EMOENERJİ Toplumsal Haber ve Araştırma Dergisi · Sayı 2 · Haziran/2007

ÇAKIROĞLU YASASI SAHİPLENMEDİ

Kahraman Yapıcı

Nükleer enerji Söyleşi

Yıl
2007
Sayfa
22
Okuma süresi
16 dk
Görüntülenme
0

Konu

Nükleer enerji

İlgili: Enerji politikası, piyasa ve özelleştirme

Anahtar kelimeler

  • TAEK
  • Okay Çakıroğlu
  • Akkuyu
  • nükleer santral yasası
  • uranyum fiyatları
  • Sinop

Özet

TAEK Başkanı Okay Çakıroğlu, nükleer santral kurulmasına ilişkin yasayı üstü kapalı biçimde eleştirerek santralların kamu tarafından yapılması gerektiğini savunuyor; EMOEnerji'nin sorularına Akkuyu, Sinop, uranyum fiyatları ve nükleer teknolojinin faydaları konusunda yanıtlar veriyor.

Tam metin

Metin PDF'ten otomatik çıkarılmıştır; tablo, şekil ve formüller eksik ya da hatalı olabilir. Özgün dizgi için PDF'e bakın.

TAEK Başkanı, nükleer güç santralları konusunda EMOEnerji'nin sorularını yanıtladıe

¡$.,52ï/8<$6$<, 6$+İ3/(10('İ

Kahraman Yapıcı

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Okay Çakıroğlu, hükümetin TBMM'den geçirerek, Cumhurbaşkanı'na gönderdiği ya- sayı üstü kapalı bir biçimde eleştirdi. Çakıroğlu, nükleer santralı kamunun yapması gerektiği görüşüyle de hem yasaya hem de hükümetin tercihine ters düştü.

Okay Çakıroğlu, Türkiye'nin geçmiş- te yaşadığı nükleer güç santralı satın alma girişimlerinin, çherhangi bir meta satın alır gibi ihaleyle nükleer santral satın almanın, işin doğasına aykırı olduğunu gösterdiğinip söyledi. çNükleer enerji kullanan ülkelerde ol- duğu gibi doğru olan önce devletin bir nükleer enerji ve teknoloji politikası oluşturması ve bu politika kapsamın- da bir nükleer enerji ve teknoloji plan ve programını başlatmasıdır. Nükle- er santral teknolojisinin seçimi de bu politika ve program çerçevesinde olmalıdırp diyen Çakıroğlu, TAEK'in böyle bir çalışma yaptığını ileri sürdü. Kamuoyuyla böyle bir çalışma payla- şılmazken, yasanın içeriğinin de bir planlamaya uygun olarak hazırlan- mamış olması hükümet düzeyinde böyle bir çalışmanın yapılmamış ol- duğunu ya da TAEK'in çalışmasının benimsenmemiş olduğunu gösterdi.

TAEK Başkanı'nın yasayı sahiplen- memesi de dikkat çekti. Çakıroğlu, çBu Kanun içerik olarak TAEK ile ilgili bir kanun değildir. Kanun sadece özel sektörün nükleer güç santralı kurmak istemesi durumunda yatırımcıların önünü açmak ve teşvik

etmek amacıyla hazırlanmıştırp dedi. Çakıroğlu, çnükleer enerji programı- nın en azından başlangıç döneminde kamunun işin içinde olması gerektiğip görüşünü bildirdi.

TAEK Başkanı Çakıroğlu, nükleer güç santralları olmadan nükleer teknolojide değişik uygulama alanlarına yönelme- nin mümkün olduğunu kabul ederken, çAncak dünyadaki uygulamalardan da açıkça görülmektedir ki nükleer güç santralları nükleer teknolojinin in- sanlığın hizmetine sunduğu en önemli ürünlerdendirp görüşünü savundu.

Akkuyu sahasına 1976 yılında veri- len lisansın halen geçerli olduğunu ve ancak güncellenmesi gerekli olan

nüfus gibi bilgilerin inşaat ve işletme lisansları sırasında güncelleneceğini aktaran Çakıroğlu, Ciner Grubu'nun başvurusunun yalnızca Akkuyu sa- hasında yer tahsisiyle ilgili olduğunu açıkladı. Ciner Grubu'nun lisanslama süreçlerine ilişkin başvurusunun he- nüz olmadığını kaydeden Çakıroğlu, Sinop sahasında da lisanslama ça- lışmaları kapsamında mikro deprem ölçümü ve değerlendirmesi yapıldığını bildirdi.

Nükleer enerji santrallarının kurul- masına ilişkin yoğun tartışmaların yaşandığı bir dönemde Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanı Okay Çakıroğlu, EMOEnerji Dergi- si'nin sorularını yanıtladı.

EMOEnerji: Uranyum fiyatlarında son dönemde yaşanan artışlar dikkate alındığında kaynak kullanımı açısından nükleer santralların enerji üretimi alanında maliyetinin de artacağını gösterdiğine ilişkin değerlendirmeye katılıyor musunuz?

