EMOENERJİ Toplumsal Haber ve Araştırma Dergisi · Sayı 2 · Haziran/2007
GARİP BİR ENERJİ SEKTÖRÜ YARATILDI
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme Haber ve etkinlik
- Yıl
- 2007
- Sayfa
- 12
- Okuma süresi
- 16 dk
- Görüntülenme
- 0
Konu
Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme
İlgili: Elektrik üretimi ve santraller, Sanayi, teknoloji politikası ve kalkınma
Anahtar kelimeler
- BOTAŞ
- Uluslararası Doğalgaz Kongresi
- MMO
- TMMOB
- doğalgaz özelleştirmesi
- enerji arz güvenliği
Özet
MMO tarafından düzenlenen Uluslararası Doğalgaz Kongresi'nde Türkiye'nin doğalgaz bağımlılığı, BOTAŞ'ın özelleştirilmesi tartışmaları ve enerji politikaları ele alındı; TMMOB ve MMO başkanları özelleştirme ve dışa bağımlılık politikalarını eleştirdi.
Tam metin
Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.
MMO tarafından çUluslararası Doğalgaz Kongresi ve Sergisi 2007p yapıldıe
*$5İ3%İ5(1(5-İ 6(.7°5¶<$5$7,/',
Makina Mühendisleri Odası'nca (MMO) 3-5 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen çUluslararası Doğal- gaz Kongresi ve Sergisipne, elektrik üretiminde doğalgaza olan bağımlılık, yakın dönem için öngörülen elektrik açığı ve doğalgaz bağımlılığının daha da artma riski damgasını vururken, BOTAŞ'ın özelleştirilmesi konusun- da kamuda oluşan görüş ayrılığı gün yüzüne çıktı.
Kongre'de Türkiye'nin doğalgaz sek- törünün yeniden yapılandırılması ve
doğalgaz politikaları tartışılırken, sek- tördeki kamu kuruluşu olan ve Bakü- Tiflis-Ceyhan (BTC) gibi uluslarara- sı projeleri başarıyla tamamlamış olan BOTAŞ'ın içinde bulunduğu büyük mali sıkıntı ve kuruluşun karşı karşıya bulunduğu büyük sorunların çözümü de masaya yatırıldı.
Kongre Yürütme Kurulu Üyesi Oğuz Türkyılmaz tarafından açılan Uluslararası Doğalgaz Kongresi'nin açılış konuşmalarını, MMO Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz,
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, BOTAŞ Genel Mü- dür Vekili Saltuk Düzyol ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Bekir Aksoy yaptı.
Enerji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Aksoy, BOTAŞ'ın uluslararası konu- munun sürdürülmesi ve uluslararası müteahhitlik birikiminden yararlanıl- ması gerektiğini kaydetti. Son 10 yılda tüketimi en çok artan enerji yakıtının doğalgaz olduğuna dikkat çeken Ak- soy, son 10 yılda doğalgaz tüketiminin
Makina Mühendisleri Odas×·nca 3-5 May×s tarihleri aras×nda düzenlenen ´Uluslararas× Doùalgaz Kongresi ve Sergisi 2007µ Türkiye·nin artan doùalgaz baù×ml×l×ù× ve yaklaüan elektrik aç×ù× riski uyar×lar×na sahne olurken, BOTAû·×n özelleütirilmesi konusunda kamuya da yans×yan görüü ayr×l×ù×n× gün yüzüne ç×kard×.
yüzde 40, sıvılaştırılmış doğalgaz ola- rak bilinen LNG'nin ise tüketiminin yüzde 100 arttığını ifade etti. Aksoy, bakanlığın doğalgaz politikalarını anlatırken, uluslararası doğalgaz ya- tırımlarında şimdiye kadar uygulanan çTransit Geçiş Hakkıp ücretinin yanı sıra bundan böyle doğalgaz ticaretin- den de pay alınmasına önem verile- ceğini söyledi. Müsteşar Yardımcısı Bekir Aksoy, Rusya ile 2003 Kasım ayında mevcut 3 doğalgaz anlaşması üzerinde varılan uzlaşmayla yüzde 85 olarak belirlenmiş, çal ya da ödep miktarının yüzde 75'e çekildiğini, anlaşmaların bitimine kadar toplam 40 milyar metreküplük kontrat mik- tarının düşürüldüğünü, bunun da bedel olarak maliyetinin 12 milyar doları bulduğunu bildirdi.
