Elektrik Mühendisliği · Sayı 448 · Ekim 2013
MÜHENDİSLİK FAKÜLTELERİ RAHATSIZ
Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2013
- Sayfa
- 4
- Okuma süresi
- 8 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam
İlgili: Mevzuat ve hukuk, Mühendislik eğitimi
Anahtar kelimeler
- YÖK
- teknik öğretmen
- mühendislik unvanı
- teknoloji fakültesi
- akreditasyon
- Elektrik-Elektronik Mühendisliği
Özet
EMO'nun çeşitli üniversitelerin Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölüm başkanlıklarına yönelttiği sorular çerçevesinde, teknik öğretmenlere tamamlama programıyla mühendislik unvanı verilmesi ve teknoloji fakültelerinin açılması konusundaki akademisyen görüşleri derlenmiştir. Görüşülen öğretim üyeleri bu uygulamaları eğitim kalitesi, müfredat farklılığı ve istihdam açısından sorunlu bulmaktadır.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanlıklarına Teknik Öğretmenlere Mühendis Unvanı Verilmesini ve
Teknoloji Fakültelerini Sorduk…
EMOBasın- Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) aldığı karar uyarınca mühendislik eğitimi tamamlama programı yoluyla teknik öğretmenlere mühendislik unvanı verilmesi ve teknoloji fakülteleri açılmasıyla birlikte yaratılan unvan sorununa ilişkin olarak, bu işin sahibi olan üniversitelerin görüşlerine başvurduk. Üniversitelerin mühendislik fakültelerinin Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanlıklarına Temmuz ayının son haftasında yönelttiğimiz sorulara 80 bölüm başkanlığından Fırat Üniversitesi, Bülent Ecevit Üniversitesi ve Süleyman Demirel Üniversitesi mühendislik fakültelerinin bölüm başkanlıkları yanıt gönderdi.
TEMEL YETERSİZSE YAPI SAĞLIKSIZ OLUR
Bülent Ecevit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. İbrahim Alışkan, teknik öğretmenlere mühendislik unvanı verilmesi uygulamasını doğru bulmazken, “Temelsel yapılanmanın yetersizliği ilgili oluşumun sağlıksızlığını da ortaya koyacaktır” uyarısını yaptı. Teknoloji fakülteleriyle getirilenin uzmanlaşma olmadığını anlatırken, teknoloji fakültelerinin kurulmasının da yanlış olduğunu söyledi. Yrd. Doç. Dr. Alışkan, teknoloji fakültelerinin mühendislik fakülteleri ile müfredat eşitliği iddiasında bulunmalarının kapanmaları anlamına geleceğini ileri sürdü.
Bülent Ecevit Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. İbrahim Alışkan’ın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:
Teknik öğretmenlere mühendislik tamamlama eğitimi yoluyla mühendislik unvanı verilmesini doğru buluyor musunuz? Neden?
Yrd. Doç. Dr. Alışkan: Doğru bulmuyorum. Mühendislik ve öğretmenlik farklı altyapılar gereken mesleki pozisyonlardır. Öğretmenlik var olan verileri öğrenciye sunma tabanlı bir yapılanma gerektirmektedir. Oysa ki, mühen-
dislik demek yeni ve farklı bir tasarım yapmak demektir. Bunun anlamı ise bu altyapının ilgili kişiye eğitim süreci içerisinde verilmesi ve yönlendirilmesi içeriğine gidecektir. Öte yandan mühendislik analiz işlemini de kapsamaktadır. Mevcut sistemi analiz edebilmek ve gerekli modellemelerin ortaya konulabilmesi demektir. Bu işlemleri öğretmenlik altyapısı ile yetişmiş ve kısa süreli bir mühendislik eğitimi almış kişiden beklemek mantıklı bir yaklaşım olmayacaktır. Unutulmamalıdır ki herhangi bir bina için dahi önemli olan kısım temeldir. Temelsel yapılanmanın yetersizliği ilgili oluşumun sağlıksızlığını da ortaya koyacaktır.
Teknik eğitim fakülteleri kapatılarak teknoloji fakülteleri kurulmasını nasıl karşılıyorsunuz?
Yrd. Doç. Dr. Alışkan: Eğitim fakültelerinin endüstriyel okullar için gerekli öğretmen ihtiyacı altyapısını karşılama özelliği baz alındığında yerinde bir adım olmayacaktır.