Çakıroğlu: Uranyum madenciliği ile sağlanan yakıt dünyada halen iş- letmede olan 435 nükleer santralın yakıt gereksiniminin yaklaşık yüzde 60'ını karşılamaktadır. Geri kalan yakıt gereksinimi ise nükleer silah başlıklarından arta kalan stoklardan sağlanmaktadır. Dünyada yeniden nükleer enerji kullanımının büyük artış göstereceği ve buna paralel ola- rak nükleer yakıt (uranyum) gereksi- niminin de artış göstereceği kesindir. Bu nedenle dünyada mevcut uranyum madenlerinin üretim kapasitelerinin arttırılması gündemdedir. Günümüz- de 18 ülkede uranyum madenciliği ya- pılmaktadır ve bu ülkelerden Kanada ve Avustralya'da dünya uranyum üreti- minin yüzde 50'sinden fazlası gerçek- leştirilmektedir. Bu iki ülkeden sonra Kazakistan, Rusya, Namibya, Nijerya ve Özbekistan gelmektedir. Her do- ğal kaynakta olduğu gibi uranyum pazarında da yıllar içinde fiyat dal- galanmaları meydana gelmektedir ve bu normaldir. 1970'li yıllardaki yüksek fiyatlar 90'lı yılların başında düşüşe geçmiş ve hatta o yıllarda spot pa- zardaki fiyatlar madenlerdeki üretim maliyetinin altına düşmüştür. 1996 yılında spot pazardaki fiyatlar tekrar yükselmiş ve madenler karlı üretim yapabilir duruma gelmiştir. Tekrar bir düşüşten sonra 2003 yılından itibaren spot pazar fiyatları yükselme eğilimi göstermiştir ve bu durum günümüzde devam etmektedir. Ancak spot pazar fiyatları günlük tespit edilmekte ve yakıt tedarik anlaşmalarının uzun dönemli yapılması nedeniyle nükleer güç santralı işleticileri spot pazardan daha düşük fiyatlara uranyum alabil- mektedir. Spot pazar toplam pazarın yüzde 20'sinin altındadır. Uranyum pazarını fiyat bakımından yönlendiren

ana etken talebin artması ve arzın ta- lebi yakalayamamasıdır. Ancak dünya nükleer enerji kullanımına hızla yö- neldikçe, kuşkusuz, yeni madenlerin açılması ve mevcutların da üretim kapasitelerini arttırması mümkün olacaktır. Dünyada tahmin edilen rezerv miktarı 16 milyon tondur ve bugünkü tüketimle yaklaşık 250 yıl yeterlidir.

Uranyum fiyatlarındaki artışlar nükleer güç santrallarından elektrik enerjisi üretimi maliyetini çok olum- suz yönde etkilemeyecektir ve yakıt fiyat artışlarından az etkilenme, fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında, sadece nükleer enerjinin sahip olduğu bir avantajdır. Nükleer güç santralların- da yakıt olarak kullanılan uranyum fi- yatlarındaki artışların elbette elektrik üretim maliyetine bir etkisi olacaktır, ancak bu etki nükleer güç santralla- rının ucuz elektrik üretme avantajını ortadan kaldıracak düzeyde değildir. Zira nükleer yakıtın elektrik enerjisi üretimi maliyetindeki etkisi doğalgaz, kömür ve petrole göre çok daha az- dır. Nükleer yakıt maliyetinin elektrik üretim maliyetine olan etkisi yaklaşık yüzde 10-15 civarında iken bu oran

kömürde yüzde 30r40, doğalgazda ise yüzde 60 civarındadır. Uranyum maliyetinin nükleer yakıt üretiminin toplam maliyeti içindeki payı ise, bu- günkü pazar koşullarında, yüzde 25 kadardır. Böylece uranyum fiyatı iki katına çıktığında bunun yakıt mali- yetine etkisi yüzde 25 kadar olacaktır ve elektrik üretim maliyeti, bugünkü pazar koşullarında, sadece yaklaşık yüzde 2-3 (yaklaşık 0.1-0.2 cent/ki- lovatsaat) etkilenecektir. Örneğin; uranyum fiyatı 50 dolar/kilogramdan 100 dolar/kilograma çıktığında yakıt maliyeti toplamda (yakıt çıkarma, dönüştürme, zenginleştirme, imalat dahil) 0.5 cent/kilovatsaatten 0.625 cent/kilovatsaate çıkacaktır. Bu da elektrik üretim maliyetini 0.125 cent/ kilovatsaat kadar etkileyecektir.

Buradan da görüleceği gibi yakıt maliyetindeki artışlardan etkilenme alternatif fosil yakıtlı elektrik üretim teknolojilerine göre ihmal edilebile- cek kadar düşüktür. Ayrıca ülkemiz- de nükleer güç santralı kurulması durumunda spot pazar fiyatlarının daha da altında uzun dönemli yakıt tedarik sözleşmelerinin yapılacağını belirtmek de yerinde olur.

Santral Olmadan Teknoloji Mümkün

EMOEnerji: Türkiye'de var olan nükleer araştırma reaktörlerinin çalışma durumu nedir? Nükleer tıp gibi çeşitli alanlarda teknolojinin gelişimi için sizce nükleer enerji santralı kurulması şart mıdır?