çBağımsızlığı Esas Alan Politikalar Uygulanmalıp
TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, enerji arz güvenliğinin dış politika unsuru ve stratejik öneme sahip olduğunu anımsattı. AB, Rusya, Po- lonya, Ukrayna ilişkilerine de dikkat çekerek, enerji kaynaklarının kont- rolü konusunda uluslararası çatışma
ve gerginliklerin gündeme geleceğini ifade eden Soğancı, şöyle konuştu:
çAvrupa Birliği'nin enerji temin politikalarında dördüncü arter olarak tanımlanan geçiş hattı da Türkiye'dir. Ülkemiz hem öz kaynakların kullanımında, hem de zengin enerji kaynaklarının, tüketimi yüksek Batı dünyasına ulaştırılmasında uluslararası geçiş yolu olma hususunda bağımsızlığı- nı esas alan politikalar oluşturmak ve izlemek zorundadır. Dünyada da, bir yandan hakim güç odakları arasında zengin petrol ve doğalgaz rezervlerinin kontrolüne yönelik çatışma ve gerilimler artmakta, ABD tarafından dünyanın enerji kaynakları açısından zengin böl- gelerinde askeri güç kullanımına gidilmektedir.p
AB'ye uyum ve AB merkezli bölgesel platformlar çerçevesinde enerji ala- nında ticarileştirme uygulamalarının sürdürüldüğünü anımsatan Soğancı, bu uygulamaların yarattığı tahribatı dile getirdi. Soğancı, sürdürülen politikalar konusunda eleştiri ve uyarılarını şöyle sıraladı:
çTürkiye, yeni liberal politikalar doğrultusundaki uygulamalarla enerji sektöründe ulusal ihtiyaçla- rının tam tersine gelişen bir sürecin içine sokulmuştur. Ülke ihtiyaçla- rına uygun programlar geliştiril- mesi yerine, enerji sektöründe her türden uygulama mözelleştirme' amacına tabi kılınmış, sektördeki kamu kurumları bu politikaların yaşama geçirilmesi amacıyla nitelikleri ve işlevleri açısından geriletilmiştir. Doğalgaz alım an- laşmaları ve özel sektör elektrik anlaşmaları her yönüyle kamu kaynaklarının yağmalanması an- lamına gelmiştir. Dünya Bankası ile başlayan, IMF, AB direktifleri ile devam eden mde-regülasyon' süreci, kamu kuruluşlarının içinin işlevsizleştirilmesi ortamı içinde sürdürülmüştür. mYolsuzluklar' söz konusu sürecin bir uzantısıdır. Özelleştirme ve liberalizasyon po- litikalarının ortaya çıkardığı belir- sizlik, risk ve çözümsüzlükler göz önüne alındığında, enerji altyapısı gelişkin olmayan ve yatırım ihti- yacı olan ülkelerin, önemli ölçüde kendisinin belirleyici olamayacağı dış unsurlara bağımlı hale geldiği
TMMOB Baükan× Soùanc×, enerji kaynaklar×n×n kontrolü konusunda uluslararas× düzeyde yaüanan gerginliklere ve enerjinin artan stratejik önemine dikkat çekerek, geçiü yolu konumunda olan Türkiye·nin baù×ms×zl×ù× esas alan politikalar uygulamas× gerektiùini bildirdi. Soùanc×, ´Küresel sermayenin aç×k, tek pazar hedefiyle örtüüen ve yine ulusal yürütmenin d×ü×nda Üözerk· kurullarca üekillendirilen bir küresel enerji politikas×na bütünleümeye çal×üan Ügarip· bir enerji sektörümüz var µ dedi.
görülmektedir. Sürdürülen poli- tikaların değiştirilmemesi duru- munda, Türkiye'nin sanayileşme ve kalkınma politikalarının ulusal çıkarlara uygun biçimde çizilebil- mesini güçleştiren bu durumun aşılabilmesi olanağı da bulun- mamaktadır.p
Türkiye'nin enerji alanını, çküresel sermayenin açık, tek pazar hedefiyle örtüşen ve yine ulusal yürütmenin dı- şında mözerk' kurullarca şekillendiri- len bir küresel enerji politikasına bü- tünleşmeye çalışan mgarip' bir enerji sektörüp olarak tanımlayan Soğancı, doğal tekel vurgusu yaparak, merkezi ve stratejik bir planlama gerekliliği- ni ortaya koydu. Soğancı, çÜlkenin enerji konusunda geleceği; günü -ve kendini- kurtarma peşinde olan siyasi karar vericilere, kendini doğası gere- ği- küresel sermayenin uygulayıcısı olarak gören üst kurul yöneticilerine, sadece kendi çıkarları penceresinden bakan belirli enerji kaynakları üzeri- ne örgütlenen üretici derneklerine, OSB yöneticilerine, nükleer lobilere bırakılamayacak kadar önem arz et- mektedirp diye konuştu.
