı, yeteneği geliştiri ci her türlü yardımcı öğeler.

Temel eğitim, ülkenin bağımsız gelişiminin gereklerini ve kül türünü gözönüne alarak yapılma lıdır.

Bilginin sürekli olarak yeni lenmesi ve bilimsel ilerlemede görülen büyük hız, "edinilen" olgusunu getirmektedir. Bu ne denle, bilginin olguların, ya saların, kuramların temel bir çekirdeği olarak öğretilmesi ve yaratıcı biçimde geliştiril mesi sağlanmalıdır.

Eğitimin, toplumla ve üretimle bağ kurması zorunludur. Yukarı da sözü edilen konferansta da genel, insanca ve bilimsel kül türün, mesleki yetiştirmenin özünü oluşturduğu belirtili yor.

Mesleki eğitim, ekonomik, bi limsel ve teknik ilerlemenin bir öğesidir. Mesleki eğitim, ekonomik alanda bağımsız ola rak gelişebilmeyi güvence al tına alır.

Sürekli eğitimse çalışanların mesleki özelliklerini ve kül türlerini ilerletme olanakla

rını vermelidir. Sürekli eğiti min rolü, çalışanların kültü rel, toplumsal ve ekonomik ge lişimlerini sağlamaktır. Mes leki eğitim, ilk temel eğitim ve sürekli eğitim, ancak demok rat bir toplumda çağdaşlaşabi lir.

Çağdaş ve demokratik bir eği tim sistemi herkese eşit ola naklar sunar. Bunun sağlanması için de eğitimin hizmetine ye terli mali olanaklar sunulma lıdır. Herkese yeterli öğrenim kurumları oluşturulmalı, eği tim kurumlarının yeniden plan laması yapılmalı ve plan ele man kurum sıralaması gözönünde tutulmalıdır. Bu sıralamayla düzenlenecek eğitim sisteminde iki temel ilke unutulmamalıdır:

• eğitim üretim içindir,

• eğitim yaratım içindir.

Çağımız, gelişen ve değişen tek nolojiler çağıdır. Her yeni bu luş, ekonomiyi güçlendirecek tir. Bu nedenle, bilimsel araş tırmalara önem verilmelidir. Bunun için de teknik okulların sayısını artırmak ve eleman ye tiştirmek zorunludur. Sosyalist ülkelerin bilimsel araştırmaya

ayırdıkları para, büyük toplam lar tutmaktadır. Eğitimin de mokratikleştirilmesi için, bi limsel araştırmalarla yaratma ya, öte yandan, ağır sanayi ve hafif sanayi ile toplumun ge reksinim maddelerini üretmeye yönelik bir sistem oluşturul ması gereklidir. Her bilimsel çalışma, daha iyi bir üretim olanağı demektir. Bu nedenle, bilimsel çalışmalarla pratik üretim dengeli bir biçimde yürütülmelidir.

Sonuç olarak; kalkınma için üretim, üretim için bilgi, bil gi için eğitim... Bu sıralamay la düzenlenecek eğitim siste minde iki temel ilke unutulma malıdır. Ayrıca bu sıralama, bize "kalkınma için eğitim" sonucunu verir ki, 20'nci yüzyı lın ikinci yarısında çok iyi kavranmış olan bir gerçeği dile getirmiş oluruz.

ELEKTRtK MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ ve ODTÜ MODELİ

Çalışmamızın son bölümü ana ko nularımızdan biri olan ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümünün genel incelenmesi ve değerlen

Banger, Özgirgin ve Kahraman, panelde elektrik mühendisliği eğitimi ve sonrasına ilişkin ilginç bilgiler verdi.

dirilmesi niteliğinde olacak tır. Bu çalışmanın özelliği, açıklamalarımızı ekonomik te melden kaynaklanarak, yukarıda getirdiğimiz genel varsayım, ilke ve savların ışığında yap maya çalışmamız olacaktır.

Genel olarak, ODTÜ'nün emper yalizme bağımlı kuruluş poli tikası ile uyumlu olarak, aile leri itibarıyla Elektrik Mühen disliği Bölümü öğrencilerinin yarıdan fazlası, toplumun eko nomik olarak orta ve üst orta kesimlerini oluşturan daha çok küçük burjuva ve kısmen burju va sınıf kökenlidirler.

EMO ve ODTÜ Elektrik Mühendis liği Bölümü öğrencileri tara fından yapılan ankette elde edilen sonuçlar da bu değerlen dirmeyi doğrular niteliktedir. Şöyle ki, öğrenci ailelerinin yarıdan fazlası yüksek öğrenim görmüş olup aylık gelirleri or talama olarak Türkiye'de kişi başına düşenin Uç katı dolay larındadır. Ayrıca bu kişilerin büyük çoğunluğu kendi evinde oturmakta ve toplamın Z 40'ı özel otomobil sahibidirler. Ay nı gösterge bize demokratik bir eğitimin başta gelen öğele rinden biri olan ilkenin. Dev letin öğrenciyi maddi olarak desteklemesi gerektiği ilkesi nin tersine olarak, öğrencile rin ağırlıklı bir biçimde (Z 76 dolayında) ailelerinden ekono mik destek gördüklerini söyle mektedir. ODTÜ öğrencileri için bu açıdan durum son derece açıklayıcıdır. Kısaca söylemek gerekirse yapılmak istenen şey, çok uluslu tekellerin temelin de yatan anlayış ile paralel olarak, insan kapitali o ülke nin olanaklarını kullanarak daha ucuza maletmek ve emper yalizmin arzuladığı nitelikte yetişmiş elemanı kendi amaçla rına uygun bir biçimde istih dam etmektir.

Toplumun sınıfsal yapısından gelen çelişkiler, köken olarak yapıları ne olursa olsun, bö lüm öğrencilerini doğrudan doğ ruya etkilemektedir. Elektrik mühendisliği, eğitim itibarıy la yoğun ve ağırlıklı çalışma isteyen bir daldır. Buna kar şılık, bölüm öğrencilerinin Z 56'sı bazı özel uğraşı ve okul dışı toplumsal etkinlik lere zaman ayırabilmektedir.

Öğrencilerin ancak % 9,1'inin sürekli spor yaptığı ve % 31,1' inin ise buna zaman ayıramadı ğı, okulun geniş spor olanakla rı gözönünde bulundurulursa ol dukça anlamlıdır. Bunların ya nında, yapılan ankete katılan öğrencilerin % 64'e varan kesi minin, öğrenci olaylarının teme linde yatan nedenin düzen bozuk luğu olduğunu göstermeleri öner memizi doğrular niteliktedir. Yine aynı çalışmadan elde edi len bir diğer veriye göre (Z 27) öğrenciler, öğrenci olayları dinamiğinin sınıfsal çelişkilerden kaynaklandığını söylemişlerdir.

Ankete katılanların ancak X 4,6'sının sorunu olmadığını belirtmesine karşılık, diğerle ri kendilerini düşündüren baş lıkları önem sırasına göre şöy le sıralamışlardır:

• Ülkenin içinde bulunduğu so runların baskısı,

• Eğitimin üretimle ilişkili olmayışı,

• Parasal sorunlar,

• Toplumsal uğraşılara katılma güçlüğü,

• Antidemokratik yasa ve yönet melikler.

önermemizle bağlantılı olarak bölüm öğrencilerinin siyasal yapısını belirleyen bir diğer gösterge de gazete ve dergilere gösterilen ilgidir. Politika, Cumhuriyet, Vatan gibi ilerici günlük gazeteler büyük bir ço ğunluk tarafından izlenmekte dir. Bu oran, l'inci sınıftan 4'üncü sınıfa doğru düzenli bir biçimde artmaktadır, örne ğin bu sayılar l'inci sınıfta X 60 iken' son sınıfta X 89 ol muştur. Bu artış, bölüm öğren cilerinin ODTÜ'deki ilerici öğ renci hareketinden önemli bir biçimde etkilendiğini göster mektedir. Bu arada bu çalışma yı yürüten kişilerin aynı grup altında düşündükleri Milliyet, Günaydın, Hürriyet gibi gazete lerin öğrencilerin X 50'si ka darınca ilgi gördüğünü de bu gazetelerin nitelikleri dola yısı ile hatırlatmamız gereke cektir. Dergiler için ise du rum şöyledir: ilerici dergile ri okuyanların oranı ilk sınıf tan son sınıfa doğru X 270 gi bi bir artış göstermektedir.

Akademik sınıflar değiştiği halde sürekli sabit kalan bu oranın ülkenin temel sorunla rının sınıfsal çelişkiler ol dufcunu söyleyen X 27 ile ben zerliğine dikkati çekmek iste riz. Bu arada teknik, bilimsel ve mesleki dergileri izleyenle rin ancak % 28,7'yi bulduğunu hemen noktalayalım.

Bölüm öğrencilerinin akademik durumları, ekonomik ve politik etkenlere bağlı bir fonksiyon niteliği göstermektedir. Bölüm öğrencilerinin genel not orta laması, anketin yapıldığı dönea hatırlanmak koşulu ile, şöyle bir görünüm vermektedir: Genel not ortalaması 2,50'nin üzerin de olanların oranı X 53; 2,00'nin altında olanların ora nı ise X 10,5 dolaylarındadır. Bu sayılar, son iki kısa dönem ortalamaları alındığında daha da anlam kazanmaktadır: 2,00'nin altında olanlar genele oranla Z 253,3 artmakta ve 2,50'nin üzerinde olanlar Z 26,5 oranın da azalmaktadır. Bu arada geçen dönem öğrenci toplamının Z 33,3'ünün başarısız duruma . düştüklerini hatırlatalım.

v

Bölümde en çok güçlük çekilen dersler konusunda şunlar söyle nebilir: öğrenciler en çok dö nem yada yıl yitirmelerine ne den olan dersler arasında Yük sek Matematik (Math 151 152), Elektromanyetik (EE 203), Elek trik Sistem Analizi (EE 201) sayıyorlar. Bu arada en çok zayıf (FF) alınan dersler ara sında yine EE 201, EE 203 ders leri gelmektedir. Ayrıca bunla ra Programlamaya Giriş (CS 200) dersi eklenmektedir. Kapsamı gereğinden fazla bulunan ders ler arasında ise Kimya (Chem 101 102) ve Kompleks Matema tik (EE 256) dersleri gelmekte, bunları Elektromanyetik (EE 203 204 303) dersleri izlemektedir. En çok yakınılan dersler ara sında ikinci sınıf derslerinim çoklukta olması, ilk ve ikinci sınıf arasındaki boşluğu ve ikinci,sınıfta öğrenci ayıkla ma politikasını belirlemesi açısından anlamlıdır.

