Elektrik Mühendisliği · Sayı 467 · Ocak 2021

ELEKTRİK-ELEKTRONİK BİYOMEDİKAL MÜHENDİSLİĞİ HİZMETLERİ EN AZ ÜCRET TANIMLARI 2021

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Kitap tanıtımı

Yıl
2021
Sayfa
3
Okuma süresi
7 dk
Görüntülenme
0

Konu

Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam

İlgili: Mevzuat ve hukuk, Biyomedikal mühendisliği

Anahtar kelimeler

  • en az ücret tanımları
  • EMO yayını
  • biyomedikal mühendisliği
  • mesleki hizmet ücretleri
  • elektrik tesisatı projeleri

Özet

EMO'nun elektronik ortamda yayımladığı 'Elektrik-Elektronik-Biyomedikal Mühendisliği Hizmetleri En Az Ücret Tanımları 2021' kitabı tanıtılıyor; kitapta yönetmelikler, sözleşmeler, raporlar ve 2021 yılı en az ücret çizelgeleri yer alıyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

Elektrik Mühendisleri Odası yayını olan kitaplara elektronik ortamda; http://kitap.emo.org.tr adresinden ya da EMO Yayın Birimi’nden ulaşabilirsiniz.

KİTAP TANITIMI

Hazırlayan: EMO Yayımlayan: EMO

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) “Elektrik-Elektronik-Biyomedikal Mühendisliği Hizmetleri En Az Ücret Tanımları 2021” kitabını elektronik ortamda yayımladı. EMO meslek alanlarına ilişkin; yönetmelikler, sözleşmeler, raporlar, belgeler ve en az ücret tanımlarının yer aldığı kitap, kaynak niteliği taşıyor.

Kitabın ilk bölümünde, elektrik-elektronik ve biyomedikal mühendislerinin faaliyet alanlarına ilişkin yönetmelikler aktarılıyor. İkinci bölümde “Sözleşmeler”, üçüncü bölümde “Test, Ölçüm, Muayene Raporları”na yer veriliyor. Kitabın dördüncü bölümünde, “En Az Ücretlerin Uygulama Esasları”, beşinci bölümde “Yapı Sınıfları” altıncı bölümde de “Bölgesel Azaltma Katsayıları” sunuluyor.

Kitabın “2021 Yılı En Az Ücret Tanımları” başlıklı yedinci bölümünde, çeşitli hizmetlere ilişkin uygulanacak ücretler çizelgelerle aktarılıyor. Bu bölümde; “Yapı İçi Elektrik Tesisatı Mühendislik Hizmetleri ve Asgari Ücretleri Proje İhale Dosyası (PİD) Bedelleri, Yapı İçi Elektrik Tesisatı Mühendislik Hizmetleri ve Asgari Ücretleri Teknik Uygulama Sorumluluğu (Fenni Mesuliyet) (TUS) Bedelleri, Ayrı Çizilen Kuvvetli Akım Projeleri ve Diğer Hizmetler İşyeri Ruhsat Projeleri, 36 kV Enerji Nakil Hatları (ENH) ve Trafo Merkezleri (TM) Projeleri ve Diğer Hizmetler (İşletme Sorumluluğu-Bakım-Danışmanlık Hizmetleri), Yerleşim Alanları AG Dağıtım ve Aydınlatma Projeleri ve Diğer Hizmetler, Denetim ve Ölçüm Hizmetleri, Elektrik Dağıtım Kuruluşları Tarafından Yaptırılan Proje ve Diğer Hizmetler, Elektrik İletim Şirketi ve Üretim Şirketleri Tarafından Yaptırılan ENH ve TM Etüt ve Projeleri, Elektrik Enerji Üretim Santralları Elektrik Projeleri, Ayrı Yapılan Zayıf Akım Projeleri ve Diğer Hizmetler, AG Generator Uygulama