Kamu Eliyle Yatırım Yapılmalı
MMO Başkanı Emin Koramaz, ka- musal planlama, kamusal üretim ve yerli kaynak kullanımını yok sayan özelleştirme politikalarından vazge- çilmesi gerektiğini söyledi. Bunun yerine kamusal planlamanın esas alınarak kamu eliyle yatırımların ya- pılması gerektiğini belirten Koramaz, çTürkiye'de enerji politikalarında te- mel kıstasa kamusal planlamaya dayalı temiz, ucuz ve yerli enerji olmalıdırp dedi.
.RUDPD]5XV\DYHİUDQnODEDğÜPOÜOÜğÜ D]DOWDFDNÁDOÜşPDODU\DSÜOPDVÜJHUHN WLğLQLLIDGHHGHUNHQo<HUOLGRğDOJD] DUDPD YH ÖUHWLP IDDOL\HWOHUL GHVWHN OHQPHOL GRğDOJD] GHSRODPD WHVLV \DWÜUÜPODUÜQD ĞQFHOLN YHULOPHOLGLU 0HYFXW GRğDOJD] DOÜP DQODşPDODUÜ \HQLGHQ JĞUÖşPH NRQXVX \DSÜOPDOÜ JD]ÜQÖONHOHUHVDWÜOPDVÜJLELÖONH
Rekabet Kurumu'ndan Mustafa Oğuzcan Bülbül:
Yeni doùalgaz temin anlaüma- lar× yaparken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, AB uygulamalar×na da paralel olarak, bu anlaümalarda son var×ü noktas× maddesi ile en çok kay×r×lan müüteri gibi 4054 say×l× Kanun·un 4. maddesine (Rekabeti s×n×rlay×c× anlaüma, uyumlu eylem ve kararlar) ayk×r× olan maddelerin bu sözleümelerde yer almamas×d×r. Bu sayede Türkiye, doùalgaz×n sadece naklini yapan bir ´transit ülkeµ olmaktan çok, şngiltere ya da Hollanda örneùinde oldu- ùu gibi, Orta Doùu ve Kafkaslardan gelen doùalgaz×n birçoùu AB üyesi olan üçüncü ülkelere sat×ü×n× gerçekleütiren bir enerji merkezi ülke olma üans×na sahip olabilecektir.
Avrupa Birliği Genel Sekreterliği AB Uzmanı Leyla Akşin:
Enerji baül×ù× mevzuat uyumu aç×s×ndan ülkemizin önemli ilerlemeler kaydettiùi bir alan- d×r. Ancak özellikle elektrik ve doùalgaz piyasalar×n×n serbest- leütirilmesi kapsam×nda uygu- lamaya iliükin sorunlar bulun- maktad×r. gte yandan AB·de de iç pazar×n oluüumunun yetersiz kald×ù× ve üye ülkelerin henüz hepsinin tam olarak ilgili mevzuat× uygulayamamakta olduùu da bir gerçektir. Bu çerçevede Komisyonun rekabeti saùlamak için yeni mevzuat önerileri haz×rlamas× gündeme gelmektedir. Ayr×ca, Avrupa Birliùi·nin son y×llarda ortak enerji politikalar× oluüturmak yönünde sarf ettiùi çabalar, ortak kurallar ve stan- dartlar belirleyen yeni mevzuat olarak karü×m×za ç×kmaktad×r. Bu kapsamda Mart 2007 tarihinde benimsenen enerji ve iklim deùiüikliùi paketinin özellikle etkili olacaù× düüünülmektedir.