Teknoloji fakülteleri ile mühendislik fakülteleri arasındaki fark sizce nedir? Teknoloji fakültelerinin olmasını düşünüyorsanız mühendislik fakültelerinden farkı ne olmalardır?
Yrd. Doç. Dr. Alışkan: En önemli ve teknoloji fakültelerinin negatif yönü bölümler arasındaki ayrışım işleminin daha ilk adımda gerçeklenmesidir. Herhangi bir bölüme ait mühendisin ilgili bölüme ait genel yapılanmanın en az yüzde 70 değerinde altyapıya sahip olması gereğidir. Zira yapılacak olan analiz ve tasarım işlemleri belirttiğim altyapısal değerdeki eksiklik nedeni gerçeklenemeyecektir. Örneğin bir otomasyon mühendisi belirtilen değerde elektrik-elektronik bilgisi altyapısına sahip değilse, var olanı analiz edemez ve de tasarımı yapamaz. Güç elektroniği, elektrik makinaları, sistem modelleme, elektrik enerji sistemleri… bilgileri olmadan kontrol nasıl yapılacaktır ki. Yani tanımadığım bir aracı benim sürebilmem mümkün olmayacaktır. Daha farklı bir ifade ile ağaçların dahi öncelikle kök yapılanması ve daha sonra dallara ayrışımı gözlerimizin önündedir.
İki fakülte mezunlarına da mühendislik unvanı verilmesi doğru mudur? Mühendisliğin farklı alanlarına yoğunlaşılacaksa bile iki ayrı mühendislik fakültesi eğitim sistemi açısından uygun mudur?
Yrd. Doç. Dr. Alışkan: Teknoloji fakültelerinin vereceği eğitimin sonucunun bir mühendis ortaya koymayacağını belirtmiştim. Bu nedenli ikili bir yapılanma tartışmasız yanlış olacaktır.
Uzmanlaşma Değil, Parçalanma
Dünyadaki mühendislik eğitimi ve uygulamaları açısından karşılaştırdığınızda Türkiye’de teknoloji fakülteleri kurulması ve teknik öğretmenlere mühendislik unvanı verilmesine yönelik girişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yrd. Doç. Dr. Alışkan: Uluslararası konumda önde gelen üniversitelere bakacak olursanız, yapılan işlem yetiştirilecek olan mühendise tamamen alt dallara ayrılmış bir başlangıç değil, eğitimin total başlangıcı devamında belirli bir dönem sonrasında bu ayrıştırmanın yapıldığı görülecektir. Yani kendilerine yönelik adımlar isteyen bizim akademisyenlerimizin tamamen farklı bir yolda olduğu teknoloji fakülteleri görülmektedir. Teknoloji fakülteleri tamamı ile yanlış bir adımdır.
Eşitlik İddiası Kapanmaları Demek
Teknoloji fakültelerinin müfredatı ile mühendislik fakültelerinin müfredatını karşılaştırabilir misiniz?
Yrd. Doç. Dr. Alışkan: Belirttiğim gibi gerekli anabilim dalı ayrışımları teknoloji fakültelerinde başlangıçta yapıldığı için farklılık kaçınılmaz bir hal almıştır. Ancak ilgili fakülteler bizim müfredatımızda mühendislik fakülteleri gibidir diye bir iddia öne sürecek olur iseler bu durum da teknoloji fakültelerinin kendi kendilerini kapatmaları anlamını taşıyacaktır.
Mühendislik fakültelerinin eğitim müfredat ile mühendislik eğitimi tamamlama programlarının içeriğini ve bu programlara kabul edilecek kişilerin seçilecekleri sınava ilişkin yayımlanan örnek soruları karşılaştırmalı olarak değerlendirebilir misiniz?
Yrd. Doç. Dr. Alışkan: Çok kısa ve net bir cevap vermek gerekirse; elma ağacı üzerine ek budaklar dikerek kiraz ağacı elde edilemez. Yani temel yapı ve bakış açısı farklılığı nedeni ile programlarda belirtilen ortalama 6-8 ek ders işlemi ile bu açık kapatılamayacaktır.
Teknik Eleman Eksikliğine Yol Açılacak
Teknik öğretmenlere mühendis unvanı verilmesi ve teknik eğitim fakültelerinin kapatılmış olmasının, mühendislik mesleğini, ülkemizdeki bu alandaki istihdamı, ara eleman sorununu, daha genel olarak da ülkemizde ki iş alanlarını ve toplumsal yaşamı nasıl etkileyecektir?