Son sınıfta seçilen kümeler ko nusu bölümün en ilginç yanla rından birini sergilemektedir. Bölümde en çok tercih edilen 4'üncü sınıf kümeleri arasında toplamın Z 45,2'sini kontrol,

,5'ini elektronik ve % 14,3'ünü güç kümeleri topla maktadır. Öğrenciler, kontrol kümelerini ilgi çekici bulduk ları yada ders durumları zorun lu kıldığı için, elektronik kü melerini ilgi duyup sevdikleri için, güç kümelerini ise ülke gereksinmeleri doğrultusunda gördükleri yada daha kolay bul dukları için seçmektedirler. Yukarıda verdiğimiz sayılar ve seçim gerekçeleri, yurt gerçek leri de gözönüne alındığında bölüm eğitim politikası açı sından daha çok anlam kazana caktır.

Bölümde verilen derslerin öğ renciler açısından, üretimle ilgili olmadığı gözlenmiştir. Bölüm öğrencilerinin % 42'si bazı derslerin gereksiz olduğu, % 30'u okutulan derslerin teo rik yanının gereğinden fazla, % 27'si ise derslerin teorik ve pratik yanlarının uyuşmadı ğı biçiminde görüş bildirmiş lerdir. Aynı paralelde olmak üzere öğrencilerin % 66,5'i derslerin çok azının üretimle ilişkisi olduğunu belirtirken ancak % l'i derslerde eğitim üretim diyalogunun sağlandığı nı savunmuşlardır. Açıktır ki, dünya ve özellikle emperyalist sistem konjontürü düşünüldüğün de derslerin üretimle ilişkisi kurulabilir. Fakat Türkiye sos yo ekonomik yapısı özelinde so runa yaklaşıldığında yukarıda verilen rakamlarla öğrencilerin hiç de haksız olmadıkları orta dadır.

Kitap ve ders notları öğrenci lerin önemli sorunlarından bir diğeridir. Tüm ODTÜ öğrencile rinin doğrulayacağını bildiği miz bu önermenin temelinde ya tan görüşler ve gerekçeler şu biçimde belirmektedir: Yapılan ankete katılan öğrencilerin % 20,8'i ders kitabı bulmakta güçlük çekerken, % 50,5'i fi yatların yüksek oluşundan şi kayetçidir. Türkiye standartla rının çok üzerinde olan kitap fiyatlarından ancak öğrencile rin yarısının şikayetçi oluşu ilk önermemizde ortaya koydu ğumuz öğrencilerin ekonomik te mellerini açıklayıcı bir diğer göstergedir. Bu arada öğrenci lerin % 93,4'ünce üniversitenin olanakları yeterli bulunmakta dır. Buna karşın kültür emper yalizminin bir diğer gösterge

sini ABD ve benzeri ülkeler te kellerinin ODTÜ'de ve diğer az gelişmiş ülkelerin üniversite lerinde yabancı dildeki kitap ların basımını üstlenmiş olma ları biçiminde tesbit edebili riz.

Ülke standartlarının çok üstün de bulunun laboratuvar olanak ları yeterince değerlendirile memektedir. Bilindiği gibi oku tulan dersler teorik ve pratik yanları ile bir bütün oluştu rurlar ve bu bütünün sağlamlı ğı» ilgili dersin teorik pratik uyumluluğuna bağlıdır. ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümün de derslerin pratik yanı araş tırma ve laboratuvar çalışmala rı olarak somutianmaktadır. La boratuvar sorunu şöyle dile ge tirilmektedir: Laboratuvar ola nakları yeterlidir ama bu ola nakların yeterince kullanılama dığı % 63,5 gibi bir oranla saptanan bir gerçektir. Genel olarak öğrencilerin laboratu varla ilgili sorunları şöyle sıralanabilir:

• Ön çalışmalar (preliminary work) ve deney sonuçlarının değerlendirilmesi çok zaman almaktadır (% 71),

• Deney konuları ile ders konu larının zamanlaması iyi de ğildir (% 60,8),

• Deneyler anlaşılmadan yapıl maktadır (% 35,8),

• Verilen bilgiler deneyi yap mak için yetersiz kalmakta dır (% 29).

ODTÜ'de yapılan yabancı dille eğitim üzerinde değişik çevre lerce çeşitli düzeylerde bir çok şeyler yazıldı ve söylendi, ama bu konuda öğrenciler ara sında öğrencilerin görüşlerini alacak bir araştırma yapılma mıştır. Bu yüzden bu konuda bir önerme geliştirmek yerine bundan sonra yapılacak çalışma lara ışık tutmak açısından eli mizdeki verileri olduğu gibi dökmeyi yeğ tuttuk. Ankete ka tılan öğrencilerin % 96,3'ü elektrik mühendisleri için ya bancı dilin gerekliliğini ve yine toplamın % 75'i verilen yabancı dilin yeterliliğini be lirtmişlerdir. Bu konu ile ilintili olarak açıklanması ge reken bir diğer nokta, kendisi ne verilen yabancı dilin yeter

liliğini savunan öğrencilerden % 37'sinin bu bilgiyi yabancı dilde eğitim yapan kolejlerden, % 43,1'inin ise hazırlık oku lundan aldığıdır. % 3 dolayın da bir azınlık ise bu bilginin devlet liselerinden alındığını belirtmişlerdir. Liselerdeki yabancı dil eğitiminin ne den li yararlı olduğunu bu küçücük gösterge bile ortaya koymakta dır.

Özellikle dikkati çekmek iste diğimiz birkaç oran da şöyle sıralanabilir: Öğrencilerin £ 71,4'ü yüksek öğrenimin ya bancı dilde yapılmasında yarar gördüklerini söylemişler, bu yararı ise toplamın Z 62,5'i teknolojiyi (yani basılı yayın ları) izleme olanağı sağlaması biçiminde açıklamışlardır. Bu başlık altında bir önerme ge liştirmemiştik, ama emperyaliz min kültür politikasını hatır lıyarak şunu sormadan geçeme yeceğiz: "Hangi know how, han gi teknoloji, kimin hazırladı ğı yayın?..."

Öğretim üyesi öğrenci ilişkile ri olması gerektiği biçimde gelişmiş değildir. Öğretim üye leri, genel olarak öğrencilere karşı eksik kalmaktadırlar. An kete katılan öğrencilerin % 37,8'i öğretim üyelerini ge nellikle yeterli, % 36,9'u ge nel olarak yetersiz buldukları nı belirtmişlerdir. Toplamın % 47,3'ü eş ağırlıkta dağılmak üzere öğretim üyelerini;

• Kişisel nedenlerden,

• Üretimde yer almamış olmala rı yüzünden,

• Eğitim süreci içinde üretim de yer almamış olmalarından,

• Akademik nedenlerden dolayı yetersiz bulduklarını söylemişlerdir. Bunların yanın da ankete katılan toplamın % 66'sı öğretim üyesinin konu ları kitap yada kağıttan aynen aktardığını, % 56'sı anlatılan konuya bir bakış getiremediği ni, Z 55,2'si öğretim üyesinin bilgisinin yeterli olmasına karşın konuyu aktarmakta yeter siz kaldığını ve son olarak % 46,1'i öğretim üyelerinin ko nuları süratli işlediğini be lirtmişlerdir. Ayrıca öğrenci lerin büyük bir çoğunluğu tara fından paylaşılan görüş, öğre

tim üyesi öğrenci ilişkilerinin yetersiz olduğudur. İlişkilerin geliştirilmesi konusunda en be lirgin öneri, her iki kesimi, de ilgilendiren konularda ortak çalışmalar yapılması olmuştur.

Genel olarak staj , bölüm öğren cilerinin önemli sorunlarından bir tanesidir. Öğrencilerin bü yük bir çoğunluğu staj yeri bulmakta güçlükle karşılaşmak tadırlar. Bunların yanında öğ rencilerin;

• X 41,5'i yaz stajının ilke olarak yararlı olduğunu, ama okul bilgilerinin kullanıl madığını ,

• Z 26,1'i çalışma yapılan yer de kendileri ile ilgilenilme diğini,

• J! 27,3'ü ise stajın pek ya rarlı olmadığını belirtmişlerdir. Bulunan staj yerinde öğrenciye sağlanan ola nakların azlığı ise genel şika yetlerin bir başkasıdır.

Çalışmamızın bu kesiminde öğ rencilerin bölümle ilgili gö rüşlerinin dökümünü yapmaya ça lışacağız'. Bu kesimle ilgili önermeyi daha sonraki bir ça lışmamıza bırakmayı uygun bul duk. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, öğrencilerin % 74,7 sinin elektrik mühendisliği öğrenimini mesleğe ilgi duyduk ları için seçtikleri anlaşıl mıştır. Diğerleri ise yüksek gelir sağlayan bir meslek olma sı nedeniyle yada üniversite giriş sınavının sonucu olarak seçtiklerini belirtmişlerdir. Bunun yanında yaptıkları seçi min doğru olduğu kanısında bir leşenler toplamın X 70j4'ünü oluşturmaktadır. Genel olarak iş beğenmeme gerekçeleri bir yana bırakılırsa işsizlik ora nının Z 0,0 olduğu bu dalda, öğrencilerin X 50,2'si iş bula mamaktan kaygı duyduklarını söylemişlerdir. Bu tek oran bi le bölüm öğrencilerinin gizli işsizlik ile çok yakından bağ lantılı olarak mesleki gelecek leri hakkında kaygılarını açık lamağa yetmektedir. Son olarak aşağıda vereceğimiz oranın da ilgi çekeceğini umuyoruz. Bö lümle ilgili kurullarda öğren ci temsilcilerinin bulunmasın da öğrencilerin % 98,1'i yarar gördüklerini belirtmişlerdir.

Üzerinde en açık ve en ağır lıklı olarak birleşilen nokta da bu olmaktadır.