PL]LQ DOH\KLQH şDUWODU LSWDO HGLOPH OLGLUp GL\H NRQXşWX (PLQ .RUDPD] $YUXSDnGDNL HQHUML DU] JÖYHQOLğL LOH LOJLOL DUD\ÜşODUD GLNNDW ÁHNHUNHQ 7ÖUNL\HnQLQSHWUROYHGRğDOJD]ERUX KDWODUÜLÁLQWUDQVLWÖONHROPDQÜQ\DQÜ VÜUD HQHUML WHUPLQDOL ROPD QLWHOLğL\OH MHRSROLWLN ĞQHPLQLQ DUWWÜğÜQÜ VĞ\ OHGL +HP ULVN KHP GH DYDQWDMODUÜQ EXOXQGXğXQX EHOLUWHQ .RUDPD] 7ÖUNL\HnQLQGRğDOJD]WHPLQND\QDN ODUÜQÜ ÁHşLWOHQGLUPHVLQLQ ĞQHPLQH GLNNDWÁHNWL.RUDPD]o%DşWD5XV\D ROPDNÖ]HUHÁHşLWOLÖONHOHUOH\DSÜODQ GRğDOJD]DOÜPVĞ]OHşPHOHULmWLFDULVÜUn LÁHUGLNOHUL JHUHNÁHVL\OH VÖUHNOL JL]OL WXWXOPDNWDYHNDPXR\XQGDQVDNODQ PDNWDGÜU<İ'YH<İX\JXODPDODUÜQÜQ VDNÜQFDODUÜ DÁÜN VHÁLN ELU şHNLOGH RUWD\DÁÜNPÜşNHQşLPGL(OHNWULN3L \DVDVÜ<DVDVÜnQGD\DSÜODQGHğLşLNOLNOH HOHNWULNÖUHWLPYHGDğÜWÜPWHVLVOHULQLQ Ğ]HO VHNWĞUH GHYUHGLOPHVL JÖQGHPH JHWLULOPLşWLUpGL\HNRQXşWX (PLQ .RUDPD] NHQWVHO GRğDOJD] GDğÜWÜP şLUNHWOHULQLQ WÖPÖ LÁLQ JH ÁHUOL RODFDN ÖONH ÁDSÜQGD ]RUXQOX X\JXODPDVÜ RODQ oİÁ 7HVLVDW 6HUYLV +DWWÜ ìHEHNH <DSÜP YH (QGÖVWUL\HO
7HVLV 'RğDOJD] 'ĞQÖşÖP ìDUWQD PHVLp EXOXQPDPDVÜQÜ HOHşWLULUNHQ o%X GXUXPGD KHU NHQW YH şLUNHWLQ X\JXODPDODUÜ IDUNOÜ RODELOPHNWHGLU +HUNHQWWHIDUNOÜX\JXODPDODUROGXğX JLELNHQWVHOJD]şLUNHWOHULQLQX\JXOD PDODUÜGD\HWHULQFHGHQHWOHQPHPHN WHGLUpGL\HNRQXşWX%D]ÜNHQWVHOJD] GDğÜWÜPşLUNHWOHULGHIDODUFDX\DUÜOPÜş ROPDVÜQD UDğPHQ oİÁ 7HVLVDW YH 6HUYLV+DWODUÜ6HUWLILNDVÜpDOPDNLÁLQ EDşYXUDQ ILUPDODUGDQ 002 600 %ÖUR 7HVFLO %HOJHVL LVWHQPHPHVL NRQXVXQGD ÜVUDU HWWLNOHULQL DQODWDQ .RUDPD]GRğDOJD]GDğÜWÜPşLUNHWOH ULQHşXX\DUÜGDEXOXQGX çDoğalgaz Piyasası Yasası ve bu Yasa'ya bağlı olarak çıkarılan yönetmelikler, bu sektörde hizmet veren kuruluşların diğer yasa ve yönetmeliklerden kaynaklanan sorumluluklarını ortadan kaldır- mamaktadır. Bu husus, EPDK'nın bir yazısı ile Odamıza da bildi- rilmiştir.p
Makina Mühendisleri Odası'nın bu konuda yaptığı çalışmaları da anla- tan Koramaz, kongrenin ardından alınacak görüş ve öneriler ışığında söz konusu şartna- melerin onaylanması e yayımlanması için
PDK'ya sunulacağı- ı bildirdi.
(OHNWULN¶UHWLPLİÁLQ RğDOJD] .XOODQÜPÜp DşOÜNOÜSDQHOGHGHNR XşDQ 002 <ĞQHWLP XUXOX %DşNDQÜ (PLQ RUDPD] 7ÖUNL\HnQLQ HNWULğL HQ SDKDOÜ\D UHWHQ ÖONHOHUGHQ ELUL OGXğXQX HOHNWULN UHWLPLQGH GRğDOJD]D QFHOLN YHUHQ EDşND LU ÖONH EXOXQPDGÜğÜ ÜVĞ\OHGL.RUDPD]DO DGDĞGHNRşXOOXX]XQ ÖUHOL GRğDOJD] DQODş PDODUÜQÜQ 7ÖUNL\HnQLQ HOHFHğLQHLSRWHNNR\ XğXQX EHOLUWLUNHQ
elektrik üretiminde doğalgaz kulla- nım oranını yüzde 25'lere çekilmesi gerektiğini kaydetti.
