Elektrik Mühendisliği · Sayı 467 · Ocak 2021
BAŞYAZI
Toplum, demokrasi ve emek Görüş ve değerlendirme
- Yıl
- 2021
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 4 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik eğitimi, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- Koronavirüs pandemisi
- EMO Yönetim Kurulu
- Nesnelerin İnterneti
- biyomedikal mühendisleri
- Boğaziçi Üniversitesi
- Elektrik Piyasası Kanunu
Özet
EMO 47. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Pala, pandemi sürecinde iktidarın politikalarını, biyomedikal mühendislerin rolünü, Boğaziçi Üniversitesi'ndeki rektör atamasına karşı mücadeleyi ve derginin bu sayısındaki Nesnelerin İnterneti dosya konusunu değerlendiriyor.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
EMO’dan...
Bülent Pala EMO 47. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı
Merhaba. Uzun bir aradan sonra Elektrik Mühendisliği dergimizin yeni sayısını sizlerle buluşturmanın sevincini yaşıyoruz. Geride bıraktığımız 1 yılda gerek Odamızın yaşadığı maddi ve manevi zorluklar, gerekse Koronavirüs’ün yarattığı sıkıntılar Dergimizin yayımını da etkilemiş ve önemli gecikmelere neden olmuştur. Yaşanan gecikmeden dolayı özür dileriz.
Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) 22-23 Ağustos 2020 tarihlerinde yapılan 47. Dönem Olağan Genel Kurulu’nda seçilen yeni Yönetim Kurulu adına öncelikle bizi bu göreve layık gören tüm üyelerimize teşekkür ederiz. 47. Dönemimiz ne yazık ki pandeminin de etkisiyle ülkemizin olağanüstü koşullardan geçtiği bir döneme denk gelmiştir. İlk Koronavirüs vakasının görüldüğü Mart 2020’den bu yana salgın nedeniyle resmi verilerle 2.5 milyon kişiye virüs bulaşmış ve 26 bin kişi yaşamını yitirmiştir. Üstelik sağlık otoriteleri resmi verilerin gerçekleri yansıtmadığını, vaka sayısı ve yaşamını kaybedenlerin bu rakamların çok daha üzerinde olduğunu belirtmektedir.
Salgın tehlikesine karşı alınan önlemler yetersiz kalmakta, hastaneler artan hasta yüküne yetişememekte ve durum giderek içinden çıkılamaz hale gelmektedir. İktidarın halk sağlığından çok ekonomiyi önceleyen politikaları; kamu kaynaklarının geniş halk kesimleri yerine sermaye lehine kullanılmasıyla sonuçlanmış, yaşanan kriz daha da büyümüştür. Aykırı en ufak sese bile tahammül edemeyen, muhalif kesimleri yasaklar, baskı ve şiddet ile korkutarak sindirmeye çalışan iktidar, Koronavirüs salgınını da mutlak otoriter rejimini güçlendirmek için kullanmaktadır.
Daha önce yargı tarafından engellenen ya da kamuoyu tepkisi nedeniyle çıkartılamayan düzenlemeler içinde bulunduğumuz salgın döneminde hızla yasalaştırılırken, Kanal İstanbul Projesi için ihale yapılmış, tarihi ve doğayı yok eden Ilısu Barajı hizmete açılmıştır. “Üretim devam etsin” diye tam kapanmaya yanaşmayan iktidar, hafta içi kalabalık toplu taşıma araçlarında, işyerlerinde, fabrikalarda virüs bulaşmıyormuş gibi sadece akşamları ve hafta sonları sokağa çıkma yasağı getirmiştir. Sokak kısıtlaması uygulanan hafta sonlarında alkol satışının da yasaklanması iktidarın zihniyetini ve salgının ciddiyetini anlamaktan hala ne kadar uzak olduğunu gösteren en basit örnektir.
Bireylerin yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale etme ve değiştirme, “vatandaşı hizaya sokma” çabalarından biran önce vazgeçilmeli, iktidar asli görevi olan toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak ve kişinin temel hak ve hürriyetleri önündeki engelleri kaldırmak için çalışmalıdır.
Öncelikle Pandemi nedeniyle ağır ekonomik koşullar altında bulunan yurttaşlarımızın sıkıntılarının çözülmesi konusunda ciddi adımlar atılmalıdır. Bu kapsamda EPDK tarafından dağıtım şirketlerinin temsil, ağırlama, reklam, sponsorluk, bağış gibi giderlerinin tüketici tarifelerine yansıtılmaması yönünde alınan karar olumlu olmakla birlikte yeterli değildir. Evlere kapanmanın faturalara etkisi de gözönüne alınarak, elektrik, su, doğalgaz ve İnternet bedelleri, salgın riski boyunca ertelenmelidir. Fatura üzerindeki vergi yükü azaltılmalı ve ileri yaşlardaki yurttaşların yaşadığı konutlar başta olmak üzere, fatura ödenmediği gerekçesiyle elektrik kesintisi yapılmaması sağlanmalıdır.