SONUÇ

Genel olarak bilimin varlığı üç koşul altında söz konusu edilir:

• Toplumun sınıfsal yapısı ve egemen sınıfların ekonumik politik seçimleri.

• Yeterli insangücünün yetişti rilmesi.

• Teknik donatımın sağlanması.

Kısaca söylendiğinde bilimsel araştırma, bilgi üretme çabası ile eş anlamlı olarak kullanı lır. Teknoloji ise üretilen bilginin maddi üretimde uygu lanması (kullanılması) demek tir.

Bu birkaç kısa tanımlamadan son ra sözlerimizi şöyle bir önerme ile sürdürelim: "Ülkemizde bi limsel araştırma için gerekli lik söz konusudur ama bu konuda etkin talep yoktur. Bu talep, ancak çağın üretici sınıfları nın (emekçi sınıfların) toplum yönetimine geçmeleri ile günde me gelecektir." Demek ki, üre tim eğitim diyalogu ve giderek eğitim sorunu sınıfsal açıdan ele alınması gereken konular durumundadırlar.

Bu bakış açısı bir programı zo runlu kılmaktadır: ilericilerin eğitim,programını...

Böylesine bir çalışma yakın ve uzak olmak üzere bağlantılı iki hedef göstermek gereklili ğini getirmektedir, öncelikle ilericiler, bu düzen içerisinde eğitim politikasını eleştirmek ve düzenlemelere bağlamak duru mundadırlar. Daha uzun dönemde ise emekçi halkın çıkarlarına dönük bir eğitim programının hazırlanması zorunluluğu var dır.

ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bö lümünde ise öğrencilerin eğitim sorununa yaklaşımları benzer biçimde olmaktadır. Öncelikle, var olan Amerikan tipi eğitim modelinin eleştirilmesi ve ak sayan yanlarının öğrerciler le hine düzeltilmesi çalışmaları gündemdedir. Daha sonra ise da ha geniş çalışma gruplarının (öğrenci öğretim üyesi EMO il gili kuruluşlar) hazırlayacağı

daha tutarlı ve yurt gerçekle rine uygun bir model çalışması hedeflenmektedir. Ayrıca yeni bir toplumsal düzende eğitim modelinin ne olabileceği üzeri ne ufak çalışmalar yapılmakta dır.

Son olarak, eğitim sorununun artık ilericiler açısından bir program sorunu haline geldiği ni yinelemenin ve her düzeyde yapılacak çalışmalara etkin biçimde katılmanın kararı ve bilinci içinde olduğumuzu ha tırlatmayı görev biliriz.

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ VE EMO abdülkadir kahraman

GÎRÎŞ

Elektrik mühendislerinin bugün demokratik mesleki kitle örgütü olan EMO, Genel Merkeze bağlı üç şube ve otuzaltı temsilcilik ile yaygın bir örgütlenmeye sa hiptir, üye sayısı altı bini aşmış durumda bulunuyor. Geçen yirmibir yılın sonunda varılan düzeyi, geçmişi de bilerek de ğerlendirmek, örgütümüzün gele ceğine ilişkin bakış açılarının ortaya konulmasına ve çalışma

/ programlarının ileriye dönük daha etkin ve doğru hazırlanma sına olanak hazırlayacaktır. Ayrıca bu çalışma genelde ülke mizdeki bağımsızlık ve demokra si mücadelesi, özelde teknik elemanların ekonomik, demokra tik mücadelelerinde meslek ku ruluşları olarak Odamızın yeri nin ve görevlerinin saptanma sında önemli ipuçları verebi lir.

öncelikle TMMOB ve ona bağlı meslek odaları hakkında kısa bir bilgi vermek yararlı ola caktır.

TMMOB ve Odalar Anayasanın 122. maddesinin güvencesi altında kurulmuş, demokratik meslek ör gütleridir. Anılan madde "Kamu Kurumu niteliğindeki meslek ku

BLBKTRİK HÜHENDİSLİÖt 244

ruluşları kanunla meydana geti rilirler ve organları kendileri tarafından ve kendi üyeleri ara sından seçilir. İdare, seçilmiş organları bir yargı mercii ka rarına dayanmaksızın geçici ve ya sürekli olarak görevden uzak laştıramaz. Meslek kuruluşları nın tüzükleri yönetim ve işle yişleri demokratik esaslara ay kırı olamaz" demektedir.

Ayrıca 7303(6235) sayılı kanunda "Türkiye hudutları içinde mes lek ve sanatlarını icraya kanu nen selahiyetli olup da mesle ki faaliyette bulunan sivil ve askeri yüksek mühendis, yüksek mimar, mühendis ve mimarları teşkilatı içinde toplayan, hük mi şahsiyeti haiz (Türk Mühen dis ve Mimar Odaları Birliği) kurulmuştur." denmektedir.

Aynı kanunun 2.maddesi,"Amme hizmetlerine yarar bir teşek kül olan Birliğin maksat ve ga yeleri şunlardır:

a) Bilumum mühendis ve mimar ları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir Oda tesis etmek, b) Ammenin ve memleketin men faatleri, mesleğin inkişafı, meslek mensuplarının hak ve se lahiyetleri bakımından lüzumlu gördüğü bütün teşebbüs ve faa liyetlerde bulunmak;

c) Meslek ve menfaatleriyle

alâkalı işlerde resmi makamlar la işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bu lunmak, meslekle alâkalı bil cümle mevzuatı, normları, fen ni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki düşünceleri alâkalılara bildirmek" şeklin dedir.

Anayasanın 112. maddesi ve ilgi li kanun TMMOB ve Odaların ya sal dayanağıdır.

Bugün TMMOB'ye bağlı 18 Oda bu lunmaktadır. Bunlar; Elektrik Mühendisleri Odası, Fizik Mühen disleri Odası, Gemi Mühendisle ri Odası, Gemi Makinaları İş letme Mühendisleri Odası, Hari ta ve Kadastro Mühendisleri Odası, İç Mimarlar Odası, İn şaat Mühendisleri Odası, Jeolo ji Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Maden Mü hendisleri Odası, Makina Mühen disleri Odası, Metalürji Mühen disleri Odası, Meteoroloji Mü hendisleri Odası, Mimarlar Oda sı, Orman Mühendisleri Odası, Petrol Mühendisleri Odası, Şe hir Planlama Mühendis ve Mimar ları Odası, Ziraat Mühendisle ri Odası.

ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI

Konuşmamın bu bölümünde TMMOB1 ye bağlı 18 meslek odasından

Paneli öğretim Üyeleri de izledi.

biri olan Odamızın kısa geçmi şine bakarak, örgütlenme düze yi, örgüt yapısı, üyelerinin sosyal, ekonomik ve mesleki du rumları hakkında bilgi vermek istiyorum.

TMMOB Birinci Umumi Heyeti (Ge nel Kurulu) 18 Ekim 1954'de toplanmış ve 10 meslek odası kurulmuş, bu Odalardan biri de EMO. EMO Umumi Heyeti 26 Aralık 1954'de toplanıyor ve çalışma ya başlıyor. İlk kurulan çalış ma birimleri, "atomun sulh yo lunda kullanılması" konusunda çalışmalar yapan komisyonla, "Neşriyat Encümeni" yani şimdi ki Yayın Kurulu. Bu sırada ül kedeki tüm elektrik mühendisi sayısı 709. Bunların ancak kü çük bir kısmı Odaya üye oluyor. Tüm elektrik mühendislerini Odaya kaydetmek uğraşı bundan sonraki yönetim kurullarının en başta gelen görevleri ara sında sayılıyor. Hatta bazen yasadaki "zorunlu üyelik" mad desinin kalkması gerekliliği ve salt gönüllü üyelerin örgü te katılmaları doğrultusunda yazılar yazılıyor.

Bu arada, 1958 yılında EMO İs tanbul Şubesi kuruluyor. Eylül 1960 tarihli Elektrik Mühendis liği Mecmuasındaki baş yazı ŞÖyle;

"Yıllardır tartışılan bir konu gene meslek çevrelerinde günün sorunu oldu: Mühendislik Odala rı ve Odalar Birliği faydalı olamamaktadır, şu halde, fayda lı olabilmeleri için ne yapıl malıdır?

Odaların, özellikle Birliğin pek faydalı olduğunu savunacak değiliz. Ancak kanun zoru ile kurulacak yeni topluluklara da inanmıyoruz. Bir d e m e k veya Birlik, kanun zoru ile bir ara ya gelen insanların topluluğu olmayıp yalnız inanarak, iste yerek ve severek aynı amaca yö nelmiş kişilerin gayretleri ile yaşar. Oysa, Elektrik Mühendis leri Odasını yönetenler kanuni sorunluluklannın gereğini ye rine getirebilmek için geçen ay 250 kadar elektrik mühendi sini icraya vermek zorunda kal manın üzüntüsünü duymuşlardır. Meslek teşekkülüne katılmak is teyen katılmalı, istemeyen ka tılmamalıdır. Bu ise, kanunun bu yolda değişmesini gerekti

rir. Elektrik Mühendisleri Oda sı bu görüşünü çok önce kamu oyuna sunmuştur (Bak:Genel Ku rul Tutanakları 1959. E.M.M. sayı 25 26).

Bugüne kadar görüşünüz değişme miştir. Kanuni tedbirlerle ki şileri, arzularının zıddına, bir demek veya birlik çatısı altında toplanmağa zorlamak de mokrasi düzenine inanmışların da benimseyecekleri cinsten bir düşünce olması gerek.

Bu bakımdan, üyelerimizden mü hendislik teşekküllerinin nasıl olması hakkında düşüncelerini bize aksettirmelerini ve fikir toplamak için yapacağımız ça lışmalarda bize yardımcı olma larını rica ederiz. Saygıları mızla, İDARE HEYETİ"

Bu tarihten sonra Oda dergisin de yayımlanan bazı yazıların • baslıkları ise şöyle:

Elektrik, elektronik ve fi zik işleri ile ilgili teknik elemanların sınıflandırılması ve salahiyetleri hakkında ta limatname tasarısı.

Türkiye'de elektrik enerjisi durumu.

Milli ekonomide plan mesele si.

TEK Kanunu ve Türkiyenin müs takbel enerji politikası (1959).

Türkiye elektrifikasyonu hak kında önsöz. Köy elektriklendirilmesi umu mi prensipleri.