mDoğalgaz Tiryakiliğinden Mutluyum'
Kojenerasyon Derneği Başkanı Öz- kan Ağış ise, Koramaz'ın konuşma- sını çTanzimat Fermanı dozunda deklarasyonp olarak nitelendirirken, doğalgazın Türkiye'de kullanımının başlamasının nedenlerini anlattı. Ağış, doğalgazın hayatın içine gir- dikten sonra çtiryakilikp yaptığını belirtirken, şöyle konuştu:
çBen bu dertle o kadar mutluyum ki, sakın benim derdimi ortadan kaldırmaya çalışma, beni o za- man mutsuz edersin. Bu cazibeye kendini kaptıran sadece Türkiye değil, bütün dünya o cazibenin peşinden koşuyor. Bu cazibe ne- resinde? Temiz ve çevre dostu, pratik ve kullanışlı. Gelişen sosyal tercihlerinize uygun. Yüksek ve- rimli elektrik üretim sistemleri için en uygun yakıt. Doğalgaz yakan santralların kuruluş süreleri kısa, işletmeleri kolay, zamanında dev- reye girip çıkabiliyor. 7-8 dakika içinde işletmeye giriyor. 15 daki- ka sonra tam yüke ulaşıyor. Sera gazları salınımı linyit ve kömürün yaklaşık 3'te 1'i kadar. 25 yıllık gaz anlaşmasını bugün piyasaya çıksanız yapamazsınız, yapsanız da bu fiyatları uygulayamazsınız. Tenkit etmek yerine, al ya da öde hükümlerinin bize tazminat yaz- maması için ulus olarak ne yap- mamız lazım, bunun üzerinde yo- ğunlaşmamızın çok daha faydalı olacağı kanaatindeyim.p mYazın Çok Ciddi Krizler Yaşayacağız'
Elektrik Üreticileri Derneği'nden Ahmet Oktay Kavas da, elektrik üreticilerinin büyük kısmının doğal- gaz kullandığını anımsatırken, özel sektörü doğalgaz kullanımının ge- rekçelerini anlatarak savundu. Başta
su olmak üzere diğer kaynakların kullanımı konusunda özel sektörün değerlendirmesi için çaba olmadığı- nı ileri süren Kavas, kamunun fiyat uygulaması nedeniyle özel sektörün maliyetlerinin arttığını iddia etti. Ka- vas, 1 Temmuz kesintisinin sorumlu- luğunun özel sektör üzerinde kalma- sını hazmedemediğini söylerken, arz açığı nedeniyle doğalgaz da dahil yeni tesislerin devreye alınması gerektiğini belirtti. Kavas, çYatırım kararı alınsa bile bu yaz çok ciddi krizler yaşaya- cağız. Türkiye'yi gerçekten çok ciddi sıkıntılar beklemektedirp dedi.
EMO Yönetim Kurulu Başkanı Ke- mal Ulusaler ise, doğalgazın cazibe- sine ilişkin anlatımlara, mitolojiden Sirenler'in öyküsüyle şöyle yanıt verdi:
çSirenler gemiciler yaklaştığında en güzel şarkılarını söylemeye başlıyorlar. O sese doğru gidiyor ve karaya oturuyor. Doğalgaz çok pratik, çok temiz, çevre dos- tu. Ama bizim mi, nereden nasıl bulacağız, ulaşmak gerçekten kolay mı? Fiyatları sizin tespit etme olanağınız yokken bu işler güzellemeyle, türkü söyleme ile olmuyor. Minareden at beni yere düşerken tut beni. Tutabilirsen tut, tutabilene aşk olsun.p
Ulusaler, öncelikle Türkiye'nin kendi kaynaklarının ortaya konulması ve yol haritasının çizilmesi gerektiğini ifade ederken, bunu kimin yapacağı soru- sunun ortada kaldığını anlattı. Kemal Ulusaler, dengeleme ve uzlaştırma ile 1 Ağustos'tan itibaren özel sektörün belli fiyatları elde ederek, rahatladı- ğını anlatırken, çBir olay oluyor, 100 kuruluşluk fiyat 1.1 YTL'ye fırlatıyor. Genel Müdür diyor ki, Allah'tan 1.1 fiyat verdi 1000.1 fiyat verseydi Tür- kiye batmıştı diyor. Özel sektör bazı şeylerden şikayet etmiyor, sıkıntı duy- muyorsa, karşılıklı bir takım problem- leri çözmüşler.1 Temmuz'u yapmış yapmamışsın, ama senin defterine yazmış. Halkın defterine ne yazmış, bunu çok iyi değerlendirmek lazımp diye konuştu.