¡DNÜURğOX ¶ONHPL]GH ÁDOÜşÜU GX UXPGD LNL WDQH DUDşWÜUPD UHDNWĞUÖ YDUGÜU%XQODUGDQELUWDQHVL7$(.nH EDğOÜ¡HNPHFH1ÖNOHHU$UDşWÜUPDYH (ğLWLP 0HUNH]LnQGHGLU ¡1$(0

GLğHULLVHİVWDQEXO7HNQLN¶QLYHUVLWH VLnQGHGLU¡1$(0nGHEXOXQDQ75 DUDşWÜUPDUHDNWĞUÖ\ÜOÜQGDQEHUL KL]PHWYHUPHNWHGLU$QFDN75UH DNWĞUÖ GHSUHP HWÖWOHUL QHGHQL\OH JHÁLFL RODUDN LşOHWPHGHQ ÁÜNDUÜOPÜş GDKD VRQUD GD GÖşÖN JÖÁWH LşOHWPH L]QLYHULOPLşWLU75UHDNWĞUÖWDVD UÜPĞ]HOOLNOHULEDNÜPÜQGDQGDKDÁRN UDG\RL]RWRSÖUHWLPLLÁLQNXOODQÜOPÜş WÜU1ÖNOHHUUHDNWĞUGHQH\OHULQGHGH ÁRNVD\ÜGDX\JXODPD\DSÜOPÜşYHQÖN OHHUUHDNWĞUWHNQRORMLVLQGHKHPELOJL ELULNLPLROXşWXUXOPXşWXUKHPGHEX UHDNWĞULOHÖQLYHUVLWHOHUHYHULOHQVWDM KL]PHWOHUL\OH SHUVRQHO HğLWLPL EDNÜ

PÜQGDQ LşOHYVHO ROPXşWXU İ7¶nGH NXUXOXEXOXQDQ75,*$0$5.,,WLSL DUDşWÜUPDUHDNWĞUÖLVHX]XQ\ÜOODUGÜU HğLWLPKL]PHWOHULYHUPHNWHGLU

Nükleer güç santralları nükleer teknolojinin bir ürünüdür ve elbette nükleer güç santralları olmadan da nükleer teknolojide değişik uygula- ma alanlarına yönelmek mümkün- dür. Ülkemizde 50 yıldır yapılan da budur. Ülkemizde nükleer güç santralı olmamasına rağmen nükle- er teknolojinin değişik alanlarında hizmet vermekteyiz. Buna en iyi örnek nükleer tıp alanındaki hiz- metlerdir. Örneğin, ülkemizde 300 civarında gama kamera bulunan nükleer tıp merkezi bulunmaktadır ve bu tesislerin lisanslama ve denet- leme hizmetleri TAEK tarafından verilmektedir. Ayrıca ÇNAEM'de yıllardır nükleer tekniklerin endüst- riyel uygulamasında ülkemize hizmet verilmektedir. Nükleer teknolojinin ülkemizde, tıp sektörünün dışında, gıdadan tarıma ve çevreye kadar pek çok alanda etkin uygulamaları vardır. Ancak dünyadaki uygulamalardan da açıkça görülmektedir ki nükleer güç santralları nükleer teknolojinin insanlığın hizmetine sunduğu en

ĞQHPOL ÖUÖQOHUGHQGLU =LUD QÖNOHHU JÖÁ VDQWUDOÜ WHNQRORMLVLQLQ VDGHFH EDVLWÁH HOHNWULN ÖUHWLP WHVLVOHUL ROD UDNJĞUPHN\DQÜOWÜFÜGÜU1ÖNOHHUJÖÁ VDQWUDOODUÜ\ÖNVHNNDOLWHYHJÖYHQOLN şDUWODUÜQÜ VDğOD\DQ WHVLVOHU ROGXğXQ GDQYHPDO]HPHGHQHQVWUÖPDQWDV\RQ YHNRQWUROHLQşDDWWDQHOHNWURPHND QLğHNDGDUSHNÁRNGLVLSOLQGH\ÖNVHN WHNQRORMLQLQ NXOODQÜOGÜğÜ YH EXQODUÜQ DUDNDVÜQGD ÁRN \RğXQ $U*H IDDOL \HWOHULQLQEXOXQGXğXWHVLVOHUGLU%LU ÖONHQLQ VDQD\L DOW\DSÜVÜQÜ WRS \HNÖQ ÖVWGÖ]H\HWDşÜPDGDĞUQHğLD]UDVWOD QÜODQELUWHNQRORMLGLU%XJÖQ$YUXSD %LUOLğL ÖONHVL RODQ ED]Ü ÖONHOHUGH ĞUQHğLQİVSDQ\D

ÖONHVDQD\LQLQ$% VWDQGDUWODUÜQD ÁDEXN DGDSWDV\RQXQ GDnOL\ÜOODUGDNXUXODQQÖNOHHUJÖÁ VDQWUDOODUÜQÜQ UROÖ ROPXşWXU .H]D *ÖQH\.RUHEXJÖQLOHULVDQD\LOHşPLş ÖONHOHUDUDVÜQGDVD\ÜOÜ\RUVDEXQGD \ÜOOÜNQÖNOHHUJÖÁVDQWUDOÜWHNQRORMLVL QLQUROÖEXOXQPDNWDGÜU*ÖQH\.RUH QÖNOHHUJÖÁVDQWUDOODUÜQÜEDşNDÖONH OHUGHQ DQDKWDU WHVOLPL VDWÜQ DODUDN EDşODPÜşDQFDNJÖQÖPÖ]GHQÖNOHHU VDQWUDO WHNQRORMLVLQGH DğÜU VDQD\L JHUHNWLUHQ NRQXODUGD GDKLO