Çok yüksek gerilimde enerji nakli.

Endüstride insangücü problem leri.

Oda yayın organı Aralık 1959'da "Türkiye Elektriklendirme Planı" ile "Elektrifikasyon" özel sa yısı olarak çıkıyor. Bu arada 27 Mayıs 1960'daki askeri darbe hakkında yöneticilerin görüşle ri şöyle:

"27 Mayıs 1960 sabahı Türkiye miz, hırslı politikacıların plansız, programsız, adaletsiz ve müsrif partizan idaresinden kurtulmuş, ömit ve sevinç ve rici yeni bir devire girmiştir.

Memleketimizin ilim, ahlâk ve programlı çalışmayı içine alan her sahasındaki yolsuzlukları

ve huzursuzluğu yıllardan beri sabır ve nefretle takip eden kahraman Ordumuz, sonunda, ce sur ve aydın basımınız ile gençliğimizin hayatları pahası na devam ettirdiği büyük müca deleyi tamamlamış ve dünyada ilk defa olarak milletinin in san haklarına dayanan anayasa sını ve ahlâk temellerini sila hı ile korumuş olmaktadır.

Burada, hürriyet diye, kardeş lik diye, namus ve ahlâk diye haykırarak canlarını veren, yaralanan, hapse giren bütün üniversiteli kardeşlerimizin, gazetecilerimizin, halkımızın ve nihayet kahraman Ordumuz mensuplarının aziz hatıraları nı saygı ile anar, bu yeni dev rin milletimize ve meslekdaş larımza günden güne artan bir huzur ve saadet getirmesini dileriz."

Yeni dönemin hemen başında plan lı bir ekonomi politikası sürdü rülmesi hakkındaki Oda görüşü şöyle özetleniyor:

"Son on yıl içinde yapılan ya tırımlarda plansızlığın, oy endişesinin ve tecrübesiz insi yatifin neticeleri memleket ekonomisi bakımından büyük çap ta zararımıza olmuştur. Bu plansız veya son derece karar sız ekonominin sona ermesi şarttı. înkilâp Hükümetimizin bir "Planlama Dairesi" kurma yolunda olduğunu memnuniyetle öğrenmiş bulunuyoruz. Planlı ekonomi tatbikatının ve hazır lanmasının büyük yükü ise mem leketimizde mühendislere düş mektedir. Bu vazifeyi lâyıkıy la başarabilmek için mühendis lerimizin sağlam bir ekonomik bilgiye sahip olması lâzımdır, lemsi bilginin ders kitapların dan elde edileceğini kabul edersek esas mevzuumuzu teşkil eden Milli, Bölgesel ve Sektö rel planlamaya geniş yer ayır mamız icap'etmektedir."

1959 yılında Oda yayın organı konusunda üyelere bir anket uy gulanıyor, ankete sadece 52 üye cevap veriyor. Odamızda yapılan bu ilk anketin sonucunda 50 ki şinin dergiyi okuduğu, 2 kişi nin okumadığı, 31 kişinin der giyi beğendiği, 11 kişinin be ğenmediği, 10 kişinin çekimser kaldığı saptanıyor.

1960 yılı içinde EBASCO SERVI CES INCORPORATED'da uzman E.R. Wooley'nin "Türkiye'nin Kuzey batı bölgesindeki elektrik enerjisi istihlak durumu ve ge lecekteki enerji taleplerine dair düşünceler" konulu konfe ransı EMO üyelerine sunuluyor. Yıl sonunda ise "Enerji Nakil Hatları" konulu bir açık otu rum düzenleniyor.

1961 yılı içindeki iki önemli çalışma "Radyo amatörlüğü ser best bırakılmalıdır" konulu yazı ve "Tarife Sistemlerinde Yeni Görüşler" konulu açık oturum.

1962 yılında "Elektrik mühen disliği eğitimi yapan teşekkül lerimiz, teknik öğretim mesele lerinde Elektrik Mühendisleri Odası'nm görüşleri" adlı bir çalışma yapılıyor.

Odanın, ülkede uygulanması ge reken ekonomi politikasına ilişkin görüşlerini anlamak için Eylül 1962'de yayınlanan şu yazıyı okumak yeterli:

"AKAMIZDA

Son günlerin İktisadi krizin den en çok serbest çalışan ar kadaşlerımızın müteessir olduk ları malumdur. Bunun sebepleri şüphesiz ki, çeşitlidir. Biz bugün bunlardan biri üzerinde durmak istiyoruz: Devlet Sek törünün, özel teşebbüsün iş sahasına girmesi, onun yapabi leceği işlere el atması.

Bugünkü durumda müteahhit ye rine müessesece işlerin yapıl ması halinde ekonomi sağlana cağı, hiç yoksa temiz iş çıka rılacağı, boş oturan elanana iş temin edileceği konuları ol dukça münakaşa götürür husus lardır. Aksine, iş vardır fa kat eleman yoktur. Askerlik müddetinin uzatılması, dış mem leketlere akın bunun başlıca sebeplerindendir. İlaveten dev letin teknik personeli tatmin edememesi en belli başlı fak tördür. Konuşulan daima teknik personelin garantisiz yevmiye si ve durumu olmuştur ve olmak tadır. Bugün bu mesuliyetin ya rısını dahi yüklenmemiş ve fa kat çeşitli yollarla bu miktar parayı alan devlet memuru çoğun luktadır. Maalesef bir kısım meslektaşlarımızın da kısır bir

kıskançlık ve cimriliğin zebunu olarak bu hali teşvik ettiği de bir vakıadır.

Diğer bir düşünce de, bazı mü teahhitlerin kâfi kapasite ve ehliyette olmadığı, yapılan işin daimi bir münakaşa ve çe kişme mevzuu haline getirildi ği, bu sebepten emanet inşa ha linde kullanılacak personelle, müteahhit kontrolü için çalışan personel sayısında bir değişik lik olmadığı, idarenin aynı miktarda mâli külfet altına girdiği zikredilmektedir.

Aynı şartlar altonda yetişmiş iki şahıstan devlette çalışanı kabiliyetli, diğerini kabili yetsiz ve âmme düşmanı görmeye kimin hakkı vardır? Biz bu hu susta kabahatin her iki taraf ta da bulunabileceğini zanne diyoruz. Bütün ileri memleket ler bugünkü durumlarını bu iki zümrenin elele vermesiyle elde edebilmişlerdir. Harb sonundan beri bir sürü iş yaptık, yapı yoruz. Fakat hâlâ bu kabil iş lerde niçin yabancı firmaları ararız, niçin hâlâ müstakilen bu işleri yapmayı bilmiyoruz, yoksa biliyoruz da yabancı hay ranlığımız mı bu işe mâni olu yor? Yapanların bizden fazlası nedir? Devlet hususi sektörü teşvik, kanuni sınırları içe risinde himaye edemez mi? et memeli midir?"

I.Elektrik Mühendisliği Kongre si 1963 başında "Türkiye'de Te levizyon" ve "Türkiye Elektrik Kurumu" adlı açık oturumlarla beraber yapılıyor, kongre süre since bir teknik kitap sergisi de düzenleniyor.

Dergide ise bu yıl içinde şu yazılar çıkıyor:

Elektrik Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik ve Mühen dislik Yönetmeliği. TEK Kanunu Hakkında Odamız görüşü. Teknik Personelin Sosyal Hak ları. Elektrik Yatırımlarının Prob lemleri. 1964 yılında ODTÜ Elektrik Mü hendisliği Öğrenci Derneğinin düzenlediği "Türkiye'nin Kal kınmasında Elektrik Endüstri sinin Yeri" konulu açık oturu ma Oda yöneticileri ve öğretim üyeleri de konuşmacı olarak ka

tılıyor.

Elektrik Mühendisliği Günü, Oda amblemi ve mühendislik el kita bı konusunda anket düzenleni yor.

Meslekte 25 yılını dolduranlara özel diplomalar veriliyor.

Oda yöneticilerinin Dünya Ban kasına ilişkin görüşleri dergi de yayınlanıyor:

"1963 yılında Dünya Bankasın dan Mr.Bloor Çukurova T.A.Ş.ne verilecek kredi konusunda gö rüşmelerde bulunmak üzere mem leketimize geldiğinde bu kcnuda da bir rapor hazırlamakla gö revlendirilmişti. Rapor o ta rihlerde Dünya Bankasına veril miştir. Bu kerre Dünya Bankasın dan Mr.Bloor ve Mr.Collier'den kurulu heyet, yardım konusunda son safhadaki görüşmeler için geçen ay içerisinde Ankara'ya geldiler.

Düşünülen şekil, her haliyle Elektrik sektörünün yeniden or ganizasyonudur. Kanuni mevzuat, kuruluş, finansman, tarifeler, muhesebe sistemleri, standard lar, eleman durumu bu çalışma nın içerisine girecektir. Gayet tabii olarak görüşmeleri, İda relerimiz arasındaki anlaşmaz lıklar hemen etkilemiş ve TEK Kanununa ve konusuna dokunulma ması şartıyla bu çalışmanın ya pılması arzu edilmiştir. Gerek çe olarak da şu hususlar ileri sürülmektedir. Elektrik sektö rünün ve sanayinin gelişmesi TEK'in kuruluşuna bağlıdır. Do layısıyla bu kanunun hemen çık masında fayda vardır. Kasımda T.B.M.M. açıldığında tasarı he men kanunlaştırılacaktır. Dünya Bankası, TEK hakkında mütalâa verirse Mecliste görüşmeler uzayabilir, hatta kesilebilir.

Son durum Dünya Bankasının ge rekli krediyi hibe olarak ve receği, bjx müşavir firma tutu lacağı ve bu firmanın hiç bir fikirle kayıtlanmaksızın her türlü çalışmayı yapacağı şek lindedir. Yunanistan'da sene lerce evvel bu işi muaffakiyet le yapmış olan EBASCO firmasıy la anlaşılması muhtemeldir.

Gönül isterdi ki, bu çalışmalar daha önce yapılmış olsun. Ger çekten, bu gün için geç bile olsa ele geçmiş olan bu fırsat tan faydalanılması ve etüdlere

bir an önce başlanması yerinde ve memleket yararına olacaktır. Bu etüdlerden alınacak sonuca göre TEK Kanunu yeniden gözden geçirilebilir, gerekli düzelt meler yapılabilir veya yeniden hazırlanabilir.