Uluslararası Kamu Hizmetleri Araştırma Birimi'nden Prof. Stephen Thomas:
Bir elektrik sisteminin tamamen çökmemesi için arz ve talebin her zaman dengede olmas× gerekmek- tedir. Üreticiler üzerinde denetimi olmadan, sistem operatörünün stok güvenliùini saùlamas× mümkün deùildir. Serbest piyasa, serbest giriü ve ç×k×ü× öngördüùü için üreticilerin ürünlerini pazarda sunmalar×n× zorun- lu hale getiremez. Gaz için, arz ve talebin denk olmas× gerekliliùi bu kadar üiddetli olmasa da yine de güçlüdür. Ürünlerin çoùu için, stoklar×n azl×ù× veya fiyatlar×n yüksekliùi duru- munda kullan×labilecek haz×r yedekler vard×r. Yedekleri kullanmaya geçme tehdidi, üreticiler üzerinde fiyat ve mevcudiyet konular×nda bir disiplin arac× olarak çal×ü×r. doùu kullan×m için, elektriùin yedeùi yoktur ve yedeklerin teorik olarak mümkün olduùu durumlarda bile, tüketiciler genellikle elektriùe kulland×klar× cihazlarla baùl×d×r. Gaz için, baz× durumlarda yedekler mümkün olsa da tüketiciler yine kulland×klar× cihazla gaza baùl×d×r. Modern toplum iüleyebilmesi için art×k güvenilir elektrik arz×na baù×ml×d×r. Elektrik sistemindeki bir hata, 2003 kesintilerinin aç×k olarak gösterdiùi gibi, an×nda ciddi refah ve ekonomik sorunlara ne- den olmaktad×r. doùu ürün için piyasa yetersizlikleri, yedeklerin ve stoklar×n kullan×m×yla dengelenebilir, fakat bu elektrik için mümkün deùildir. Sonuç olarak, elektrik talebi k×sa dönemde fiyat deùiüimiyle kolayca etki alt×na al×namaz. Rus gaz arz×ndaki kesintilerin yaratt×ù× sorunlar ak×llardad×r. Birbirine baùl× bir üebekede elektrik ve gaz standart ürünlerdir. Baüka bir firmaya geçmek daha iyi elektrik veya gaz üretmez. Bu yüzden piyasalar sadece fiyat etkisindedir ve ucuz elektrikten en çok kaza- nanlar ve en iyi anlaümaya ulaüacak olanlar, pazarl×k gücü ve yeteneùi olan büyük tüketicilerdir. Eùer piyasa düzgün üekilde iüliyorsa, fiyatlar önlenemez bir üekilde k×sa dönem marjinal maliyetine düüecektir ve bu da yeni yat×r×mlar× zorlaüt×racakt×r. Elektrik üretiminin ve gaz kullan×m×n×n çevreye olan etkisi geleneksel özel hususlar listesine eklenmelidir. Elektrik üretimi ve gaz×n yanmas×, sera gaz× sal×n×m×nda kilit rol oynamaktad×r ve iklim deùiüikliùini kontrol alt×na almaya çal×üan teüebbüsler elektrik ve gaz (ve ulaü×m) sektörüne odaklanmal×d×r. Piyasa gerekli olan sal×n×m azalt×lmas×n× saùlamayacak- t×r. Piyasa mekanizmalar× üimdiye kadar denenen ve tam bir çözüm önermeyen yöntemlerden biridir.
Genel Müdür Vekili Düzyol, kontrat devri zorlamasını eleştirirken, yasanın da değiştirilmesini istedie
%27$ìn7$1 6(577(3.İ
Makina Mühendisleri Odası tara- fından düzenlenen Uluslararası Do- ğalgaz Kongresi ve Sergisi 2007'ye katılan BOTAŞ Genel Müdür Vekili Saltuk Düzyol, kontrat devri uygula- masını eleştirirken, 4646 sayılı Do- ğalgaz Piyasası Yasası'nın BOTAŞ'a birkaç beden dar geldiğini söyledi. Düzyol, pek çok ülkede doğal tekel konumundaki operatörlerin pazar payının serbestleşme sonrası en faz- la yüzde 65'lere indirilirken, BOTAŞ
için yüzde 20 gibi gerçek dışı bir hedef konulduğunu kaydetti.