GÖQ\D GDNLVĞ]VDKLELROPXşÖONHOHUDUDVÜQD JLUPLşWLU+DOHQLşOHWPHGHQÖNOHHU JÖÁVDQWUDOÜEXOXQPDNWDGÜU%LUGLğHU ĞUQHN¡LQnGLU+DOHQ¡LQnGHQÖN OHHUVDQWUDOYDUGÜUYHLONDşDPDGD ELQ PHJDYDW YH X]XQ YDGHGH GH ELQPHJDYDWQÖNOHHUNDSDVLWHSODQODQ PDNWDGÜU¡LQnLQJÖQÖPÖ]GHVDQD\L GHYHWHNQRORMLGHLOHULJLWPHVLQGHKLÁ NXşNXVX]QÖNOHHUWHNQRORMLQLQYHEX WHNQRORMLQLQ ELU ÖUÖQÖ RODQ QÖNOHHU JÖÁ VDQWUDOODUÜQÜQ UROÖ EXOXQPDNWD GÜU%HQ]HUGXUXPX+LQGLVWDQnGDGD JĞUPHNWH\L]%XJÖQGÖQ\DGDQÖNOH HU HQHUML ÖUHWLPLQLQ \Ö]GH nVÜ 2(&'Ö\HVLÖONHGHGLU$FDED]HQJLQ HNRQRPLVLJHOLşPLşVDQD\LOHşPLşEX ÖONHOHULQ GÖQ\DGDNL QÖNOHHU HQHUML NXOODQÜPÜQGD EÖ\ÖN ELU DğÜUOÜğD VD KLS ROPDVÜ WHVDGÖI PÖGÖU" (OEHWWH KD\ÜU

Ülkemizde nükleer güç santralları kurulduğunda, bu santralların tekno- lojisini edinmede ve ülke sanayimize uyarlamada gerekli olan kapsamlı bir

nükleer teknoloji programı uygula- nacaktır. Böylece ülkemizin nükleer teknolojide ileri ülkeler düzeyine gelmesi mümkün olabilecektir. Bu teknoloji ile yakıttan malzemeye, elektro-mekanikten elektroniğe ka- dar pek çok ana uzmanlık alanında ve bu alanların alt dallarında gelişme sağlanacaktır. Dünyadaki bilim ve teknolojide önemli gelişmeler hep öncü teknolojiler ile olmuştur; bu itibarla ülkemizde de aynı bilimsel ve teknolojik sıçramada hiç şüphesiz ki nükleer güç santrallarının da rolü büyük olacaktır.

Santralı Kamu Yapmalı (02(QHUML1ÖNOHHU*ÖÁ 6DQWUDOODUÜQÜQ.XUXOPDVÜ YHİşOHWLOPHVLLOH(QHUML 6DWÜşÜQDİOLşNLQ.DQXQnXQ KHUKDQJLELULKDOH\ĞQWHPL ĞQJĞUPHPHVLYHQÖNOHHU VDQWUDONXUDFDNODUDDOÜP JDUDQWLVLGDKLOROPDN Ö]HUHÁHşLWOLWHşYLNOHU YHULOL\RUROPDVÜQÜQDVÜO GHğHUOHQGLUL\RUVXQX]" 1ÖNOHHUVDQWUDO\DSÜPÜQGD ILQDQVPDQNRQXVXQGDDğÜU EDVWÜğÜEHOLUWLOHQNDPXĞ]HO RUWDNOÜğÜPRGHOLQHLOLşNLQ JĞUÖşOHULQL]LDODELOLUPL\L]" <DVDWDVDUÜVÜQDJĞUHQÖNOHHU IDDOL\HWOHUNRQXVXQGDD\UÜ ELUNXUXPNXUXOPDVÜQÜQ SODQODQGÜğÜJĞUÖOPHNWHGLU %XGXUXPGD7$(.nLQUROÖ QHRODFDNWÜU"7$(.YDUNHQ D\UÜELUNXUXPNXUXOPDVÜ JHUHNPHNWHPLGLU"

Çakıroğlu: Geçmişte ülkemizde nükleer güç santralı satın alma girişimleri olmuştur ve bu amaç- la ihaleler açılmıştır. Her şeyden önce bu deneyimler göstermiştir ki herhangi bir meta satın alır gibi ihaleyle nükleer santral satın almak işin doğasına aykırıdır. Nükleer enerji kullanan ülkelerde olduğu gibi doğru olan önce devletin bir nükleer enerji ve teknoloji politikası oluşturması ve bu politika kapsamında bir nükleer

enerji ve teknoloji plan ve progra- mını başlatmasıdır. Nükleer santral teknolojisinin seçimi de bu politika ve program çerçevesinde olmalıdır.

+ÖNÖPHWLPL]LQQÖNOHHUHQHUMLSURJ UDPÜ EDşODWPDVÜ NDUDUÜQGDQ VRQUD 7$(.\XNDUÜGDLIDGHHGLOHQQÖNOHHU HQHUML YH WHNQRORML SROLWLNDVÜQÜ ROXş WXUDUDN ÖONHPL]LQ QÖNOHHU WHNQRORML DODQÜQGDDWPDVÜJHUHNHQDQDDGÜPOD UÜEHOLUOHPLşWLU6RUXQX]GDEHOLUWLOHQ 1ÖNOHHU *ÖÁ 6DQWUDOODUÜQÜQ .XUXO PDVÜ YH İşOHWLOPHVL LOH (QHUML 6DWÜşÜ QDİOLşNLQ.DQXQVD\ÜOÜ(OHNWULN 3L\DVDVÜ .DQXQX JHUHğLQFH HOHNWULN ÖUHWLPL LÁLQ NXUXODFDN VDQWUDOODUÜQ Ğ]HOVHNWĞUHOL\OHNXUXOPDVÜJHUHNOL OLğL ÁHUÁHYHVLQGH KD]ÜUODQPÜşWÜU %X .DQXQ LÁHULN RODUDN 7$(. LOH LOJLOL ELUNDQXQGHğLOGLU.DQXQVDGHFHĞ]HO VHNWĞUÖQQÖNOHHUJÖÁVDQWUDOÜNXUPDN LVWHPHVL GXUXPXQGD \DWÜUÜPFÜODUÜQ ĞQÖQÖ DÁPDN YH WHşYLN HWPHN DPD FÜ\ODKD]ÜUODQPÜşWÜU%XQHGHQOHJHÁ PLşWHNDPXWDUDIÜQGDQQÖNOHHUVDQW UDO\DSÜOPDVÜDPDFÜ\OD\DSÜODQLKDOHOHU LOH\HQL.DQXQWDUDIÜQGDQĞQJĞUÖOHQ Ğ]HO VHNWĞU \DWÜUÜPODUÜ DUDVÜQGD ELU LOLşNL YH EHQ]HUOLN \RNWXU 'LğHU ELU GH\LşOHOLEHUDOSD]DUDVDKLSKHUÖONH GHROGXğXJLELĞ]HOVHNWĞUQÖNOHHUJÖÁ VDQWUDOÜNXUPDNLVWHUVHJHUHNOL\DVDO SURVHGÖUOHULL]LQYHOLVDQVJLEL