Bu teşebbüsü memnuniyetle kar şılıyoruz. Yeterki, samimi ola lım ve tavsiyeleri kulak ardına atmadan veya kendimize uydurma dan iyi niyetle tatbik edelim. Bunun Dünya Bankası kanalı ile alınacak kredilerde de büyük fayda sağlıyacağı, her türlü şüphenin üstündedir.

1965 yılında yapılan II.Teknik Kongreye devrin Başbakanı İsmet İnönü ve ilgili bakanlar katı lıyor, Türkiye Ticaret ve Sana yi Odaları ve Ticaret Borsala rı Birliği ile EMO'nun beraber ce düzenlediği "Elektrik Maki naları, Cihazları ve Malzemele ri İmalat Sanayii Sergisi" kon gre süresince izleyicilere açık tutuluyor.

Aynı yıl yapılan XI.Genel Kuru la 130 kişinin katılması üyeler arasında memnunluk yaratıyor, toplam üye sayısı ise 2010.

Bu yıl içinde,

"Keban Barajı ve Hidroelek trik Tesisleri" özel sayısı çıkartılıyor. "Demiryollarının Elektriklen dirilmesi", "Güney Doğu Böl gesinin Kalkınmasında Elek trik Enerjisi ve Bir Kalkınma Teklifi", "Şehiriçi Telefon Hizmetlerinde Şebekenin Ro lü" adlı yazılar yayınlanıyor.

Elektrik Mühendisleri Sendika sı kuruluyor (1966). (Bu giri şim sonuçsuz kalmıştır). Aynı yıl içinde EMO Serbest Müşavir lik ve Mühendislik Yönetmeliği yayınlanıyor.

Ulusal bir elektronik sanayii nin kurulması için ODTÜ'nün te mel alınmasını öneren "Türkiye' de bir Stanford üniversitesi" adlı bir çalışma ve "Ekonomik Kalkınmamızda Yabancı Sermaye nin Rolü" adlı yazı dergide yer alıyor.

Bir ajanda hazırlanıp 15 TL karşılığında üyelere gönderi liyor.

EMO, TMMOB'nin çalışmalarına katılmıyor, 7 Odanın bu konu daki ortak açıklaması şöyle:

"ELEaCTRtK GEMÎ tNŞAAT KtNKA MADEN MAKİNA MÜHENDİSLERİ ve MİMARLAR ODALARI'nın

TÜRK MÜHENDİS ve MİMAR ODALARI BİRLİĞİ 'nin TUTCMU ve XIII. GENEL KURULIMJN KARARLARI HAKKINDA BİLDİRİSİ

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Meslek Odaları. 1954 yılında "âmmenin ve memleketin menfaatleri, mesleğin inkişafı ve meslek mensuplarının hak ve selâhiyetlerini" korumak gaye si ile kanunla kurulmuşlardır.

Bu kuruluşta/ bilhassa yurt kalkınnasını sağlamak, Mühen dis ve Mimarların Srtme işlerin de yararlıklarını arttırmak, ayrıca mesleki vazife ve selâ hiyetlerini tanzim etmek için Türk Mühendis ve Mimarları maddi ve manevi her türlü fe dakârlıkta bulunmuşlardır.

Fakat 6235 (7303) sayılı Bir lik Kanununun noksanları ve bir kaç Odanın kanundaki boş lukları kendi çıkarları yara rına kullanmak gayretleri ve bazı Odalar emsal alınarak, Mühendislik ve Mimarlık tahsi li yapmayan ve formasyonları olmayan bir kısım meslek men suplarının, eksiklerini tamam layacak ilave tahsili yapmadan, kestirme yollardan mühendislik unvanı talepleri Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğini ça , lışanaz hale düşürmüştür.

Bu durumda mezkur kanunların kaldırılarak yerine gayeyi sağlayan bir kanunun ikamesine lüzum hasıl olmuştur.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin 1962 senesi başında yaptığı Olağanüstü Genel Kurul toplantısında, ittifaka yakın çoğunlukla, Birlik Kanununun yürürlükten kaldırılmasını ve Odalarımızın bağımsızlığa ka vuşturulmasını sağlayacak bir kanun tasarısının teklifi ka bul edilmiş ve bu teklif geçen donende yüce meclise intikal ettirilmiştir.

Fakat, birkaç odanın maksatlı olarak bu önergenin kanunlaş masını önleyici çabalarda bu lunduklarının anlaşmasından sonra birlik ve çalışma imkânı kalmamıştır.

Bu sebeple 1962 yılından iti baren Makina mhendisleri ve Elektrik Mühendisleri Odaları, 1965 yılından itibaren İnşaat Mühendisleri Odası Birliğin çalışmalarına ve Maden Mühen disleri Odası da 18 20 Nisan 1966 tarihlerinde yapılan son XIII3irlik Genel Kurul top lantılarına katılmamışlardır. XIII.Genel Kurul toplantısın da, bütün uyarma ve uzlaştırı cı tekliflere rağmen 1962 Ola ğanüstü Genel Kurulu'nda alı nan karara aykırı tutumun bir kez daha belirmesi üzerine, bu toplantıda bulunan Gemi Mühen disleri, Kimya Mühendisleri ve Mimarlar Odaları da durumu pro testo ile 19 Nisan günü 4.otu rumda Genel Kurulu terketmiş lerdir.

Bu suretle, Birliği teşkil eden 20.500 üyeli 11 Oda1dan, 15.000 Mühendis ve Mimarı tem sil eden 7 si, geri kalanların ca Birlik çalışmalarına katıla şmana durumuna getirilmişlerdir.

Sonuç olarak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin XIII. Genel Kuruluna hiç katılmayan veya katılıp terkeden, aşağıda imzaları bulunan 7 odamızın, bu toplantıda, yalnız Gemi Ma kinaları İşletme, Harita ve Kadastro, Orman ile Ziraat Mü hendisleri Odalarının iştira kiyle alınan kararları kabul etmediğini kamu oyuna saygı ile duyurur ve Odalarımızın bağım sızlığını sağlıyacak yeni kanu nun bir an önce çıkarılmasını Yüce Meclislerden beklediğimi zi en derîn saygılarımızla arz ederiz."

1967 yılında yapılan XIII.Genel Kurula 215 üye katılıyor, top lam üye sayısı 2197. III.Teknik . Kongrenin yapıldığı bu dönemde kayda değer çalışmalar ise şun lar;

Köy elektriklendirilmesinin elektrik kooperatifleri yo luyla gerçekleştirilmesi. Memleketimizde şehir içi te lefon şebekesindeki gelişme ler. ABD'de bir yüksek mühendislik okulunda elektrik mühendisli ği öğrenimi. Türkiye'de elektronik endüs trisinin kurulması. EMO Kalite Belgesi Talimatna

1968 1969 dönemindeki çalışma lara bakarsak:

EMO izmir Şubesi açılıyor. Yetkili elektrikçiler hakkın da yönetmelik çıkarılıyor. Lokalde kağıt oynatılmaması 107 imzalı bir dilekçe ile üyeler tarafından kınanıyor.

Dergide yayınlanan yazıların adları şöyle:

Türkiye'de Telefon ve Tele komünikasyon Sanayii. Dış Ticaret Rejimi Kota Ça lışmaları ve Odamızın Durumu. Keban Projesi ve Enterkonnek te Sistemimiz. iş Kanunları Karşısında Tek nik Personelin Hakları. Teknik Elemanlar Kendi Sorun larını Hükümete Neden Anlata maz. Yatırım Nedir, Yatırım Tek lifleri Nasıl Hazırlanmalı dır? Türkiye'de Yabancı Sermaye Politikası Hakkında Düşünce ve Temenniler. Televizyon Standardları ve Planlaması. Peyklerle Telekomünikasyon. "Türkiye'nin Elektrik Sorun larının Uzun Vadeli Çözümü ve Yurdumuzda Elektroteknik İmalat Sanayiinin Kurulması Yolundaki Çalışmalar" (Oda Komisyonu Raporu).

DEVRİMCÎ KADROLAR YÖNETİMDE

1970 yılı Genel Kurulu Odanın gelişimi içinde bir dönüm nok tası oluyor ve 500'den fazla üyenin katıldığı XIV.Genel Ku rulda Oda yönetimine devrimci kadrolar seçiliyor. Bu günden sonraki tüm çalışmalar bu yeni kadrolar tarafından gerçekleş tiriliyor. İnşaat Mühendisleri ve Mimarlar Odalarında da dev rimciler yönetime geliyor. Bu yıl içinde yapılan çalışmalar ise şöyle:

IV.Teknik Kongre ve Türkiye Elektrik ve Elektronik Cihaz ve Malzemeleri İmalat Sana yi Sergisi. Teknik Personel Mitingi. Bu, mühendis ve mimar Odalarının katıldığı ilk miting. Miting konusunda dergide çıkan ha ber şöyle:

"Elektrik, İnşaat, Maden Mühen disleri ve Mimarlar Odaları ile

TEKSEN, Teknik îş, Karayol tş, Mm Teknik îş, Türkiye Tekni kerler ve Zonguldak EKt Teknik Elemanlar Sendikalarının düzen lediği Teknik Personel Miting ve Yürüyüşü 18 Nisan günü An kara'da yapıldı. Miting ve yü rüyüşe Meteoroloji Mühendisle ri Odası ve Devrimci Kimya Mü hendisleri ile TÖS, ÎTÜ Talebe Birliği, ODTÜ öğrenci Birliği, TDGF ve daha birçok öğrenci ku ruluşu ve sendika katıldı. Mi tingde înşaat Mühendisleri Oda sı Başkanı Sedat özkol, TEK SEN Genel Sekreteri ve Odamız Yönetim Kurulundan Engin Günce, ODTÜ öğrenci Birliği Başkanı Erhan Erdoğmuş ve çeşitli sen dikalardan konuşmacılar mitin gin amacını açıklayan, teknik personelin demokratik ve sen dikal haklarını savunan, sos yal güvenlik ve grev hakkı is teyen konuşmalar yaptılar. Ko nuşmalarda ayrıca sanayimizin gayri milli karakteri, ülkemi zin yeraltı ve yerüstü servet lerinin emperyalizm ve içerde ki ortakları tarafından naşı] sömürüldüğü, iktidarların bir leşmemize ve güçbirliği kurma mıza engel olabilmek için çe şitli meslek dalları ve işçiy le teknik personel arasında na sıl bölünme yaratmaya çalıştı ğı ortaya kondu.