Projeleri, Diğer Proje ve Hizmetler” için en az ücretler paylaşılıyor. Toplam 208 sayfa olan kitaba, http://kitap. emo.org.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

İZMİR DEPREMİ İLK GÖZLEM RAPORU

Hazırlayan: TMMOB Yayımlayan: TMMOB

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB), 30 Ekim 2020 tarihinde Ege Denizi Seferihisar açıklarında meydana gelen, büyük can kaybı ve yıkıma yol açan 6.6 büyüklüğündeki depremin ardından hazırladığı rapor “İzmir Depremi İlk Gözlem Raporu” başlığı altında yayımlandı. Depremin İzmir’in tüm merkez ilçelerinde çeşitli bina hasarlarına neden olduğunun belirtildiği raporda, yıkımların ve ağır hasarların, kalın alüvyon tabakalarının yer aldığı Bayraklı ilçesinin bazı mahallelerinde yoğunlaştığına dikkat çekiliyor. Raporun, söz konusu bölgede yapılan ilk 24 saatlik gözlem ve mülakatlara dayandığı, önümüzdeki sürecin planlanmasına ışık tutması amacıyla hazırlandığı kaydediliyor. Raporda, yapılan saha gözlemlerinde, yıkıma uğrayan ve ağır hasar alan binaların genellikle 8 kat mertebesinde olduğu, değerlendirilen bölgedeki kısmi ve tamamen yıkılan binaların sayısınin 12 olduğu, bu binaların ruhsat tarihinin ise 1999 öncesi olduğunun tespit edildiğine dikkat çekiliyor. Bölge sakinleriyle yapılan mülakatların aktarıldığı raporda, yıkılan yapıların bir çoğunun zemin katlarının dükkan ya da otopark amaçlı olarak kullanılan alanlar olduğu bilgisi veriliyor. Bölgeye ilişkin hazırlanan haritalar ve fotoğraflar ile rapor destekleniyor.

Hazırlayan: Necla Dulkadiroğlu

“Yıkılan Binaların Göçme Tipleri” başlığı altında, binaların göçme nedenleri konusunda bilgi aktarılırken, çarpıcı fotoğraflarla göçük örnekleri gözler önüne serilerek, “Güvenli yapı tasarımında zemin parametrelerinin önemi yadsınamaz. Bayraklı İlçesinin bazı mahalleleri büyük oranda kalın alüvyon tabakaları üzerinde yer almaktadır. Parsel bazında düzgün etütler dışında spesifik davranışın etkisi yerel olarak mutlaka incelenmeli ve yapı etkileşimi baştan sorgulanmalıdır. Yine zemin etütlerinde tüm aşamaların kamusal denetiminin yapılması önem arz etmektedir” deniliyor.

Yer seçiminden başlayarak imar planlarının afet riskine göre hazırlanmasının önemine dikkat çekilen raporda, “İçinde yaşadığımız binaların tasarım, inşa, denetim ve bakım süreçlerinin rant amaçlı yaklaşımlarla sürdürülmesi, depremlerin yıkıcı sonuçlarla karşımıza çıkmasına neden olmaktadır” deniliyor.

Depreme dayanıklı yerleşim alanları ve yapılar tasarlamanın, üretmenin, deprem hasarları ve can kayıplarının azaltılmasının bilinen tek yolunun, mühendis, mimar ve şehir plancılığı hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde uygulanması olduğunun altı çizilen raporda, uygulanması gereken maddeler şöyle sıralanıyor:

-Denetimsiz ve kaçak yapılaşmaya derhal son verilmelidir. -İmar afları yasaklanmalıdır. -İmar barışı adı altında ruhsatlandırılan tüm ruhsatlar iptal edilmelidir. -Mevcut yapı denetim sistemi, zeminle ilgili mühendislik çalışmalarının arazi denetimlerini kapsamalıdır. -2011 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla uygulamaya konulan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı geciktirilmeden uygulamaya konulmalıdır. -Başta hastaneler, okullar ve kamu binaları olmak üzere kentimizdeki tüm kaçak, imara aykırı ve deprem riski içeren yapıları tespit etmek için il genelinde bir envanter çalışması yapılmalıdır. -İzmir Deprem Master Planı yenilenmelidir. -Tüm paydaşlarla birlikte il genelinde öncelikli risk grubunda yer alan yapıları belirleyerek, bu yapıların güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden yapılması sağlanmalıdır.

