Elektrik Mühendisliği · Sayı 435 · Ocak 2009
BAȘKENT’TEN AKP’YE DUR SESİ YÜKSELDİ
Toplum, demokrasi ve emek Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2009
- Sayfa
- 2
- Okuma süresi
- 4 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
İlgili: Mühendislik mesleği, meslek hakları ve istihdam, Oda ve TMMOB örgütsel yaşamı
Anahtar kelimeler
- AKP
- miting
- TMMOB
- KESK
- DİSK
- özelleştirme
Özet
TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu ve KESK Ankara Şubeler Platformu çağrısıyla düzenlenen ve emek örgütlerinin desteklediği mitingde zamlar, yoksulluk, yolsuzluk ve özelleştirmeler protesto edildi; EMO Ankara Şube Başkanı Ramazan Pektaş ile KESK ve DİSK temsilcileri hükümet politikalarını eleştirdi.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
BAŞKENT’TEN AKP’YE
DUR SESİ YÜKSELDİ
TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu ve KESK Ankara Şubeler Platformu’nun çağrısıyla düzenlenen, başta Ankara Tabip Odası, DİSK, Türk İş’e bağlı sendikalar ve şubeleri olmak üzere emek ve demokratik kitle örgütlerince desteklenen “Zamlara, Yoksulluğa, Yolsuzluğa, Hak Gasplarına Son Vermek İçin AKP’yi Durduralım” mitingi 18 Ekim 2008 tarihinde yapıldı.
Miting için saat 12:00’den itibaren Sıhhiye Toros Sokak’ta toplanmaya başlayan katılımcılar “Yolsuzluğa, yoksulluğa zamlara hak gasplarına AKP’ye dur diyelim” pankartı açtı. “Zam, zulüm işkence, işte AKP”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz”, “AKP’den hesabı emekçiler soracak”, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Yaşasın iş, ekmek, özgürlük mücadelemiz” şeklinde sloganlar atılarak Kolej Kavşağı’na yürüyüş gerçekleştirildi. TMMOB, grevdeki Tega işçileri, Ankara Üniversitesi Meclisi Tadal İşçileri, Türk-İş’e bağlı sendikalar, DİSK, KESK Ankara Şubeler Platformu ve KESK’e bağlı sendikalar, öğrenci ve veli dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şubesi ile Halkevleri mitinge katıldılar. Mitingte, KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hasan Karakaya, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Ramazan Pektaş ve DİSK Bölge Temsilcisi Kani Beko konuştu. Konuşmaların ardından üzerinde AKP amblemi bulunan balonlar patlatılırken, katılımcıların ellerindeki kırmızı kartları havaya kaldırarak AKP uygulamalarını protesto etmeleri miting alanında renkli görüntüler yarattı. Miting, Grup Konuk’un türküleri
KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hasan Karakaya, “arka arkaya gelen zamlardan, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası SSGSS) Yasası ile tüm toplumun hakarının çalınmasına, eğitim ve sağlığın parası olanlar için hak’ yapılmasına” kadar uzanan uygulamalarla AKP’nin craatını ortaya koydu. AKP yöneticierinin arka arkaya çıkan yolsuzluk dosyalarına atıfta bulunan Karakaya, Deniz Feneri örneğini verdi. Tüm emek e demokrasi güçleri ile birlikte ortak
138 elektrik mühendisliği, 435. sayı, ocak 2009
bir mücadele hattının kaçınılmazlığına dikkat çeken Karakaya, “AKP’yi durdurmak için şimdi yan yana, omuz omuza mücadele yürütmek” gerektiğini söyledi. Karakaya, “Şimdi yolsuzlukları, hayali ihracatları, tarikatları, cemaat örgütlenmelerini, zamları, hak gaspları ile AKP Hükümeti’ni ve çeteleri, mafyası, kontrgerillası ile bu çürümüş düzeni değiştirme zamanıdır” diye konuştu.
“Fatura Emekçilere Kesilmek İsteniyor”
DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Kani Beko, Emekli-Sen ve Genç-Sen’e açılan kapatma davalarını eleştirerek, krizin faturasının işçilerin sırtına yıkılmak istenmesine karşı mücadele yürüten Birleşik Metal-İş’e destek çağrısı yaptı. İMKB ve bazı sektörlerin yabancıların eline geçtiğini anlatan Beko, “Türkiye, adeta bahis alanına dönüştü” dedi.