\H ULQHJHWLUPHNşDUWÜ\ODNXUDELOLU=LUD \DWÜUÜPÜ Ğ]HO şLUNHWOHU \DSDFDNWÜU *ÖQÖPÖ]GHEDşWD$%'ROPDNÖ]HUH ED]ÜÖONHOHUGHGHQÖNOHHUJÖÁVDQWUDOÜ NXUPDNLVWH\HQ\DWÜUÜPFÜODUDWHşYLNOHU YHULOHELOPHNWHGLU

Görüşümüz, nükleer enerji progra- mının en azından başlangıç dönemle- rinde kamunun işin içinde olmasıdır. Yeni Kanunda belirtilen TAEK'in ölçütleri ile ülkemizde nükleer güç santralı kurmak isteyen özel sektö- rün uluslararası normlara uygun ola- rak güvenli ve güvenilir bir nükleer reaktör teknolojisini kullanması ve ülkemizin teknoloji edinmesini ön- gören bir plan ve programla santral kurmasının sağlanması mümkün olacaktır. Bu sayede ülkemizin nük- leer güvenlik ve lisanslama yönünden

risklerle karşı karşıya kalması baştan önlenecektir.

Benzer şekilde yatırım modelinde kamu-özel ortaklığı da mümkündür.

Bugünden ayrı bir kurum kurulması yönünde bir karar yoktur. Ancak nük- leer enerji programının başlaması ile Türkiye Nükleer Düzenleme Kuru- mu kurulacak ve TAEK nükleer tek- noloji ve AR-GE konularında, yapıla- cak yeni düzenlemelerle, daha etkin ve verimli çalışır duruma gelecektir. TAEK, 50 yıllık geçmişiyle nükleer teknolojinin her alanında söz sahibi olmuş, deneyimli ve bilgili bir uzman altyapısına sahip; özellikle lisanslama ve denetim görevlerini yerine getir- mede, hiç kuşkusuz, deneyimli ve başarılı bir kuruluştur. Bu itibarla, TAEK bugün nükleer güç santralla- rının lisanslanması ve denetimi ko- nularında görevini yerine getirecek durumdadır.

EMOEnerji: Nükleer santral teknolojisi konusunda da çeşitli tartışmalar yürütülmektedir. Bir gazeteye verdiğiniz demeçte kaynar su reaktörlerini güvenli görmediğiniz, basınçlı su reaktörleri ile ilgilendiğinizi söylemiştiniz. Bu görüşlerinizin nedenlerini anlatır mısınız? TAEK'in nükleer santral teknolojileri konusunda Türkiye'nin koşullarını dikkate alarak yapmış olduğu bir araştırması var mıdır? Varsa bu araştırmanın sonuçları nelerdir?

Çakıroğlu: Dünyada son 50 yıldır kullanılan nükleer teknolojiler ge- nelde aynıdır, ancak her teknolojide olduğu gibi nükleer teknolojiler de evrimleşme süreci ile sürekli gelişim halindedirler. Günümüzde kullanılan nükleer güç santrallarına baktığımızda, yüzde 61 oranında basınçlı hafif-su reaktör tipinin, yüzde 21 oranında kaynar hafif-su reaktör tipinin, yüzde 10 oranında da basınçlı ağır-su reaktörünün kul-