-Yapı tasarım, üretim ve denetim süreçlerinde TMMOB’a bağlı meslek odalarını devre dışı bırakan uygulamalara son verilmelidir. -Odaların mesleki denetim faaliyetleri üzerine konulan engeller kaldırılmalı, Yerel Yönetimler bu konuda üzerlerine düşenleri eksiksiz yerine getirmelidir.

Rapora, https://www.emo.org.tr/ekler/329146cb7eaf806_ek.pdf?tipi=2&turu=X&sube=0 adresinden ulaşabilirsiniz.

KANAL İSTANBUL KAZI PATLATMA NAKLİYE TEKNİK DEĞERLENDİRME RAPORU

Hazırlayan: TMMOB Maden Mühendisleri Odası Yayımlayan: TMMOB Maden Mühendisleri Odası Baskı: İstanbulAralık 2020

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından hazırlanan “Kanal İstanbul Kazı, Patlatma ve Nakliye Teknik Değerlendirme Raporu” 1 Aralık 2020 tarihinde kamuoyuna sunuldu. Kanal İstanbul projesine ilişkin çarpıcı tespitlerin yer aldığı rapor, 20 sayfadan oluşuyor.

Raporun giriş bölümünde, İstanbul, Marmara Bölgesi, Marmara Denizi ve Karadeniz’e projenin etkileri ve zararlarına işaret edilerek, geri dönüşü olmayan bir proje ile karşı karşıya olunduğuna dikkat çekiliyor. “Yüzlerce bilim ve meslek insanı, üniversiteler, meslek odaları, belediyeler, kamu kurum ve kuruluşları tarafından yılların birikimi ile üretilen sayısız planlama çalışması, bilimsel araştırma verileri yok sayılıp; iktidara yakın inşaat sermayesinin çıkarları öncelenmektedir. İstanbul’un ve halkın ihtiyacı olmayan bir proje hakikat gizlenerek servis edilmektedir. Bilimsel ve teknik niteliği olmayan söylemler ve varsayımlar üzerinden tartışmaya açılarak meşrulaştırılmaya çalışılan Kanal İstanbul; coğrafik, ekolojik, ekonomik, sosyo-

lojik, kentsel, kültürel kısacası yaşamsal bir yıkım ve felaket projesidir” ifadelerine yer veriliyor.

Maden mühendisliği uzmanlık alanına giren “Kazı, Patlatma ve Nakliye” konularında ÇED Raporu’nda verilen bilgiler doğrultusunda raporun hazırlandığı, TMMOB Kanal İstanbul Bilim Kurulu ile paylaşılarak ÇED iptal davasında kullanıldığı bilgisinin aktarıldığı giriş yazısında, “ekolojik yıkım, rant ve gayrimenkul projesi” olarak nitelendirilen Kanal İstanbul Projesi ile ilgili TMMOB bünyesinde bulunan mühendislik mimarlık disiplinlerinden meslek odaları ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve farklı bilim insanlarının değerlendirmelerinin de incelenmesinin, konunun bütüncül olarak anlaşılması açısından daha sağlıklı olacağı kaydediliyor.