Yrd. Doç. Dr. Alışkan: İlk olarak, ilgili unvanın verilmesi altyapısal olarak eksik mühendislerin piyasaya sürülmesi demektir. Teknik eğitim fakültelerinin kapatılması ise teknik ortaöğretim için gerekli öğretmenlerin yetişmemesi ve teknik eleman eksikliğinin yolunu açacaktır. Ülkemiz genelindeki akademisyen eksikliği de göz önünde tutulacak olur ise daha ayrışımlı teknoloji fakülteleri ve bu fakülteler dahilinde yer alan bölümlerde yetersiz akademisyen kadroları iş alanlarında niteliksiz elemanlar anlamını taşıyacaktır.
“AKREDİTASYONLA MÜHENDİSLİK UNVANI VERİLSİN”
Elektrik Mühendisliği’nin sorularına Süleyman Demirel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Merdan, teknik öğretmenlere mühendis unvanı verilmesine karşı çıkarken, “bir problem çözeyim derken daha büyük problem yaratıldığına” işaret etti. Prof. Merdan, teknoloji fakültelerinin kurulmasına da gerek olmadığını belirtirken, akreditasyonla mühendislik yapılmasını, akreditasyon sınavını geçemeyenlerin ara eleman olarak iş yapmasını savundu.
Prof. Dr. Mustafa Merdan, Elektrik Mühendisliği’nin sorularına şöyle yanıt verdi:
Teknik öğretmenlere mühendislik tamamlama eğitimi yoluyla mühendislik unvanı verilmesini doğru buluyor musunuz?
Prof. Dr. Merdan: Hayır, doğru bulmuyoruz. Çünkü, mühendislik bir formasyon eğitimidir. Temel bilimler konusunda ve uygulama konusunda teknik öğretmenlerin mühendislik yapabilecek kalitede olduğuna inanmıyoruz.
Teknik eğitim fakülteleri kapatılarak teknoloji fakülteleri kurulmasını nasıl karşılıyorsunuz?
Prof. Dr. Merdan: Bir problem çözeyim derken daha büyük bir problem yaratılmıştır.
Teknoloji fakülteleri ile mühendislik fakülteleri arasındaki fark sizce nedir? Teknoloji fakültelerinin olması gerektiğini düşünüyorsanız mühendislik fakültelerinden farkı ne olmalıdır?
Prof. Dr. Merdan: Teknoloji fakültesi kurulması gerektiğini düşünmüyorum, yeteri kadar mühendislik fakültesi vardır ve Avrupa Birliği’nde olduğu gibi mühendislik fakültesi mezunlarına akreditasyon uygulanmalıdır. Bu sınavda başarılı olamayanlar, pratik mühendis gibi görevlerine devam etmelidir.
İki fakülte mezunlarına da mühendis unvanı verilmesi doğru mudur? Mühendisliğin farklı alanlarına yoğunlaşılacaksa bile iki ayrı mühendislik fakültesi eğitim sistemi açısından uygun mudur?
Prof. Dr. Merdan: İki fakülte mezunlarına da mühendislik unvanı verilmesini doğru bulmuyorum. Akreditasyon sınavını geçemeyenler imza yetkisine sahip olmadan akredite olan mühendislerin yapmadığı işleri yapmaları daha uygun olacaktır.
“Teknik Öğretmen Mühendis Olamaz”
Dünyadaki mühendislik eğitimi ve uygulamaları açısından karşılaştırdığınızda Türkiye’de teknoloji fakülteleri kurulmasını ve teknik öğretmenlere mühendislik unvanı verilmesine yönelik girişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof. Dr. Merdan: Dünyadaki mühendislik eğitimine bakıldığında, belki teknoloji fakülteleri Avrupa’daki mühendislik okulu mezunlarının yaptıkları işlerde çalışabilirler. Ancak mevcut teknik öğretmenlere mühendislik unvanı verilmesi doğru bir karar değildir.
Teknoloji fakültelerinin müfredatı ile mühendislik fakültelerinin müfredatını karşılaştırabilir misiniz?
Prof. Dr. Merdan: Mühendislik fakültesi müfredatları tasarım, geliştirme ve uygulamaya yöneliktir. Buna paralel olarak, teknoloji fakültesi programları ve müfredatları daha oturmamıştır.