ODQÜOGÜğÜ JĞUÖOÖU %X WHNQRORMLOHULQ KHSVL NHQGLQL NDQÜWODPÜş JÖYHQOL YH JÖYHQLOLUUHDNWĞUOHUGLU%XJÖQHNDGDU GÖQ\DGD\DNODşÜNELQUHDNWĞU \ÜOÜ DşNÜQ LşOHWPH GHQH\LPL ELULNLPL ROPXşWXU %X LşOHWPH GHQH\LPLQLQ \XNDUÜGDYHULOHQÖÁUHDNWĞUWHNQRORMLVL LOH VDğODQGÜğÜ DÁÜNÁD JĞUÖOPHNWHGLU 7$(.nLQ1ÖNOHHU*ÖÁ6DQWUDOODUÜQÜQ .XUXOPDVÜ YH İşOHWLOPHVL LOH (QHUML 6DWÜşÜQDİOLşNLQ.DQXQNDSVDPÜQGDNL JĞUHYLGÖ]HQOH\LFLYHGHQHWOH\LFLNX UXP ROPDVÜGÜU YH WHNQRORML VHÁPHN JLELELUJĞUHYL\RNWXU$QFDN7$(.nLQ HOEHWWH ÖONHPL]LQ QÖNOHHU DODQGDNL WHN X]PDQ NXUXOXşX ROPD YDVIÜ QH GHQL\OH QÖNOHHU UHDNWĞU WHNQRORMLOHUL LOH\DNÜQGDQLOJLOHQPHNYHJHUHNOLHWÖW YH GHğHUOHQGLUPHOHUL \DSPDN JĞUHYL ROGXğXQGDQ NRQXQXQ WHNQRORMLN WD UDIÜ\ODGDLOJLOHQPHVLGRğDOGÜU1ÖN OHHU*ÖÁ6DQWUDOODUÜQÜQ.XUXOPDVÜYH İşOHWLOPHVLLOH(QHUML6DWÜşÜQDİOLşNLQ .DQXQ NDSVDPÜQGD 7$(. WHNQRORML VHÁLPL\DSPD\DFDNDQFDNEHOLUOHGLğL ĞOÁÖWOHUOHNXUXODFDNVDQWUDOODUÜQXOXV ODUDUDVÜYHEDWÜQRUPODUÜQGDJÖYHQOL OLVDQVODQDELOLU YH JÖYHQLOLU ROPDODUÜ VDğODQDFDNWÜU

&LQHU/LVDQV'HğLO<HU 7DKVLVLİVWHGL

EMOEnerji: Teknoloji tercihi yapılmadan, ihale koşulları belirlenmeden, şirketlere lisans verilmesi mümkün müdür? Bu çerçevede Ciner Grubu'nun başvurusu hangi aşamadadır ve Sabancı Grubu'nun yapmış olduğu itirazı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çakıroğlu: TAEK'in nükleer güven- lik bakımından lisanslama sürecini başlatabilmesi için santral kurucu- sunun, ön güvenlik analiz raporuyla inşaat lisansı için, TAEK'e başvurma- sı gerekir. Böyle bir başvurunun ola- bilmesi için ise kurucunun bir santral yapımcısı firmayla mutlaka anlaşmış olması, diğer bir deyişle teknolojisini belirlemiş olması gerekir, zira böyle bir analiz raporu santral ile ilgili her tür teknolojik ayrıntıyı kapsar.

&LQHU *UXEXnQXQ EDşYXUXVX LVH VD GHFH$NNX\XVDKDVÜQGD\HUWDKVLVL\OH LOJLOLGLU 7$(. OLVDQVODPD VÖUHÁOH UL\OHLOJLOLEDşYXUXGDEXOXQDELOPHOHUL LÁLQ JHUHNOL ELOJLOHUL YHUPLş ROPDNOD ELUOLNWH EX EDşYXUX KHQÖ] JHUÁHN OHşPHPLşWLU 1ÖNOHHU *ÖÁ 6DQWUDO ODUÜQÜQ .XUXOPDVÜ YH İşOHWLOPHVL LOH (QHUML6DWÜşÜQDİOLşNLQ.DQXQnXQ\Ö UÖUOÖğHJLUPHVLLOHĞ]HONXUXOXşODUÜQ EX NDQXQXQ VDğODGÜğÜ RODQDNODUGDQ \DUDUODQDELOPHOHULQGH X\JXODQDFDN XVXOYHHVDVODUÁHUÁHYHVLQGHĞ]HOşLU NHWOHULQ X\DFDğÜ VÖUHÁOHU EHOLUJLQOLN ND]DQDFDNWÜU .DQXQGD EX NRQXGDNL VRUXPOXOXN(QHUMLYH7DELL.D\QDNODU %DNDQOÜğÜnQDYHULOPLşWLU

5DG\DV\RQ6HYL\HVL İVWDV\RQİOHİ]OHQL\RU

EMOEnerji: Türkiye'de radyasyon tehlikesine karşı kurulmuş ölçüm istasyonları ve uyarı mekanizmaları hakkında bilgi verir misiniz? Bu güvenlik önlemleri için Türkiye bugüne kadar ne kadar harcama yapmıştır?

Çakıroğlu: Ülkemizin potansiyel nükleer tehlikelere karşı önceden hazırlıklı olması yönündeki esaslar doğrultusunda, TAEK tarafından, 1986 yılından başlamak üzere, Rad- yasyon Erken Uyarı Sistemi Ağı (RESA) adı verilen bir sistem ku- rulması çalışmalarına başlanmıştır. Ülkemizi etkileyebilecek düzeyde radyasyon sızıntısı olması durumun- da uyarı verecek olan sistem, havadaki gama radyasyon düzeyindeki artışın algılanması esasına dayanır.

%X NDSVDPGD PHWHRURORMLN şDUWODU JĞ]ĞQÖQH DOÜQDUDN Ğ]HOOLNOH VÜQÜU ODUÜPÜ] ÁHYUHVLQGH ĞOÁÖP LVWDV\RQ ODUÜ NXUXOPDVÜ \ĞQÖQH JLGLOPLşWLU İVWDV\RQODUGD JDPD UDG\DV\RQ GR] KÜ]Ü ĞOÁÖPOHUL \DSÜOPDVÜ DPDFÜ\OD *HLJHU0ÖOOHU GHWHNWĞUÖ NXOODQDQ SRUWDWLI UDG\DV\RQ ĞOÁÖP FLKD]ODUÜ \HUOHşWLULOPLşWLU *ÖQÖQ WHNQRORMLN LPNDQODUÜ LOH EDşODWÜODQ EX ÁDOÜşPD ]DPDQ LÁHULVLQGH JHOLşWLULOPLşWLU *HOLşPH VÖUHFLQGH ĞOÁÖP FLKD]ÜQÜQ