Dünya'nın hiçbir yerinde görülmeyen çkontrat devrip gibi uygulamaların BOTAŞ üzerinde denendiğini, ser- bestleşme sonrasında bu dev kurum için yüzde 20 gibi son derece gerçek dışı bir pazar payı hedeflendiğini bildirdi. Düzyol, yılda ortalama yüz- de 14-15'ler seviyesinde büyümekte olan ve henüz olgunlaşma seviyesine ulaşmamış olan Türkiye doğalgaz piyasasına yönelik 2001 yılında çıka- rılan 4646 sayılı Doğalgaz Yasası'nı eleştirerek, mutlaka değiştirilmesini istedi. Batı'nın uzun bir evrimsel süreçten geçirdikten ve yapılanma- sını büyük ölçüde tamamladıktan sonra piyasalarda uygulamaya baş- ladığı serbestleştirme politikalarının Türkiye'de alelacele uygulanmaya başlandığına dikkat çeken Düzyol, şunları söyledi:
çBatı uzun bir evrimsel süreçten ve yapılanmadan geçtikten sonra piyasalarını ve bu piyasalarda tatbik edilen düzenlemeleri esas almış, ancak Türkiye'de bu ya- pılırken söz konusu piyasalarda yaşanan evrimsel süreci ve koşulları gözardı eden bir yapı oluşturulmuştur. 4646 sayılı Ya- sa'da Dünya uygulamalarında çoğu kez önce özelleştirmelerin ve ardından serbestleşmenin olduğu, pek çok ülkede doğal tekel konu- mundaki sorumlu ve yükümlü operatörünün pazar payının ser- bestleşme sonrası en fazla yüzde
65'ler seviyesine indirildiği gözden kaçırılırken, ülkemizin sorumlu ve görevli operatörü BOTAŞ için, ser- bestleştirme sonrası yüzde 20 gibi son derece gerçek dışı bir pazar payı hedeflenmiştir. Bununla da yetinilmeyerek tam anlamıyla öl- çek ekonomilerinin geçerli olduğu ve bu nedenle şirketlerin birleş- meler ve devralmalar yoluyla büyümeye çalıştığı bir sektörde, sadece bir enerji köprüsü değil, aynı zamanda bir enerji adası ol- mayı hedefleyen ülkemizin ulusal şampiyonu olan BOTAŞ'ın, daha önce TPAO'ya yapıldığı gibi dikey bütünleşmiş yapısı bozularak, iletim, depolama ve ticaret şirketi şeklinde yeniden yapılandırılması ve sadece iletim kısmı kamunun elinde kalacak şekilde özelleşti- rilmesi öngörülmüştür.p
4646 sayılı Yasa, BOTAŞ'a Dar
BOTAŞ Genel Müdür Vekili Saltuk Düzyol, 4646 sayılı Yasa'nın BOTAŞ'a yeni alım kontratı yapma olanağı tanı- madığına dikkat çekti. Bu şekilde BO- TAŞ'ın doğalgaz ithalatındaki tekel konumunun sonlandırılması ve alım anlaşmalarından doğan çal ya da ödep riskinin azaltılmasının amaçlandığını, ancak piyasaya yeni girişlere bir dizi kısıtlama getireceğini anlatan Düzyol, şöyle konuştu:
çEnerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) iznine tabi düzenlemelerle, Dünya'da hiçbir örneği bulunmayan Kontrat Devri
uygulaması ile piyasaya herhangi bir arz fazlası yaratmadan yeni girişler yapılması sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu durum ikti- sadi anlamda serbestleşmeden umulan faydaların elde edilmesini neredeyse olanaksız kılmaktadır. Serbestleşmenin temel amacı pi- yasaya yeni girişler sağlanarak hakim konumundaki oyuncunun etkinliğinin azaltılması, artan re- kabet ile piyasanın daha verimli çalışır hale getirilmesi, arz fazlası yaratılarak fiyatların aşağıya çe- kilmesidir. Arz yönüyle bakıldı- ğında ise serbestleşmenin amacı, piyasada yeni girişlerle birlikte katma değer artışı sağlanarak, pastanın büyütülmesi ve büyüyen pastadan herkesin payını alması- dır. 4646 sayılı Yasa mevcut ha- liyle bu amaçları karşılamaktan oldukça uzaktır. Enerji alanında coğrafi avantajlarını kullanarak önemli bir oyuncu olmayı hedefle- yen ve mega projelere imza atma- ya hazırlanan ülkemize ve onun ulusal şampiyonu olan BOTAŞ'a birkaç beden dar gelmektedir. Bu nedenle mutlaka değiştirilmesi gerekmektedir.p
BOTAŞ Küresel Oyuncu Olmalı
Saltuk Düzyol, 2010 yılı sonrası için enerji alanında önemli bir aktör olma- ya hazırlanan Türkiye'nin içerisinde bulunduğu coğrafyada pazarlık gücü yüksek, dikey bütünleşmiş, büyük ve güçlü enerji şirketlerine sahip olması gerektiğinin altını çizerek, BOTAŞ'a küresel bir oyuncu olma şansının verilmesini istedi.
