Elektrik Mühendisliği · Sayı 435 · Ocak 2009

SU KİMSENİN MÜLKİYETİNE TERK EDİLEMEZ

Çevre ve iklim Haber ve etkinlik

Yıl
2009
Sayfa
1
Okuma süresi
3 dk
Görüntülenme
0

Konu

Çevre ve iklim

İlgili: Toplum, demokrasi ve emek, Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • 5. Dünya Su Forumu
  • suyun ticarileştirilmesi
  • su hakkı
  • özelleştirme
  • Hasankeyf
  • Munzur

Özet

5. Dünya Su Forumu'na karşı bir araya gelen örgütlerin yayımladığı sonuç bildirgesi, suyun ticarileştirilmesine ve özelleştirilmesine karşı çıkarak suyun temel bir hak olduğunu vurguluyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

5. Dünya Su Forumu’na karşı düzenlenen toplantının sonuç bildirgesini yayımladı…

Türkiye’de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde suyun ticarileştirilmesine karşı mücadeleler yürüten örgütler, Mart 2009’da İstanbul’da yapılacak olan 5. Dünya Su Forumu’na karşı eylem ve etkinlikleri ortaklaştırmak üzere 8-10 Kasım 2008 tarihinde İstanbul’da bir araya geldiler. Toplantının ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, “Toplumsal yaşamın ayrılmaz bir bileşeni olarak su, kapitalist devletler de dahil olmak üzere hiç kimsenin ya da kurumun mülkiyetine terk edilemez” saptamasıyla suyu ticarileştirme politikalarına ve Dünya Su Forumu’na karşı çıkıldı.

Bildirgede, suyun insanlığın da parçası olduğu ve doğaya ait olduğuna dikkat çekilerek, suyun nasıl ve hangi koşullar altında kullanılacağının “yaşam” temeliyle belirlenmesi gerektiği anlatıldı. Bu çerçevede “seçilmişler, özel çıkar sahipleri ya da suyu sermaye birikimi için talep edenler” tarafından suyun kullanımının belirlenmesine itiraz edildi. Bu konuda hak ve söz sahibi olanların, suyu satılabilir bir mal olarak görenlerin değil, suyu beslenme, temizlik ve hijyen gibi temel yaşamsal ihtiyaçları için talep edenlerin olduğu vurgulandı.

Bildirgede, 5. Dünya Su Forumu için Türkiye’nin Hükümeti’nin milyonlarca Euro kaynak ayırmasına yönelik itiraz da şöyle ortaya konuldu:

“Bütün dünyanın derin ve etkilerinin yıllarca devam edeceği belirtilen bir ekonomik bunalımdan geçtiği bugünlerde, Türkiye Hükümeti’nin Mart 2009’da yapılacak 5. Dünya

Su Forumu toplantıları için 17.5 milyon Euro bütçe ayırmasını kabul etmiyor, bunu düzenleyen yasanın derhal iptal edilmesi için sonuna kadar mücadele edeceğimizi duyuruyoruz. Dünya Su Forumu gibi, sadece kapitalist sınıfın yararına olan faaliyetlerin bedelinin halklara ödettirilmesini reddediyoruz.”

Suyun ticarileştirilmesine hizmet eden ve “kullanan-kirleten öder” ilkesine dayanan politikaların doğayı korumasının mümkün olmadığı belirtilen bildirgede, “sermayeyi kollayan, ama canlıların suya erişimini sınırlayan” politikaların kabul edilmediği kaydedildi. Kontörlü su sayaçları ve suyun maliyetini aşan fiyatlarla topluma verilmesinin de kabul edilemez olduğu vurgulanan açıklamada, “Çünkü yaşam için gereken su ticari bir mal değil, bir haktır” denildi. Suyun bir hak olduğunu, ancak bu hakkın kullanılabilir olması için maliyetin halklara yüklenmesi gerektiğini öne süren Dünya Su Forumu’na da bildirgede şöyle seslenildi:

“Başta su olmak üzere toplumsal emeğin ürünlerini, karşılanmayan tek bir ihtiyaç kalmayacak bir şekilde dağıtmayı bilmiyorsanız, bu işi bilenlere, yani bütün zenginlikleri üreten emeğe bırakın.”

Suyun ve enerjinin ticarileştirilmesi amacıyla kurulan ve kurulacak olan tüm barajlara karşı olunduğu ifade edilen bildirgede, ortak toplumsal kültürel mirasın vazgeçilmez mirası olan Munzur, Hasankeyf ve Karadeniz bölgeleri ile ilgili projelerin de durdurulması için mücadelenin sürdürüleceği bildirildi.

Bildirgede, mücadele başlıkları da şöyle ortaya konuldu:

“-Suya erişimi olmayan halkların yıllardır çekmekte olduğu insanlık dışı uygulamalara son vermek için, doğaya zarar vermeyen teknoloji ve buluşların uygulamaya konması için mücadele edeceğiz. -Bütün su havzalarının koruma altına alınması ve mevcut havza işgallerine son verilmesi için çalışacağız. -Yaşamlarını geçimlik tarım yaparak sürdüren küçük çiftçilerin, sulama kanallarına takılan kontör bedelleri altında bir kez daha ezilmesine seyirci kalmayacağız. Akarsuları, gölleri, göletleri şirketlere teslim ederek, sadece parası olan çiftçilerin suya erişimine neden olacak olan su özelleştirmelerine göz yummayacağız. -Suya ulaşamayanların, ‘sizi suya kavuşturacağız’ benzeri söylemlerle aldatılmalarına izin vermeyeceğiz. Dünya Su Forumu’nun tek derdinin suyun bir piyasa malı haline getirilmesi olduğu gerçeğini halklarla paylaşacağız. -Belediyelerin su hizmetlerinde görevli ücretlilerin işsizleştirilmesine ve güvencesizleştirilmesine karşı, ortak örgütlenmeler yoluyla mücadele edeceğiz. -Suyun ticarileşmesi sonucunda toplumsal ölçekte artacak zehirlenme, bebek ölümleri, salgın hastalıklar ve sakat doğumlar benzeri sağlık riskini önlemek amacıyla, ticarileşme sürecini bizden önce yaşayan ülkelerin örneklerini daha yakından izleyecek, gecikmeden toplumla paylaşacağız.” <

118 elektrik mühendisliği, 435. sayı, ocak 2009