Miting gününden önce bastırıla rak kamu oyuna sunulan ortak duyuruyu mitingin amaçlarını belirtmesi bakımından sütunla rımıza alıyoruz.

Miting günü T.M.M.O.B. bir ba sın bülteni yayınlayarak bu mitinge katılmadığını, mitingi tasvip etmediğini, ayrıca "di , siplini sağlamak amacıyla" Elektrik, İnşaat, Maden Mühen disleri ve Mimarlar Odalarının kapatılması için Hükümete baş vurduğunu açıklayarak demokra tik haklarımızı ve sosyal gü venliğimizi elde etmek için gi riştiğimiz haklı mücadelemize tam olarak karşı olduğunu bir kez daha ortaya koymuş oldu."

Miting öncesi yayınlanan bildi ride ise kamuoyuna şu açıklama yapılıyor:

"TÜRK KAMU OYUNA DUYURU ülkemiz dışa bağımlı, içinde orta çağ artığı kurumların ba rındığı, milli sanayiini kura

mamış, sosyo ekonomik yapısını tümüyle dış ve iç sömürü güçle rinin belirlediği geri bırakıl mış bir ülkedir

Gerçekte bir toplumun yaşan tısını sürdürmesinin ve geliş • nesinin temel unsuru olan ya tırımlar, ülkemizde emperyalizm ve işbirlikçileri tarafından bizi dışa giderek daha bağımlı kılacak biçimlerde tasarlanmak ta ve gerçekleştirilmektedir.

Bu durumda bir avuç vurguncu hergün biraz daha zenginleşmek te, emekçi halkımız da hergün biraz daha yoksullaşmakta ve ezilmektedir. Ülkemizin bağım sızlığı ve kalkınması mücadele sinde emekçi halkımızın yanında yerini alan Türk Teknisyenleri, Bakanlar Kurulunun 4/10195 sa yılı kararnamesiyle, yıllardır demokratik ve ekonomik hakları nı savunamıyacakları bir statü içinde çalıştırılmışlardır.

Bu kararname yatırımların ül kemiz ve halkımız çıkarına bi limin gösterdiği yoldan kontro lünü engellemek ve memleket se ver teknisyenleri sürekli ola rak baskı altında tutmak için bir oyundur.

Demokratik haklarımızı kısıt layıcı olduğu kadar, sosyal gü venlik de getirmeyen, orta çağ kalıntısı 4/10195 sayılı karar namenin yasalara da aykırı ol duğu hukukçularımız tarafından da pek çok kere kesinlikle or taya konmuştur.

Bugün de yeni Personel Kanunu ile Türk teknisyenleri demokra tik hakları kısıtlı bir memur statüsüne sokularak oyun devam ettirilmek istenmektedir.

Teknikeri, teknisyeni, mühen dis ve mimarıyla tüm Türk tek nik elemanları olarak buna im kân vermeyeceğiz.

Teknik elemanlar kadar memur statüsünde çalışan arkadaşla rımızın sosyal güvenliğini ga rantiye alan, bir kelimeyle ka mu sektöründe engüç şartlarla çalıştırılan yUzbinlerce kişi lik kamu personelinin sömürül mesine son veren bir personel kanunu istiyoruz. T.Ö.S. ve. PERSEN'in bu anlayışla hazırla dıkları tasarının iktidarlara ışık tutması gerekirdi.

Bu güne kadar temelde toplum

yararına olan isteklerimizi, kamu oyuna daima yanlış yansı tan bizi suni olarak parçala mak ve bölmek suretiyle kendi sömürü çıkarlarını sürdürmek çabasındaki işbirlikçilere kar şı en güçlü bir şekilde birleş tik.

Mutlaka işçi statüsü içinde demokratik haklarımızı elde ederek, teknik bağımsızlığımı zı sağlayana dek direneceğiz.

Dış ve iç sömürüye karşı ge lişen direnişimizi ve işçi ol mak, işçi kalmak yolundaki ka rarımızı 18 Nisan Cumartesi tarihli yürüyüşümüzle belgeli yoruz.

Türk teknik elemanı :

Bu yürüyüş senin yürüyüşündür ! Yürüyüşe mutlaka katıl ! Yürüyüşü tüm varlığında destekle! îşçi olduğunu, işçi kalmaya azimli olduğunu türk kamu oyuna duyur '. işbirlikçilerin bölücü çabalarına karşı çık 1 Demokratik haklarını elde edene kadar diren i Tüm yurtseverleri bizi destek lemeye, yürüyüşe katılmaya da vet ediyoruz."

12 Şubat 1970 tarihinde teknik elemanların ilk sendikal örgü tü TEKSEN kuruluyor.

Personel Kanununa karşı bir forum düzenleniyor. Foruma ilişkin olarak aşağıdaki ha ber yayımlanıyor:

"Personel Kanununa Karşı Elek trik Mühendisleri Forum Düzen ledi.

657 sayılı Devlet Memurları Ka nunu tasarısı Meclis bütçe alt komisyonunda görüşülmeye baş landığı günlerde, Odamız, bu tasarıya, yurt ve meslek sorun ları yönünden yaptığı araştır maların ışığı altında derhal karşı çıkmış ve meseleyi Oda lararası Kurul'a götürmüştür. Esasen Odalararası Kurul çalış malarını bu tasarı üzerinde yo ğunlaştırmıştı. Tasarı tüm ola rak incelenmiş ve teknik per soneli idari ve mali yönden olanaksız bıraktığı gerçeğine varılmıştır. Bunun üzerine oda lar çeşitli bildirilerle durumu kamu oyuna duyurdular. Bunlara

ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 244 170

paralel olarak da Odamız üyele rini çalıştıkları kamu kuruluş larından istifaya çağırdı. Oda lararası Kurul da almış olduğu genel Teknik Personel Forumu kararı ile sorunu ortak bir toplantıda görüşmeyi ve yapı lacak eylemleri saptamayı uy gun gördü.

îşte, Odamız Yönetim Kurulu bü tün bu olayları kendi üyeleri ile tartışmayı gerekli buldu ğundan bir forum düzenledi. Fo rum kararı çok isabetli alınmış ve umulanın üstünde bir ilgi ve fayda sağlamıştır.

28 Mayıs 1970 günü Ankara'da Türk Hukuk Kurumu Kcnferans Sa lonunda bir araya gelen 300 'ü aşkın elektrik mühendisi Per sonel Kanunu Tasarısı üzerinde ki görüşlerini açıkladılar.

Genellikle teknik elemanın iş çi sayılması gerektiği görüşü nün hakim olduğu konuşmalar ya pıldı. Görüşler arasında belir tilen önemli bir husus Personel Kanunu'nun yurt sorunlarına te melde bir fayda sağlayamıyaca ğı, tasarıya karşı çıkarken kitle olarak diğer meslek gu rupları ile beraber olmamız ge rektiği görüşü idi. üyelerin aydınlandığı bir diğer önemli husus ise 1965 yılında idari hükümleri kabul edilen 657 sa yılı kanunun kapsamına alırana yan teknik personelin bugün ay nı kanunun mali hükümleri sap tanırken g5z önüne alınmış ol masıydı.

Yönetim Kurulunun tasarı ile ilgili çalışmaları ve üyelerin kişisel görüşleri belirtildik ten sonra aşağıdaki kararlar Forum Kararı olarak saptandı ve Ebrum sana erdi.

• Teknik elemanlara grev, top lu sözleşme, sendikalaşma, yönetime katılma, yönetici olma ve diğer demokratik hak

, l a n sağlayan bir Teknik Per I sonel Kanunu'nun çıkanlma 1 s i m istiyoruz.

• Teknik elemanın 29 Mayısta yapacağı Genel Forumdaki gö rüşümüz bu olacaktır ve ya pılacak olan boykot eylemine katılıyoruz.

• Her türlü eylem denendikten sonra yapacağımız direnişin kesin ve son şekli toplu is tifadır.

TÜM ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ

İSTİFA EDİYOR

'

Direnişimizin son şekli olan toplu istifanın temelleri he men Forumda atıldı, tik kez Forumda bulunan üyelerden he men hepsi istifa dilekçelerini Oda yöneticilerine teslim et tiler. İstifa dilekçeleri Yur dun dört bir yanından gelmeye devam etmektedir. İstifa di lekçelerinin sayısının daha da artarak kamu sektöründeki üyelerimizin tam sayısına eri şeceğini ummaktayız."

Bu doğrultuda 300'ü aşkın isti fa mektubu geliyor. Bunlar EMO'da toplanıyor, fakat Kurum lara gönderilmiyor. .

Teknik elemanlar büyük forumu yapılıyor, Dergide sarı renk li sayfalarda sosyal içerikli yazılar yayınlanmaya başlanı yor. Ayrıca "gençlik sayfası" başlıklı bir sayfa açılıyor.

Bu yılda yayımlanan yazıların bir kısmı şunlar:

Ortak Pazar Tuzağı. Personel Kanunu üzerine. Memurların Toplu Direnişi Suç Değildir. Madenlerimize Sahip Çıkalım. 2.Boykot ve TEKSEN Kongresi. özel Yüksek Okullar Sorunu. DPT Sosyal Planlama Dairesi, özel Yüksek Okullar Araştır ması Raporu. Sovyetler Birliği Birleşti rilmiş Enerji Enterkonnekte Sistemindeki Gelişmelerin Safhaları. Emperyalizm Nedir, Emperya lizme Karşı Nasıl Savaş Verilir? Petrol üzerinde Oynanan Oyunlar. Doktoralı Göçmenler. Devlet, Vergi ve Faşizm.

Gerek Oda çalışmalarında yeni olmak, mesleki çalışmalarda yeteri kadar etkin olamamak nedeni, bir de tabanın somut taleplerinin çok ötesinde si yasal yazılar yayınlamak nede ni ile 1971 yılı genel kurulun da Oda yönetimine karşı sağcı ve sosyal demokrat üyeler or tak bir liste ile güçbirliği yapıyor. Olaylı bir genel ku ruldan sonra ancak, mahkeme

kararı ile Oda yönetimi 4'e 3 gibi bir çoğunlukla kazanı lıyor.