daha kararlı çalışması, parametik tüm kontrollerinin bir merkezden yapılması, sürekli veri aktarımın te- min edilmesi ve bilgisayar kontrollü erişimin sağlanması hedeflenmiştir. Çalışma, TAEK'in sahip olduğu teknolojik imkanlar, cihaz üretimi, radyasyon ölçümü konularında sahip olduğu bilgi ve deneyim kullanılarak yapılmıştır. Üretilen yeni cihazların laboratuvar testleri (malzeme, sistem, sıcaklık, nem) yapıldıktan sonra arazi uygulamaları gerçekleştirilmiş, daha sonra pilot bölge uygulamaları ile ortam deneyleri yapılmıştır. Bu aşa- madan sonra planlı olarak Türkiye sathında 78 istasyonun kurulumu ta- mamlanmış ve halen çalışmaktadır.

0HW]DPRUnXQ.DSDWÜOPDVÜ İVWHQHPL\RU

EMOEnerji: Türkiye açısından ciddi tehdit olarak görülen Metzamor Santralı'na yönelik olarak TAEK'in bugüne kadar yaptığı herhangi bir araştırma ve kapatılması için herhangi bir girişim bulunmakta mıdır?

Çakıroğlu: Her biri 408 megavate- lektrik güce sahip WWER-440/230 tipi 2 üniteden oluşan Metzamor nükleer santralı, Ermenistan'ın başkenti Eri- van yakınlarında, sınırımıza yaklaşık 16 kilometre uzaklıktaki Metzamor sahasında bulunmaktadır.

Metzamor Nükleer Santralı'nın ilk ünitesi 1979 yılında, ikinci ünitesi ise 1980 yılında ticari işletmeye alın- mış ve Metzamor sahasına 90-100 kilometre mesafede meydana gelen Aralık 1988 Spitak depreminden son- ra, sismik güvenliğin yeterli seviyede olmadığı düşüncesiyle Mart 1989'da Rusya tarafından kapatılmıştır.

1993 yılında Ermenistan hükümeti enerji açığı gerekçesi ile 2. üniteyi tekrar açma kararı almış ve yapılan bazı iyileştirme çalışmaları sonrası üniteyi 1995'de devreye almıştır. Er- menistan elektrik ihtiyacının yaklaşık

yüzde 40'ını bu üniteden karşılamak- ta olup santralın 2016 yılına kadar ça- lıştırılması öngörülmektedir.

Yeniden çalıştırılması kararı alınma- sından itibaren TAEK, Metzamor Reaktörü'ne ilişkin gelişmeleri iz- lemeye ve gerekli önlemleri almaya başlamıştır.

Metzamor Reaktörü'nün tekrar açıl- ması konusu 1992 sonlarında günde- me gelmiş ve resmi olarak 1993 yılın- da beyan edilmiştir. TAEK, konunun ilk gündeme geldiği 1992 sonundan itibaren konuyu yakından incelemeye almış, Metzamor Reaktörü'nü teknik ve güvenlik açından inceleyen bir de doküman hazırlayıp Şubat 1993 tari- hinde yayımlamıştır. Bu dokümanda Metzamor Reaktörü'nün mevcut güvenlik seviyesinin uluslararası kabul görmüş güvenlik standartların öngördüğü seviyenin oldukça altında olduğunu belirtilmektedir. Bu ne- denle, ilgili devlet kuruluşlarımız çbu reaktörün gerekli güvenlik seviyesi yükseltme çalışmaları tamamlanmadan kesinlikle açılmaması gerektiği yönündep uluslararası platformlarda birçok girişimde bulunmuş, ancak bu baskılar sonuç vermemiş ve Metza- mor Reaktörü'nün 2. ünitesi çülkenin acil elektrik ihtiyacı olduğup gerekçe- siyle 1995 sonunda tekrar işletmeye alınmıştır. Metzamor işletmeye alınmadan önce, 1993-1995 arasında bazı iyileştirme çalışmaları yürütül- müştür. Bu süreçteki iyileştirme ça- lışmaları güvenlik iyileştirmelerinden ziyade tesisin 6 yıldır kullanılmaması nedeniyle oluşan problemlerin gide- rilmesi ve reaktörün işletilebilir hale getirilmesi amaçlı olmuştur. Güvenlik iyileştirmeleri ise başta sismik olmak üzere az sayıda hususu kapsamıştır.

Nükleer santralların güvenliğine iliş- kin tek uluslararası platform ülkemi- zin ve Ermenistan'ın da taraf olduğu toplam 54 üyeli Nükleer Güvenlik Sözleşmesi (NGS) platformudur. Bu sözleşmeye göre taraf ülkeler sahip oldukları nükleer santralları uluslararası standartlara uygun olarak

inşa edecek ve işletecekler, santral- ları buna uymuyorsa düzeltmek için gerekli tüm tedbirleri alacaklar, bu tedbirleri almak pratikte mümkün değilse veya alamıyorlarsa sorunlu santrallarını kapatacaklardır. Bu- nunla birlikte, Ermenistan NGS'nin 6. maddesinde varolan ç... reaktörü kapatmanın zamanı belirlenirken ekonomik ve sosyal etkilerinin ya- nısıra ülkenin enerji genel durumu ve muhtemel alternatifler de dikkate alınabilirp hükmünün getirdiği ola- naktan yararlanmaktadır. Sözleşmede bu hüküm var olduğu sürece, Erme- nistan reaktörlerinin bu sözleşme kapsamında kapatılması mümkün gözükmemektedir.