ÇED Raporu üzerinden yapılan incelemelerde proje maliyetlerinin belirtilenin çok üzerinde olacağı, sadece kanal kazı, nakliye ve depolama maliyetlerinin bile tüm kanal için açıklanan maliyetlerin üzerine çıkacağına dikkat çekilen giriş yazısında teknik detayların kamuoyundan saklandığına işaret edilerek, şu değerlendirme yapılıyor:

“Kanal İstanbul gibi uygulama ve sonuç aşamalarında çevresel, ekonomik ve politik büyük sorunlar ortaya çıkarabilecek bir projenin teknik detaylarının kamuoyundan saklanması ne mühendislik etiği açısından uygun ne de halkın bilgi edinme hakkı açısından yasal değildir. Halktan, bilim ve meslek insanlarından bilgi gizlemek suçtur. Proje maliyetinin en büyük kalemini oluşturan kazı büyüklüğünün hesaplanmasına dair detaylı teknik bilgiler/veriler paylaşılmamıştır. Proje ömrüne, kazı şekillerine ve dolayısı ile çevresel etkilerde yaşanacak olası değişikliklere yönelik bu bilgilerin tamamının kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir. Kazı alanlarının jeolojik formasyonları belirtilmiş olmasına rağmen yükleme ve nakliye işlemlerine direkt etkisi bulunan kabarma faktörü yanlış hesaplanmıştır. Projenin patlatma tasarım ve hesapları teknik olarak yanlış yapılmıştır. Bu denli büyük bir projenin patlatma tasarımlarının özensiz bir şekilde hazırlanması projenin genelinin mühendislik tasarımları hakkında ipucu

vermektedir. Kazı, patlatma ve nakliye termin süreleri raporun farklı bölümlerinde birbiri ile çelişmektedir.”

“Kanal İstanbul, bir ulaşım projesi değil, gayrimenkul ve rant projesidir. İstanbul’a, halka ve doğaya karşı işlenecek bir kent suçudur” ifadelerine yer verilen raporun girişinde, Kanal İstanbul Projesi’nin iptali için başta TMMOB ve bileşenleri olmak üzere, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve siyasi partiler ile demokratik kitle örgütleri tarafından ÇED iptal davası açıldığı kaydediliyor.

Giriş yazısının ardından raporda; “Kanal İstanbul ÇED Raporu Kazı, Patlatma, Nakliye Bilgileri”, “Kanal İstanbul Projesi ve ÇED Raporu’na Dair Teknik Değerlendirmeler” başlığı altında sunulan bölümlerde detaylı bilgiler aktarılırken, fotoğraflar, tablolar ve şekiller de sunuluyor.

Kanal İstanbul Projesi’nin tekil olarak ve sadece teknik olarak değerlendirilecek bir konu olmadığının vurgulandığı sonuç bölümünde, konunun ekonomik, politik, ekolojik ve teknik yönden bütüncül bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği, 3.Köprü, 3.Havalimanı ve Kanal İstanbul Projesi’nin birlikte değerlendirilmesinin önemi vurgulanırken, rapor şu değerlendirmeyle bitiriliyor:

“İstanbul’a yaşam sağlayan kuzey aksında ve kanal güzergâhı bölgesinde yapılmak istenen Yenişehir ve bu projeler ile yaratılacak rantın AKP iktidarı ve sermayesini beslemek için yapılan projeler olduğu açık bir şekilde ortadır. Kanal İstanbul güzergâhında yapılan plan değişiklikleri, arazi el değiştirmeleri ve Kanal ÇED Raporu’nda belirtilen en büyük gelir kaleminin gayrimenkul olması kanalın neye hizmet edeceğini, ne amaçla yapılmak istendiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Kanal İstanbul, halkın ihtiyaçlarıyla ve bilimsel teknik doğrularla örtüşmeyen; doğaya, kente ve İstanbul’un yıkımına neden olacak bir kent suçudur. Kanal’a değil halkın ihtiyaçlarına bütçe ayrılmalıdır. Kanal İstanbul Projesi ve ÇED Raporu iptal edilmelidir.”

Kanal İstanbul Kazı, Patlatma ve Nakliye Teknik Değerlendirme Raporu’na http://www.maden.org.tr//resimler/ekler// b1e85406f5_178188819_ek.pdf adresi üzerinden ulaşabilirsiniz.