12 Mart faşizan döneminin, tüm demokratik hak ve özgürlükleri ortadan kaldırdığı bu yıl için de, Yönetim Kurulundan 4 kişi Ağustos ayında TCK'nun 141 142 311 313.maddelerine muhalefet ten dolayı tutuklanıyor. Teknik elemanların sendikal örgütü TEKSEN, Anayasadaki "memurla rın sendika kurma hakları"nın kaldırılması ile, kapatılıyor. Dergide TÜTEB (TÜTED)'de örgüt lenme öneren bir yazı ve ardın dan da TÜTEB (TÜTED) tüzüğü ya yınlanıyor. Bilişim özel sayı sı çıkartılıyor, dönemin güncel sorununa ilişkin olarak hazır lanan "ölüm Cezası Kalkmalıdır" adlı bir yazı Aralık dergisin de yer alıyor. Bunun dışında, Odamız "Devlet Etüd ve Proje Ofisi Komisyonu"nun raporu ya yınlanıyor, bu konuda bir kanun tasarısı hazırlanıyor.

İstanbul Elektrik İşletmesinin tarihçesi, yapma uydu haberleş mesi, endüstrileşme zorunlulu ğu ve mühendislik hizmetleri konulu yazılar dergide yayınla nıyor.

1972, sıkıyönetim uygulaması nın ülkenin çeşitli yerlerinde bilinen yöntemlerle sürdüğü bir yıl oluyor. TMMOB ve tüm Odalar, TMMOB Kanunu değiştirilerek yok edilmek isteniyor, geniş çapta bir kampanya açılıyor ve ilerici demokrat kamuoyu bu uy gulamaların karşısında duyarlı hale getiriliyor. İlerici tek nik eleman parlamenterlerle ilişki kuruluyor, Cunhurbaşka . m ve'ana muhalefet partisi genel başkanına bu uygulamanın durdurulması için teknik ele manlardan oluşan bir heyet gön deriliyor. Kanun teklifinin Senato dan dönmesi ile Odalar kapanma tehlikesini geçici ola rak atlatıyorlar.

Mesleki çalışmalar da sürüyor, 10 meslek Odası ortak "teknik eleman anketi" düzenliyor.

Ayrıca;

Teknik Personel Kanunu Çıka rılmalıdır. TMMOB Kanunu Değiştirilmek ve Meslek Odaları Yok Edil mek İsteniyor. Bürokrat ve Teknokrat Çapra zı.

I ELEKTRİK MttHBWDÎSLİĞt 244

Türkiye'de Enerji Sorunu ve Bir Seminer. Türkiye'de Milli Elektronik Endüstrisinin Kurulması So runları. Endüstrileşme ve Türkiye. Libya'ya Beyin Göçü Eğilimi nin Kökenleri. Türk Teknik Adamları ve Sorunları. Türkiye'de Ulusal Gelir Nasıl Paylaşılıyor? Yabancı Teknik Eleman Sorunu. Ortak Pazar, Türkiye, i ş ç i l e r . 3.BYKP Üstüne Genel Bir De ğerlendirme. Enerji Sorunu ve Kömür. TSE Nasıl Yönetiliyor, Denet leniyor. Güç Sistemlerinin Topraklan ması. Tümleşik Devreler. TV Mühendisliği ve Türkiye1 de Televizyon. Örneksel ve Sayısal Bilgisa yarlar.

Bilgi İşlem Tarihçesi gibi yazılar dergide yer alı yor.

Yakın dönem büyük ölçüde bilin diğinden burada bu konuyu bi tirmek istiyorum. Bu geçmişe kısa bakış EMO hakkında az da olsa bir fikir vermiştir görü şündeyim. Konuşmama örgütümü zün bugünkü yapısı, Oda üyele rinin sosyal, ekonomik, sınıf sal ve mesleki durumlarını açık layarak devam edeceğim.

ÜYELERİN NİCEL ve NİTEL DURUMLARI

Elektrik mühendislerinin % 72,4'ü kamu kesiminde, % 14,3'ü özel kesimde (ücretli), % 10,8'i de özel kesimde (işveren) ça lışmaktadır.

Kamu kesiminde elektrik mühen dislerinin en yoğun olarak bu lundukları kurumlar şöyle sıra lanabilir:

KURUM

TEK PTT

İller Bankası

İTÜ TRT

İskenderun Demir

Çelik TCDD ODTÜ

173 128

70 68

DSİ

TKİ

Enerji ve Tabii 51

Kaynaklar Bakanlığı

MKE

THY

EMO'nun Aralık 1976 tarihinde ki üye sayısı 6000 dolayında dır. Son yıllarda, her yıl 750 kadar yeni mezun Odaya kaydını yaptırmaktadır. Elektrik mühen dislerinin yıllara göre sayısal gelişmesi aşağıda göıüldüğü gi bidir.

YIL

1914 1919 1924 1929 1934 1939 1944 1949 1954 1959

IS:4

1969 1974 1976

1 2 10 32 67 127 245 414 709 987 1813 3011 5292 6617

Yukarıdaki çizelge incelendi ğinde, 1970 1976 yılları ara sındaki 6 yılda yetişen elek trik mühendisi sayısının, 1914 1970 yılları arasındaki 56 yılda yetişen elektrik mü hendisi sayısına eşit olduğu görülür. Bu hızlı artışın ne deninin, sonraları devletleşti rilen, kâr amacı ile kurulmuş özel yüksek okullar olduğu bi liniyor. Sözü edilen okulların eğitim kurumu olarak nitelikle ri ve elektrik mühendisi sayı sındaki artışın planlı ve sana yinin gereksinmesine uygun olup olmadığı bu çalışmanın konusu değil. Sadece şunları belirtmek yararlı olacak.

Ülkemizdeki planlama çalışma larının özel kesim için salt yol gösterici nitelikte olduğu bilinmektedir. Bunun ötesinde kamu kesimi için de planlama nın gerek amaçları, gerek et kinliği tartışmalıdır. Bu çer çevede üretime dönük bir eği timden, sanayileşmenin gerek lerine göre ve üretim artışla rına yönelik olarak yürütülen bir eğitim planlamasından söz edilemeyeceği açıktır. Ülkemiz

de yaratılmış bir eğitim kapa sitesi mevcuttur. Bunun bir bölümü teknik eleman eğitimi ve içinde elektrik mühendisli ği eğitimini de kapsar. Genel eğitim içinde elektrik mühen disliği eğitimi gözönüne alın dığında, egemen sınıflarca, çarpık ve geç gelişen sanayi nin işgücü gereksinmesini kar şılayacak doğrultuda eğitim ka pasitesinin geliştirildiği söy lenebilir. Ancak bu gelişme toplumun bütününden bağımsız olarak gerçekleşmektedir. Doğ ru anlamda bir sanayileşmeden söz etmek için ise eğitimden modern sanayinin geliştirilme sinde bir araç olarak yararla nılması zorunludur.

Türkiye'deki duruma bakıldığın da ise sanayinin genellikle montaj sanayii yapısında oldu ğu ve ağırlıkla tüketime dönük olarak geliştiği görülmektedir. Bunun sonucu, insangücü gerek sinmesinin bir kısmının yurt dışından karşılanması yani tek nik hizmet dış alımı biçiminde gözlenir, özellikle büyük pro jelerin tasarım ve yürütülme sinde bu durumla karşılaşılmak tadır. Bu anlamda personel kul lanımının yani istihdam siste minin de eğitimle ilişkili ola rak planlanması zorunludur. 3.BYKP'de, İnsangücü açığının "elektrik mühendisliğinde en yüksek değeri bulduğu" (3.BYKP, sayfa 81) kaydedilmiştir. Yani sanayileşmenin darboğazlarından biri olarak tekrar edilen "ni telikli eleman eksikliği" soru nunun elektrik mühendisliği da lında büyük önem taşıdığı ifs de edilmektedir. Gözlenebilen istihdam düzeyi ve politikasıy la birlikte dikkate alındığında bu durumun ilginç boyutlara ulaşacağı açıktır. Kamu kesi minde çalışan elektrik mühen dislerine yönelik ayrıntılı bir eğitim çalışma araştırma sı bugüne dek yapılmamış durum dadır. Ancak kaba bir gözlem bile bu kesimde gizli işsiz sayılabilecek mühendislerin gözden uzak tutulamayacak bir sayıda olabileceğini gösteri yor. Bunun ötesinde işyerinde yürüttüğü bürokratik hizmetle ri, mühendislik eğitimini ge rektirmeyen, yani bilimsel bil gilerini kullanmayan elemanla rın varlığı da gerçekçi bir varsayımla kabul edilebilir.

Bu tablo kamu kesiminin birçok dallarında gözlenebilen çarpık personel kullanın politikası nın kaçınılmaz bir sonucudur. Bu durumda, dış teknik hizmet alımının boyutları ile yurt dışına göç eden teknik eleman ların varlığı da eklenirse, tutarsız ve etkisiz bir perso nel kullanımı politikasının planlarda sözü edilen elektrik mühendisi açığında büyük ölçü de etken olduğu söylenebilir. Burada, teknik elemanların eko nomik ve toplumsal koşulları da hesaba katılması gereken bir olgu olarak belirmektedir.

Her türlü sendikal haktan yok sun bir statüde tutulan teknik elemanlar ve bu kesimin bir parçası olan elektrik mühendis leri arasında yurt dışına göç, mesleği bırakarak ekonomik ba ğımsızlığını sağlayacağı başka işlerde çalışma gözlenmektedir (Mimarlar Z 7,4, elektrik mü hendisleri Z 7,2, ziraat mühen disleri % 53,5). özel kesim ise hemen bütün dallarda oldu ğu gibi yüksek ödemelerle, ka mu kesiminde yetişmiş nitelik li mühendisleri çekme özelliği göstermektedir. Bu anlamda elektrik mühendisi eksiğinin özel kesim için büyük ölçüde söz konusu olacağını düşünmek fazla gerçekçi olmayacaktır.

Diğer çalışanlar gibi elektrik mühendisleri de artan hayat pahalılığı ve enflasyonun et kisi ile giderek yoksullaşma sürecine girmişlerdir. Yapılan bir çalışma aşağıdaki tabloyu vermektedir.