Halkın Değil, Sermayenin Hükümeti
Kani Beko’dan sonra söz alan TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş, “Kendilerine ak diyenler, iktidara geldikleri günden beri halkın değil sermayenin hükümeti olduğunu her fırsatta göstermekten çekinmemiştir” dedi. Hükümetin pervasızlığının ülkeyi siyasi ve ekonomik anlamda bir uçuruma sürüklediğine dikkat çeken Pektaş, “Onlar sadece babalar gibi satarım diyerek kamu mallarını yağmalamaya, yandaşlarının yolsuzluklarını örtbas etmeye, kentsel dönüşüm adı altında rantsal dönüşüm yaparak kentleri talan etmeye, becerikli tüccar kılığında ülkemizin bugününü ve geleceğini satmaya, liyakata değil tarikata endeksli kadrolaşmalar oluşturmaya devam etmişlerdir” diye konuştu.
Kendilerine “ak” diyenlerin ne kadar ak olmadıklarını sağır sultanların bile duyduğunu söyleyen Pektaş, yardımlarla oy avcılığı yapılmasını şöyle eleştirdi:
“Takke düşmüş kel görünmüştür. Toplumu bir yandan yoksullaştırarak yardıma muhtaç bireyler topluluğuna dönüştürmüşler, diğer yandan da onlara yardım adı altında seçmen bağımlılığı yaratma yöntemleri ve toplanan yardımları hortumlama yöntemleri ile yolsuzluklar tarihine altın harflerle isimlerini yazdırmışlardır. Sosyal devleti küçülten bütün hükümetler kendi banka hesaplarını büyütmüşlerdir. Yüz binlerce insan açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilmişken, bu sefaletin sorumluları yoksullara yiyecek yardımını marifetmiş gibi afişlerle duyurmakta, seçim dönemlerinde kömür, patates, makarna dağıtarak oy avcılığı yapmaktadır. Alttakilere din iman, üsttekilere han hamam anlayışı ile din sömürüsü yapılarak bütün bu uygulamalar gizlenmeye çalışılmıştır. Bu anlayışın öncülleri de benzer yöntemleri uygulamıştı, görünen odur ki boynuz kulağı geçmiştir. 80’li yıllarda askeri darbe koşullarında, düşünmek yasaklanırken çalmak serbest bırakılmış, bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler denilerek neo-liberal politikalar uygulamaya konulmuştu. Rasyonellik yalanları ile kamu mal ve hizmet üretim araçlarının sermaye sınıfına peşkeş çekilmesinin kapısı açılmıştı. AKP hükümetleri döneminde bu kapıdan geçilerek kamusal varlıklardan ‘Telekom, Elektrik Dağıtım Şirketleri, Gaz Dağıtım Şirketleri, Hastaneler, Eğitim Sistemi, Sosyal Güvenlik Sistemi, Hazine arsaları’ da sözde serbest piyasanın sofrasına servis yapılmıştır.”
Özelleştirmelerin toplum vicdanında sorular yarattığına, yandaşların kollandığı kanısının toplumda yer ettiğine de işaret eden Ramazan Pektaş, kapitalizmin yaşadığı krizi değerlendirerek, özgürlük ve demokrasi mücadelesi için çağrıda bulundu:
“Bugün kapitalizmin balonu patlamış yani kapitalist sistemin finansal
krizi açığa çıkmıştır. Kapitalist sermayeye emanet edilen ekonomi, üretime dayalı ekonomi yerine spekülasyona ve ranta dayalı bir anlayışla yapılandırılmıştır. Gerçek hayatta karşılığı olmayan mal ve hizmetlerin ekonomisi sonunda iflas etmiştir. Ancak kapitalizm bu krizini bile emekçilere fatura etmenin yollarını aramaktadır. Bugün dünya emekçi halklarının en önemli görevlerinden biri kapitalizmi çıkardığı krizde boğmaktır. Bunun en önemli aracı da kendilerine evrenin efendileri diyen sermaye sınıfına karşı örgütlü mücadele etmektir. Bugün, savaş tamtamları ve çığlıkları yerine demokrasi, hukuk devleti düzeni ve özgürlük söylemlerini daha gür bir sesle dile getirmenin zamanıdır. Şimdi kendisi biat ederken halka karşı baskıcı ve otoriter bir yönetim anlayışını hayata geçirenlere karşı, özgürlük ve demokrasiyi; ırkçı, şoven ve dini anlayışların beslediği linç kültürüne karşı, bir arada kardeşçe ve barış içinde yaşamayı savunma zamanıdır. ‘Geceler gülmek yasaksa bize/ Bize şehirlerce gülmek yasaksa/ Geceleri de değiştiririz/ Şehirleri de’ diyen ozanın sözlerine kulak vererek, geceleri ve şehirleri değiştirmek için yürüyüşe başlamak için bekleyecek zaman yok artık. Hepimizin geceleri, şehirleri ve dünyayı değiştirme mücadelesinde yolumuz açık olsun.” <
elektrik mühendisliği, 435. sayı, ocak 2009 139