Sonuç olarak;
Avrupa Birliği’nde olduğu gibi bir akredite sınavı açılması, bu sınavı geçenlere imza yetkisi verilmesi, diğerlerine ise ara eleman görevlerinin verilmesinin uygun olacağına inanıyorum. Avrupa Birliği’nde mühendislik fakültesi mezunları en az iki yıl boyunca bir mühendislik bürosunda çalıştıktan sonra akredite sınavına girebilmektedirler. Bir kişi en fazla yılda bir açılan 4 akredite sınavına girebilmektedir. Akredite sınavında başarılı olamayan adaylar mühendis unvanı kullanamamakta, imza yetkisine sahip olamamakta ve ara eleman olarak devam etmektedirler.
MÜHENDİSLİK FAKÜLTELERİ YOK SAYILDI
F ırat Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yakup Demir de, Elektrik Mühendisliği’nin “Teknik öğretmenlere mühendislik unvanı verilmesi” ve “teknoloji fakülteleri” konusundaki sorularına toplu bir değerlendirmeyle yanıt verdi. Prof. Demir, özellikle elektrik ve elektronik tamamlama programlarında ders sayısının 3-4-6 gibi diğer mühendisliklerden daha da sınırlı bir sayıda tutulduğuna ve alt komisyon üyeleri içinde diğerlerinin tersine Mühendislik Fakültesi öğretim üyesini bile yer verilmediğine dikkat çekti:
“Teknik öğretmenlere mühendislik tamamlama eğitimi yoluyla mühendislik unvanı verilmesini mevcut haliyle doğru bulmuyoruz. Tamamlama programlarının çoğunda 10 ile 20 tane arasında dersler verilirken, Elektrik ve Elektronik ile ilgili tamamlama programlarında 3, 4 ya da 6 ders verilmiştir. Sadece 3, 4 ya da 6 ders alarak teknik öğretmenlikten mühendis unvanı almak eğitimin ölçme ve değerlendirme ilkeleri açısından adaletli bir durum olmaz. Ayrıca tamamlama programlarını hazırlayan alt komisyon üyelerinden diğer programlarda en az bir tanesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi olurken, Elektrik ve Elektronik ile ilgili tamamlama programlarındaki alt komisyon üyelerinden birisi Teknik Eğitim Fakültesi diğeri de Teknoloji Fakültesi öğretim üyesidir. Teknik öğretmenlere mühendislik tamamlama eğitimi yoluyla mühendislik unvanı verilmesi uygulaması 1992 yılında çıkan bir yönetmeliğin gereğidir. Fakat uygulama esasları yanlıştır. Böyle bir yönetmeliği çıkaranlar, yıllarca buna sessiz kalanlar ve mevcut haliyle uygulamaya koyanların vicdan muhasebesi yapması gerektiğini düşünüyoruz.”
“Hiçbir Doğru Tarafı Yok”
Prof. Yakup Demir, teknoloji fakülteleri kurulması ve mezunlarına mühendis unvanı verilmesini de eleştirirken, uygulamanın hiçbir doğru yanının bulunmadığının altını çizdi:
“Teknik eğitim fakülteleri kapatılarak teknoloji fakülteleri kurulmasının, İki fakülte mezunlarına da mühendis unvanı verilmesinin, teknik öğretmenlere mühendislik tamamlama eğitimi yoluyla mühendislik unvanı verilmesinin ise başta eğitim müfredatları olmak üzere mühendislik eğitimi ve uygulamaları açısından incelenecek ve konu hakkında yorum yapılabilecek hiçbir doğru tarafı yoktur. Baştan sona yanlış düşünülmüş ve uygulanmaktadır. Tamamen Teknik Eğitim Fakültelilerin isteği doğrultusunda kararlar alınmıştır ve uygulamaya geçilmiştir. Mühendislik fakülteleri ve bölümleri yok sayılmış, görüşleri dahi alınmamıştır. Tamamen tek taraflı alınan kararların sonucu olan bu uygulamaların tartışılması bile yanlıştır.
İki fakülte arasındaki farklardan bahsedebilmek ve karşılaştırma yapabilmek için belli düzeyde benzerliklerinin olması gerektiği kanısındayız.
Sonuç olarak tüm bu yapılanlar; hem yıllarca ÖSYM tarafından yapılan sınavlardaki ölçme ve değerlendirme ilkelerine aykırıdır, hem de mühendisçe bir yaklaşımdan çok uzaktır.”