Ücret Tutarı (TL)

2000'e kadar 2000 3000 3000 4000 4000 5000 5000 7500 7500 10000 10000 Daha fazla

Elektrik Mühendisi Oranı (Z)

1,2 7,7 23,2 23,8 23,2 11,3 9,6

Yani yaklaşık olarak elektrik mühendislerinin yarısı 3000 5000 TL arasında ücret almak tadırlar, ülkemizdeki ev kira larının, temel gıda maddeleri nin ve tüketim mallarının fi yatları gözönüne alınırsa di ğer çalışanlar gibi elektrik mühendislerinin de ekonomik baskılar altında bunaldığı an laşılır.

Oda üyelerinin mesleki nitelik lerinin bilinmesinde bir fikir verebilmesi için üyelerin mezun

Panelde, Elektrik Mühendisiigi dışındaki bölümlerden gelen izleyiciler de vardı.

oldukları okullara da bir göz atmak gerekmektedir. Oda üye lerinin mezun oldukları okulla ra göre bileşimi şöyledir:

EĞİTİM KURUMU

Oranı (Z)

İTÜ İDMMA ADMMA ODTÜ Yabancı Eğitim Kurumu KTÜ Boğaziçi Üniversitesi EDMMA

40 29 10

9,3 7,4 1,4 1,3 0,03

Yukarıda verilen görünüm içinde gözden kaçırılmaması gereken ve bir ölçüde özel önemi olan bir konu da elektrik mühendis liği eğitimindeki ders program larıdır. Bu konu bir anlamda eğitim uzmanlarının da katkı sını gerektirmektedir. Öncelik le eğitimin belirli bir toplum sal özden yoksun olarak veril mesi, daha açık bir anlatımla, egemen sınıfların belirlediği ve gerekli gördüğü bir çerçeve de işlenmekte olması, halkın gereksinmelerinden kopuk'M r biçimde formüle edilmesi, " bu alandaki sorunları yaratmakta dır. Onun ötesinde akademik çevrelerin konuya ilişkin her türlü olumlu çabasını etkisiz leştirmeye yönelik ve bilim öz gürlüğüne aykırı baskılar, so runun üniversite eğitiminin tüm dallarını kapsayan demokra tik önlemlerin gerekliliği ile bütünleşmesini de getirmekte dir. Yüksek okullarda sınırlı laboratuvar olanakları ve ek sik gereçlerle eğitim gören ve bunun ötesinde geçici ve sınır lı sürelerle eğitime katılan öğretim üyelerinin de tümüyle yararlı olmadığı programları sürdüren elektrik mühendisliği öğrencilerinin durumu da ayrı bir sorun yaratmaktadır. Ye tersiz bir eğitimin uzantısı olarak iş bulma olanakları da genellikle yetersiz ve sınırlı olan bu kesimin durumu da genel anlamda bir eğitim reformundan ayrı tutulamamaktadır.

Bu olanakları daha ileri olsa ve daha yetkin bir eğitim gör seler de, elektrik mühendisli ği öğrencilerine uygulanan programların, değinilen "top lumdan kopuk olma" niteliği ön celikle ele alınması gereken bir konudur.

173 ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ 244

ODAMIZIN ÇALIŞMALARI

Bunlardan sonra Odamızın en ge nel anlamda yaptığı çalışmalar dan bahsetmeyi gerekli görmek teyim, öncelikle tüm çalışanlar gibi elektrik mühendislerinin de her türlü demokratik ve eko nomik haklarını ancak özgür ve emekten yana bir düzende alabi lecekleri gerçeğinin, çalışma ların belirleyici ilkesi duru munda olduğunu, Oda çalışmala rının bu bilimsel gerçekliğin ışığı altında yapılmakta ve sonuçlandırılmakta olduğunu belirtmeliyim.

Ülkenin ve üyelerinin çıkarla rını savunmak için kurulmuş bir meslek örgütü olan Odamız, üyelerinin ekonomik, demokra tik talepleri doğrultusunda çalışmalardan kalkarak, halkı mızın bağımsızlık ve demokrasi mücadelesine kendi ölçeğinde ve örgütsel işlevleri doğrul tusunda katkıda bulunmaktadır.

Üyelerinin ekonomik çıkarları na personel yasaları, yan öde meler kararnameleri ile çözüm getirilemeyeceği, bu konudaki güvencenin ancak grevli, top lu sözleşmeli sendikal haklar la sağlanabileceği konusunda tüm teknik eleman örgütleri gö rüş birliği halindedir ve tek nik eleman kitlesi bu mücadele nin gereğine giderek daha da inanmakta ve mücadele giderek daha da etkinlik kazanmaktadır.

Bunun dışında Odamızı ilgilen diren konular arasında, ülkemi zin enerji sorunları, elektrik enerjisi sorunu, elektroteknik ekipman sanayii, elektronik ve haberleşme sanayii, bilgisayar lar ve bilişim politikası, elektrik üreten ve dağıtan im tiyazlı şirketler sorunu, elek trik projeleri ve vizeleri, sa nayi mamullerine kalite belge si verilmesi çalışmaları, stan dartlara ve TSE'ye ilişkin ça lışmalar sayılabilir. Bunların dışında teknik eğitim sorunla rı, sektöre ilişkin DPT'nin hazırladığı görüşler, BYKP'la rının hazırlanmasında yapılan çalışmalar, eşdeğer örgütlerle ilişkiler, sektöre ilişkin ya tırımlar, bütçe tekliflerinin incelenmesi sorunu, kısaca sa nayileşmenin ve kalkınmanın

Odanızı ilgilendiren bölümle rine ilişkin çalışmalar yapmak bu konuda öneriler geliştirmek de Elektrik Mühendisleri Odası nın asli görevleri arasındadır.

TARTIŞMALAR ve SONUÇ

Konuşmaların tamamlanmasından sonra izleyicilerin soruları Banger ve Kahraman tarafından yanıtlandı. Bu arada öğretim üyeleri ve öğrenciler de kimi sorunlarını karşılıklı tartış mak olanağını buldular. Daha sonra Özgirgin, konuşma ve tar tışmalardan edinilen bilgilerin ışığı altında kısa bir genelle me yaparak paneli sona erdirdi. Özgirgin paneli kapatırken şun ları söyledi:

"Toplumsal üretimin sağlanmasın da iki temel öğe, emek ve üre tim araçlarıdır. Üretimin maddi faktörleri emekçi halkla birlik te üretici güçleri oluştururlar. İnsan emeği olmadan, onun üre tim yetenekleri, deneyleri, bil gi ve becerileri olmadan üretim sürecinden söz edilemez. Burada üretim deneyi, iş ve çalışma alışkanlıkları, bilgi ve beceri dendiğinde akla gelen, vurgula nan "eğitim"dir. Yani eğitim ile üretim arasındaki ilişkiyi "eğitim üretim içindir" şeklin de belirtebiliriz.

Eğitim bir üstyapı kurumu oldu ğu kadar, üstyapıyı belirleyen, ekonomik yapının içinde de var olan bir faktördür. Günümüzde bilim ve teknolojideki gelişme ler emeğin yetkinleşmesini, emeğin niteliğinin artmasını zorunlu kılmakta ve sağlamakta dır. Bu nedenle çağımızda eği tim daha bir önem kazanmakta dır. Ancak eğitim deyince, salt öğrenim dönemine ilişkin bir süreci değil, insanın yaşam ve üretim süreci içinde geniş bir zaman dilimini anlıyoruz.

Eğitimi, içinde bulunduğumuz sosyo ekonomik yapıdan soyutla mak olanaksızdır. Bu nedenle dir ki emperyalist kapitalist sisteme politik, ekonomik ve kültürel yönden bağımlı geri bir kapitalist yapı oluşturan ülkemizde eğitimi, emperyalizm ve egemen güçlerin sömürüsün den, ülkenin sahip olduğu tek

nolojik düzeyden ayrı düşüneme yiz. Cenel eğitimin bir parça sını oluşturan teknik eğitim de bu olgunun dışında değildir. Yani teknik eğitimin amaçları da emperyalizm ve tekellerin çıkarları doğrultusunda işleye cektir.

Ülkemizde eğitim, diplomalı adam yetiştirme, ithal edilen teknolojinin teknik düzeyde ge reğini yerine getiren eleman yetiştirme, ileri kapitalist ülkelerin gereksinimi olan tek nik elemanların ucuz yollardan karşılanması amaçlarına yöne liktir.

Yapılan planlama çalışmaların da eğitim üretim ilişkisine yu varlak laflarla değinilmesine karşın gerçekte bilimsel bir yaklaşım getirilmemiştir. Ülke mizdeki planlamanın niteliği bir bütün olarak sanayileşme olgusunu kavramadığından, sana yileşmenin gerektirdiği nitelik ve nicelikteki elemanların ye tiştirilmesi söz konusu değil dir. Gerek sanayileşmede gerek se eğitimde esas alınan halkın çıkarları değildir.

Bugün üniversitelerimizde sür dürülen demokratik üniversite mücadelesi emekçi sınıfların bağımsızlık ve demokrasi müca delelerinden ayrı düşünülemez. Eğitim sorununun nihai çözümü bir iktidar sorunudur, ancak bu bizlerin hiçbir şey yapmaması nı gerektirmez. Bu doğrultuda verilen mücadele, kazanılan mevziler süreç içinde büyük ya rarlar sağlayacaktır. Ülkemizin ekonomik politik yapısı ve tek nolojik gerilik içinde teknik elemanlar bilgi ve becerileri ni halkın çıkarları doğrultu sunda kullanmaktan yoksundur lar. Gerek tekelleşme gerekse ekonomik baskılar sonucu hızla emekçi kitlelere yaklaşan tek nik elemanlar artık çıkarları nın nerede olduğunun bilincine varmakta, ekonomik sorunlarının çözümünün grevli ve toplu söz leşmeli sendikal haklar mücade lesinden geçtiğini bilmektedir. Politik mücadelede ise yeri iş çi sınıfının yanındadır.

Yukarıda özetlemeye çalıştığı mız görüşler, ODTÜ EMO Komite sinin hazırlamış olduğu anketin sonuçlarının değerlendirilme siyle bir kez daha somut olarak vurgulanmıştır."