çBu piyasa, BOTAŞ gibi bir ulusal şampiyon öldürülmeden de pekala serbestleştirilebilir. Bu konuda sek- törü düzenleme ve denetleme yetki ve sorumluluğuna sahip EPDK'ya büyük görevler düşmektedirp diyen Düzyol, BOTAŞ dahil olmak üzere, teknik ve mali açıdan yeterli tüm isteklilere itha-
%27$ì6WUDWHMLYHİş *HOLşWLUPH'DLUHVL%DşNDQÜ 'U&HQN3DOD
Stratejik bir geçiü ülkesi olan Türkiye, ayn× zamanda geliütirilmeyi bekleyen enerji kaynaklar× aç×s×ndan potansiyel ve büyük bir enerji pazar× olmaya da adayd×r. Türkiye, öncelikle Orta Asya ve Hazar·dan saùlamay× planlad×ù× doùalgaz× Balkanlar üzerinden Bat× Avrupa·daki önemli talep merkezlerine ulaüt×rmay× planlanmaktad×r. AB ülkelerinin sona erecek gaz kontratlar×n×n yerini Türkiye üzerinden taü×nacak gazla ilgili anlaümalar alabileceùi gibi, AB·nin hedeflemiü olduùu serbest gaz piyasas× koüullar× oluütuùunda Avusturya, Yunanistan, ştalya dahil söz konusu ülkelerin devam eden al×m kontratlar×, rekabetçi fiyat koüullar× dahilinde yine Hazar ve Ortadoùu·da üretilen gaz ile yer deùiü- tirebilecektir. Türkiye burada hem çok önemli bir transit ülke konumuna kavuüarak büyük miktarlarda gaz×n topraklar× üzerinden taü×nmas×n× saù- layacak, hem de re-export yoluyla kendi kontratlar× kapsam×ndaki gaz× pazarlama imkan×na sahip olabilecektir. Projelerin Türkiye ekonomisine katk×s×n× Nabucco örneùi ile aktarmak faydal× olabilir. Nabucco Projesi, Türkiye içinde 2.5-3 milyar Euro mertebesinde bir yat×r×m ve onbinler- ce insana istihdam imkan× yaratarak gerçekleütirilecektir. Toplam tutar×n yüzde 70-80·inin yabanc× yat×r×m olacaù× ve boru hatt× iületmesinin BOTAû taraf×ndan yap×lmas× yoluyla saùlanacak transit gelir düüünüldüùünde, Na- bucco Projesi·nin BTC ham petrol boru hatt× gibi dünya çap×ndaki diùer boru hatt× projemizin getirileri ile k×yaslanabilecek makro ekonomik kazançlar× olacakt×r.
Platts Dergisi Enerji Güvenliği Uzmanı John Roberts:
Enerji, Türkiye, AB ve Rusya aras×n- daki iliükilerin temel öùesidir. Enerji anlaümalar×n×n bu üçgendeki üç taraf× da eüit ölçüde tatmin etmediùini farz edersek, temel sorun hangi yönde ikili enerji iliükilerinin geliüeceùidir. AB bak×ü aç×s×ndan, özellikle bir soru sorulmal×d×r: AB, Rusya ve Türkiye·nin her ikisinin de mevcut handikaplar×n× karü×lamaya muktedir olabilir mi? AB düüüncesinde, Türkiye kritik bir rol oynamaktad×r. AB·nin enerji politikas×, üu ana kadar d×üar× kaynaklar dikkate al×nd×ù×ndan, özellikle üç temel üzerine kurulmuütur: Kuzey Afrika·ya artan güven; Hazar gaz×na ulaümay× güvence alt×na almak ve LNG üzerine artan güven ile esneklik. Burada belirtilmeyen dördüncü bir temel daha vard×r: Nabucco boru hatt×n×n yap×m× aç×s×ndan, özellikle şran·dan saùlanacak, Ortadoùu boru hatt× gaz×na kap×y× aç×k tutmak. Enerji konusu AB-Türkiye iliükilerinde bu kadar önemli bir rol oynad×ù×ndan dolay×, Türkiye·nin geliütirdiùi enerji politikalar×n×n Türkiye·nin AB müzakereleri aç×s×ndan sonuçlar× vard×r. Eùer AB enerji güvenliùinde Türkiye·nin iübirliùini kazanmak istiyor ise, Türki- ye·nin AB·ye üyelik olas×l×ù×n× olumlu üekilde üu ana kadar belirttiùinden daha net üekilde ifade etmek zorundad×r ve eùer Türkiye AB·ye girmek için taü×d×ù× umudunu devam ettirmek istiyor ise özellikle Hazar·×n her iki k×y×s×ndan Avrupa·ya gaz taü×nmas× için transit sistemin geliütirilmesini dikkate alarak AB·nin enerji güvenliùi politikas×n× uygulamas× için çok olumlu bir rol oynamak zorundad×r.