Koronavirüs salgınına karşı mücadelede EMO’ya da büyük görevler düşmektedir. Bilindiği üzere, tıbbi cihazların tasarımı, üretimi, kurulumu ve çalışmasında görev alan biyomedikal mühendisleri EMO çatısı altında örgütlenmiştir. Odamız, bugüne dek ilgili komisyonları, yöneticileri ve üyelerimizin yanı sıra demokratik örgütler ve meslek kuruluşları ile alınacak önlemler ve yapılması gerekenleri belirlemek üzere çeşitli çalışmalar yürütmüştür. EMO’nun saptamalarına göre, tıbbi cihaz konusunda dışa bağımlılık çok yüksek oranlardadır; yerli tıbbi cihaz üretimi için de kamu desteğine gereksinim duyulmaktadır. Üretim sırasında malzemelerin anti-alerjik, biyouyumlu olması ve kullanımdan önce mutlaka sterilizasyon işleminden geçirilmesi insan sağlığı için büyük önem taşımaktadır.
Biyomedikal mühendisleri, Koronavirüs salgınında hastanelerde Klinik Mühendis olarak, ilgili cihazların 7/24 esaslı hizmet üretmelerini sağlamaktadır. Ayrıca biyomedikal mühendisleri, sağlık kuruluşu dışında tıbbi cihaz tasarımı, üretimi ve yönetmeliklere uygun biçimde dağıtımı ile kurulumundan da öncelikli olarak sorumludurlar. Fakat, çıkarılan yönetmeliklerle başka meslek grupları ve hatta teknikerlerin bu alanda görevlendirilmesine imkan verilmiştir. Tıbbi cihaz firmalarının denetimi ile tıbbi cihazların test-muayene kabul süreçleri konusunda biyomedikal mühendislerinin aktif görev alacağı çalışmalar gerçekleştirilmeli, ilgili mevzuatta değişikliğe gidilmelidir.
EMO 47. Dönem’de çıkartılan ilk dergi olma özelliğini taşıyan bu sayımızda “Nesnelerin İnterneti” konusunu dosya konusu olarak işliyoruz. Cihazların birbirleriyle ve daha büyük sistemlerle bağlantı kurduğu iletişim ağını ifade eden Nesnelerin İnterneti, bugünümüz ve geleceğimiz için en önemli unsurlardan biri haline gelmiştir. Ülkemizin bu alanda geri kalmasının telafi edilemeyecek durumlara yol açabileceği bilinciyle biran önce gerekli adımlar atılmalıdır.
Türkiye’nin kalkınmak için öncelikle eğitim sistemini gelişen teknoloji ve gereksinimler doğrultusunda yenilemesi; laik, çağdaş bir program uygulanması, akademik ve bilimsel özerkliğin sağlanması şarttır. Nitelikli bilimsel üretim için yükseköğretim kurumlarına yönelik siyasi müdahalelere son verilmeli, üniversitelerin yönetimleri demokratik süreçlerle belirlenmelidir. Bu kapsamda, geçtiğimiz günlerde Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan bir rektöre karşı üniversite öğrencileri ve öğretim üyelerinin yürüttüğü haklı mücadeleyi desteklediğimizi belirtiyor, özgür ve demokratik üniversite çağrısını yükseltiyoruz.
Dergimizde dosya konusu dışında güncel gelişmelere ilişkin yazı ve haberlere de yer vermekteyiz. Bu kapsamda geçtiğimiz aylarda EMO ve gönüllü kuruluşların yoğun mücadelesine rağmen yasalaşan Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile nükleer santrallara karşı yürüttüğümüz faaliyetleri de sizlerin bilgisine sunuyoruz.
Yeni yılınızı kutluyor, demokrasi, adalet, eşitlik, özgürlük, emek ve dayanışmanın egemen olduğu, şiddet, baskı ve sömürü düzenine karşı mücadelemizin yükseleceği bir yıl olmasını diliyorum.
Salgın riskinin ortadan kalktığı sağlıklı günlere en kısa zamanda ulaşma umuduyla, Elektrik Mühendisliği Dergisi’nde emeği geçenlere ve yazılarıyla destek veren tüm uzmanlara teşekkür ederim.
Saygılarımla…