UAEA'nın Yaptırım Gücü Yok

Bu koşullarda sadece, reaktör gü- venliğinin mümkün mertebe iyileş- tirilmesi çalışmalarının daha ciddi ve süratli bir şekilde yapılmasına yönelik bir baskı sağlanabilmektedir.

NGS kapsamında sunulan bilgiler dışında, UAEA uzman heyetlerinin bu santrallarla ilgili çalışmaları da yakından takip edilmektedir. UAEA, kuruluş yasası gereği bu konularda herhangi bir yetkiye veya yaptırım gücüne sahip değildir. Sadece iyi- leştirme çalışmalarına teknik yardım sağlayabilmekte ve diğer yardımları koordine etmektedir.

Unutulmamalıdır ki, Metzamor'da bulunan WWER-440/230 reaktörleri, Rus yapımı olmasına karşın, Çerno- bil'de bulunan RBMK reaktörlerin- den tamamıyla farklıdır. RBMK'da ya- şananın benzeri bir kazanın WWER- 440/230 reaktörlerinde yaşanması fiziksel olarak mümkün değildir.

Yabancı Uzman Çalıştırılabilecek (02(QHUML%LUJD]HWHGH \HUDODQVĞ\OHşLQL]GH +DFHWWHSHYHİ7¶nQÖQ QÖNOHHUFL\HWLşWLUPHGLğLQL DQODWÜ\RUVXQX]%XHğLWLP \HWHUVL]OLğLQLVDSWDPÜş ELULVLRODUDN7ÖUNL\HnQLQ NHQGLSHUVRQHOLQLQDVÜO \HWLşWLUHFHğLQLDÁÜNODU PÜVÜQÜ]"

¡DNÜURğOX GÜU¶ONHPL]GHQÖNOHHUPÖKH NRQXVXQGDHğLWLPÁDOÜşPDOD X]DQPDNWDGÜU%DşWDİVWDQE ¶QLYHUVLWHVLLOH+DFHWWHS WHVLROPDNÖ]HUHED]Ü PL]GHQÖNOHHUPÖKH \ÖNVHN OLVDQV YH G \HWLşWLULOPLşWLU / VDKLSRODQWHN ¶QLYHUVLWHVLn SHN ÁRN +D 1ÖNOHHU ( PH]XQX GÜUYH JĞUH GLU (

doğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü altında da 1983 yılında nükleer mühendislik yüksek lisans programı açılmış daha sonra kapatılmıştır. Ancak bu üniversitede gerek Makine Mühendisliği gerekse de Fizik bölümlerinde nükleer alan- da dersler verilmektedir ve araştırma faaliyetleri sürdürülmektedir. En son Ankara Üniversitesi'nde Nükleer Bi- limler Enstitüsü açılmıştır ve TAEK ile birlikte Beşevler'deki yerleşkede faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu- nun yanında, yurtiçinde iş bulama- dığı için yurtdışına gitmiş pek çok bilim adamımız ve mühendisimiz de bulunmaktadır. Nükleer enerji programının başlaması ile yurtdı- şındaki uzmanlarımızdan da destek

OHHU*ÖÁ6DQWUDOODUÜQÜQ.XUXOPDVÜYH İşOHWLOPHVLLOH(QHUML6DWÜşÜQDİOLşNLQ .DQXQnXQ JHÁLFL nLQFL PDGGHVLQGH EXNRQXGDELUGÖ]HQOHPHJHWLULOPLş WLU%XGÖ]HQOHPHLOH\HUOLYH\DEDQFÜ X]PDQODUÜQNDGURNDUşÜOÜğÜDUDQPDN VÜ]ÜQ VĞ]OHşPHOL RODUDN ÁDOÜşWÜUÜODELO P

Akkuyu'da Güncelleme Gerekli

EMOEnerji: Akkuyu'nun uzun yıllar önce alınmış olan lisansının halen geçerli olması sizce doğru mu? Sinop'ta yürüttüğünüz çalışmalar hangi aşamadadır?

Çakıroğlu: Evet doğrudur. Akkuyu sahası 1976 yılında Atom Enerjisi Komisyonu tarafından lisanslanmış- tır ve bu lisans bugün de geçerlidir. Unutulmamalıdır ki Akkuyu sahası, lisanslanabilmesi için yaklaşık 4 yıl boyunca başta sismik olmak üzere Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın mevzuatına uygun biçimde incelen- miş ve değerlendirilmiştir. Akkuyu sahasıyla ilgili güncellenmesi gereken bilgiler (nüfus gibi) olmakla birlikte bu bilgiler yer lisansını değil, oraya kurulacak nükleer santralın inşaat ve işletme lisanslarını etkileyebilecek bilgilerdir ve bu lisanslar için başvuru yapılmadan önce kurucu tarafından güncellenecektir.

Sinop sahasında yürütülen çalışmalar devam etmektedir. Bu kapsamda, başlmak üzere pek çok kapsamlı çalışma rütülmektedir. Sinop Nükleer Tekji Merkezi (NTM) sahasının jeo- e deprem tehlike analizleri için yerbilim verilerinin (jeolojik, paleosismolojik) tespiti ile Sinop NTM sahasının m ölçüm ve değerlendir- ı başlatılmıştır. Sinop nde Temmuz 2006 ojik ve radyolojik zleme programı rogram çerçe- ğlı araştırma an uzmanlar itki, yüzey unelerin ile çev- fetiyle mleri